6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 163
Merhaba sevgili öğrencilerim! Türkçe dersimize hoş geldiniz. Bugün çok güzel ve önemli konular üzerinde duracağız. Görseldeki soruları tek tek inceleyip, birlikte doğru cevaplarını ve yapmamız gerekenleri öğrenelim. Hazırsanız başlayalım!
1. Akrabalık adı olan sözcükler (teyze, dayı, amca) küçük harfle başladığı hâlde “Selim Dede” yazarken “Dede” ifadesinde “Dede” sözcüğü neden büyük harfle başlamıştır? Bu sorunun cevabını TDK Yazım Kılavuzu’ndan araştırıp öğreniniz.
Bu soru, Türkçedeki büyük harflerin kullanımıyla ilgili çok önemli bir kuralı anlamamızı istiyor. Hadi, adım adım bu kuralı keşfedelim!
Adım 1: Akrabalık Adları Normalde Nasıl Yazılır?
Akrabalık bildiren sözcükler (teyze, amca, dayı, hala, nine, dede gibi) genellikle bir kişiye hitap ederken veya akrabalık ilişkisini belirtirken küçük harfle başlar. Mesela, “Benim teyzem geldi.” veya “Dayım yarın bize gelecek.” cümlelerinde olduğu gibi. Bu örneklerde “teyzem” ve “dayım” kelimeleri akrabalık ilişkisini ifade ettiği için küçük harfle yazılır.
Adım 2: Peki, “Selim Dede”deki “Dede” neden büyük harfle yazılmış?
İşte burası önemli! TDK Yazım Kılavuzu’na göre, akrabalık bildiren bir sözcük, bir kişinin adının yerine veya adıyla birlikte bir unvan gibi kullanıldığında büyük harfle başlar. “Selim Dede” örneğinde “Dede” kelimesi, Selim’in sadece akrabası olduğunu belirtmekten öte, onun sanki bir lakabı, bir unvanı gibi kullanılmış. Tıpkı “Ayşe Teyze”, “Nene Hatun”, “Gül Baba” örneklerinde olduğu gibi. Bu kelimeler artık sadece akrabalık bildirmiyor, kişinin adının bir parçası hâline gelmiş oluyor.
Sonuç:
“Selim Dede” ifadesindeki “Dede” sözcüğü, bir kişinin adıyla birlikte bir unvan veya lakap gibi kullanıldığı için büyük harfle başlamıştır. Akrabalık bildiren sözcükler, kişinin özel adının bir parçası gibi kullanıldığında büyük harfle yazılır.
Bu kuralı unutmayın çocuklar, Türkçe yazım kuralları çok değerlidir!
2. Metinde geçen aşağıdaki sözcük ve sözcük gruplarını kullanarak “Mimar olsaydım…” konulu bir konuşma yapınız.
- tasarım
- eser
- ölümsüzleştirmek
- ülke
- arı gibi çalışmak
- yapı
- padişah
- çini
Bu soru, hayal gücümüzü ve kelimeleri doğru yerde kullanma becerimizi geliştirmek için harika bir fırsat! “Mimar olsaydım…” diye başlayan bir konuşma hazırlayacağız. Hadi bakalım, bu konuşmayı nasıl hazırlayacağımızı adım adım planlayalım:
Adım 1: Konuşmanın Girişini Planla
Konuşmana “Merhaba sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım!” gibi bir selamlama ile başlayabilirsin. Sonra da konumuzu, yani “Mimar olsaydım…” hayalini kısaca anlatırsın. Mesela, “Bugün sizlere, hayallerimdeki mesleklerden biri olan mimarlık üzerine düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Eğer bir mimar olsaydım, neler yapardım, gelin birlikte hayal edelim.” diyebilirsin.
Adım 2: Konuşmanın Gelişme Bölümünü Oluştur
İşte bu bölümde yukarıdaki kelimeleri ve kelime gruplarını kullanarak hayallerini anlatacaksın.
- Mesela, mimar olunca ne yapardın? Belki önce bir tasarım yapardın. Bu tasarımın nasıl bir yapı olacağını anlatırdın.
- Yaptığın bu yapının bir eser olmasını, hatta seni ve adını ölümsüzleştirmek gibi büyük bir amacı olmasını ister miydin?
- Belki de bu eseri ülken için, ülkenin güzelliğine güzellik katmak için yapardın.
- Kim bilir, belki de geçmişteki büyük mimarlar gibi, bir padişah için saraylar, camiler tasarlardın.
- Yapılarında Türk süsleme sanatlarından, mesela rengârenk çinileri kullanmaktan bahsederdin.
- Ve tüm bunları yaparken nasıl çalışırdın? Tabi ki arı gibi çalışmaktan, çok emek vermekten bahsetmelisin.
Bu kelimeleri cümlelerin içine doğal bir şekilde yerleştirmeye çalış. Sanki gerçekten bir mimarmışsın gibi düşünerek konuş.
Adım 3: Konuşmanın Sonucunu Hazırla
Konuşmanın sonunda bir özet yapabilir ve bir dilek, bir temenni ile bitirebilirsin. “Gördüğünüz gibi, mimarlık sadece binalar yapmak değil, aynı zamanda hayaller kurmak, tarihe iz bırakmak demektir. Umarım hepimiz hayallerimizdeki meslekleri yapabilir, ülkemize güzel eserler kazandırabiliriz. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.” gibi bir kapanış yapabilirsin.
Unutma, konuşurken ses tonunu iyi ayarla, göz teması kur ve heyecanını kat!
3. Aşağıdaki mimari eserleri inceleyiniz. Yaptığınız araştırmada bu eserlerle ilgili edindiğiniz bilgileri sınıf arkadaşlarınızla paylaşınız. Türkiye’deki tarihî değeri olan yapıların ve eserlerin, doğal güzelliklerin korunmasına yönelik önerilerinizi söyleyiniz.
Bu kısım, Türkiye’mizin paha biçilmez tarihî ve kültürel zenginliklerini tanımak ve onları nasıl koruyacağımızı düşünmekle ilgili. Hadi, bu önemli görevi nasıl yerine getireceğimizi planlayalım.
Adım 1: Eserleri Tanıyalım ve Araştıralım
Görselde dört tane harika eser var. Bunlar:
- Yıldız Sarayı (İstanbul): Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde kullanılan önemli bir saray.
- Efes Antik Kenti (İzmir): Antik dönemin en büyük ve en önemli şehirlerinden biri. Kütüphanesi ve tiyatrosuyla ünlü.
- Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas): UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan, taş işçiliğiyle ünlü, Anadolu Selçuklu döneminden kalma muhteşem bir yapı.
- Süleymaniye Camii (İstanbul): Mimar Sinan’ın kalfalık eseri olarak bilinen, Osmanlı mimarisinin zirvelerinden biri.
Bu eserlerin her biri hakkında kısa bir araştırma yapmalısın. Nerede bulunuyor, kim tarafından, ne zaman yapılmış, ne gibi özellikleri var? Bunları öğrenmek, sana eserleri daha iyi tanıtma fırsatı verir.
Adım 2: Sınıf Arkadaşlarınla Bilgilerini Paylaş
Araştırdığın bilgileri sınıf arkadaşlarına anlatırken, sadece kuru bilgiler vermek yerine, o eserle ilgili seni en çok etkileyen detayı, ilginç bir hikâyeyi veya neden önemli olduğunu da paylaşabilirsin. Mesela, “Efes Antik Kenti’ndeki Celsus Kütüphanesi’nin ne kadar görkemli olduğunu biliyor muydunuz?” gibi ilgi çekici sorularla başlayabilirsin.
Adım 3: Koruma Önerilerimizi Sunalım
İşte bu kısım çok önemli! Bu kadar değerli eserlerimiz ve doğal güzelliklerimiz var, peki onları nasıl koruyacağız? İşte sana birkaç öneri:
- Farkındalık Oluşturmak: Öncelikle bu eserlerin ve doğal güzelliklerin ne kadar değerli olduğunu herkese anlatmalıyız. Okullarda, ailemizle konuşarak bu konuda bilinç oluşturabiliriz.
- Temiz Tutmak: Ziyaret ettiğimiz yerlerde asla çöp atmamalı, etrafı kirletmemeliyiz. “Benim değil” diye düşünmek yerine, “Hepimizin mirası” diye düşünmeliyiz.
- Zarar Vermemek: Duvarlara yazı yazmak, taşlara tırmanmak, bitkilere zarar vermek gibi davranışlardan kesinlikle kaçınmalıyız. Küçük bir zarar bile zamanla büyük tahribatlara yol açabilir.
- Kurallara Uymak: Tarihî ve doğal alanlarda belirlenen kurallara, uyarı levhalarına dikkat etmeliyiz. Görevlilerin söylediklerini dinlemeliyiz.
- Gönüllü Olmak: Eğer imkânımız olursa, bu alanların temizlenmesi veya korunması için yapılan gönüllü çalışmalara katılabiliriz.
- Devletimize Destek Olmak: Tarihî eserlerin ve doğal güzelliklerin korunması için devletimiz ve ilgili kurumlar çalışıyor. Biz de bu çalışmalara saygı duyarak ve kurallara uyarak destek olabiliriz.
Unutmayın çocuklar, bu eserler ve güzellikler bize atalarımızdan kalan bir miras. Onları korumak ve gelecek nesillere aktarmak bizim en önemli görevimiz.
Umarım bu açıklamalar sizin için faydalı olmuştur. Hepinize iyi çalışmalar dilerim!