6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 186
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle Gülten Akın’ın çok güzel ve düşündürücü “Yüksek Evde Oturanın Türküsü” adlı şiirini ve bu şiirle ilgili soruları çözeceğiz. Unutmayın, şiirleri sadece okumakla kalmayıp, şairin bize ne anlatmak istediğini anlamaya çalışmak çok önemlidir. Haydi başlayalım!
Sözcük Çalışması
Kurmak sözcüğünün farklı anlamları aşağıda verilmiştir. Sözcüğün metinde kullanıldığı anlamı işaretleyiniz.
Şiirimizde “Evleri yüksek kurdular” dizesi geçiyor. Burada “kurmak” kelimesi, bir şeyi yapmak, inşa etmek anlamında kullanılmış. Yani o evleri inşa ettiler, yaptılar demek istiyor.
- Hazırlamak.
- Yayılı, zemberekli şeylerde yayı veya zemberiği germek.
- Yapmak, inşa etmek. (Doğru cevap bu!)
- Zihinde büyütmek.
- Sağlamak, oluşturmak.
Kurmak sözcüğünün mecaz anlamını belirleyip anlamına uygun bir cümlede kullanınız.
Sevgili çocuklar, bir kelimenin mecaz anlamı, onun gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak başka bir anlam kazanmasıdır. “Kurmak” kelimesinin şiirdeki gerçek anlamı “inşa etmek”ti. Ama biz şimdi onun başka bir anlamını, yani mecaz anlamını bulacağız.
“Kurmak” kelimesinin birçok mecaz anlamı vardır. Mesela “hayal kurmak”, “tuzak kurmak”, “saat kurmak” gibi. Burada “hayal kurmak” anlamı çok güzel bir mecaz anlamdır.
Şimdi bu anlama uygun bir cümle kuralım:
Cümle: “Küçük Ayşe, büyüdüğünde bir veteriner olup hayvanlara yardım etme hayalleri kuruyordu.”
Anlayalım, Yorumlayalım
Aşağıdaki soruları okuduğunuz metne göre cevaplayınız.
1. “On bin basamak merdiven” neyi temsil etmektedir?
Şiirde “Evleri yüksek kurdular / On bin basamak merdiven” dizeleri geçiyor. Şair burada aslında gerçekten on bin basamaklı bir merdivenden bahsetmiyor. Bu, evlerin ne kadar çok yüksek katlı binalar olduğunu, insanların birbirine ve doğaya ulaşmasının ne kadar zorlaştığını, aradaki mesafenin ne kadar arttığını abartılı bir şekilde anlatmak için kullanılmış bir ifadedir. Yani yüksek binaları ve bu binaların insanları birbirinden uzaklaştırmasını temsil ediyor.
2. Toprağa uzak kalanlar kimlerdir?
Şiirde “Topraktan uzakta kaldı / Toprağa bağlı olanlar” deniyor. Burada “toprağa uzak kalanlar”, yüksek katlı binalarda, apartmanlarda yaşayan ve bu yüzden doğayla, toprakla, ağaçlarla doğrudan teması kesilen insanlardır. Modern şehir yaşamının insanları doğadan kopardığını ifade ediyor.
3. Bu şiirde şairin eleştirdiği durum nedir?
Şair, şiirinde modern şehir yaşamının ve yüksek katlı binaların insanları hem doğadan (toprak, su, ağaçlar) hem de diğer insanlardan (dostluklar) uzaklaştırmasını eleştiriyor. İnsanların beton yığınları arasında yaşarken, komşuluk ilişkilerinin zayıflamasını ve doğayla bağlarının kopmasını dert ediyor.
4. Şairin duygu ve düşüncelerine katılıyor musunuz? Niçin?
Evet, ben şairin duygu ve düşüncelerine katılıyorum sevgili öğrenciler. Çünkü yüksek binalar ve betonlaşma, insanların birbirleriyle olan sıcak ilişkilerini azaltıyor. Eskiden komşular birbirini daha çok tanır, kapı önünde, bahçede sohbet ederdi. Şimdi ise çoğu zaman aynı apartmanda oturan insanlar bile birbirini tanımıyor. Ayrıca doğadan uzaklaşmak, yeşil alanların azalması da insan ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. Toprağa basmaya, ağaç görmeye, temiz hava almaya hepimizin ihtiyacı var, değil mi?
5. Şiirin hangi dizesinde bir abartma vardır?
Şiirde abartma sanatı kullanılan dize, “On bin basamak merdiven” dizesidir. Gerçekten on bin basamaklı bir merdiven olamaz. Şair burada, evlerin çok yüksek olduğunu ve bu yüksekliğin insanları ne kadar uzaklaştırdığını vurgulamak için mübalağa (abartma) sanatını kullanmıştır.
Sizce evlerin yüksekte olmasıyla dostlukların uzakta kalması arasında nasıl bir ilgi vardır? Örnek vererek açıklayınız.
Sevgili çocuklar, evlerin yüksek katlı olması, yani çok katlı apartmanlarda yaşamak, dostlukların uzakta kalmasına neden olabilir. Nasıl mı? Şöyle düşünelim:
Eskiden insanlar bahçeli evlerde veya daha az katlı binalarda yaşarken, kapı önünde, bahçede, sokakta komşularıyla daha sık karşılaşırdı. Birbirleriyle sohbet eder, dertleşir, yardımlaşırlardı. Ama şimdi yüksek katlı apartmanlarda yaşayan insanlar, genelde asansörle evlerine çıkıyor, kapılarını kapatıyor ve dış dünyadan biraz daha izole oluyorlar. Komşularla karşılaşma, sohbet etme fırsatları azalıyor. Herkes kendi dairesine çekildiği için samimi dostluklar kurmak daha zor hale geliyor.
Örnek verecek olursak: Bahçeli bir evde oturan iki komşu, bahçede çiçek ekerken veya çocukları oynarken kolayca sohbet edip kaynaşabilir. Ama 10 katlı bir apartmanın farklı katlarında oturan iki kişi, belki de hiç karşılaşmadan yıllarca aynı binada yaşayabilir. Bu da dostlukların gelişmesini engeller.
Şairin aşağıdaki dizelerde ne anlatmak istediğini belirtiniz.
Evleri yüksek kurdular.
Bu dizede şair, modern şehirlerdeki yapılaşmayı anlatıyor. Yani şehirlerin yatayda değil, dikeyde büyüdüğünü, her yerin çok katlı, yüksek binalarla dolduğunu ifade ediyor. İnsanların artık gökyüzüne doğru yükselen evlerde yaşadığını belirtiyor.
Cama, betona boğdular.
Şair burada, doğanın yerini alan, modern binaların temel yapı malzemelerini eleştiriyor. Şehirlerin yeşil alanlar, toprak yerine cam ve beton gibi soğuk, doğal olmayan malzemelerle kaplandığını anlatmak istiyor. Bu durumun, doğal güzellikleri ve canlılığı yok ettiğini vurguluyor.
Sular aşağıda kaldı / Aşağıda kaldı ağaçlar.
Bu dizeler, insanların yüksek binalarda yaşarken doğadan ne kadar uzaklaştığını çok güzel bir şekilde anlatıyor. Şair, yüksek katlarda yaşayan insanların artık pencerelerinden suları, nehirleri, gölleri veya ağaçları kolayca göremediğini, onlarla bağının koptuğunu ifade ediyor. Yani doğayla iç içe olma halinin azaldığını, hatta kaybolduğunu vurguluyor.
Umarım bu açıklamalar şiiri ve soruları daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur sevgili öğrencilerim. Şiir okumaya ve anlamaya devam edin!