6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 29
Merhaba sevgili öğrencim! Ben senin 6. Sınıf Türkçe öğretmeninim. Bugün sana gönderdiğin görseldeki soruları adım adım, anlayabileceğin bir dille açıklayarak çözeceğiz. Hazır mısın? Başlayalım!
Öncelikle sana verilen metni okuduğunu ve anladığını varsayarak ilerleyeceğim. Çünkü ilk sorumuz o metindeki olayların sırasını istiyor. Metnin kendisi görselde tam olarak görünmediği için, çok bilinen bir hikaye olan “Boş Saksı” hikayesini temel alarak çözüm yapacağım. Bu hikaye, verilen ilk ve son olayla çok güzel örtüşüyor. Hadi bakalım!
1. Okuduğunuz metinde gerçekleşen olayları oluş sırasına göre yazınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soruda metinde geçen olayları, yani neler olduğunu, başından sonuna doğru sıralamamız isteniyor. Tıpkı bir film izlerken olayların sırayla gelişmesi gibi. Görseldeki metnin tamamı olmadığı için, bu tür sorular için sıkça kullanılan ve verilen ilk ve son olayla uyumlu olan “Boş Saksı” hikayesini temel alarak olayları sıralayalım:
- Adım 1: Çinli bir hükümdarın ülkesindeki bütün gençleri huzuruna çağırması.
- Adım 2: Hükümdarın gençlere birer tohum verip, bir yıl sonra en güzel çiçeği getirene tahtını bırakacağını söylemesi.
- Adım 3: Gençlerin tohumları saksılara ekip büyütmeye çalışması, ancak Ling’in tohumunun hiç filizlenmemesi.
- Adım 4: Bir yıl sonra gençlerin saraya birbirinden güzel ve gösterişli çiçeklerle gelmesi.
- Adım 5: Ling’in ise boş bir saksıyla saraya gitmesi ve dürüstçe tohumunun büyümediğini söylemesi.
- Adım 6: Hükümdarın Ling’i hükümdar seçmesi.
İşte bu şekilde olaylar birbiri ardına sıralanıyor. Gördüğün gibi, her olay bir öncekinin sonucunda ortaya çıkıyor ve bir sonrakine zemin hazırlıyor.
2. Metnin başlığı, metnin içeriğine (konusuna, metinde anlatılan olaya) uygun mudur? Nedeniyle açıklayınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soruda bize metnin başlığı verilmemiş. Ama metnin konusunun (yani hikayenin ne anlattığının) ve ana fikrinin (yani bize ne öğretmek istediğinin) dürüstlük, cesaret ve doğru seçimler yapmak olduğunu biliyoruz. Bu yüzden, metne uygun bir başlık düşünebiliriz.
Şimdi varsayalım ki metnin başlığı “Dürüstlük En Büyük Erdemdir” olsun. Bu başlık metnin içeriğine çok uygun olurdu. Neden mi?
- Metinde, hükümdar tahtına geçecek kişiyi seçmek için bir sınav yapıyor. Bu sınavda önemli olan, en gösterişli çiçeği getirmek değil, dürüst olmak.
- Ling, tohumu filizlenmediği halde boş saksıyla giderek dürüstlüğünü gösteriyor. Diğerleri ise sahte çiçekler getirerek veya başka tohumlar ekerek hile yapıyorlar.
- Hükümdar da Ling’in bu dürüstlüğünü ödüllendiriyor ve onu tahtına layık görüyor.
Bu yüzden, “Dürüstlük En Büyük Erdemdir” gibi bir başlık, hikayenin ana mesajını çok güzel yansıtır ve okuyucuya metnin ne hakkında olduğunu hemen anlatır. Dürüstlük, insanı en yüksek mertebelere taşıyabilecek bir değerdir, tıpkı Ling’i hükümdar yaptığı gibi.
3. Dürüstlük insana neler kazandırır, insanın yaşamını nasıl etkiler?
Çözüm:
Bu çok güzel ve önemli bir soru! Dürüstlük, insanlara hem kişisel yaşamlarında hem de toplum içinde pek çok şey kazandırır. Bakalım neler kazandırır:
- Güven: Dürüst insanlar, çevrelerindeki kişiler tarafından daha çok sevilir ve güvenilir bulunur. İnsanlar, dürüst birine daha kolay inanır ve onunla iş yapmak ister. Güven, arkadaşlıkların ve aile ilişkilerinin temelidir.
- Saygı: Dürüstlük, başkalarından saygı görmemizi sağlar. Hatalarımızı kabul ettiğimizde veya doğruyu söylediğimizde, insanlar bize daha çok değer verir.
- İç Huzur: Yalan söylemediğimizde, bir şeyi saklamadığımızda içimiz rahat olur. Vicdanımız bizi rahatsız etmez. Bu da bize büyük bir iç huzur verir.
- Başarı: Uzun vadede dürüstlük, iş hayatında ve okulda da başarı getirir. Çünkü dürüst bir öğrenciye öğretmenleri, dürüst bir çalışana da patronları daha çok güvenir ve sorumluluk verir.
- Gerçek İlişkiler: Dürüstlük sayesinde kurulan ilişkiler daha sağlam ve gerçektir. Yalanlar üzerine kurulu ilişkiler çabuk yıkılır.
Peki, insanın yaşamını nasıl etkiler? Dürüst bir yaşam süren kişi, hem kendisiyle barışık olur hem de çevresiyle sağlam bağlar kurar. Böylece daha mutlu, daha huzurlu ve daha başarılı bir hayat sürer. Tıpkı Ling’in dürüstlüğü sayesinde ülkenin yeni hükümdarı olması gibi!
4. Siz hükümdar olsaydınız yerinize gelecek kişiyi nasıl belirlerdiniz? Yazınız.
Çözüm:
Vay be, hükümdar olmak! Çok büyük bir sorumluluk! Eğer ben hükümdar olsaydım ve yerime geçecek kişiyi seçecek olsaydım, sadece zekaya veya güce değil, aynı zamanda karaktere ve erdemlere de bakardım. İşte benim adımlarım:
- Adım 1: İlk olarak, adayları bir araya toplardım ve onlara ülkenin karşılaştığı gerçek sorunlardan birkaçını sunardım. Mesela, “Ülkemizdeki su kıtlığını nasıl çözersiniz?” veya “Halkın eğitim seviyesini nasıl yükseltirsiniz?” gibi. Böylece hem onların problem çözme yeteneklerini hem de halkına karşı duyarlılıklarını görürdüm.
- Adım 2: Daha sonra, onları farklı ve zorlayıcı görevlere atardım. Bu görevler sadece zeka gerektiren değil, aynı zamanda sabır, dürüstlük, liderlik ve empati gibi özellikleri de ortaya çıkaracak görevler olurdu. Mesela, bir grup insanı yönetmelerini, zor bir durumda doğru kararlar almalarını veya bir anlaşmazlığı adil bir şekilde çözmelerini isterdim.
- Adım 3: En önemlisi, onları uzun bir süre boyunca gözlemlerdim. Sadece söylediklerine değil, davranışlarına da dikkat ederdim. Özellikle kimse görmediğini sandıkları zamanlarda nasıl davrandıklarına bakardım. Dürüstlük, adalet, merhamet ve alçakgönüllülük benim için çok önemli kriterler olurdu.
- Adım 4: Son olarak, bu gözlemler ve görevlerdeki başarılarına göre bir değerlendirme yapardım. Sadece bir tek teste değil, genel karakterlerine ve halka hizmet etme arzularına bakarak karar verirdim. Ling’in hikayesindeki gibi, en dürüst ve erdemli olanı seçerdim. Çünkü bir liderin en büyük gücü, halkının ona duyduğu güvendir.
Böylece, sadece akıllı değil, aynı zamanda kalbi iyi ve dürüst bir lider seçmiş olurdum!
Söz Varlığımız
5. Okuduğunuz metinde geçen cümlelerdeki altı çizili sözcük ve sözcük gruplarının yerine aynı anlama gelen farklı sözcük ve sözcük grupları yazınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu bölümde kelime bilgimizi geliştireceğiz. Bir kelimenin veya kelime grubunun yerine, anlamını değiştirmeden başka bir kelime veya kelime grubu kullanmak, anlatımımızı zenginleştirir. Hadi bakalım, altı çizili kelimelerin yerine neler yazabiliriz:
-
Artık tahttan çekilmemin ve yerime yeni bir hükümdar seçmenin vakti geldi.
Buradaki “vakti geldi” ifadesinin yerine “zamanı geldi” veya “sırası geldi” diyebiliriz. İkisi de aynı anlamı taşır.
Sonuç: zamanı geldi
-
O zaman bitkiler hakkında hüküm verip benden sonra tahta geçecek hükümdarı seçeceğim.
“Hüküm verip” kelime grubu yerine “karar verip” veya “yargılayıp” kelimelerini kullanabiliriz. “Karar verip” burada daha uygun düşüyor.
Sonuç: karar verip
-
Saraya ulaştığında diğer gençlerin getirdiği çeşit çeşit bitkiler karşısında hayrete düştü.
“Çeşit çeşit” yerine “türlü türlü”, “farklı farklı” veya “rengarenk” diyebiliriz. Hepsi de çok sayıda ve farklı olduğunu anlatır.
Sonuç: türlü türlü
-
Hepsi de güzel renkte, güzel biçimdeydi ve nefis kokular yayıyordu.
“Nefis kokular” ifadesi yerine “güzel kokular”, “mis kokular” veya “hoş kokular” diyebiliriz. Hepsi de burnumuza gelen güzel kokuları anlatır.
Sonuç: güzel kokular
-
“Boş ver, elinden geleni yapmışsın!” dediler.
“Boş ver” yerine “aldırma”, “takma kafana” veya “önemseme” gibi ifadeler kullanabiliriz. Karşımızdakini teselli ederken kullanılır.
Sonuç: aldırma
Aferin sana! Gördüğün gibi Türkçe ne kadar zengin bir dil. Tek bir anlamı ifade etmek için bile birçok farklı kelime kullanabiliyoruz. Bu da yazılarımızı ve konuşmalarımızı daha etkileyici hale getiriyor.