8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Ferman Yayınları Sayfa 40
Merhaba sevgili öğrencim. Ben Türkçe öğretmeninim. Seninle bu sayfadaki 6. ve 7. etkinlikleri birlikte inceleyip, nasıl yapman gerektiğini adım adım konuşacağız. Bu etkinlikler senin hem konuşma hem de yazma becerilerini geliştirmek için harika fırsatlar. Hazırsan başlayalım.
6. ETKİNLİK
Sınıfınızda “dostluğun değeri” konulu hazırlıklı bir konuşma yapınız. Konuşmanızda güdümlü konuşma stratejisini uygulayınız. Bu stratejiyi uygulayabilmek için konuşma öncesinde konuyla ilgili beyin fırtınası yapınız. Konuşmalarınızda uygun geçiş ve bağlantı ifadeleri kullanmaya özen gösteriniz.
ÇÖZÜM VE ANALİZ:
Sevgili öğrencim, bu etkinlikte senden bir konuşma yapman isteniyor. “Güdümlü Konuşma” demek, öğretmenin veya bir konunun belirlediği sınırlar içinde, belirli kelimeleri veya fikirleri kullanarak konuşmak demektir. Senin için harika bir konuşma taslağı hazırladım. Bunu sınıfta örnek alarak kullanabilirsin.
Adım 1: Beyin Fırtınası (Hazırlık)
Konuşmaya başlamadan önce aklımıza gelen kelimeleri not edelim. Bu kelimeler konuşmamızın iskeletini oluşturacak.
Anahtar Kelimelerimiz: Güven, paylaşmak, zor gün, sırdaş, destek olmak, aile.
Adım 2: Konuşma Planı
Konuşmanı giriş, gelişme ve sonuç bölümlerine ayırmalısın. Ayrıca “öncelikle, bununla birlikte, oysa, sonuç olarak” gibi geçiş ifadelerini kullanmalısın.
Adım 3: Örnek Konuşma Metni
Aşağıdaki metni yüksek sesle okuyarak prova yapabilirsin:
“Değerli Öğretmenim ve Sevgili Arkadaşlarım,
Bugün sizlere hayatımızdaki en önemli kavramlardan biri olan ‘Dostluğun Değeri’ hakkında konuşmak istiyorum.
Öncelikle, dostluk sadece birlikte oyun oynamak veya vakit geçirmek değildir. Dostluk, seçilmiş kardeşliktir. İnsan hayatında birçok arkadaşı olabilir ama gerçek dostların sayısı bir elin parmaklarını geçmez.
Bununla birlikte, gerçek bir dost, sadece iyi günümüzde değil, en zor günlerimizde de yanımızda olandır. Düştüğümüzde elimizden tutan, ağladığımızda gözyaşımızı silendir. Atalarımızın da dediği gibi; ‘Dost kara günde belli olur.’
Örneğin, bir derdimiz olduğunda hiç çekinmeden anlatabildiğimiz, sırlarımızı güvenle emanet edebildiğimiz kişiler gerçek dostlarımızdır. Onlarla paylaştıkça acılarımız azalır, sevinçlerimiz ise çoğalır.
Sonuç olarak, dostluk bir çiçek gibidir; ona sevgi ve güvenle bakarsak büyür ve güzelleşir. Hepimizin hayatında kıymetini bildiği gerçek dostlarının olması dileğiyle, beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.”
—
7. ETKİNLİK
Aşağıya “dostluk” konulu hikâye edici bir metin yazınız. Yazacağınız metinde öncelikle zaman, mekân, şahıs ve olay unsurlarını belirleyiniz. Ardından yazacağınız metnin serim, düğüm ve çözüm bölümlerinde anlatacaklarınızı planlayınız. Mümkünse metninizde günlük hayattan örnekler veriniz.
Metni yazarken yazım kurallarına uymaya özen gösteriniz. Bu amaçla yazım kılavuzundan yararlanabilirsiniz.
Yazdığınız metni yazım, noktalama ve anlatım bozuklukları açısından gözden geçirerek düzenleyiniz. Yazdığınız metni sınıfta arkadaşlarınıza okuyunuz.
ÇÖZÜM VE ANALİZ:
Şimdi de yazarlık yeteneğimizi konuşturma zamanı! Hikâye edici bir metin yazarken önce bir plan yapmamız gerekir. Senin için örnek bir hikâye kurguladım. Bu kurguyu inceleyip kendi cümlelerinle noktalı yerlere yazabilirsin.
Adım 1: Hikâye Unsurlarını Belirleme (5N 1K)
- Konu: Zor durumda kalan bir arkadaşa yardım etmek.
- Kişiler: Mert (başkahraman) ve Can (Mert’in en yakın arkadaşı).
- Mekân: Okul bahçesi ve sınıf.
- Zaman: Güneşli bir Salı günü, öğle teneffüsü.
- Olay: Mert’in beslenme çantasını evde unutması ve Can’ın bunu fark edip yemeğini paylaşması.
Adım 2: Yazı Planı (Serim – Düğüm – Çözüm)
- Serim (Giriş): Mert ve Can’ın okulda buluşması, havanın güzelliği.
- Düğüm (Gelişme): Yemek saati geldiğinde Mert’in çantasını unuttuğunu fark etmesi, üzülmesi ve utanması.
- Çözüm (Sonuç): Can’ın durumu anlaması, sandviçini bölüşmesi ve dostluğun öneminin vurgulanması.
Adım 3: Örnek Hikâye Metni
Aşağıdaki hikâyeyi kitaptaki boşluğa güzel bir el yazısı ile yazabilirsin. Başlık atmayı unutma!
PAYLAŞILAN SANDVİÇ
Güneşli bir Salı günüydü. Okulun bahçesi cıvıl cıvıl çocuk sesleriyle doluydu. Mert ve en yakın arkadaşı Can, her zamanki gibi teneffüs zilinin çalmasını heyecanla bekliyorlardı. Zil çalar çalmaz herkes beslenme çantalarını alıp çardaklara koştu.
Mert sırasının altına elini attığında büyük bir şaşkınlık yaşadı. Beslenme çantası yerinde yoktu! O an sabahki telaşla çantasını kapının önünde unuttuğunu hatırladı. Karnı çok acıkmıştı ama arkadaşlarına söylemeye çekindiği için sessizce bir köşede oturmayı tercih etti. Herkes neşeyle yemeğini yerken Mert, başını öne eğmiş, üzgün üzgün yerdeki taşları izliyordu.
Bu durumu fark eden Can, hemen Mert’in yanına geldi. “Neden yemiyorsun Mert?” diye sordu. Mert, durumu kısık bir sesle anlattı. Can hiç tereddüt etmeden gülümsedi ve çantasındaki büyük peynirli sandviçi çıkardı. Sandviçi tam ortadan ikiye böldü. “Bugün şanslı günümüzdeyiz, annem sandviçi o kadar büyük yapmış ki tek başıma bitiremezdim zaten,” diyerek yarısını Mert’e uzattı.
Mert, arkadaşının bu ince davranışı karşısında çok duygulandı. O gün yediği yarım sandviç, hayatında yediği en lezzetli yemek gibi gelmişti. Çünkü o sandviçte sadece peynir değil, sevgi ve dostluk da vardı. İki arkadaş karınlarını doyurup neşeyle oyuna daldılar.
Öğretmen Notu: Yazını yazarken cümlelerin büyük harfle başladığına ve cümle sonlarına nokta koyduğuna dikkat etmelisin. Şimdiden ellerine sağlık!