6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 102
Merhaba sevgili 6. sınıf öğrencim! Bugün seninle beraber Türkçe kitabımızdaki “Söz Varlığımız” ve “Konuşalım, Anlatalım” bölümlerindeki soruları adım adım çözeceğiz. Unutma, her soruyu bir arkadaşınla sohbet eder gibi, anlayabileceğin bir dille açıklayacağım. Hadi başlayalım!
***
Söz Varlığımız
Bu bölümde, cümlelerdeki boşlukları kutucuklardaki uygun kelimelerle dolduracağız ve sonra da soruları cevaplayacağız. Kutucuklardaki kelimelerimiz: ancak, bununla birlikte, buna rağmen, fakat.
***
Soru 1: Yarın çok önemli bir sınavın var ……………. arkadaşların seni oyun için sokağa çağırıyor. Ne yapardın?
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu cümlede iki farklı durumu karşılaştırmamız gerekiyor: önemli bir sınavın olması ve arkadaşların seni oyuna çağırması. Bu iki durum birbiriyle biraz çelişiyor, değil mi? İşte bu tür zıtlıkları belirtmek için geçiş ve bağlantı ifadeleri kullanırız. Kutucuklardaki kelimelerden “buna rağmen”, “ancak” ve “fakat” kelimeleri bu tür bir zıtlığı, bir engeli veya bir karşıt durumu ifade etmek için çok uygun. “Bununla birlikte” ise daha çok ek bilgi vermek için kullanılır, bu yüzden buraya pek uymaz.
Ben bu boşluğu doldurmak için “buna rağmen” ifadesini seçeceğim. Çünkü sınavın olması senin için bir öncelik, arkadaşların çağırması ise başka bir durum. “Buna rağmen” diyerek bu iki durumu bağlıyoruz.
Peki, böyle bir durumda ne yapardım?
Adım 1: Öncelikle yarın çok önemli bir sınavım olduğu için sınavıma odaklanırdım. Başarılı olmak için ders çalışmam gerektiğini bilirdim.
Adım 2: Arkadaşlarıma durumu güzelce anlatır, sınavdan sonra onlarla daha uzun ve rahat bir şekilde oynayabileceğimi söylerdim.
Adım 3: Belki çok kısa bir mola verip onlarla sohbet eder, sonra dersimin başına dönerdim. Çünkü ders çalışmak benim için daha öncelikli olurdu.
Unutma, bazen eğlenceyi ertelemek, daha büyük bir başarıya ulaşmamızı sağlar!
Sonuç:
Yarın çok önemli bir sınavın var buna rağmen arkadaşların seni oyun için sokağa çağırıyor. Ne yapardın?
Cevap: Sınavıma hazırlanmaya devam eder, arkadaşlarıma durumu anlatıp sınavdan sonra onlarla oynamayı teklif ederdim.
***
Soru 2: Okuldaki voleybol kulübüne katılmayı çok istiyordun ……………. başvuru yapmayı erteledin ve başvuru süresini kaçırdın. Ne hissederdin?
Çözüm:
Canım öğrencim, bu cümlede de yine bir istek ile sonucun arasında bir zıtlık var. İstediğin bir şey var ama yaptığın bir hata yüzünden onu kaçırmışsın. Bu tür durumları bağlamak için “fakat”, “ancak” veya “buna rağmen” ifadelerini kullanabiliriz.
Ben burada “fakat” kelimesini kullanmayı tercih edeceğim. Çünkü “çok istiyordun” ile “başvuru yapmayı erteledin” arasında doğrudan bir karşıtlık var.
Peki, böyle bir durumda ne hissederdim?
Adım 1: Öncelikle büyük bir üzüntü ve pişmanlık hissederdim. Çünkü çok istediğim bir şeyi kendi hatam yüzünden kaçırmış olurdum.
Adım 2: Belki biraz kızgınlık da hissederdim, kendime kızardım “Neden erteledim ki?” diye.
Adım 3: Bu durumdan bir ders çıkarır, bir daha hiçbir şeyi son ana bırakmamam gerektiğini anlardım. Belki gelecek yıl için şimdiden plan yapmaya başlardım.
Bazen böyle üzücü durumlar bize önemli dersler verir, değil mi?
Sonuç:
Okuldaki voleybol kulübüne katılmayı çok istiyordun fakat başvuru yapmayı erteledin ve başvuru süresini kaçırdın. Ne hissederdin?
Cevap: Çok üzülür ve pişmanlık duyardım. Keşke zamanında başvursaydım diye düşünürdüm.
***
Soru 3: Sınıftaki bütün arkadaşlarınızın bir ay içinde okuması gereken bir kitap var ……………. kütüphanede bu kitaptan sadece üç tane var. Ne yapardın?
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu cümledeki durum da oldukça düşündürücü, değil mi? Bir yandan herkesin okuması gereken bir kitap var, diğer yandan bu kitaptan çok az sayıda var. İşte bu bir sınırlama veya olumsuz bir durum belirtiyor. Bu tür durumlarda “ancak”, “fakat” veya “buna rağmen” ifadelerini kullanabiliriz.
Ben burada “ancak” kelimesini kullanmayı uygun görüyorum. Çünkü “ancak” kelimesi, bir durumu açıklarken bir kısıtlamayı veya bir zorluğu ifade etmek için çok güzel kullanılır.
Peki, böyle bir durumda ne yapardım?
Adım 1: Öncelikle sınıf arkadaşlarımla bir araya gelip bu durumu konuşurdum. Nasıl bir çözüm bulabileceğimizi hep birlikte düşünürdük.
Adım 2: Kitapları sırayla okumak için bir okuma çizelgesi oluşturabilirdik. Herkesin kitabı belirli bir süre içinde okuyup diğer arkadaşına vermesini sağlardık. Böylece herkesin kitabı okumak için yeterli zamanı olurdu.
Adım 3: Belki kütüphane görevlisiyle konuşup, eğer mümkünse, kitabın başka şubelerden veya okullardan temin edilip edilemeyeceğini sorardık.
Adım 4: Eğer kitabın dijital bir versiyonu varsa, onu da araştırabilirdik.
Birlikte hareket etmek ve planlama yapmak, zorlukların üstesinden gelmek için çok önemlidir!
Sonuç:
Sınıftaki bütün arkadaşlarınızın bir ay içinde okuması gereken bir kitap var ancak kütüphanede bu kitaptan sadece üç tane var. Ne yapardın?
Cevap: Sınıf arkadaşlarımla bir okuma çizelgesi oluşturur, kitabı sırayla okuyarak herkesin bitirmesini sağlardım.
***
Konuşalım, Anlatalım
Şimdi de çok önemli bir konu olan zaman yönetimi ile ilgili metni okuyup soruları cevaplayalım. Metin bize zamanın değerini ve onu iyi kullanmanın önemini anlatıyor.
Zamanı yönetme beceriniz, hayatta elde edebileceğiniz başarıları etkileyen en önemli faktörlerden bir tanesidir. Zaman, vazgeçilemez ve yeri doldurulamaz bir başarı kaynağı hâline gelebilir.
O, en değerli varlığınızdır ve bir kez yitirildi mi ne kurtarılabilir ne de geri getirilebilir. Hayatta yapmanız gereken her şey, bir zaman gerektirir ve zamanınızı ne kadar iyi kullanırsanız o kadar çok şey başarır ve daha büyük kazançlar sağlarsınız.
(…) Brain TRACY (Bırayn TİREYSİ) çev.: Ferhat ŞİRİN
***
Soru 1: Sizce “zamanlama” ne demektir?
Çözüm:
Sevgili öğrencim, metinde de bahsedildiği gibi zaman çok değerli bir şey. Zamanlama, bir işi en doğru zamanda, en uygun şekilde yapmaktır. Yani, her şeyi ne zaman yapacağımızı planlamak, önceliklerimizi belirlemek ve bu plana uygun hareket etmektir.
Mesela, sınavdan bir gün önce değil, haftalar öncesinden çalışmaya başlamak iyi bir zamanlamadır. Ya da bir ödevi son dakikaya bırakmak yerine, onu tamamlamak için yeterli zaman ayırmak da zamanlamanın bir parçasıdır.
Sonuç:
Zamanlama, bir işi planlı bir şekilde, doğru zamanda ve en verimli olacak şekilde yapmaktır.
***
Soru 2: Zaman planlaması yapıyor musunuz? Nasıl?
Çözüm:
Evet, ben de zaman planlaması yapmaya özen gösteriyorum sevgili öğrencim. Çünkü hem bir öğretmen olarak derslerimi, sınavlarımı, ödevlerimi planlamam gerekiyor hem de kişisel hayatımda yapmak istediğim birçok şey var.
Adım 1: Genellikle haftalık veya günlük yapılacaklar listesi oluştururum. Bu listeye hem okul işlerimi hem de evde yapmam gerekenleri yazarım.
Adım 2: Listeyi yaparken işlerin önem sırasına göre dizmeye çalışırım. En acil ve önemli olanları en başa yazarım.
Adım 3: Her iş için ne kadar zaman ayıracağımı düşünürüm ve bu süreleri listemde belirtirim. Böylece hangi işin ne kadar süreceğini tahmin edebilirim.
Adım 4: Planımı yaparken kendime dinlenmek ve hobilerimle ilgilenmek için de zaman ayırmayı unutmam. Çünkü dinlenmeden verimli olamayız, değil mi?
Adım 5: Gün sonunda veya hafta sonunda planıma ne kadar uyabildiğimi kontrol ederim. Bazen her şey plana göre gitmeyebilir, önemli olan esnek olup yeni duruma göre planı güncellemektir.
Siz de kendinize küçük listeler yaparak başlayabilirsiniz, göreceksiniz çok işe yarayacak!
Sonuç:
Evet, zaman planlaması yapıyorum. Genellikle haftalık listeler oluşturup işleri öncelik sırasına koyar, her iş için zaman dilimleri belirler ve kendime dinlenme zamanları da ayırırım.
***
Soru 3: Zamanlamaya dikkat edilmesi kişilerin yaşamını nasıl etkiler?
Çözüm:
Metinde de çok güzel anlatıldığı gibi, zamanlamaya dikkat etmek hayatımızı çok olumlu etkiler. Düşünsene, her şeyi zamanında yaptığında neler olur:
- Öncelikle stresimiz azalır. Son dakikaya kalan işler yüzünden telaşlanmayız.
- Daha başarılı oluruz. Sınavlara iyi hazırlanır, ödevlerimizi eksiksiz yaparız.
- Hedeflerimize daha kolay ulaşırız. Çünkü adımlarımızı planlı atmış oluruz.
- Daha fazla şey yapmaya zamanımız kalır. Zamanımızı iyi kullandığımız için hobilerimize, arkadaşlarımıza veya ailemize daha çok vakit ayırabiliriz.
- Kendimize olan güvenimiz artar. Çünkü sorumluluklarımızı yerine getirdiğimizi ve işlerimizi yoluna koyduğumuzu görürüz.
- Genel olarak daha düzenli ve verimli bir yaşamımız olur.
Kısacası, zamanlamaya dikkat etmek bize hem başarı hem de huzur getirir.
Sonuç:
Zamanlamaya dikkat etmek, kişilerin yaşamında stresi azaltır, başarılarını artırır, hedeflerine ulaşmalarını kolaylaştırır, daha düzenli ve verimli bir yaşam sürmelerini sağlar.
***
Soru 4: Her işi zamanında yapmak neden önemlidir?
Çözüm:
Sevgili öğrencim, metin bize zamanın ne kadar kıymetli olduğunu vurguluyor. “Zaman, vazgeçilemez ve yeri doldurulamaz bir başarı kaynağı hâline gelebilir.” diyor. İşte bu yüzden her işi zamanında yapmak çok önemlidir:
- Zaman geri gelmez: Kaybettiğimiz bir dakikayı geri getiremeyiz. Zamanında yapmadığımız bir iş, kaçırılmış bir fırsat demektir.
- Fırsatları kaçırmayız: Başvuru süreleri, sınav tarihleri gibi önemli zamanları kaçırırsak, bir daha o fırsatı yakalayamayabiliriz.
- İşler birikmez: Her şeyi zamanında yaparsak, işlerimiz üst üste yığılmaz ve sonradan daha büyük bir yük oluşturmaz.
- Kalite artar: Bir işi acele etmeden, zamanında yaptığımızda daha özenli ve kaliteli sonuçlar elde ederiz.
- Güvenilirlik sağlar: Söz verdiğimiz işleri zamanında tamamlamak, başkalarının bize olan güvenini artırır.
- Stresi önler: Son dakikaya bırakılan işler her zaman stres ve telaş yaratır. Zamanında yapılan işler ise bize huzur verir.
Her işi zamanında yapmak, hayatta daha düzenli, başarılı ve mutlu olmamızın anahtarıdır.
Sonuç:
Her işi zamanında yapmak, zamanın geri gelmemesi, fırsatların kaçırılmaması, işlerin birikmemesi, iş kalitesinin artması, güvenilirliğin sağlanması ve stresi önlemesi açısından çok önemlidir.
***
Soru 5: Bugüne kadar özellikle zamanlamaya dikkat ettiğiniz için elde ettiğiniz bir başarı ya da bir kazanç oldu mu? Örnekler vererek açıklayınız.
Çözüm:
Elbette oldu sevgili öğrencim! Zamanlamaya dikkat etmek, hayatımın birçok alanında bana yardımcı oldu. Sana bir örnek vereyim:
Öğretmenlik mesleğine ilk başladığım yıllarda, öğrencilere vereceğim ödevleri ve yapacağım sınavları çok önceden planlamaya özen gösterirdim. Mesela, bir sonraki hafta işleyeceğimiz konuyu ve o konuyla ilgili ödevi, o haftanın başında belirlerdim. Sınav tarihlerini de öğrencilere en az iki hafta önceden duyururdum.
Bu iyi zamanlama sayesinde hem ben ders materyallerimi ve sınav sorularımı acele etmeden, özenle hazırlayabiliyordum hem de siz öğrencilerim, ödevlerinizi yapmak ve sınavlara hazırlanmak için yeterli zamana sahip oluyordunuz.
Bu planlı yaklaşım sonucunda, öğrencilerim genellikle ödevlerini zamanında teslim eder, sınavlara daha hazırlıklı gelirlerdi. Bu da onların derslerde daha başarılı olmasını sağlardı. Benim için de dersler daha verimli geçer, son dakika telaşı yaşamazdım. İşte bu, hem benim için bir kazanç (daha düzenli ve verimli bir çalışma ortamı) hem de öğrencilerim için bir başarıydı (daha yüksek notlar ve iyi bir öğrenme süreci).
Küçük bir planlama bile ne kadar büyük farklar yaratabiliyor, değil mi?
Sonuç:
Evet, oldu. Öğretmenlik hayatımda derslerimi, ödevleri ve sınavları önceden planlayarak hem kendi işimi kolaylaştırdım hem de öğrencilerin daha başarılı olmasını sağladım. Bu sayede öğrencilerim daha hazırlıklı oldu ve dersler daha verimli geçti.
***
Umarım bu açıklamalar, soruları daha iyi anlamana ve zaman yönetimi gibi önemli bir konuda farkındalık kazanmana yardımcı olmuştur. Başarılar dilerim!