6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 153
Merhaba sevgili öğrencilerim, ben sizin 6. sınıf Türkçe öğretmeniniz. Bugün karşımızdaki bu güzel sayfa üzerindeki soruları adım adım, tane tane, hep birlikte çözeceğiz. Hazır mısınız? Başlayalım o zaman!
İlk olarak, sayfanın en üstündeki iki resme bakalım. Birinde bir adam fotoğraf çekiyor, diğerinde bir kız resim yapıyor. Bize bu iki eylem arasındaki farkları yazmamız istenmiş.
Fotoğraf çekmek ile resim yapmak arasındaki farklar nelerdir?
Sevgili çocuklar, fotoğraf çekmek ve resim yapmak ilk bakışta benzer görünse de aslında çok farklı şeylerdir. Gelin birlikte inceleyelim:
-
Fotoğraf Çekmek: Bir fotoğraf makinesiyle, gördüğümüz bir anı veya görüntüyü olduğu gibi kaydetmektir. Yani, kameranın objektifinden ne görüyorsak, onu bir tuşa basarak yakalarız. Burada önemli olan, anı veya nesneyi en doğal haliyle belgelemektir. Fotoğraf çekmek genellikle daha hızlıdır ve gerçeğe birebir yakın bir görüntü elde etmemizi sağlar.
-
Resim Yapmak: Bir ressamın fırçasıyla, kalemleriyle veya başka malzemelerle bir tuval, kağıt gibi bir yüzeye kendi hayal gücünü, duygularını, düşüncelerini veya gördüğü bir şeyi aktarmasıdır. Resim yaparken sanatçı, gördüğü şeyi kendi yorumuyla, kendi tarzıyla yeniden yaratır. Bu yüzden her ressamın aynı manzarayı farklı yorumladığını görürüz. Resim yapmak daha uzun bir süreçtir ve sanatçının kişisel dokunuşlarını daha fazla içerir.
Peki, ana farklar nelerdir? Kısaca şöyle özetleyebiliriz:
-
Araçlar: Fotoğraf çekmek için fotoğraf makinesi kullanılırken, resim yapmak için fırça, boya, kalem gibi araçlar kullanılır.
-
Yaratım Süreci: Fotoğrafçılıkta var olan bir anı yakalamak esastır. Resimde ise sanatçı, sıfırdan bir eser yaratır, gördüğünü kendi süzgecinden geçirerek yeniden şekillendirir.
-
Gerçeklik Payı: Fotoğraf genelde gerçeğe daha sadıktır. Resim ise sanatçının bakış açısıyla değişebilir, bazen gerçeği olduğu gibi yansıtmayabilir, hatta tamamen hayal ürünü olabilir.
Şimdi gelelim bir sonraki bölüme: Söz Varlığımız.
Aşağıdaki cümlelerden hangisinde “damlamak” sözcüğü “Üç gün sonra ben yine kapıya damladım.” cümlesindeki anlamıyla kullanılmıştır? Bu cümleyi belirleyip işaretleyiniz.
Önce bize verilen örnek cümleyi inceleyelim: “Üç gün sonra ben yine kapıya damladım.”
Adım 1: “Damlamak” kelimesinin bu cümledeki anlamını bulalım.
Burada “kapıya damladım” demek,
“beklenmedik bir anda, aniden gelmek”
ya da
“habersizce bir yere varmak”
anlamında kullanılmış. Yani, bir yere küçük su damlalarının düşmesi gibi değil,
mecazi
bir anlam taşıyor.
Adım 2: Şimdi verilen cümleleri bu anlamla karşılaştıralım.
1. Çok soğuk bir gece yarısı otobüsten indim, dayımların evine damladım.
2. Tavandan akan su odadaki kovaya damlıyordu.
Adım 3: Cümleleri inceleyelim.
1 numaralı cümlede, “dayımların evine damladım” ifadesi, tıpkı örnek cümledeki gibi, dayımların evine
habersizce, beklenmedik bir anda gitmek
anlamını taşıyor. Bu, örnek cümlemizdeki
mecazi
kullanıma uyuyor.
2 numaralı cümlede ise “Tavandan akan su odadaki kovaya damlıyordu” ifadesi, suyun
küçük damlalar halinde aşağı düşmesi
anlamına geliyor. Bu, kelimenin
gerçek
anlamıdır ve örnek cümledeki mecazi anlamla uyuşmuyor.
Sonuç:
Bu durumda, 1 numaralı cümle, “damlamak” sözcüğünün örnek cümledeki anlamıyla kullanıldığı cümledir.
—————————————————————————————————-
Şimdi de son bölüme geçelim. Bu bölümde geçiş ve bağlantı ifadelerini bulup altını çizmemiz ve cümlenin anlamına katkılarını açıklamamız isteniyor.
Aşağıdaki cümlelerde kullanılan geçiş ve bağlantı ifadelerinin altını çiziniz. Bu ifadelerin cümlenin anlamına katkısını yazınız.
Geçiş ve bağlantı ifadeleri, cümleleri birbirine bağlayan, aralarındaki ilişkiyi (sebep-sonuç, zıtlık, açıklama gibi) belirten kelimelerdir. Gelin bakalım:
1. Gazeteci olduğunu anlatır ama derdini dinletemez.
-
Geçiş İfadesi: ama
-
Anlama Katkısı: “Ama” kelimesi, cümlede birbiriyle
zıt
veya
çelişen
iki durumu birbirine bağlar. Burada, kişinin gazeteci olması bir beklenti yaratırken (belki dinlenmesi beklenir), derdini dinletememesi bu beklentinin
tersi
bir durumu ifade ediyor. “Ama”, bu zıtlığı ortaya koyar.
2. Mektubu kapıdaki bekçiyle içeri yollar fakat cevap alamaz.
-
Geçiş İfadesi: fakat
-
Anlama Katkısı: “Fakat” da tıpkı “ama” gibi
zıtlık
bildiren bir ifadedir. Mektubu yollama eylemi bir çaba veya beklenti içerirken, cevap alamama bu beklentinin
olumsuz
sonucunu gösterir. “Fakat”, bu iki zıt durumu birleştirir.
3. Charlie Chaplin’i görür ancak tek bir kare bile fotoğrafını çekmez.
-
Geçiş İfadesi: ancak
-
Anlama Katkısı: “Ancak” kelimesi de bir
karşıtlık
veya
zıtlık
ifade eder. Charlie Chaplin gibi ünlü birini görme fırsatı varken fotoğrafını çekmemek,
beklenenin tersi
bir durumdur. “Ancak”, bu şaşırtıcı zıtlığı vurgular.
4. Ara Güler günlerce Charlie Chaplin’in evinin önünde bekler. Buna rağmen kimse onu içeri almaz.
-
Geçiş İfadesi: Buna rağmen
-
Anlama Katkısı: “Buna rağmen” ifadesi, bir durumun gerçekleşmesine
karşın
, beklenen veya doğal sonucun
aksine
bir durumun ortaya çıktığını gösterir. Günlerce bekleme gibi büyük bir çabaya rağmen içeri alınmaması, bu çabanın
boşa çıktığını
veya
beklenenin olmadığını
belirtir. “Buna rağmen”, beklenenle gerçekleşen arasındaki zıtlığı pekiştirir.
Gördüğünüz gibi sevgili öğrencilerim, Türkçe çok zengin bir dil ve kelimelerin, ifadelerin anlamları bazen değişebilir, bazen de cümleleri birbirine bağlayarak bambaşka anlamlar katabilir. Bu yüzden okuduğumuzu iyi anlamak, kelimelerin farklı kullanımlarını bilmek çok önemli. Bir sonraki derste görüşmek üzere, kendinize iyi bakın!