6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 155
Merhaba sevgili 6. sınıf öğrencim! Ben senin Türkçe öğretmeninim. Bugün sana gönderdiğim görseldeki “Düşünelim, Yazalım” ve “Araştıralım, Hazırlanalım” bölümlerindeki soruları birlikte inceleyip, nasıl cevaplayabileceğimizi adım adım konuşacağız. Hazır mısın? Hadi başlayalım!
Öncelikle bu tür sorular, senin düşünme, yorum yapma ve kendini ifade etme becerilerini geliştirmeyi amaçlar. Yani burada “tek doğru cevap” diye bir şey yoktur. Önemli olan, kendi düşüncelerini tutarlı ve anlaşılır bir şekilde ortaya koyabilmektir.
1. Soru:
Ara Güler’in “En kolayı ölmemek. Ben ölmeyeceğim çünkü. Ben gene eserlerimde var kalacağım, size ‘Merhaba!’ diyeceğim. Shakespeare yaşıyor mu, ölüyor mu?” düşüncesine katılıyor musunuz? Düşüncelerinizi nedenleriyle açıklayınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soru, ünlü fotoğraf sanatçısı Ara Güler’in çok derin bir sözü hakkında senin ne düşündüğünü merak ediyor. Ara Güler, bu sözüyle aslında sanatın ve sanatçının ölümsüzlüğüne vurgu yapıyor. “Eserlerimde var kalacağım” derken, yaptığı fotoğrafların, çektiği karelerin onu sonsuza kadar yaşatacağını söylüyor. Shakespeare’i örnek vermesi de çok yerinde, çünkü Shakespeare yüzlerce yıl önce yaşamış olmasına rağmen eserleriyle hala aramızda, değil mi?
Şimdi bu soruya nasıl cevap verebilirsin, adım adım bakalım:
Adım 1: Sözü Anlamak
Önce Ara Güler’in ne demek istediğini iyice düşünmelisin. Bir sanatçı, eserleriyle öldükten sonra bile yaşamaya devam eder mi? Eserler, bir sanatçının ruhunu, düşüncelerini, bakış açısını gelecek nesillere taşır mı?
Adım 2: Kendi Fikrini Belirlemek
Bu düşünceye katılıp katılmadığına karar ver. “Evet, katılıyorum” ya da “Hayır, katılmıyorum” veya “Kısmen katılıyorum” gibi bir başlangıç yapabilirsin.
Adım 3: Nedenlerini Açıklamak
Kararına göre nedenlerini açıklamalısın.
-
Eğer katılıyorsan:
- Sanat eserlerinin zamanı aştığını, geçmişten günümüze ışık tuttuğunu söyleyebilirsin.
- Sanatçıların eserleri aracılığıyla fikirlerinin, duygularının ve hatta kişiliklerinin yaşatıldığını belirtebilirsin.
- Bir ressamın tablosunun, bir yazarın kitabının veya bir fotoğrafçının karesinin, onu hiç tanımayan insanlar tarafından bile yüzyıllar sonra görülebilmesinin, okunabilmesinin veya hissedilebilmesinin bir tür ölümsüzlük olduğunu açıklayabilirsin.
- Tıpkı Shakespeare’in oyunlarının bugün bile sahnelenmesi gibi, Ara Güler’in fotoğraflarının da hep konuşulacağını örnek verebilirsin.
-
Eğer katılmıyorsan (ki bu biraz daha zor bir bakış açısı olabilir ama yine de saygıdeğerdir):
- Belki de fiziksel olarak hayatta olmamanın, tamamen ölmek anlamına geldiğini düşünebilirsin.
- Eserlerin sadece birer nesne olduğunu ve sanatçının kendisi olmadığını söyleyebilirsin.
- Ancak bu durumda bile, eserlerin sanatçıyı hatırlattığı gerçeğini göz ardı etmemek önemlidir.
Örnek Cevap:
Evet, Ara Güler’in bu düşüncesine kesinlikle katılıyorum. Bence bir sanatçı, arkasında bıraktığı eserlerle gerçekten de ölümsüzleşir. Çünkü sanat eserleri, sadece bir kağıt, bir tuval ya da bir fotoğraf karesi değildir; onlar sanatçının ruhundan, hayallerinden, düşüncelerinden bir parçadır. Tıpkı Ara Güler’in çektiği o eşsiz fotoğraflar gibi. O fotoğraflara baktığımızda, Ara Güler’in dünyaya nasıl baktığını, neleri önemsediğini anlarız. Eserleri var oldukça, sanatçının adı, fikirleri ve hatırası da yaşamaya devam eder. Shakespeare’in oyunları yüzlerce yıl sonra bile hala okunuyor, sahneleniyor ve insanları etkiliyorsa, bu onun eserleri sayesinde hala “yaşıyor” olmasından değil midir? Bu yüzden, sanatçılar bedenleri aramızdan ayrılsa bile, eserleriyle gönüllerimizde ve zihinlerimizde hep yaşarlar.
2. Soru:
Günümüzde gelişen teknolojiyle fotoğraf çekmek oldukça kolaylaştı. Sahip olunan akıllı telefonlar ile istenilen yerde fotoğraf çekilebilmektedir. Bu teknolojiyle ortaya çıkan kavramlardan biri de “özçekim”dir. Aşağıdaki gazete yazısını okuyarak ele alınan konu hakkındaki duygu ve düşüncelerinizi yazınız.
Psikologlar, sürekli özçekim yapanların “selfitis” hastalığına kapılmış olabileceğini söylüyorlar. Yapılan araştırmada sürekli özçekim yapanların öz güven eksikliği yaşadığı, dikkat çekmek istediği belirtiliyor. Ama bazı araştırmacılar bu duruma hastalık demenin doğru olmadığını ve yanıltıcı olabileceğini ifade ediyorlar.
(Basından) (Kısaltılmıştır.)
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soru günümüzün çok popüler bir konusu olan “özçekim” yani selfie hakkında. Metinde özçekimin kolaylığından ve bazı psikologların özçekim alışkanlığına “selfitis” hastalığı adını verdiğinden bahsediliyor. Ayrıca, sürekli özçekim yapanların özgüven eksikliği yaşayabileceği ve dikkat çekme isteği olabileceği gibi farklı görüşler de var.
Şimdi bu konudaki duygu ve düşüncelerini nasıl yazabilirsin, adım adım bakalım:
Adım 1: Metni Anlamak
Metinde özçekimin hem kolaylığından hem de olası olumsuz yönlerinden bahsedildiğini fark etmelisin. Özellikle psikologların “selfitis” ve özgüven eksikliği yorumları dikkat çekici.
Adım 2: Kendi Duygularını Belirlemek
Sen bu konuda ne hissediyorsun? Özçekim sence iyi bir şey mi, kötü bir şey mi, yoksa hem iyi hem kötü yönleri mi var? Hangi görüşe daha yakınsın?
Adım 3: Düşüncelerini Açıklamak
Duygularınla birlikte düşüncelerini de nedenleriyle anlatmalısın.
- Özçekimin olumlu yönlerini düşünebilirsin: Anı yakalamak, sevdiklerinle paylaşmak, kendini ifade etmek, eğlenceli olmak.
- Özçekimin olumsuz yönlerini düşünebilirsin: Metinde bahsedilen özgüven eksikliği, dikkat çekme isteği, sürekli başkalarının beğenisini arama, gerçek hayattan kopma, sanal dünyaya bağımlılık.
- “Selfitis” kavramına katılıp katılmadığını belirtebilirsin. Sence bu bir hastalık mı, yoksa sadece bir alışkanlık mı?
- Denge kurmanın öneminden bahsedebilirsin. Yani özçekim yapmak güzel olabilir ama her şeyin fazlasının zararlı olabileceğini vurgulayabilirsin.
Örnek Cevap:
Günümüzde akıllı telefonlarla özçekim yapmak gerçekten çok kolaylaştı ve bence bu, anılarımızı biriktirmek için güzel bir yol. Arkadaşlarla eğlenceli anlarda ya da güzel bir yerde fotoğraf çekmek, o anı ölümsüzleştirmek hoşuma gidiyor. Ancak metinde bahsedilen psikologların görüşleri de beni düşündürdü. Sürekli özçekim yapıp bunları paylaşma isteğinin arkasında gerçekten de bir özgüven eksikliği ya da sürekli beğeni alma ihtiyacı olabilir.
Bana göre, özçekim yapmak kötü bir şey değil, önemli olan bunun dozunu kaçırmamak. Eğer bir insan her an, her yerde sadece fotoğraf çekmeye odaklanıyorsa ve başkalarının beğenisine çok fazla önem veriyorsa, bu durum biraz endişe verici olabilir. Belki de bu, “selfitis” denilen bir hastalık olmasa bile, kişinin kendini yeterli hissetmediğinin bir göstergesidir. Gerçek hayatta sosyalleşmek, kitap okumak ya da spor yapmak gibi daha faydalı şeylere zaman ayırmak varken, sürekli sanal dünyada “mükemmel” görünmeye çalışmak bana doğru gelmiyor. Özçekimler eğlence için yapılmalı, hayatımızın merkezi haline gelmemeli diye düşünüyorum.
3. Soru:
Aşağıdaki fotoğraf karesinin içinde olduğunuzu hayal ediniz. Ne düşünürdünüz, ne hissederdiniz? Duygu ve düşüncelerinizi yazınız.
(Görselde Ortaköy Camii ve Boğaz Köprüsü’nün olduğu bir İstanbul manzarası var.)
Çözüm:
Şimdi gelelim bu güzel görseldeki soruya. Burada senden hayal gücünü kullanman isteniyor. Kendini o fotoğrafın içinde hayal edeceksin ve o an ne düşündüğünü, ne hissettiğini anlatacaksın. Görselde İstanbul’un simgelerinden Ortaköy Camii ve Boğaz Köprüsü var. Bu, sana neler hissettirir?
Adım 1: Görseli İncelemek
Resme dikkatlice bak. Havanın nasıl olduğunu, suyun rengini, caminin ve köprünün ihtişamını fark et. İnsanlar var mı, yok mu? Günün hangi saati olabilir? Bu detaylar senin hayal kurmana yardımcı olur.
Adım 2: Kendini Ortamda Hayal Etmek
Gözlerini kapatıp kendini o manzarada, denizin kenarında veya bir teknenin içinde düşün. Havanın kokusunu, rüzgarı, martı seslerini hayal et.
Adım 3: Duygu ve Düşünceleri Belirlemek
Bu manzara sana hangi duyguları yaşatır?
- Huzur, dinginlik, hayranlık, mutluluk, büyülenme, sakinlik…
- Bu yerin tarihini, İstanbul’un güzelliğini, iki kıtayı birleştiren köprünün anlamını düşünebilirsin.
- Belki de orada olmak sana bir özgürlük hissi verir veya sadece o anın tadını çıkarmak istersin.
Örnek Cevap:
Bu fotoğrafın içinde olduğumu hayal ettiğimde içimi hemen bir huzur ve hayranlık kaplıyor. Sanki hafif bir rüzgar yüzüme çarpıyor, Boğaz’ın serin kokusunu içime çekiyorum. Karşımda Ortaköy Camii’nin zarif minareleri, hemen arkasında ise Boğaz Köprüsü’nün heybetli duruşu… Bu manzara bana İstanbul’un ne kadar eşsiz ve büyüleyici bir şehir olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
O an sadece durur, derin bir nefes alır ve bu güzelliğin tadını çıkarırdım. Belki de yanımda sevdiğim biri olurdu ve birlikte bu muhteşem manzaraya dalıp giderdik. Aklımdan, bu köprünün iki kıtayı nasıl birleştirdiği, bu suların nice hikayelere tanıklık ettiği gibi şeyler geçerdi. Kendimi çok şanslı hissederdim, böyle bir güzelliğin içinde olabildiğim için. Sanki tüm dertlerimden uzaklaşmış, sadece o anın ve o anın bana verdiği mutlulukla dolmuş olurdum. O anı hiç unutmamak için gözlerimi kapatır, hafızama kazırdım.
4. Soru:
Çeşitli kaynaklardan Süleymaniye Camii, Yıldız Sarayı, Efes Antik Kenti, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası hakkında araştırma yapınız.
Çözüm:
Bu soru ise senden bir araştırma ödevi yapmanı istiyor sevgili öğrencim. Türkiye’nin birbirinden değerli tarihi ve kültürel miraslarını tanımanı ve onlar hakkında bilgi edinmeni amaçlıyor.
Adım 1: Konuları Belirlemek
Araştırılacak yerler:
- Süleymaniye Camii
- Yıldız Sarayı
- Efes Antik Kenti
- Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası
Adım 2: Kaynak Toplamak
Bu yerler hakkında bilgi edinmek için çeşitli kaynaklar kullanabilirsin:
- İnternet: Güvenilir sitelerden (Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, üniversite siteleri, ansiklopedik bilgiler sunan siteler) araştırma yapabilirsin.
- Kitaplar: Tarih kitapları, ansiklopediler, gezi rehberleri kütüphanelerde veya evindeki kitaplıkta sana yardımcı olabilir.
- Belgeseller: Bu yerler hakkında çekilmiş belgeselleri izlemek de çok öğretici olacaktır.
Adım 3: Bilgileri Not Almak ve Düzenlemek
Her bir yer için aşağıdaki gibi bilgileri araştırıp not alabilirsin:
- Nerede yer alıyor? (Şehir, ilçe)
- Ne zaman yapılmış? (Hangi dönem, hangi yüzyıl)
- Kim tarafından yapılmış veya inşa ettirilmiş? (Mimar, padişah, kral vb.)
- Mimari özellikleri neler? (Hangi tarzda yapılmış, hangi bölümlerden oluşuyor)
- Neden önemli? (Tarihi, kültürel, sanatsal veya turistik önemi)
- Ek bilgiler: İlginç hikayeler, UNESCO Dünya Mirası listesinde olup olmadığı gibi detaylar.
Örnek Araştırma Başlangıcı (Süleymaniye Camii için):
Süleymaniye Camii:
- Yer: İstanbul, Fatih
- Yapım Yılı: 1550-1557 yılları arasında inşa edilmiştir.
- Kim Tarafından: Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman adına, Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Mimar Sinan’ın “kalfalık eseri” olarak bilinir.
- Özellikleri: Osmanlı mimarisinin en önemli eserlerinden biridir. Büyük bir külliye (cami, medreseler, hamam, darüşşifa, kütüphane, imaret gibi yapıların bir araya gelmesiyle oluşan yapı topluluğu) şeklinde inşa edilmiştir. Estetik ve mühendislik harikasıdır. Akustiği (ses yalıtımı) çok ünlüdür. Kubbesi çok yüksektir.
- Önemi: Hem dini hem de tarihi açıdan çok büyük öneme sahiptir. İstanbul’un siluetini oluşturan en önemli yapılarından biridir.
Diğer yerler için de benzer şekilde araştırmalar yaparak güzel bir sunum veya yazı hazırlayabilirsin. Bu araştırma, ülkemizin zengin tarihini ve kültürünü daha yakından tanımana yardımcı olacak.
Umarım bu açıklamalar senin için faydalı olmuştur. Unutma, en güzel cevaplar, senin kendi düşüncelerini ve duygularını yansıtan cevaplardır! Başarılar dilerim!