6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 60
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle çok önemli bir konuyu, metin anlama ve yorumlama becerilerinizi geliştireceğimiz bir çalışmayı yapacağız. Elimizdeki metni dikkatlice okuyup, soruları titizlikle cevaplayacağız. Unutmayın, bir metni anlamak için sadece okumak yetmez, aynı zamanda üzerinde düşünmek ve yorumlamak da gerekir. Haydi başlayalım!
Sözcük Çalışması
Aşağıdaki sözcüklerin anlamlarını metnin bağlamından hareketle tahmin edip yazınız. Tahminlerinizin doğruluğunu TDK Güncel Türkçe Sözlük’ten kontrol ediniz.
Sevgili öğrenciler, bu bölümde kelimelerin anlamlarını metinden yola çıkarak tahmin edeceğiz. Unutmayın, bir kelimenin anlamını metin içinde bulmak, o kelimenin o metindeki özel anlamını kavramamızı sağlar.
Sözcükler:
- meteoroloji:
Çözüm: Metinde “Keçiören’deki Ziraat Okuluna (bugünkü meteoroloji binası) yerleşiyorlar.” cümlesi geçiyor. Buradan yola çıkarak, meteorolojinin hava olaylarını, iklimi inceleyen bir bilim dalı olduğunu ve bu bilimin yapıldığı binalara da “meteoroloji binası” dendiğini tahmin edebiliriz.
Tahmin ettiğimiz Anlam: Hava olaylarını, iklimi inceleyen bilim dalı ve bu bilimin yapıldığı yer. - istasyon:
Çözüm: Metinde “Bina … istasyonun telefon ve telgrafhanesinden istenildiği kadar istifade edebiliyordu.” ve “Mustafa Kemal bu binaya ‘Direksiyon’ ismini vermişti.” ifadeleri yer alıyor. Bu ifadelerden, istasyonun genellikle tren, otobüs gibi ulaşım araçlarının durduğu yer olsa da, burada bir bina olarak, haberleşme ve toplanma için kullanılan bir merkez olduğunu anlıyoruz.
Tahmin ettiğimiz Anlam: Bir ulaşım veya haberleşme merkezi, bir durak yeri. Metinde bir bina olarak kullanılmış. - müftü:
Çözüm: Metinde “Ankara Müftüsü, Müdafaa-i (Savunma) Hukuk Cemiyeti Başkanı Rıfat Börekçi başta olmak üzere…” cümlesi geçiyor. Burada bir isimle birlikte anıldığı ve önemli bir görevde olduğu anlaşılıyor. Müftü, İslam dininde fetva verme yetkisi olan ve dinî işleri yöneten görevlidir.
Tahmin ettiğimiz Anlam: Din işleriyle ilgili yüksek dereceli görevli, din bilgini. - pey:
Çözüm: Metinde “Belediye de üç ev üç pey vererek Atatürk’ten bunların birini seçmesini istemiş.” cümlesi yer alıyor. Burada evle birlikte bir teklif olarak sunulduğu anlaşılıyor. Genellikle bir şeyin alınması için verilen ön para veya teklif anlamına gelir.
Tahmin ettiğimiz Anlam: Bir şeyin satılması veya kiralanması için verilen ön teklif veya ön ödeme. - kepenk:
Çözüm: Sevgili öğrenciler, bu kelime metinde geçmiyor. Bu yüzden anlamını metinden hareketle tahmin edemeyiz.
Tahmin ettiğimiz Anlam: Metinde geçmiyor. - tüccar:
Çözüm: Sevgili öğrenciler, bu kelime metinde geçmiyor. Bu yüzden anlamını metinden hareketle tahmin edemeyiz.
Tahmin ettiğimiz Anlam: Metinde geçmiyor. - tescil:
Çözüm: Sevgili öğrenciler, bu kelime metinde geçmiyor. Bu yüzden anlamını metinden hareketle tahmin edemeyiz.
Tahmin ettiğimiz Anlam: Metinde geçmiyor. - mimar:
Çözüm: Sevgili öğrenciler, bu kelime metinde geçmiyor. Bu yüzden anlamını metinden hareketle tahmin edemeyiz.
Tahmin ettiğimiz Anlam: Metinde geçmiyor.
Anlayalım, Yorumlayalım
Aşağıdaki soruları okuduğunuz metne göre cevaplayınız.
1. Atatürk ve beraberindekiler Ankara’ya ilk geldiklerinde nereye yerleşiyorlar?
Çözüm: Metnin ilk cümlesini dikkatlice okuyalım: “Mustafa Kemal ve beraberindekiler, 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya ilk geldiklerinde Keçiören’deki Ziraat Okuluna (bugünkü meteoroloji binası) yerleşiyorlar.”
Sonuç: Atatürk ve beraberindekiler Ankara’ya ilk geldiklerinde Keçiören’deki Ziraat Okuluna (bugünkü meteoroloji binası) yerleşiyorlar.
2. Ankara Müftüsü, Müdafaa-i (Savunma) Hukuk Cemiyeti Başkanı Rıfat Börekçi ve zengin Ankaralılar, Atatürk’e ev hediye etme konusunda ne düşünüyorlar ve bu konuyla ilgili ne yapıyorlar?
Çözüm: Metnin ilgili kısmını bulalım: “Bunu düşünen Ankara Müftüsü ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Rıfat Börekçi başta olmak üzere zengin Ankaralılar, Atatürk’e bir ev alıp hediye etmek isterler. Bu nedenle aralarında para toplayarak belediyeye yatırırlar.”
Sonuç: Ankara Müftüsü, Rıfat Börekçi ve zengin Ankaralılar, Atatürk’e bir ev alıp hediye etmek istiyorlar. Bu düşüncelerini gerçekleştirmek için de aralarında para toplayıp belediyeye yatırıyorlar.
3. Atatürk, neden hediye edilecek evi bir başkasına seçtiriyor ve yapılacak seçimin gizli kalmasını istiyor?
Çözüm: Sevgili öğrenciler, metni dikkatlice okuduğumuzda, Atatürk’ün neden evi bir başkasına seçtirdiği veya seçimin gizli kalmasını istediğiyle ilgili bir bilgiye rastlamıyoruz. Metin sadece belediyenin Atatürk’e üç ev ve üç pey (arsa) sunduğunu belirtiyor. Bu sorunun cevabı metinde bulunmuyor.
Sonuç: Metinde bu konuda bir bilgi yer almamaktadır.
4. Evin tapusunu üzerine almayı kabul etmeyen Atatürk, bu soruna nasıl bir çözüm buluyor?
Çözüm: Metni baştan sona tekrar incelediğimizde, Atatürk’ün evin tapusunu üzerine almayı kabul etmediği veya bu soruna bir çözüm bulduğuyla ilgili herhangi bir bilgiye yer verilmediğini görüyoruz. Metin, evin hediye edilme süreci ve Atatürk’ün ilk yerleşim yerleri hakkında bilgi veriyor.
Sonuç: Metinde bu konuda bir bilgi yer almamaktadır.
5. Çankaya’daki ev o ev, bugün ne olarak kullanılmaktadır?
Çözüm: Metin, Çankaya’nın o dönemde zenginlerin bağ ve bahçelerinin olduğu bir yer olduğundan bahsediyor ve Atatürk’e ev hediye edilme sürecini anlatıyor. Ancak bu evin günümüzde ne olarak kullanıldığına dair bir bilgi metinde bulunmamaktadır. Metin tarihi olayları anlatıyor, güncel kullanımı hakkında bilgi vermiyor.
Sonuç: Metinde bu konuda bir bilgi yer almamaktadır.
Çankaya’daki ev satın alınıp Atatürk’e hediye edilmek istenince o, bundan neden rahatsız oluyor? Atatürk’ün kendisine bir ev hediye edilmesinden istenmesinden rahatsız olması hakkında ne düşünüyorsunuz? Aşağıya yazınız.
Çözüm: Sevgili öğrenciler, metni dikkatlice okuduğumuzda, Atatürk’ün kendisine ev hediye edilmek istenmesinden rahatsız olduğuna dair doğrudan bir bilgiye rastlamıyoruz. Metin, Ankara halkının ve ileri gelenlerinin, Atatürk’ün küçük bir yerde kalmasından dolayı ona daha iyi bir ev hediye etmek istediğini ve bunun için para topladığını anlatıyor. Ancak soru, Atatürk’ün rahatsız olduğunu varsayarak bir yorum yapmamızı istiyor.
Eğer Atatürk böyle bir durumdan rahatsız olmuş olsaydı, bunun birkaç nedeni olabilirdi:
1. Devletin olanaklarını kullanmayı tercih etmesi: Atatürk, kişisel çıkarlarından çok devletin ve milletin çıkarlarını düşünen bir liderdi. Belki de halkın bu fedakarlığını kabul etmek yerine, devletin imkanlarıyla bir yer edinmeyi daha doğru bulabilirdi.
2. Halkın yükünü artırmak istememesi: Kurtuluş Savaşı döneminde milletin zaten zor durumda olduğunu biliyoruz. Atatürk, halkın bu zor zamanında bir de kendisine ev için para harcamasından rahatsızlık duyabilirdi. Milletin kaynaklarının daha acil ihtiyaçlar için kullanılmasını isteyebilirdi.
3. Mütevazı kişiliği: Metinde de geçtiği gibi, ilk başta küçük bir binayı hem evi hem de çalışma yeri olarak kullanması, onun mütevazı ve gösterişten uzak bir kişiliğe sahip olduğunu gösteriyor. Belki de bu büyüklükte bir hediyenin kendisine fazla geldiğini düşünmüş olabilir.
Sonuç: Metinde Atatürk’ün bu durumdan rahatsız olduğuna dair doğrudan bir bilgi olmasa da, eğer rahatsızlık duysaydı, bunun nedenleri kişisel mütevazılığı, milletin zor durumunu düşünmesi ve devletin imkanlarını öncelikli görmesi olabilirdi. Ben şahsen, Atatürk gibi bir liderin, milletin zor zamanlarında kendi kişisel ihtiyaçları için büyük hediyeler kabul etmekten çekinmesini onun yüksek ahlakını ve milletine olan bağlılığını gösteren bir davranış olarak yorumlarım. Bu durum, onun her zaman milletinin refahını kendi refahının önünde tuttuğunu ortaya koyar.
Metinden Atatürk’ün hangi kişilik özellikleri hakkında bilgi edindiğinizi açıklayınız.
Çözüm: Metni okuduğumuzda Atatürk’ün birçok önemli kişilik özelliğini görüyoruz. Hadi bunları madde madde inceleyelim:
-
1. Pragmatik ve Stratejik Düşünme Yeteneği (Uygulamacı ve Planlı Olma):
Metinde, “Bina çok geniş ve etrafı da açık olduğundan korunması çok güçtü. Bu nedenle sonradan istasyondaki bugün müze olan binaya taşınmıştık. Bu bina hem Meclis’e yakın hem korunması kolay sağlanıyor hem de istasyonun telefon ve telgrafhanesinden istenildiği kadar istifade edebiliyordu.” ifadeleri geçiyor. Bu durum, Atatürk’ün içinde bulunduğu zorlu şartlarda hem kendi güvenliğini hem de işlerini kolaylaştıracak, pratik çözümler üreten ve ileriye dönük düşünen bir lider olduğunu gösterir. Yani, sadece günü kurtarmak değil, geleceği de planlayan biriydi. -
2. Liderlik ve Teşkilatçılık:
Ankara’ya gelenleri istasyonda karşılamanın rahat olması nedeniyle bu binaya “Direksiyon” ismini vermesi, onun liderlik vasfını ve bulunduğu ortamı kendi amaçları doğrultusunda organize etme yeteneğini gösterir. O, sadece bir yerde yaşayan değil, o yeri bir merkeze dönüştüren bir liderdi. -
3. Mütevazılık ve Sadeliğe Önem Verme:
“Mustafa Kemal, istasyondaki bu küçük binaya taşındıktan sonra binanın üst katını evi gibi döşetmiş; alt katını da çalışma yeri olarak kullanıyordu.” cümlesi, onun büyük ve gösterişli yerler yerine, işlevsel ve sade bir yaşamı tercih ettiğini gösteriyor. O, makam ve mevkiinin getirdiği lüksten ziyade, işine ve görevine odaklanmış bir yaşam sürüyordu. -
4. Çalışkanlık ve Görev Bilinci:
Aynı cümlede, küçük bir binanın hem evi hem de “çalışma yeri” olarak kullanılması, Atatürk’ün ne kadar çalışkan ve görevine bağlı olduğunu gösterir. TBMM başkanı olarak yoğun bir çalışma temposu içinde olduğu ve bu tempoyu sürdürmek için özel hayatından ödün verdiği anlaşılıyor. -
5. Milletine Bağlılık ve Millet Tarafından Sevilen Bir Lider Olması:
Ankara Müftüsü, Rıfat Börekçi ve zengin Ankaralıların Atatürk’e ev hediye etmek istemeleri, halkın ona olan sevgisini, saygısını ve güvenini gösterir. Bu durum, Atatürk’ün milletinin gönlünde taht kurmuş, millet tarafından sevilen ve desteklenen bir lider olduğunu ortaya koyar.
Sonuç: Metinden anladığımıza göre Atatürk, pragmatik, stratejik, lider ruhlu, mütevazı, çalışkan, görevine bağlı ve milleti tarafından çok sevilen ve saygı duyulan bir kişilikti.