6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 105
Merhaba sevgili 6. sınıf öğrencim! Türkçe dersimize hoş geldin. Sana gönderilen bu soruları birlikte adım adım, dikkatlice inceleyelim ve doğru cevapları bulalım. Unutma, her sorunun cevabı metinde veya bilgilerimizde gizli. Hazırsan başlayalım!
A. 1-3. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.
1. “Asık suratlı insanlardan hoşlanır mısınız?” ifadesiyle söze başlamasının sebebi nedir?
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soruda yazarın metne neden böyle bir soruyla başladığını bulmamız isteniyor. Yazar, metnin hemen başında bu soruyu sorduktan sonra cevabını da kendisi veriyor. Hadi birlikte metne bakalım:
“Asık suratlı insanlardan hoşlanır mısınız?” desem doğal olarak bana gülersiniz. Zaten ben de gülmeniz için söze böyle başladım.”
Gördüğün gibi, yazar bu soruyu sorarak okuyucunun dikkatini çekmeyi ve onları gülümseterek konuya sıcak bir başlangıç yapmayı amaçlıyor. Yani, okuyucuyu güler yüzlü bir şekilde, olumlu bir havada konuşmaya, yani metni okumaya davet ediyor.
Sonuç: Yazar, okuyucunun dikkatini çekmek ve onları gülümseterek konuya sıcak bir giriş yapmak için “Asık suratlı insanlardan hoşlanır mısınız?” ifadesiyle söze başlamıştır.
2. İnsanın hangi durumda konuşma hevesi kırılır?
Çözüm:
Bu sorunun cevabı da yine metinde gizli. Metni dikkatlice okuduğumuzda, yazarın konuşma hevesinin ne zaman kırıldığını anlattığı bir bölüm var. Hadi o kısmı bulalım:
“Konuşurken söze başladığınız sırada karşınızdakinin kaşlarını çattığını, asık bir suratla sizi dinlediğini görürseniz konuşma hevesiniz kırılır.”
Burada çok net bir şekilde belirtiliyor ki, karşımızdaki kişi bizi dinlerken kaşlarını çatarsa veya asık suratlı olursa, bizim konuşma isteğimiz azalır, yani hevesimiz kırılır. Bu durum, hepimizin başına gelebilecek bir şey, değil mi?
Sonuç: İnsanın konuşma hevesi, karşısındaki kişinin kaşlarını çattığını veya asık suratlı bir şekilde kendisini dinlediğini gördüğünde kırılır.
3. Metinde geçen “söze başlamak, renk vermek” deyimlerini birer cümle içinde kullanınız.
Çözüm:
Şimdi de metinde geçen iki güzel deyimi kendi cümlelerimizde kullanalım. Deyimler, dilimize zenginlik katan, genellikle birden fazla kelimeden oluşan kalıplaşmış sözlerdir. Anlamlarını bilmek ve doğru yerlerde kullanmak önemlidir.
Adım 1: “Söze başlamak” deyimini inceleyelim.
Bu deyim, bir konuşmaya veya anlatıma giriş yapmak, başlamak anlamına gelir. Metinde de yazarın konuşmaya nasıl başladığını anlatırken kullanılmıştı.
Cümle örneği:
- Öğretmenimiz, “Bugünkü konumuz çevre kirliliği.” diyerek söze başladı.
Adım 2: “Renk vermek” deyimini inceleyelim.
Bu deyim, bir duruma, olaya veya sohbete canlılık, neşe, ilgi katmak, onu daha güzel ve çekici hale getirmek anlamına gelir. Metinde de güler yüzlü insanların sohbete nasıl canlılık kattığı anlatılırken geçmişti.
Cümle örneği:
- Şarkılar ve danslar, partiye ayrı bir renk verdi.
Sonuç:
Söze başlamak:
- Toplantıda müdürümüz, yeni projelerimizden bahsederek söze başladı.
Renk vermek:
- Yaptığımız espriler, sıkıcı geçen etkinliğe biraz olsun renk verdi.
B. Aşağıdaki cümlelerde kullanılan geçiş ve bağlantı ifadelerinin altını çiziniz.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, şimdi de geçiş ve bağlantı ifadelerini bulacağız. Bu ifadeler, cümleleri veya cümledeki düşünceleri birbirine bağlayan, aralarındaki ilişkiyi (karşıtlık, neden-sonuç, açıklama gibi) belirten kelimelerdir. Cümlelerin akıcılığını ve anlam bütünlüğünü sağlarlar.
a) Bahar geldi ama havalar bir türlü ısınmadı.
Burada “ama” kelimesi, baharın gelmesiyle havaların ısınmaması arasındaki karşıtlığı ifade ediyor. Yani bir beklentinin aksini belirtiyor.
b) Doktorun önerisiyle diyete başladım. Buna rağmen bir türlü kilo veremedim.
“Buna rağmen” ifadesi, diyete başlanmasına karşın kilo verilememesi arasındaki zıtlığı veya beklentinin gerçekleşmediğini gösteriyor.
c) Bugün arkadaşıma gitmeliyim ancak hava çok kötü.
“Ancak” kelimesi, arkadaşına gitme isteği ile havanın kötü olması arasındaki engelleyici durumu, yani bir karşıtlığı veya kısıtlamayı belirtiyor.
ç) Başarılı olmayı herkes ister lakin başarı kendiliğinden gelmez.
“Lakin” kelimesi de “ama”, “ancak” gibi bir karşıtlık veya sınırlama bildiren bir geçiş ifadesidir. Başarılı olma isteği ile başarının kendiliğinden gelmemesi arasındaki zıtlığı vurguluyor.
Sonuç:
a) Bahar geldi ama havalar bir türlü ısınmadı.
b) Doktorun önerisiyle diyete başladım. Buna rağmen bir türlü kilo veremedim.
c) Bugün arkadaşıma gitmeliyim ancak hava çok kötü.
ç) Başarılı olmayı herkes ister lakin başarı kendiliğinden gelmez.
C. Aşağıdaki şiirden tekil ve çoğul adlar üçer örnek bularak ilgili kutucuklara yazınız.
Çözüm:
Şimdi de Cahit Sıtkı Tarancı’nın bu güzel şiirinden tekil ve çoğul adlar bulacağız. Hatırlayalım, tekil adlar bir varlığı, çoğul adlar ise aynı türden birden fazla varlığı karşılayan adlardır. Çoğul adlar genellikle “-ler, -lar” ekini alırlar.
Adım 1: Şiiri dikkatlice okuyalım ve adları (isimleri) belirleyelim.
- akşamüstü
- komşu
- arsa
- göz
- gökyüzü
- dünya
- çocuk
- zıpçıplar
- kızlar
- avuç
- yıldızlar
Adım 2: Bu adları tekil ve çoğul olarak ayıralım ve üçer örnek seçelim.
Tekil Adlar:
Tekil adlar, “-ler, -lar” çoğul ekini almamış ve tek bir varlığı belirten isimlerdir. Şiirde geçen tekil adlardan bazıları şunlardır:
- akşamüstü (tek bir zaman dilimi)
- komşu (tek bir kişi veya varlık)
- dünya (tek bir gezegen)
- göz (tek bir organ)
- gökyüzü (tek bir kavram)
- çocuk (tek bir kişi)
- arsa (tek bir yer)
- avuç (tek bir el bölümü)
Bu listeden üç tanesini seçebiliriz. Örneğin:
Çoğul Adlar:
Çoğul adlar, “-ler, -lar” çoğul ekini almış ve birden fazla varlığı belirten isimlerdir. Şiirde geçen çoğul adlar şunlardır:
- zıpçıplar (birden fazla zıpçıplar)
- kızlar (birden fazla kız)
- yıldızlar (birden fazla yıldız)
Bu listede zaten üç tane çoğul adımız var.
Sonuç:
Tekil adlar:
- akşamüstü
- komşu
- dünya
Çoğul adlar:
- zıpçıplar
- kızlar
- yıldızlar