8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Ferman Yayınları Sayfa 287
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Ben 8. Sınıf Türkçe öğretmeniniz. Bana gönderdiğiniz bu güzel etkinlik sayfasını şimdi birlikte, adım adım inceleyip çözeceğiz. Unutmayın, bir metni anlamanın en iyi yollarından biri, onun yapı taşlarını, yani unsurlarını ve anlattığı temel sorunu kavramaktır.
Haydi gelin, bu etkinlikleri birlikte adım adım çözelim!
***
4. ETKİNLİK
Okuduğunuz “Pastör’ün Savaşı” adlı metindeki hikâye unsurlarını belirleyerek aşağıya yazınız.
Çözüm:
Sevgili arkadaşlar, bir hikâyeyi oluşturan temel unsurlar vardır. Bunlar; olayın geçtiği yer, geçtiği zaman, olayları yaşayan kişiler/varlıklar ve bu kişilerin başından geçenlerin sıralandığı olay örgüsüdür. “Pastör’ün Savaşı” metnini bu unsurlara göre inceleyelim.
Adım 1: Hikâye Unsurlarını Belirleyelim
Metni dikkatlice hatırladığımızda, bu unsurları kolayca çıkarabiliriz.
-
Yer:
Olayların geçtiği mekândır. Metnimizde olaylar ağırlıklı olarak Paris, Fransa‘da, özellikle de Pastör’ün laboratuvarında geçmektedir.
-
Zaman:
Olayların yaşandığı zaman dilimidir. Metindeki olaylar, kuduz aşısının bulunduğu 19. yüzyılın sonlarında (1885 yılı civarında) yaşanmıştır.
-
Kişiler/Varlıklar:
Hikâyedeki kahramanlardır. Bu metnin kahramanları şunlardır:
- Louis Pasteur: Metnin ana kahramanı, bilime adanmış bir bilim insanı.
- Joseph Meister: Kuduz bir köpek tarafından ısırılan küçük çocuk.
- Meister’in Annesi: Çocuğu için endişelenen ve onu Pastör’e getiren anne.
- Pastör’e Karşı Çıkan Doktorlar: Pastör’ün çalışmalarına şüpheyle yaklaşan, dönemin diğer tıp insanları.
- Kuduz Virüsü: Metindeki en önemli “düşman” varlık.
-
Olay Örgüsü:
Olayların başından sonuna kadar sıralanmasıdır. Kısaca şöyle özetleyebiliriz:
Kuduz bir köpek tarafından ısırılan Joseph Meister adlı çocuğun annesi, son bir umutla oğlunu bilim insanı Louis Pasteur’e getirir. Pastör, kuduz aşısını geliştirmiş ancak daha önce hiç insan üzerinde denememiştir. Büyük bir ahlaki ve bilimsel sorumlulukla karşı karşıya kalır. Çevresindeki diğer doktorların tepkisine rağmen, çocuğun hayatını kurtarmak için risk alır ve aşıyı uygulamaya karar verir. Günler süren endişeli bekleyişin sonunda, tedavi işe yarar ve küçük Joseph hayata tutunur. Bu olay, Pastör’ün ve modern tıbbın en büyük zaferlerinden biri olur.
***
5. ETKİNLİK
Okuduğunuz metinde anlatılan sorunu ve bu sorunun çözümü için ürettiğiniz farklı çözüm yollarını aşağıya yazınız.
Çözüm:
Arkadaşlar, iyi bir metin her zaman bir sorun veya bir çatışma üzerine kuruludur. Kahramanımız bu sorunu çözmek için mücadele eder. Şimdi metindeki temel sorunu ve aklımıza gelebilecek farklı çözüm yollarını düşünelim.
Adım 1: Metindeki Temel Sorunu Bulalım
Metinde anlatılan temel sorun, o dönemde tedavisi imkânsız olan kuduz hastalığına yakalanan bir çocuğun (Joseph Meister) ölümle burun buruna gelmesi ve Louis Pasteur’ün insan üzerinde hiç denenmemiş bir aşıyı kullanıp kullanmama konusundaki büyük kararsızlığıdır.
Adım 2: Metindeki Çözüm Yolu
Metinde bu sorun şöyle çözülüyor: Louis Pasteur, bütün riskleri ve eleştirileri göze alarak, bilime olan inancıyla aşıyı Joseph Meister’a uygular ve çocuğun hayatını kurtarır. Yani bilimsel cesaret ve insan sevgisi ile soruna çözüm bulur.
Adım 3: Farklı Çözüm Yolları Üretelim
Peki, Pastör başka ne yapabilirdi? Ya da bu sorun başka nasıl çözülebilirdi? Biraz beyin fırtınası yapalım:
-
Çözüm Yolu 1 (Risk Almamak):
Pastör, yasalara ve tıp kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalarak, “Bu aşı henüz insanlar için onaylanmadı, çok riskli.” diyerek tedaviyi reddedebilirdi. Bu durumda kendi kariyerini riske atmazdı ama çocuk büyük ihtimalle hayatını kaybederdi. Bu, güvenli ama acımasız bir çözüm olurdu.
-
Çözüm Yolu 2 (Sorumluluğu Paylaşmak):
Pastör, tek başına karar vermek yerine dönemin önde gelen doktorlarından bir konsey toplanmasını talep edebilirdi. Onlarla durumu tartışıp ortak bir karar alabilirlerdi. Ancak bu süreç çok uzun sürebilirdi ve çocuk için zaman daralıyordu. Bu, daha demokratik ama yavaş bir çözüm olurdu.
-
Çözüm Yolu 3 (Aileyi Bilgilendirip Kararı Onlara Bırakmak):
Pastör, aşıyla ilgili tüm riskleri ve belirsizlikleri (işe yaramayabileceğini, hatta durumu kötüleştirebileceğini) aileye detaylıca anlatıp, “Uygulayıp uygulamama kararı tamamen size ait.” diyebilirdi. Böylece ahlaki sorumluluğu aileyle paylaşmış olurdu. Bu, sorumluluğu dağıtan bir çözüm olurdu.
Umarım bu açıklamalar, etkinlikleri daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Unutmayın, okuduğumuz her metnin derinliklerinde keşfedilecek birçok katman vardır. Başka sorularınız olursa çekinmeden sorun!