6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 279
Merhaba sevgili öğrencilerim, ben sizin Türkçe öğretmeniniz! Bugün sizlerle çok güzel iki tane Türkçe sorusu çözeceğiz. Bu soruları çözerken hem bilgilerimizi tazeleyeceğiz hem de yeni şeyler öğreneceğiz. Hazır mısınız? Başlayalım o zaman!
D. Aşağıdaki cümlelerden hangilerinde duygu belirten ifadeler vardır? Bu ifadelerin yer aldığı cümlelerin altını renkli kalemle çiziniz.
Sevgili çocuklar, bu soruda bizden, verilen metindeki hangi cümlelerin bir duygu (sevinç, üzüntü, şaşkınlık, korku, özlem gibi) belirttiğini bulmamız isteniyor. Haydi, metni dikkatlice okuyalım ve duygu dolu cümleleri yakalayalım!
Çözüm:
Duygu belirten ifadeler, bizde bir his uyandıran, içimizden gelen bir tepkiyi anlatan sözlerdir. Şimdi metni okuyarak bu tür ifadeleri bulalım:
-
Güneş, rüzgâra seslendi:
“Az kalsın unutuyordum… Kışın bitkileri örtüp ısıtmak için çiftçi dayıya biraz kar gerekli ama şimdi yağmur istiyor. Aman şaşırmayın! Haydi koş! Rüzgâr gibi git.”
Bu kısımda:
- “Az kalsın unutuyordum…” ifadesi, şaşkınlık veya hatırlama anındaki bir duyguyu belirtir.
- “Aman şaşırmayın!” ifadesi, bir uyarı veya duygusal bir tepkiyi (şaşkınlığı önleme isteğini) içerir.
- “Haydi koş!” ifadesi ise bir teşvik veya acele etme duygusunu yansıtır.
-
Rüzgâr, Güneş’i yeniden selamlayarak hızla yola çıktı. Çabuk olmalıydı. Tohumlar, “Su, su isteriz!” diye ağlaşıyordu. Oysa deniz uzaktaydı. Rüzgâr, Güneş’in yanında olduğu için insanlar, “Aman, hiç rüzgâr yok!” diyorlardı. Küçük bir çocuk, uçurtması havalanmadığı için kızıyor, “Ah, bir rüzgâr çıksa!” diyordu.
Bu kısımda:
- “Su, su isteriz!” diye ağlaşmaları, tohumların çaresizlik ve isteğini, yani duygularını gösterir.
- “Aman, hiç rüzgâr yok!” ifadesi, insanların hayıflanma, şikâyet veya şaşkınlık duygusunu belirtir.
- “Ah, bir rüzgâr çıksa!” ifadesi ise çocuğun özlem, istek ve sıkıntı duygusunu anlatır.
Sonuç:
Duygu belirten ifadelerin yer aldığı cümleler ve ifadeler şunlardır:
- “Az kalsın unutuyordum…“
- “Aman şaşırmayın!“
- “Haydi koş!“
- “Su, su isteriz!“
- “Aman, hiç rüzgâr yok!“
- “Ah, bir rüzgâr çıksa!“
—
E. Aşağıdaki soruları cevaplayınız.
1. Ünlem işareti,
- Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümlelerin sonuna konur.
- Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur.
- Alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırılmak istenen sözden hemen sonra yay ayraç içinde kullanılır.
Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlem işareti (!) yanlış kullanılmıştır?
Sevgili öğrenciler, bu soruda ünlem işaretinin kullanım kuralları verilmiş ve bizden bu kurallara uymayan, yani ünlem işaretinin yanlış kullanıldığı cümleyi bulmamız isteniyor. Her seçeneği tek tek inceleyelim ve kurallarla karşılaştıralım.
Çözüm:
Adım 1: Ünlem işaretinin hangi durumlarda kullanıldığını tekrar hatırlayalım.
- Duygusal cümlelerde: Sevinç, üzüntü, korku, şaşkınlık gibi güçlü duyguları anlatan cümlelerin sonuna gelir.
- Seslenme ve uyarıda: Birine seslenirken veya bir uyarıda bulunurken kullanılır.
- Alay ve küçümsemede: Bir sözün alaylı, küçümseyici veya kinayeli bir anlam taşıdığını belirtmek için o sözden hemen sonra parantez içinde kullanılır.
Adım 2: Şimdi seçenekleri bu kurallara göre değerlendirelim:
a) “Gecenin bir yarısı sokakta miyavlayan kedinin sesi yüreğimi sızlattı!”
- Burada “yüreğimi sızlattı” ifadesi, acıma veya üzüntü gibi güçlü bir duyguyu anlatıyor. Duygu belirten cümlelerin sonunda ünlem kullanılması kuralına uyar.
- Bu kullanım doğrudur.
b) “Bütün tatil boyunca her gün iki (!) kitap okumuş.”
- Bu cümlede “iki (!)” ifadesi, “iki kitap” sayısının aslında çok az olduğunu ve bu durumla alay edildiğini veya küçümsendiğini gösterir. Alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırılmak istenen sözden hemen sonra yay ayraç içinde ünlem kullanılması kuralına uyar.
- Bu kullanım doğrudur.
c) “Ah, komşumuz Ayşe teyze ne kadar iyi bir insandı!”
- Bu cümlede “Ah,” ifadesiyle birlikte “ne kadar iyi bir insandı” sözü, şaşkınlık, hayranlık veya duygusal bir tepkiyi dile getiriyor. Duygu belirten cümlelerin sonunda ünlem kullanılması kuralına uyar. Ayrıca, “Ah,” gibi bir seslenme sözünden sonra virgül konulup ünlem işaretinin cümlenin sonunda kullanılması da Türkçe yazım kurallarına göre doğrudur.
- Bu kullanım doğrudur.
d) “Hey, arka sıradaki buraya bak!”
- Burada “Hey,” bir seslenme ifadesidir ve “buraya bak” bir uyarı veya emir içerir. Seslenme ve uyarı sözlerinden sonra ünlem kullanılması kuralına uyar.
- Bu kullanım doğrudur.
Sevgili öğrenciler, bu soruda verilen tüm seçeneklerde ünlem işaretinin doğru kullanıldığı görülüyor. Ancak bu tür sorularda genellikle bir tane yanlış cevap olması beklenir. Eğer bir yanlış cevap seçmemiz gerekirse ve çok zorlarsak, B seçeneğindeki “iki (!)” kullanımı bazen tartışmalı olabilir. Çünkü “iki” bir sayı sözcüğüdür ve alay/kinaye genellikle bir niteliği veya eylemi belirten sözcükler için kullanılır. Ancak, “iki” sayısının kendisinin azlığıyla alay edildiği açık olduğu için kurala uygun kabul edilir. Bu durumda, tüm seçenekler kurallara uygun olduğu için soruda bir hata olabilir veya çok ince bir detay kaçırılıyor olabilir. Ama ben size en olası cevabı vermeye çalışacağım.
Türk Dil Kurumu’nun kurallarına baktığımızda tüm seçenekler doğru gibi görünmektedir. Ancak bazı kaynaklar veya daha eski dil bilgisi anlayışları, B seçeneğindeki gibi bir sayının hemen ardından parantez içinde ünlem kullanılmasını, o sayının kendisiyle alay edilmediği, aksine o sayının ifade ettiği miktarın azlığıyla alay edildiği durumlarda, kuralın tam olarak karşılanmadığını düşünebilirler. Yani “iki” sözcüğünün kendisi alay konusu değil, “iki kitap okumak” eylemi alay konusudur. Bu durumda ünlem işaretinin “iki” sözcüğünden sonra değil, tüm cümlenin sonunda kullanılması gerekebilirdi (ancak o zaman da alay anlamı parantez içindeki ünlem kadar güçlü olmazdı). Bu, oldukça zorlama bir yorum olsa da, seçenekler arasında en “tartışmaya açık” olanı B’dir.
Sonuç:
Verilen kurallar ve TDK’nın genel kullanımı göz önüne alındığında tüm seçenekler doğru görünmektedir. Ancak bir cevap seçmek durumunda kalırsak ve çok ince bir yorum yapmak gerekirse, B seçeneğindeki “iki (!)” ifadesinin, ünlem işaretinin alay/kinaye için bir “sözden” hemen sonra kullanılması kuralına tam olarak uymadığı iddia edilebilir. Çünkü alay edilen şey “iki” sözcüğü değil, “iki kitap okumak” eyleminin kendisidir. Bu nedenle, bazen B seçeneği yanlış kabul edilebilir.
Cevap: B
—
2. Misafir olduğu bir köyde Nasrettin Hoca’nın heybesi kaybolmuş. Hoca,
— Çabuk heybemi bulun yoksa ben yapacağımı bilirim, demiş.
Köylüler aramışlar, taramışlar, sonunda heybeyi bulup getirmişler. Dayanamayıp Hoca’ya sormuşlar:
— (I) _ _ _ _ _
Hoca:
— (II) _ _ _ _ _
Bu fıkrada boş bırakılan yerlere getirilebilecek en uygun ifadeler aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?
Canım öğrencilerim, şimdi de çok sevdiğimiz Nasrettin Hoca’nın bir fıkrasını tamamlayacağız. Nasrettin Hoca fıkraları genellikle güldüren, düşündüren ve beklenmedik bir sonla biten hikâyelerdir. Hoca’nın ilk başta söylediği “yoksa ben yapacağımı bilirim” sözünü aklımızda tutarak, köylülerin sorusuna ve Hoca’nın cevabına en uygun seçeneği bulalım.
Çözüm:
Adım 1: Fıkranın girişini ve Hoca’nın ilk sözünü anlamaya çalışalım.
- Hoca’nın heybesi kaybolmuş.
- Hoca, “Çabuk heybemi bulun yoksa ben yapacağımı bilirim,” diyerek köylülere bir nevi tehditte bulunmuş veya onları meraklandırmış. Bu söz, sanki heybe bulunmazsa Hoca’nın çok büyük, önemli bir iş yapacağını düşündürüyor.
- Köylüler heybeyi bulup getirmişler. Şimdi merak ettikleri şey, Hoca’nın “yapacağımı bilirim” derken neyi kastettiği olmalı.
Adım 2: Seçeneklerdeki (I) ve (II) numaralı boşluklara gelecek ifadeleri değerlendirelim.
a) (I) Hoca’m heybenin motifleri çok güzelmiş, nereden aldın?
(II) Bizim köyün pazarında heybe, kilim satan bir adamdan aldım.
- Köylülerin sorusu Hoca’nın ilk sözüyle (tehdidiyle) ilgili değil. Hoca’nın cevabı da sıradan. Fıkra özelliği taşımıyor.
b) (I) Hoca’m merak ettik de heybe bulunmasaydı ne yapacaktın?
(II) Ne yapacağım, evde eski bir kilimim vardı, onu bozup heybe yapacaktım.
- Köylülerin sorusu tam da Hoca’nın ilk sözündeki merak uyandıran kısma yönelik: “Heybe bulunmasaydı ne yapacaktın?”
- Hoca’nın cevabı ise tipik bir Nasrettin Hoca esprisi! Sanki çok büyük bir iş yapacakmış gibi görünürken, aslında çok basit ve kendi yapabileceği bir şeyi anlatıyor: “Eski kilimi bozup heybe yapacaktım.” Bu, fıkranın mizahi ve beklenmedik sonunu oluşturuyor.
- Bu seçenek, fıkranın genel havasına ve Nasrettin Hoca’nın kişiliğine çok uygun.
c) (I) Hoca’m bu heybe çok eskimiş, sana yenisini verelim mi?
(II) Kuzguna yavrusu şahin görünür, benim heybem de bana güzel.
- Köylülerin sorusu yine Hoca’nın ilk sözüyle alakalı değil. Hoca’nın cevabı ise bir atasözü veya deyim, fıkranın esprili anlatımına uymuyor.
d) (I) Hoca’m heybe bulunmasa çok mu üzülürdün?
(II) Heybeniz kaybolsa siz üzülmez miydiniz?
- Köylülerin sorusu Hoca’nın tehdidiyle ilgili değil, duygusal bir soru. Hoca’nın cevabı da soruya soruyla karşılık vermek, fıkra esprisi taşımıyor.
Adım 3: En uygun seçeneği belirleyelim.
Yukarıdaki değerlendirmelere göre, B seçeneğindeki ifadeler hem köylülerin sorusu hem de Hoca’nın cevabı açısından fıkranın bütünlüğünü ve mizahi yönünü en iyi tamamlamaktadır.
Sonuç:
Boş bırakılan yerlere getirilebilecek en uygun ifadeler B seçeneğinde verilmiştir.
Cevap: B