6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 107
Merhaba sevgili öğrencim, ben senin Türkçe öğretmeninim. Şimdi seninle birlikte bu sayfadaki soruları dikkatlice inceleyelim ve bağlı sayfadaki metni (şiiri) de okuyarak doğru cevapları bulalım. Unutma, her soruyu adım adım düşüneceğiz ve cevabımızı metne göre vereceğiz. Hadi başlayalım!
4. Sabahları uyandığımda ne zaman masmavi gökyüzünü görsem, kuş seslerini duysam yaşamama sevinciyle dolar içim. Yine böylesi sabahlarda dilimden düşürmediğim bir şarkı gibi mırıldanırım Orhan Veli’nin şu dizelerini: “—–” Bu metinde boş bırakılan yere anlam bütünlüğüne göre aşağıdaki dizelerden hangisi getirilmelidir?
Sevgili öğrencim, bu soruda bize Orhan Veli’nin sözleri verilmiş. Orhan Veli, sabahları masmavi gökyüzünü ve kuş seslerini görünce içini yaşam sevinci kapladığını söylüyor. Bu, doğayla iç içe, neşeli ve umut dolu bir duyguyu anlatıyor. Bizden de boş bırakılan yere bu duyguya en uygun dizeleri bulmamız isteniyor.
Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:
- A) Gün doğuyor şehrin üzerine, / Renk renk hacimle doluyor her yer. / Bakıyor dağınık yüzlü evler / Hâlâ yanan sokak fenerine. / Toprak kımıldıyor yavaş yavaş, / Gün doğuyor şehrin üzerine. / Bembeyaz gece çiçeklerine / Sabahla düşüyor bir damla yaş.
Bu dizeler, şehrin uyanışını anlatıyor ama son dizedeki “bir damla yaş” ifadesiyle biraz hüzünlü bir hava katıyor. Orhan Veli’nin bahsettiği “yaşama sevinci” ile tam olarak örtüşmüyor.
- B) Arzular başka şey, / Hatıralar başka. / Güneşi görmeyen şehirde, / Söyle, nasıl yaşanır?
Bu dizeler, daha çok bir sorgulama ve biraz da karamsarlık içeriyor. Güneşi görmeyen bir şehirde yaşamaktan bahsediyor ki bu da Orhan Veli’nin neşeli uyanışına ters düşüyor.
- C) Uyandım baktım ki bir sabah, / Güneş vurmuş içime; / Kuşlara, yapraklara dönmüşüm, / Pır pır eder durur, bahar rüzgârında. / Kuşlara, yapraklara dönmüşüm; / Cümle azam isyanda; / Kuşlara, yapraklara dönmüşüm; / Kuşlara, / Yapraklara
Bu dizelerde kişi, sabah uyandığında güneşin içini ısıttığını, kendisini kuşlar ve yapraklar gibi hissettiğini söylüyor. Bahar rüzgarıyla pır pır ettiğini anlatıyor. Bu ifadeler, doğayla bütünleşme, neşe ve yaşam sevinciyle dolu bir uyanışı çok güzel anlatıyor. Orhan Veli’nin “masmavi gökyüzünü görsem, kuş seslerini duysam yaşamama sevinciyle dolar içim” sözleriyle tam bir uyum içinde.
- D) Duyduğum yoktu ne vakittir / Güvercin sesi, kumru sesi, pencerede; / İçime girme / Yolculuk mu düştü, nedir? / Nedir bu yosun kokusu, / Martıların gürültüsü havalarda; / Nedir? / Yolculuk olmalı, yolculuk.
Bu dizeler de kuş seslerinden bahsediyor ama daha çok bir merak, bir arayış ve bir yolculuk düşüncesini ortaya koyuyor. Orhan Veli’nin direkt olarak hissettiği “yaşama sevinci” kadar net bir neşe ifadesi taşımıyor.
Çözüm:
Adım 1: Orhan Veli’nin sözlerinde hissettiği duygunun “yaşama sevinci” olduğunu ve bu sevincin “masmavi gökyüzü” ile “kuş sesleri” gibi doğa unsurlarıyla tetiklendiğini anlıyoruz.
Adım 2: Seçenekler arasında bu duyguya en yakın olanı arıyoruz. Özellikle doğayla bütünleşme, neşe ve yeni bir başlangıç hissi veren dizeler bizim için doğru cevap olacaktır.
Adım 3: C seçeneğindeki dizeler, sabah uyandığında güneşin içini ısıtmasını, kişinin kendini kuş ve yaprak gibi hissetmesini anlatarak Orhan Veli’nin yaşam sevincini ve doğayla kurduğu bağı en iyi şekilde ifade ediyor.
Sonuç:
Doğru cevap C seçeneğidir.
5. Farkında mısınız? Şimdiki çocuklar oyun oynamayı bilmiyor. Çok zeki, çok uyanık fakat suskun ve bilgiç çocuklar yetişiyor. Dostlardan birine gittim geçen gün. Yedi yaşlarında bir oğulları var, onu pek severim. İki laf edemedim çocukla. – – – Olacakları düşünebiliyor musunuz? Bilgisayarla arkadaş, suskun bir nesil yetişiyor. Bu metinde boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdaki dizeden hangisi getirilmelidir?
Sevgili öğrencim, bu parçada günümüz çocuklarının oyun oynamayı bilmediğinden, zeki olsalar da “suskun” (yani sessiz, konuşmayan) olduklarından bahsediliyor. Yazar, bir çocuğu ziyaret ettiğinde onunla “iki laf edemediğini” söylüyor. Boş bırakılan yere, bu durumu anlatan veya pekiştiren bir ifade gelmeli. Yani, çocuğun sessizliğini ve iletişim kurmamasının bir sonucunu ya da durumunu belirten bir şey arıyoruz.
Şimdi seçenekleri inceleyelim:
- A) Ağzını bıçak açmıyormuş.
Bu deyim, bir kişinin hiç konuşmadığını, çok sessiz olduğunu anlatmak için kullanılır. Metindeki “iki laf edemedim çocukla” ve “suskun” ifadeleriyle birebir uyumlu.
- B) Devamlı bilgisayar oyunları oynuyormuş.
Çocukların bilgisayar oyunları oynaması, metinde bahsedilen suskunluğun bir sebebi olabilir ama boşluğa gelmesi gereken ifade, o anki durumu veya yazarın gözlemini tamamlamalı. Metnin sonuna doğru zaten “Bilgisayarla arkadaş” denilerek bu konuya değiniliyor.
- C) Arkadaşları ile sürekli telefon görüşmeleri yapıyormuş.
Bu da bir iletişim şekli ama metinde anlatılan “iki laf edememe” durumuyla doğrudan ilgili değil. Yazarın çocuğuyla kişisel iletişim kuramamasını vurguluyor.
- D) Odasına kapanıp saatlerce top oynuyormuş.
Bu ifade, metnin ana fikri olan “oyun oynamayı bilmiyor” ve “suskun” olma durumlarına tamamen ters düşüyor. Top oynamak, aktif ve genellikle dışarıda yapılan bir etkinliktir.
Çözüm:
Adım 1: Metinde yazarın, ziyaret ettiği çocukla “iki laf edemediği” ve çocukların “suskun” olduğu vurgulanıyor. Boşluğa, bu sessizliği ve iletişimsizliği anlatan bir ifade gelmeli.
Adım 2: “Ağzını bıçak açmamak” deyimi, tam da bu durumu, yani kişinin hiç konuşmamasını ve sessizliğini anlatır.
Adım 3: Bu deyim, yazarın gözlemini ve metnin genel akışını en iyi şekilde tamamlar.
Sonuç:
Doğru cevap A seçeneğidir.
6. En çok bolluk getiren yağmur, alın teridir. Aşağıdakilerden hangisi bu cümleye anlamca en yakındır?
Sevgili öğrencim, bu cümlede çok güzel bir benzetme yapılmış. “Yağmur” normalde bize bereketi, verimliliği getirir. Ama burada “en çok bolluk getiren yağmur” olarak “alın teri” gösterilmiş. “Alın teri” demek, çok çalışmak, emek vermek, gayret göstermek demektir. Yani bu cümle bize, gerçek ve en büyük bolluğun, zenginliğin ancak çok çalışarak, emek vererek elde edileceğini anlatıyor.
Şimdi seçenekleri inceleyelim:
- A) Bolluk içinde yaşamak için sürekli çalışmak gerekir.
Bu cümle, bolluk içinde olmanın yolunun “sürekli çalışmaktan” geçtiğini söylüyor. Bu, “alın teri”nin yani çok çalışmanın bolluk getireceği fikriyle birebir örtüşüyor. “En çok” ifadesi de “sürekli” kelimesiyle destekleniyor gibi.
- B) Bolluğa kavuşmak için çalışmak şarttır.
Bu cümle de çalışmanın şart olduğunu söylüyor ama “en çok bolluk getiren” ifadesindeki vurguyu tam olarak karşılamıyor. Daha genel bir ifade.
- C) Bolluk içinde yaşayan insanlar daha çalışkandır.
Bu cümle, bolluk içinde yaşayan insanların bir özelliğinden bahsediyor, yani zaten bolluk içinde olanların çalışkan olduğunu söylüyor. Oysa yukarıdaki cümle, bolluğun kaynağının çalışmak olduğunu anlatıyor, yani sebep-sonuç ilişkisi farklı.
- D) Bir işe emek verilse bolluk elde edilir.
Bu cümle de emek vermenin bolluk getireceğini söylüyor. Bu da doğru bir ifade. Ancak “bir işe” denilerek biraz daha özel bir duruma indirgenmiş gibi. Orijinal cümle daha genel ve kapsayıcı bir anlam taşıyor.
Çözüm:
Adım 1: “En çok bolluk getiren yağmur, alın teridir” cümlesinin ana fikrini anlıyoruz. Bu, en büyük zenginliğin ve bereketin ancak çok çalışarak, sürekli emek vererek elde edileceğini anlatan bir cümledir.
Adım 2: Seçenekler arasında bu fikri en iyi yansıtan cümleyi arıyoruz.
Adım 3: A seçeneğindeki “Bolluk içinde yaşamak için sürekli çalışmak gerekir” cümlesi, “alın teri” ile kastedilen “sürekli çalışma” ve bunun sonucunda elde edilen “bolluk” kavramlarını en doğru ve güçlü şekilde ifade ediyor. “En çok” vurgusunu “sürekli” kelimesiyle desteklemesi de önemli.
Sonuç:
Doğru cevap A seçeneğidir.