6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 271
Merhaba sevgili 6. sınıf öğrencim! Türkçe dersimiz için harika sorularımız var. Şimdi bu soruları birlikte adım adım analiz edip, en güzel cevaplarını bulalım. Hiç merak etme, ben sana öyle bir anlatacağım ki, her şeyi çok iyi anlayacaksın. Hadi başlayalım!
TAVŞANIN KORKUSU metnini okuduğumuza göre, şimdi sorulara geçebiliriz. Metinde tavşanın kulaklarının gölgesini boynuz sanmasından dolayı yaşadığı korkuyu ve ormandan ayrılma isteğini görüyoruz. Ağustos böceği onu ikna etmeye çalışsa da başarılı olamıyor. Bakalım biz bu durumda ne yapardık?
1. Soru: Ağustos böceğinin yerinde siz olsaydınız tavşanı ikna etmek için neler söylerdiniz?
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soruda kendimizi Ağustos böceğinin yerine koyup, korkan tavşanı nasıl ikna edebileceğimizi düşünmemiz gerekiyor. Empati kurmak, yani başkasının yerine kendini koymak burada çok önemli. Tavşanın korkusunu anladığımızı göstererek ve ona mantıklı açıklamalar yaparak onu sakinleştirmeye çalışırdık.
İşte ben Ağustos böceği olsaydım tavşana şunları söylerdim:
-
Adım 1: “Sevgili dostum Tavşan, seni anlıyorum, çok korkmuşsun ama lütfen bir dur! Bak, senin kulakların boynuz değil ki. Her tavşanın kulakları böyle uzun olur, bu senin doğan.”
-
Adım 2: “Aslan, boynuzlu hayvanları ormandan kovdu çünkü onların boynuzları tehlikeliydi. Senin kulakların kimseye zarar vermez, onlar sadece sevimli kulaklar.”
-
Adım 3: “Gel seninle aslana gidelim. Ben de yanındayım, birlikte durumu ona anlatırız. Aslan da anlayışlı bir kral, senin masum olduğunu görünce sana zarar vermez.”
-
Adım 4: “Eğer çok endişeleniyorsan, belki kulaklarını bir süre büyük bir yaprakla örtebiliriz ya da ormanda daha az görünen yollardan yürürüz. Ama lütfen evinden, arkadaşlarından ayrılma!”
Sonuç:
Tavşanı sakinleştirmek için onun korkusunu anladığımızı belirterek, kulaklarının boynuz olmadığını, aslanın tavşanlara değil, boynuzlu hayvanlara kızdığını hatırlatarak ve gerekirse aslanla konuşmayı veya kulaklarını gizlemeyi teklif ederek onu ikna etmeye çalışırdım.
2. Soru: Tavşanın yerinde siz olsaydınız nasıl davranırdınız? Bu konudaki duygu ve düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Çözüm:
Şimdi de kendimizi korkan tavşanın yerine koyalım. Bu durumda ne hissederdik ve nasıl bir tepki verirdik?
-
Adım 1: “Eğer ben tavşan olsaydım, ilk başta ben de çok korkardım. Aslanın gazabından çekinmek çok doğal. Hele ki diğer boynuzlu hayvanların başına gelenleri duyunca endişem daha da artardı.”
-
Adım 2: “Ama hemen kaçmak yerine, Ağustos böceği dostumun da dediği gibi, önce bir durup düşünürdüm. Gerçekten benim kulaklarım boynuza benziyor mu? Aslan beni yanlış anlar mıydı?”
-
Adım 3: “Belki de en mantıklısı, önce Ağustos böceği ile birlikte aslanın yanına gidip durumu açıklamak olurdu. Belki kulaklarımı daha net görmesini sağlar, böylece bir yanlış anlaşılmayı baştan önlerdim.”
-
Adım 4: “Orman benim evim, arkadaşlarım burada. Korkudan dolayı her şeyi geride bırakmak yerine, bir çözüm bulmak için çabalardım. Belki kulaklarımı gizleyecek bir şapka yapar, ya da daha dikkatli davranırdım. Ama en önemlisi, korkularımın beni esir almasına izin vermezdim.”
Sonuç:
Tavşan olsaydım, başlangıçta korkardım ama hemen kaçmak yerine, güvendiğim arkadaşımla konuşur, mantıklı bir çözüm arar ve aslanla yüzleşerek durumu açıklamaya çalışırdım. Evimi terk etmektense, korkumla baş etmenin yollarını arardım.
3. Soru: Okuduğunuz metne farklı bir son belirleyerek aşağıya yazınız.
Çözüm:
Şimdi de hayal gücümüzü kullanarak bu hikayeye farklı, daha güzel bir son yazalım. Tavşanın korkusunu yendiği, ormanda kaldığı ve belki de aslanın da bir ders çıkardığı bir son olabilir.
İşte benim hikayem için düşündüğüm farklı bir son:
Korku içindeki korkak tavşan, ormandan ayrılmak üzere son adımlarını atarken, Ağustos böceği hızla yanına geldi. “Dur dostum!” diye seslendi. “Aslanın yanına tek başına gitmene gerek yok. Gel, bütün orman halkını toplayalım, hep birlikte aslana gidelim ve senin masum olduğunu anlatalım. Senin kulakların asla boynuz değil, onlar sadece sevimli kulaklar!”
Tavşan duraksadı, arkadaşlarının desteğini görünce biraz olsun cesaretlendi. Ağustos böceği hemen diğer hayvanları topladı. Keçiler, geyikler, sincaplar ve kuşlar hep birlikte aslanın huzuruna çıktılar. Ağustos böceği aslana durumu anlattı: “Kralım, bu tavşanın kulakları boynuz değil. O herkesten daha çok korktuğu için kendi kulaklarını bile boynuz sanıyor. O masum ve ormanını çok seviyor.”
Aslan, tüm orman halkının tavşanı desteklediğini görünce şaşırdı. Tavşanın titreyen kulaklarına dikkatlice baktı. Gerçekten de bunlar bildiğimiz sevimli tavşan kulaklarıydı. Aslan gür bir sesle, “Haklısınız!” dedi. “Ben sadece boynuzlu hayvanları kovdum, masum tavşanları değil. Tavşan, sen ormanında güvendesin. Korkmana gerek yok.”
Tavşan sevinçle zıpladı, arkadaşlarına sarıldı. O günden sonra tavşan kulaklarının gölgesinden bir daha asla korkmadı ve ormanında mutlu mesut yaşadı. Aslan ise o gayrımeşru boynuzlu hayvanlara karşı olan tavrını sürdürdü, ancak ormanındaki diğer masum canlılara karşı daha anlayışlı ve adil olmaya özen gösterdi.
Sonuç:
Tavşan, arkadaşlarının desteğiyle aslanın huzuruna çıkar ve aslan, tavşanın kulaklarının boynuz olmadığını anlayarak onun ormanda kalmasına izin verir. Böylece tavşan korkusunu yenmiş olur ve ormanında mutlu bir şekilde yaşamaya devam eder.