6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 140
Merhaba 6. sınıf öğrencim! Türkçe dersine hoş geldin. Seninle birlikte gönderdiğin soruları adım adım, tane tane inceleyelim ve doğru cevaplarını bulalım. Hiç merak etme, sanki yanımda oturuyormuşsun gibi sana her şeyi en basit haliyle anlatacağım. Haydi başlayalım!
7. Soru: Selin, Murat, Yeliz, Canan ve Ayça isimli öğrencilerden bazıları Anıtkabir’i, bazıları Topkapı Sarayı’nı ziyaret etmişlerdir. Bu öğrencilerin ziyaret ettikleri mekânlar ile ilgili şunlar bilinmektedir:
- Topkapı Sarayı’na iki kişi gitmiş.
- Yeliz ve Selin aynı yere gitmiş.
- Ayça, Topkapı Sarayı’na gitmiştir.
- Canan, Selin’le aynı yere gitmemiştir.
Bu öğrencilerden hangisi kesinlikle Topkapı Sarayı’na gitmiştir?
A) Canan
B) Murat
C) Selin
D) Yeliz
Çözüm:
Şimdi bu soruyu bir bulmaca gibi düşünebiliriz. Bize verilen ipuçlarını kullanarak kimin nereye gittiğini bulmaya çalışacağız. İki yerimiz var: Anıtkabir ve Topkapı Sarayı. Toplam beş öğrencimiz var. Haydi ipuçlarını tek tek değerlendirelim:
Adım 1: İlk olarak kesin bilgiden başlayalım. İpuçlarından biri diyor ki: “Ayça, Topkapı Sarayı’na gitmiştir.”
- Demek ki Topkapı Sarayı’na gidenlerden biri Ayça.
Adım 2: Şimdi Topkapı Sarayı ile ilgili başka bir bilgiye bakalım: “Topkapı Sarayı’na iki kişi gitmiş.”
- Ayça zaten Topkapı Sarayı’na gittiğine göre, geriye Topkapı Sarayı’na giden bir kişi daha kalıyor.
Adım 3: Sıradaki ipucumuz: “Yeliz ve Selin aynı yere gitmiş.”
- Yeliz ve Selin ya ikisi de Topkapı Sarayı’na gitmiştir ya da ikisi de Anıtkabir’e gitmiştir.
- Diyelim ki Yeliz ve Selin Topkapı Sarayı’na gitmiş olsun. O zaman Topkapı Sarayı’na gidenler Ayça, Yeliz ve Selin olurdu. Bu da 3 kişi demek. Ama biz biliyoruz ki Topkapı Sarayı’na sadece 2 kişi gitti.
- O zaman bu ihtimal yanlış! Demek ki Yeliz ve Selin Topkapı Sarayı’na gitmemişler.
- Eğer Topkapı Sarayı’na gitmedilerse, kesinlikle Anıtkabir’e gitmişlerdir.
- Yani: Yeliz -> Anıtkabir ve Selin -> Anıtkabir.
Adım 4: Son ipucuna geldik: “Canan, Selin’le aynı yere gitmemiştir.”
- Biz az önce Selin’in Anıtkabir’e gittiğini bulmuştuk.
- Canan, Selin’le aynı yere gitmediğine göre, Canan Anıtkabir’e gitmemiştir.
- Eğer Anıtkabir’e gitmediyse, Canan kesinlikle Topkapı Sarayı’na gitmiştir.
Adım 5: Şimdiye kadar kimlerin nereye gittiğini bir toparlayalım:
- Ayça -> Topkapı Sarayı
- Yeliz -> Anıtkabir
- Selin -> Anıtkabir
- Canan -> Topkapı Sarayı
Bakalım Topkapı Sarayı’na gidenler kaç kişi oldu? Ayça ve Canan, yani 2 kişi. Bu bilgi, ilk ipucumuzla (Topkapı Sarayı’na iki kişi gitmiş) tam olarak uyuşuyor. Ne güzel!
Adım 6: Geriye tek bir öğrencimiz kaldı: Murat. Onun nereye gittiği sorulmuyor ama biz yine de bulalım. Topkapı Sarayı’na gidenler belli olduğuna göre, Murat da diğerleriyle birlikte Anıtkabir’e gitmiş olmalı.
- Murat -> Anıtkabir
Adım 7: Soru bize “Bu öğrencilerden hangisi kesinlikle Topkapı Sarayı’na gitmiştir?” diye soruyordu.
- Bizim bulduğumuz bilgilere göre Ayça ve Canan kesinlikle Topkapı Sarayı’na gitmişti.
- Şıklara baktığımızda Canan ismini görüyoruz.
Sonuç:
Doğru cevap A) Canan‘dır.
8. Soru: Annem bir sözün iyice düşünülmeden söylenmemesi gerektiğini belirtirken “—“, verilen sözü yerine getirmenin önemli olduğunu vurgulamak için “—“, dünyanın en büyük zenginliğinin beden sağlığı olduğunu söylerken “—” atasözünü kullanırdı.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisinde verilen atasözleri getirilmelidir?
A) Laf torbaya girmez. / İyi insan sözünün üstüne gelir. / Varlığa darlık olmaz.
B) Büyük lokma ye, büyük söz söyleme. / Söz gümüşse sükût altındır. / Daha iyisi can sağlığı.
C) Adam olana bir söz yeter. / Söz sözü açar. / Varlığa darlık olmaz.
D) Boğaz dokuz boğumdur. / Söz ağızdan çıkar. / Başın sağlığı, dünyanın varlığı.
Çözüm:
Bu soruda bizden, verilen cümlelerdeki anlamlara uygun atasözlerini bulmamız isteniyor. Atasözleri, büyüklerimizin tecrübelerinden süzülmüş, öğüt veren kısa ve özlü sözlerdir. Her boşluğa hangi atasözünün geleceğini tek tek inceleyelim:
Adım 1: İlk boşluk için uygun atasözünü bulalım.
Cümle: “Annem bir sözün iyice düşünülmeden söylenmemesi gerektiğini belirtirken ‘—‘…”
- Burada, bir şey söylemeden önce iyice düşünmemiz gerektiği anlatılıyor.
- A) Laf torbaya girmez. (Söylenen söz geri alınmaz anlamında.) Bu da düşünmeyi gerektirir ama daha çok sonucuna vurgu yapar.
- B) Büyük lokma ye, büyük söz söyleme. (Yapamayacağın, yerine getiremeyeceğin sözler verme anlamında.) Bu da düşünmeyi gerektirir.
- C) Adam olana bir söz yeter. (Anlayışlı kişiye az sözle bile derdini anlatırsın anlamında.) Bu uymuyor.
- D) Boğaz dokuz boğumdur. (Bir sözü söylemeden önce çok iyi düşünmek, ölçüp tartmak gerektiği anlamında.) Bu atasözü, tam da “iyice düşünülmeden söylenmemesi” fikrine uygun.
Şu an D şıkkı güçlü bir aday gibi duruyor. Diğer boşluklara da bakalım.
Adım 2: İkinci boşluk için uygun atasözünü bulalım.
Cümle: “…verilen sözü yerine getirmenin önemli olduğunu vurgulamak için ‘—‘…”
- Burada, verdiğimiz sözleri tutmanın, yerine getirmenin önemi anlatılıyor.
- D şıkkının ikinci atasözü: Söz ağızdan çıkar. (Verilen sözün önemli olduğunu, bir kere söylendi mi geri alınamayacağını ve tutulması gerektiğini belirtir.) Bu da buraya çok uygun.
Adım 3: Üçüncü boşluk için uygun atasözünü bulalım.
Cümle: “…dünyanın en büyük zenginliğinin beden sağlığı olduğunu söylerken ‘—‘ atasözünü kullanırdı.”
- Burada, sağlığın en değerli şey olduğu, paradan puldan daha önemli olduğu anlatılıyor.
- D şıkkının üçüncü atasözü: Başın sağlığı, dünyanın varlığı. (Sağlığın bütün zenginliklerden daha değerli olduğunu ifade eder.) Bu atasözü de bu boşluğa mükemmel bir şekilde uyuyor.
Gördüğün gibi, D şıkkındaki atasözleri cümlenin akışına ve anlamına sırasıyla tam olarak uyuyor.
Sonuç:
Doğru cevap D) Boğaz dokuz boğumdur. / Söz ağızdan çıkar. / Başın sağlığı, dünyanın varlığı.‘dır.
9. Soru:
1. Bilgi almak, öğrenmek, haber almak.
2. Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek.
3. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek.
“Duymak” sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde numaralandırılmış anlamlarından herhangi biriyle kullanılmamıştır?
A) Arkadaşımın eve uğradığını annemden duydum.
B) Bak, duyuyor musun iğde çiçeklerinin kokusunu?
C) Arkadaşım, rüzgârda sesimi duymak için iyice yanıma yaklaştı.
D) Yüzüme iri yağmur damlalarının düştüğünü duyuyordum.
Çözüm:
Bu soruda bize “duymak” kelimesinin bazı anlamları verilmiş ve hangi cümlede bu anlamlardan hiçbiriyle kullanılmadığı soruluyor. “Duymak” kelimesinin farklı duyularla ilgili anlamları var. Şimdi her bir cümleyi verilen anlamlarla karşılaştıralım:
Adım 1: Verilen anlamları inceleyelim.
- 1. anlam: Bilgi almak, öğrenmek, haber almak. (Örnek: Bir haberi duymak)
- 2. anlam: Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek. (Örnek: Soğuğu duymak, kokuyu duymak)
- 3. anlam: Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek. (Örnek: Suyun sıcaklığını duymak)
Gördüğün gibi, bu anlamlar genellikle bilgi alma, hissetme (dokunma, koklama gibi) üzerine kurulu.
Adım 2: Her bir cümleyi verilen anlamlarla karşılaştıralım.
- A) Arkadaşımın eve uğradığını annemden duydum.
- Burada “duydum” kelimesi, “öğrendim, haber aldım” anlamında kullanılmış.
- Bu, 1. anlam ile tam olarak örtüşüyor: “Bilgi almak, öğrenmek, haber almak.”
- B) Bak, duyuyor musun iğde çiçeklerinin kokusunu?
- Burada “duyuyor musun” kelimesi, iğde çiçeklerinin kokusunu algılamak, hissetmek anlamında kullanılmış.
- Bu, 2. anlam ile örtüşüyor: “Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek.” (Burada “koklama” duyusuyla).
- D) Yüzüme iri yağmur damlalarının düştüğünü duyuyordum.
- Burada “duyuyordum” kelimesi, yağmur damlalarının yüzüne düşmesini hissetmek, teniyle algılamak anlamında kullanılmış.
- Bu, hem 2. anlam (“Dokunma… duyularla algılamak, hissetmek”) hem de 3. anlam (“Nesnelere dokunmakla… fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek”) ile örtüşüyor.
- C) Arkadaşım, rüzgârda sesimi duymak için iyice yanıma yaklaştı.
- Burada “sesimi duymak” kelimesi, konuşulan sesi işitmek, kulaklarıyla algılamak anlamında kullanılmış.
- Şimdi yukarıdaki anlamlara tekrar bakalım:
- 1. anlam bilgi almak/haber almak. Değil.
- 2. anlam dokunma, koklama vb. duyularla algılamak. Burada “vb.” dese de, genellikle “dokunma” ve “koklama” gibi duyulardan bahsedilirken “işitme” (ses duyma) ayrı bir duyu olarak ele alınır.
- 3. anlam ise nesnelere dokunarak fizik durumlarını hissetmek. Değil.
- Türkçede “duymak” kelimesi “işitmek” anlamında da çok sık kullanılır. Ancak yukarıda verilen 1, 2 ve 3 numaralı anlamların içinde “işitme duyusuyla ses algılama” açıkça belirtilmemiş veya örneklenmemiştir. Verilen tanımlar daha çok bilgi edinme, dokunma ve koklama gibi duyularla hissetmeye odaklanmıştır.
- Dolayısıyla, C şıkkındaki “duymak” kelimesi, yani “sesi işitmek” anlamı, verilen numaralandırılmış anlamlardan herhangi birine tam olarak uymuyor.
Sonuç:
Doğru cevap C) Arkadaşım, rüzgârda sesimi duymak için iyice yanıma yaklaştı.‘dır.