6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 278
Merhaba sevgili öğrencim! Bugün seninle 6. Sınıf Türkçe dersinde öğrendiklerimizi pekiştireceğimiz, birbirinden güzel soruları adım adım çözeceğiz. Hiç merak etme, sanki yanındaymışım gibi sana her şeyi tane tane anlatacağım. Hazırsan başlayalım!
Haydi, ilk olarak metinle ilgili sorularımıza göz atalım.
A. 1-4. soruları aşağıdaki metne göre defterinize cevaplayınız.
İYİ – KÖTÜ
Kavak ağacı diyor ki:
“Göğe yakın olmak güzel
Meyve verememek kötü.”Elma ağacı diyor ki:
“Meyve vermek güzel ama
Taşa tutulmak kötü.”Hayat ağacı diyor ki:
“Dolu yaşamak güzel,
Bomboş yaşamak kötü.”Abdülkadir BUDAK
1. Kavak, elma ve hayat ağaçları nelerin kötü olduğunu söylüyor?
Bu soruda, metindeki her bir ağacın “kötü” olarak gördüğü şeyi bulmamız isteniyor. Metni dikkatlice okuyunca her ağacın kendi bakış açısından bir “kötü” durumdan bahsettiğini göreceksin.
Adım 1: Kavak ağacının bölümünü okuyalım.
Kavak ağacı diyor ki: “Göğe yakın olmak güzel / Meyve verememek kötü.”
Adım 2: Elma ağacının bölümünü okuyalım.
Elma ağacı diyor ki: “Meyve vermek güzel ama / Taşa tutulmak kötü.”
Adım 3: Hayat ağacının bölümünü okuyalım.
Hayat ağacı diyor ki: “Dolu yaşamak güzel, / Bomboş yaşamak kötü.”
Sonuç:
- Kavak ağacı: Meyve verememeyi kötü buluyor.
- Elma ağacı: Taşa tutulmayı kötü buluyor.
- Hayat ağacı: Bomboş yaşamayı kötü buluyor.
2. Hayat ağacının söylediği “dolu yaşamak güzel” sözünden ne anlıyorsunuz?
Bu soruda, hayat ağacının söylediği “dolu yaşamak” ifadesinin ne anlama geldiğini yorumlamamız isteniyor. “Dolu” kelimesi burada bir şeyin içini doldurmak gibi düşünebilirsin ama bir hayat için kullanıldığında daha derin bir anlam kazanır.
Adım 1: “Dolu yaşamak” ifadesini düşünelim.
Bir hayatın dolu olması ne demek? Boş olmaması demek. Peki, bir hayat neyle dolar? Sadece yemek yemek, uyumakla mı? Hayır, değil mi?
Adım 2: Hayat ağacının ne demek istediğini yorumlayalım.
Hayat ağacı, hayatın anlamlı, amaçlı ve verimli geçirilmesi gerektiğini söylüyor. Yani, bir şeyler öğrenmek, yeni deneyimler yaşamak, başkalarına faydalı olmak, sorumluluklarımızı yerine getirmek gibi şeylerle hayatımızı güzelleştirmekten bahsediyor.
Sonuç:
Hayat ağacının “dolu yaşamak güzel” sözünden; hayatı anlamlı, amaçlı, üreterek, deneyimler kazanarak ve boş geçirmeyerek yaşamanın güzel olduğunu anlıyoruz. Yani hayatı, bize ve çevremize faydalı olacak şekilde değerlendirmeliyiz.
3. Şiire bir bölüm de siz ekleseydiniz neyi iyi ve kötü olarak ifade ederdiniz?
Bu soru senin hayal gücüne kalmış, sevgili öğrencim! Şiirdeki diğer ağaçlar gibi sen de bir varlık seçip onun ağzından neyin iyi, neyin kötü olduğunu söyleyebilirsin. Ben sana bir örnek vereyim, sen de kendi bölümünü yazarken bu fikirden yola çıkabilirsin.
Adım 1: Konu seçelim.
Ne hakkında konuşmak isteriz? Mesela bir kitap hakkında konuşabiliriz.
Adım 2: İyi ve kötü yönlerini belirleyelim.
Bir kitap için iyi olan nedir? Okunmak, bilgi vermek. Kötü olan nedir? Rafta unutulmak, okunmamak.
Adım 3: Şiir formatında yazalım.
Sonuç:
-
Kitap diyor ki:
“Okunmak güzel,
Rafta unutulmak kötü.”
4. Şiirde hangi söz sanatlarından yararlanılmıştır?
Söz sanatları, metinlere güzellik katan, onlara farklı anlamlar yükleyen ifadelerdir. Bu şiirde de çok belirgin bir söz sanatı kullanılmış.
Adım 1: Şiirdeki varlıklara ve eylemlerine bakalım.
Şiirde “Kavak ağacı diyor ki”, “Elma ağacı diyor ki”, “Hayat ağacı diyor ki” ifadeleri geçiyor. Ağaçlar konuşabilir mi? Hayır, konuşamazlar değil mi?
Adım 2: Konuşma yeteneğinin ağaçlara verilmesini yorumlayalım.
İnsanlara ait bir özellik olan “konuşma” yeteneği, insan dışındaki varlıklara, yani ağaçlara verilmiş. Bu sanata ne diyorduk?
Adım 3: İyi ve kötü kavramlarının kullanımına bakalım.
Şiirde her ağaç, bir şeyin “iyi” ve bir şeyin “kötü” olduğunu söylüyor. Yani zıt kavramlar bir arada kullanılarak bir karşıtlık oluşturulmuş.
Sonuç:
Şiirde, insan dışındaki varlıklara insan özelliklerinin verilmesi, yani ağaçların konuşturulmasıyla kişileştirme söz sanatı kullanılmıştır. Ayrıca, “iyi” ve “kötü” gibi zıt kavramların bir arada kullanılmasıyla tezat (karşıtlık) sanatı da bulunmaktadır.
Şimdi B bölümüne geçelim. Burada koyu yazılmış kelimelerin yerine, cümlenin anlamını bozmayacak başka kelimeler bulacağız.
B. Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcüklerin yerine cümlenin anlamına uygun farklı sözcük veya sözcük grupları yazınız.
Ona bazen sokakta rastlıyordum.
Adım 1: “bazen” kelimesinin anlamını düşünelim.
“Bazen” demek, her zaman değil, ara sıra, kimi zaman demek.
Adım 2: Anlamı aynı olan başka kelimeler bulalım.
“Ara sıra”, “kimi zaman”, “zaman zaman” kelimeleri “bazen” yerine kullanılabilir.
Sonuç:
Ona ara sıra sokakta rastlıyordum.
Diyarbakır’ın yıkılmış surlarını görünce çok üzüldüm.
Adım 1: “yıkılmış” kelimesinin anlamını düşünelim.
“Yıkılmış” demek, harap olmuş, harap hale gelmiş, eski ve bozulmuş durumda olmak demek.
Adım 2: Anlamı aynı olan başka kelimeler bulalım.
“Harap olmuş”, “harap haldeki” kelimeleri “yıkılmış” yerine kullanılabilir.
Sonuç:
Diyarbakır’ın harap olmuş surlarını görünce çok üzüldüm.
Evin balkonundaki rengârenk çiçeklere bakmaya doyamadım.
Adım 1: “rengârenk” kelimesinin anlamını düşünelim.
“Rengârenk” demek, çok renkli, çeşitli renklerde demek.
Adım 2: Anlamı aynı olan başka kelimeler bulalım.
“Çok renkli”, “çeşit çeşit renklerde” kelime grupları “rengârenk” yerine kullanılabilir.
Sonuç:
Evin balkonundaki çok renkli çiçeklere bakmaya doyamadım.
Sıra geldi C bölümüne! Burada ünlemlerin cümlelere kattığı anlamları bulacağız. Ünlemler, duygularımızı anlatmamıza yardımcı olan kelimelerdir.
C. Aşağıdaki cümlelerde geçen ünlemlerin cümleye kattığı anlamları (beğenme, kızgınlık, şaşkınlık, üzülme, uyarı, seslenme, korku) belirleyip yazınız.
a. Git buradan! Seni görmek istemiyorum.
Adım 1: Cümledeki ünlem ifade eden kısma bakalım.
“Git buradan!” ifadesi, birine gitmesini söyleyen sert bir uyarı gibi duruyor.
Adım 2: Cümlenin devamını okuyalım: “Seni görmek istemiyorum.”
Bu ifade, konuşan kişinin o kişiye karşı olumsuz bir duygu beslediğini gösteriyor. Verilen seçeneklerden hangisi buna uygun?
Sonuç:
kızgınlık
b. Simitçi! Bakar mısın bana?
Adım 1: Cümledeki ünlem ifade eden kısma bakalım.
“Simitçi!” kelimesi tek başına kullanılmış ve sonrasında “Bakar mısın bana?” diye bir soru yöneltilmiş.
Adım 2: Bu durumda “Simitçi!” kelimesi ne amaçla kullanılmış olabilir?
Birini duyması için çağırma, seslenme amacıyla kullanılmış, değil mi?
Sonuç:
seslenme
c. Aman dikkat! Kapı çarpacak.
Adım 1: Cümledeki ünlem ifade eden kısma bakalım.
“Aman dikkat!” ifadesi, bir tehlikeye karşı uyanık olunması gerektiğini belirtiyor.
Adım 2: Cümlenin devamını okuyalım: “Kapı çarpacak.”
Kapının çarpma ihtimaline karşı bir uyarı yapılıyor.
Sonuç:
uyarı
ç. Vay be! Bu bahçe sizin miydi?
Adım 1: Cümledeki ünlem ifade eden kısma bakalım.
“Vay be!” ifadesi, genellikle beklenmedik veya etkileyici bir durum karşısında kullanılır.
Adım 2: Cümlenin devamını okuyalım: “Bu bahçe sizin miydi?”
Kişi, bahçenin kime ait olduğunu yeni öğrenmiş ve bu durum onu şaşırtmış gibi duruyor.
Sonuç:
şaşkınlık
d. Ay, ne kadar güzel bir ev!
Adım 1: Cümledeki ünlem ifade eden kısma bakalım.
“Ay,” kelimesi burada bir duyguyu belirtmek için kullanılmış.
Adım 2: Cümlenin devamını okuyalım: “ne kadar güzel bir ev!”
Evin güzelliği karşısında duyulan hayranlık, hoşlanma belirtiliyor.
Sonuç:
beğenme
e. Eyvah! Onlar da gidiyorlarmış bu mahalleden.
Adım 1: Cümledeki ünlem ifade eden kısma bakalım.
“Eyvah!” kelimesi genellikle kötü bir durumla karşılaşıldığında veya üzücü bir haber alındığında kullanılır.
Adım 2: Cümlenin devamını okuyalım: “Onlar da gidiyorlarmış bu mahalleden.”
Sevilen kişilerin mahalleden gitmesi, konuşan kişide bir üzüntü veya pişmanlık hissi uyandırmış.
Sonuç:
üzülme
Şimdi de Ç bölümüne geldik. Burada koyu yazılmış kelimelerin türlerini, yani görevlerini bulacağız. Bakalım bu kelimeler isim mi, sıfat mı, zamir mi…
Ç. Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcüklerin türünü noktalı yerlere yazınız.
a. Yeniden özgür olmuş mavi gökyüzü.
Adım 1: Koyu yazılmış kelimeye bakalım: “mavi”.
Adım 2: “mavi” kelimesinin cümlede ne işe yaradığını bulalım.
“mavi”, “gökyüzü” kelimesinin nasıl olduğunu, yani rengini belirtiyor. “Nasıl gökyüzü?” diye sorduğumuzda “mavi gökyüzü” cevabını alıyoruz. Varlıkların özelliğini belirten kelimelere ne deriz?
Sonuç:
sıfat
b. Zologa gezegenini çam ormanlarının yeşili süslüyormuş.
Adım 1: Koyu yazılmış kelimeye bakalım: “yeşili”.
Adım 2: “yeşili” kelimesinin cümlede ne işe yaradığını bulalım.
Burada “yeşili”, “çam ormanlarının” neyi olduğunu belirtiyor. Ormanların renginden bahsediyor ve bu renk sanki bir varlık, bir özellikmiş gibi kullanılmış. “Ormanların nesi?” diye sorduğumuzda “yeşili” cevabını alıyoruz. Bu kelime bir varlığın adını karşıladığı için…
Sonuç:
isim
c. Hangi resmine baksam gençliğimi hatırlarım.
Adım 1: Koyu yazılmış kelimeye bakalım: “Hangi”.
Adım 2: “Hangi” kelimesinin cümlede ne işe yaradığını bulalım.
“Hangi”, “resmine” kelimesini sorarak belirtiyor. Yani bir ismi soru yoluyla etkiliyor.
Sonuç:
soru sıfatı
ç. Hangisini almayı düşünüyorsun?
Adım 1: Koyu yazılmış kelimeye bakalım: “Hangisini”.
Adım 2: “Hangisini” kelimesinin cümlede ne işe yaradığını bulalım.
Burada “hangisini”, bir varlığın (mesela bir kitabın, bir oyuncağın) yerine kullanılmış ve o varlığı soruyor. İsmin yerini tutan ve soru anlamı katan kelimelere ne deriz?
Sonuç:
soru zamiri
d. Can Yücel ile Attilâ İlhan’dan şiirler okuyordu.
Adım 1: Koyu yazılmış kelimeye bakalım: “ile”.
Adım 2: “ile” kelimesinin cümlede ne işe yaradığını bulalım.
Buradaki “ile” kelimesini cümleden çıkarıp yerine “ve” kelimesini koyduğumuzda cümlenin anlamı bozulmuyor: “Can Yücel ve Attilâ İlhan’dan şiirler okuyordu.” İki kelimeyi veya cümleyi birbirine bağlama görevi gören kelimelere ne deriz?
Sonuç:
bağlaç
e. Kuşlar korkuyla dört bir yana kaçışmış.
Adım 1: Koyu yazılmış kelimeye bakalım: “bir”.
Adım 2: “bir” kelimesinin cümlede ne işe yaradığını bulalım.
“Dört bir yana” ifadesi, her yöne, her tarafa anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki “bir” kelimesi, sayısal bir “bir” değil, “herhangi bir”, “tüm” anlamında kullanılarak “yana” kelimesini belirsiz bir şekilde belirtiyor.
Sonuç:
belgisiz sıfat
f. Yalnız insanların yürekleri hep üşür.
Adım 1: Koyu yazılmış kelimeye bakalım: “Yalnız”.
Adım 2: “Yalnız” kelimesinin cümlede ne işe yaradığını bulalım.
“Yalnız”, “insanların” kelimesinin nasıl olduğunu, yani “yalnız olan insanlar” anlamında bir özellik belirtiyor. “Nasıl insanlar?” diye sorduğumuzda “yalnız insanlar” cevabını alıyoruz.
Sonuç:
sıfat
g. Konser bitti yalnız kimse alkışlamadı sanatçıyı.
Adım 1: Koyu yazılmış kelimeye bakalım: “yalnız”.
Adım 2: “yalnız” kelimesinin cümlede ne işe yaradığını bulalım.
Buradaki “yalnız” kelimesini cümleden çıkarıp yerine “ama” veya “fakat” kelimelerini koyduğumuzda cümlenin anlamı bozulmuyor: “Konser bitti ama kimse alkışlamadı sanatçıyı.” İki cümleyi birbirine bağlama görevi görüyor.
Sonuç:
bağlaç
Aferin sana! Bütün soruları başarıyla tamamladık. Gördün mü, dikkatli okuyunca ve biraz düşününce hepsi ne kadar kolaymış! Bu tür alıştırmalar, Türkçe dersindeki bilgilerini pekiştirmen için çok önemli. Unutma, pratik yaptıkça daha da başarılı olacaksın.