6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 82
Merhaba sevgili öğrencilerim! Türkçe dersimize hoş geldiniz. Bugün sizlerle çok güzel ve düşünmeye sevk eden etkinlikler yapacağız. Görseldeki soruları adım adım, hiç acele etmeden, güzelce analiz edip birlikte çözeceğiz. Hazırsanız başlayalım mı?
Yandaki görseli tarafların bakış açısına göre yorumlayınız.
Sevgili çocuklar, şimdi öncelikle yukarıdaki resme çok dikkatli bir şekilde bakalım. Resimde bir fanus var, içinde iki balık yüzüyor ve fanusun dışından da bir kedi onlara bakıyor. Hepsi aynı şeye bakıyor ama bakın nasıl da farklı şeyler söylüyorlar! İşte hayat da böyle, aynı olaya farklı açılardan bakabiliriz. Haydi, teker teker inceleyelim:
-
Kedi ne diyor?
Kedi, “Hahaha fanusta iki balık var!” diyor. Kedi, olaya sadece var olanı sayarak yaklaşıyor. Yani, neyin eksik olduğuna değil, neyin olduğuna odaklanıyor. Onun için iki balık olması bile bir sevinç kaynağı. Bu, olumlu ve basit bir bakış açısı, değil mi?
-
Pembe balık ne diyor?
Pembe balık, “Bu fanusun yarısı dolu.” diyor. Bu balık, fanustaki suyun dolu tarafını görüyor. Yani, bardağın dolu tarafını gören iyimser bir insan gibi. Kötü bir durum olsa bile, o durumun iyi yanlarını bulmaya çalışıyor.
-
Mavi balık ne diyor?
Mavi balık ise, “Öff, bu fanusun yarısı boş!” diyor. Bu balık da tam tersi, fanustaki suyun boş kalan kısmına odaklanıyor. Bu da karamsar bir bakış açısıdır. Yani, bardağın hep boş tarafını gören, olayların hep kötü yanlarını düşünen biri gibi davranıyor.
Peki, bu görsel bize ne anlatıyor?
Bu görsel bize şunu öğretiyor: Hayatta karşılaştığımız her olaya farklı şekillerde bakabiliriz. Önemli olan, olaylara hangi gözle baktığımızdır. İster iyimser olup dolu tarafı görelim, ister karamsar olup boş tarafı görelim, istersek de kedi gibi sadece olanı görüp mutlu olalım. Ama unutmayalım ki iyimserlik, hayatımızı daha güzel ve yaşanılır kılar.
Konuşalım, Anlatalım
Şimdi de Nasrettin Hoca’mızın güzel fıkrasını okuyalım ve ardından soruları cevaplayalım.
ALLAH’A ŞÜKÜR, ÜZERİNDE BEN YOKTUM
Nasrettin Hoca eşeğini kaybetmiş. Bir yandan aranıp duruyor, bir yandan da arada bir ellerini göğe açıyor:
— Allah’ım sana şükürler olsun, diye dua ediyormuş.
Hoca’yı görenler sormuşlar:
— Hoca, insan eşeğini böyle mi arar? Ne için şükredip duruyorsun?
Hoca onlara dik dik bakarak cevap vermiş:
— Neden şükretmeyecekmişim? Ya eşeğin üzerinde ben de olsaydım, kayıplara karışsaydım hâlim nice olurdu?
Editör: Neclâ FEROĞLU
Şimdi bu fıkrayla ilgili sorularımızı cevaplayalım:
1. Fıkrada nasıl bir insan tipinden söz ediliyor?
Çözüm:
Fıkrada Nasrettin Hoca, eşeğini kaybetmesine rağmen üzülmek yerine şükrediyor. Çünkü olayın daha kötü bir halini düşünerek, o kötü durumdan kurtulduğu için sevinç duyuyor. Bu da bize Hoca’nın, her durumda olayın olumlu bir yönünü bulmaya çalışan, hayatın zorlukları karşısında bile umudunu kaybetmeyen ve şükretmeyi bilen iyimser bir insan olduğunu gösteriyor. Olaylara hep iyi tarafından bakıyor, değil mi?
Sonuç:
Fıkrada iyimser, olumlu düşünen ve şükretmeyi bilen bir insan tipinden söz ediliyor.
2. Nasrettin Hoca’nın yerinde siz olsaydınız nasıl davranırdınız?
Çözüm:
Bu soruya herkes kendi içinden gelen cevabı verebilir aslında. Hoca’nın yerinde olsaydık hepimiz ilk başta üzülürdük belki. Ama Hoca’dan öğrendiğimiz gibi, bu üzüntünün yanında olumlu bir şeyler de düşünebilirdik.
Adım 1: İlk başta eşeğimi kaybettiğim için biraz üzülebilirdim. Bu çok doğal bir duygu.
Adım 2: Sonra Nasrettin Hoca gibi düşünmeye çalışırdım. “En azından ben eşeğin üstünde kaybolmadım!” diyerek kendimi teselli ederdim.
Adım 3: Belki de eşeğimi bulmak için daha sakin ve umutlu bir şekilde aramaya devam ederdim, çünkü olumlu düşünmek insana güç verir.
Sonuç:
Ben de Nasrettin Hoca gibi, ilk üzüntüm geçtikten sonra olayın olumlu tarafını görmeye çalışır, “iyi ki ben de eşeğin üzerinde kaybolmadım” diye düşünüp şükrederdim. Böylece hem moralimi yüksek tutar hem de eşeğimi daha sakin bir şekilde arardım.
3. Fıkrada verilmek istenen mesaj nedir?
Çözüm:
Bu fıkra bize çok önemli bir ders veriyor sevgili çocuklar. Hayatta başımıza gelen kötü olaylar karşısında hemen karamsarlığa kapılmamalıyız. Her zaman olayın iyi bir tarafını bulmaya çalışmalı, daha kötü durumların olabileceğini düşünüp elimizdeki duruma şükretmeliyiz. Bu, bize hem moral verir hem de hayatı daha mutlu yaşamamızı sağlar.
Sonuç:
Fıkrada verilmek istenen mesaj, zor durumlarda bile olumlu düşünmek, şükretmeyi bilmek ve olayların iyi yönlerini görmeye çalışmaktır. Bu sayede hayata daha güçlü ve mutlu bakabiliriz.
Düşünelim, Yazalım
Şimdi de “iyimserlik” konusuyla ilgili verilen güzel sözleri okuyalım ve defterimize bu konuda duygularımızı ve düşüncelerimizi yazalım.
- Sokrates demiş ki: “İyimser bir insan ayakkabıları çalınınca ‘Ayaklarım var ya!’ diyebilen insandır.”
- William JAMES (Vilyım CEYMS) demiş ki: “Kötümserlik zayıflığa yol açar, iyimserlik ise güce.”
Çözüm:
Sevgili öğrencilerim, Sokrates’in sözü bize, en kötü durumda bile sahip olduklarımızın kıymetini bilmemizi öğretiyor. Düşünsenize, ayakkabısı çalınan birisi ne kadar üzülür değil mi? Ama iyimser bir insan, “Ayakkabılarım olmasa da ayaklarım var, yürüyebilirim!” diyerek elindekiyle yetinmeyi ve şükretmeyi başarıyor. Bu, bize hayata pozitif bakmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
William James’in sözü de iyimserliğin ne kadar güçlü bir duygu olduğunu anlatıyor. Karamsarlık, yani olaylara hep kötü yönden bakmak, insanı zayıflatır, enerjisini düşürür, üzgün yapar. Ama iyimserlik tam tersi, bize güç verir. İyimser olan bir insan, zorluklar karşısında daha dirençli olur, umudunu kaybetmez ve sorunları çözmek için daha kolay yol bulur.
Benim “iyimserlik” hakkındaki düşüncelerim şunlar:
Hayatta her zaman her şey istediğimiz gibi gitmeyebilir. Kötü olaylar yaşayabilir, üzülebiliriz. Ama önemli olan, bu durumlarda nasıl bir tutum sergilediğimizdir. İyimser olmak, olayların en kötü anında bile bir umut ışığı bulabilmektir. Bu, bize sadece moral vermekle kalmaz, aynı zamanda zorlukların üstesinden gelmek için gereken gücü de sağlar. İyimser bir bakış açısı, bizi daha mutlu, daha sağlıklı ve daha başarılı yapar. Tıpkı Nasrettin Hoca gibi, sahip olduklarımıza şükretmeyi ve her durumda olumlu bir yön bulmayı öğrendiğimizde hayat çok daha güzel olur. Bu yüzden, bardağın dolu tarafını görmeye çalışmak, hayatımızı aydınlatan en güzel anahtardır.
Sonuç:
İyimserlik, hayatın zorlukları karşısında bize güç veren, umut aşılayan ve mutluluğu artıran çok değerli bir özelliktir. Olumsuz durumlarda bile olumlu yönleri görmemizi sağlar ve bu da bizi daha dirençli kılar.
Evet sevgili öğrencilerim, bugünkü dersimiz bu kadardı. Gördüğünüz gibi, bazen bir resim, bazen bir fıkra, bazen de bir özdeyiş bize hayata nasıl bakmamız gerektiğini öğretebilir. Unutmayın, iyimserlik hayatımızı güzelleştiren sihirli bir anahtardır. Bir sonraki dersimizde görüşmek üzere, kendinize iyi bakın!