6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 246
Merhaba sevgili 6. sınıf öğrencim! Ben senin Türkçe öğretmeninim. Şimdi seninle birlikte bu güzel soruları adım adım çözeceğiz. Hiç merak etme, ben sana her şeyi en anlaşılır şekilde anlatacağım. Hazırsan başlayalım!
A. 1-3 soruları aşağıdaki metne göre defterinize cevaplayınız.
1. Yazar, hangi yıla ilişkin kurgu yapmıştır?
Sevgili öğrencim, bu soruyu cevaplamak için metnin en başına bakmamız yeterli. Metnin hemen üzerinde, büyük harflerle yazılmış bir yıl dikkatimizi çekiyor.
Çözüm:
Adım 1: Metnin başlığını ve ilk cümlelerini dikkatlice oku.
Adım 2: Metnin hemen üzerinde “YIL 2035” yazdığını görüyorsun. Ayrıca ilk cümlede “Gelecekteki yaşamına hoş geldin!” ifadesi de bu kurgunun gelecekte geçtiğini belirtiyor.
Sonuç:
Yazar, 2035 yılına ilişkin bir kurgu yapmıştır.
2. Teknolojik gelişmelerin hızıyla ilgili düşünceleriniz nelerdir? Metinde anlatılan gelişmelerin 2035 yılında yaşanma olasılığı nedir?
Bu soru iki bölümden oluşuyor. İlkinde kendi düşüncelerini, ikincisinde ise metindeki gelişmelerin gerçekleşme olasılığını soruyor. Hadi birlikte düşünelim!
Çözüm:
Adım 1: Teknolojik gelişmelerin hızı hakkında kendi fikirlerini belirle. Günümüzde teknolojinin ne kadar hızlı ilerlediğini ve hayatımızı nasıl değiştirdiğini düşün.
Adım 2: Metinde bahsedilen gelişmeleri (gömleğin renk değiştirmesi, nanoteknoloji, 120-150 yaşına kadar yaşama, yaşlanmayı engelleyen tedaviler) göz önünde bulundur.
Adım 3: Bu gelişmelerin 2035 yılı gibi yakın bir tarihte tamamen gerçekleşme ihtimalini değerlendir.
Sonuç:
Teknolojik gelişmelerin hızı bence inanılmaz derecede hızlı. Her geçen gün yeni bir şeyler öğreniyor, yeni buluşlarla karşılaşıyoruz. Hayatımızda her şey çok çabuk değişiyor, değil mi?
Metinde anlatılan gelişmelerin 2035 yılında yaşanma olasılığına gelince… Bazı küçük teknolojik yenilikler (mesela renk değiştiren kıyafetler gibi) belki kısmen mümkün olabilir. Ama insanların 120-150 yaşına kadar yaşayabilmesi, yaşlanmanın tamamen engellenmesi gibi büyük ve köklü değişikliklerin 2035 gibi yakın bir tarihte tam anlamıyla gerçekleşmesi çok düşük bir ihtimal. Bunlar daha çok bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz, çok daha uzun yıllar sonra belki olabilecek şeyler gibi duruyor. Yazar burada geleceğe dair bir hayal kurmuş, biz de bu hayale ortak oluyoruz.
3. Gelecekte metinde anlatıldığı gibi bir yaşamınızın olmasını ister misiniz? Niçin?
Bu soru tamamen senin kişisel fikrini soruyor. Metindeki yaşam sence nasıl, iyi mi kötü mü? Neden böyle düşünüyorsun? Hadi bakalım, sen ne düşünüyorsun?
Çözüm:
Adım 1: Metinde anlatılan yaşamı (uzun ömür, teknolojik kıyafetler, genç görünüm vb.) gözünde canlandır.
Adım 2: Bu yaşamın sana çekici gelen veya seni endişelendiren yönlerini düşün.
Adım 3: “Evet” ya da “Hayır” cevabını ver ve bu cevabının nedenlerini açıkla.
Sonuç:
Benim şahsi fikrime göre, metinde anlatıldığı gibi bir yaşamın olmasını kısmen isterdim. Özellikle yaşlanmayı engelleyen tedaviler ve uzun yaşama fikri kulağa hoş geliyor. Çünkü sevdiklerimizle daha uzun zaman geçirebilmek, dünyayı daha çok keşfedebilmek harika olurdu. Gömleğimin rengini istediğim gibi değiştirebilmek de eğlenceli olurdu, her gün farklı bir renk! Ancak, her şeyin teknolojiyle bu kadar iç içe olması, belki de doğallıktan biraz uzaklaşmak anlamına gelebilir. Her şeyin bu kadar kolay ve yapay olması, hayatın bazı güzelliklerini ve zorluklarını kaçırmamıza neden olabilir. Ayrıca, herkesin bu kadar uzun yaşaması dünyada yer ve kaynak sıkıntısı yaratabilir, bu da düşündürücü bir durum. Bu yüzden, dengeli bir teknoloji ve doğal bir yaşamın birleştiği bir geleceği tercih ederdim.
B. Aşağıdaki cümlelerde “mi” soru ekinin cümlelere kattığı anlamları yazınız.
Türkçede “-mı, -mi, -mu, -mü” ekleri sadece soru sormak için değil, farklı anlamlar katmak için de kullanılır. Şimdi bu cümlelerdeki anlamlarına bakalım.
a. Bize geldin mi hemen bırakmayız seni.
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi oku ve “mi” ekinin kullanıldığı yere dikkat et.
Adım 2: “Geldin mi” ifadesinin yerine başka bir kelime veya ek getirerek anlamın değişip değişmediğini kontrol et. Örneğin, “Geldiğin zaman”, “Gelince” gibi.
Sonuç:
Buradaki “mi” eki, şart (koşul) anlamı katmıştır. Yani “Eğer bize gelirsen…” veya “Bize geldiğin zaman…” anlamındadır.
b. Birden onu karşımda görmeyeceğim mi?
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi oku ve cümlenin genel havasını anlamaya çalış.
Adım 2: Bu cümlede bir olay karşısında duyulan şaşkınlık veya beklenmedik bir durum anlatılıyor.
Sonuç:
Buradaki “mi” eki, şaşırma, hayret etme anlamı katmıştır. Beklenmedik bir durumla karşılaşınca duyulan şaşkınlığı ifade eder.
c. Masayı topladın mı ki televizyon izliyorsun?
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi oku ve “ki” bağlacıyla birlikte “mi” ekinin kullanımına dikkat et.
Adım 2: Bu tür bir kullanımda genellikle bir eylemin henüz yapılmadığına dair bir kuşku veya sitem vardır.
Sonuç:
Buradaki “mi” eki, kuşku, sitem veya zaman anlamı katmıştır. “Masayı toplamadan mı televizyon izliyorsun?” gibi bir anlam da çıkarılabilir. Genellikle bir işin henüz yapılmadığına dair bir beklentiyi veya şüpheyi ifade eder.
ç. Dışarıda soğuk mu soğuk bir hava var.
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi oku. Aynı kelimenin tekrarıyla “mi” ekinin kullanıldığına dikkat et.
Adım 2: “Soğuk mu soğuk” ifadesinin ne anlama geldiğini düşün. Sadece “soğuk” demekten daha fazlasını ifade ediyor.
Sonuç:
Buradaki “mi” eki, pekiştirme, vurgulama anlamı katmıştır. Havanın çok soğuk olduğunu, soğukluğun derecesini artırarak ifade eder.
C. Aşağıda verilen cümlelerden hangilerinde bağlaç bulunduğunu belirleyiniz ve bu bağlaçların altını çiziniz.
Bağlaçlar, iki cümleyi veya cümledeki kelime gruplarını birbirine bağlayan sözcüklerdir. Genellikle cümleden çıkarıldıklarında cümlenin anlamı çok bozulmaz ama cümleler arasında bir boşluk oluşur. Hadi bakalım, hangilerinde bağlaç var!
a. Size uğrarım ancak çok fazla kalamam.
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi oku ve “ancak” kelimesinin görevini düşün.
Adım 2: “Ancak” kelimesinin yerine “ama” veya “fakat” getirebiliyor muyuz diye dene. “Size uğrarım ama çok fazla kalamam.” Evet, anlamlı oluyor.
Sonuç:
Bu cümlede ancak kelimesi bir bağlaçtır. İki ayrı cümleyi (uğrama ve kalamama durumlarını) birbirine bağlıyor ve zıtlık anlamı katıyor.
b. Buzdolabına ancak meyveler sığdı.
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi oku ve “ancak” kelimesinin görevini düşün.
Adım 2: “Ancak” kelimesinin yerine “ama” veya “fakat” getirebiliyor muyuz diye dene. “Buzdolabına ama meyveler sığdı.” Anlamsız oldu. Peki, “sadece” getirebiliyor muyuz? “Buzdolabına sadece meyveler sığdı.” Evet, anlamlı oldu.
Sonuç:
Bu cümlede “ancak” kelimesi bağlaç değildir. Sadece anlamında kullanılmış bir edat veya zarftır.
c. Bahçedeki portakal çiçeklerini yalnız sen fark ettin.
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi oku ve “yalnız” kelimesinin görevini düşün.
Adım 2: “Yalnız” kelimesinin yerine “sadece” getirebiliyor muyuz diye dene. “Bahçedeki portakal çiçeklerini sadece sen fark ettin.” Evet, anlamlı oldu.
Sonuç:
Bu cümlede “yalnız” kelimesi bağlaç değildir. Sadece anlamında kullanılmış bir edat veya zarftır.
ç. Bir ev aldık yalnız hâlâ taşınamadık.
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi oku ve “yalnız” kelimesinin görevini düşün.
Adım 2: “Yalnız” kelimesinin yerine “ama” veya “fakat” getirebiliyor muyuz diye dene. “Bir ev aldık ama hâlâ taşınamadık.” Evet, anlamlı oldu.
Sonuç:
Bu cümlede yalnız kelimesi bir bağlaçtır. İki ayrı cümleyi (ev alma ve taşınamama durumlarını) birbirine bağlıyor ve zıtlık anlamı katıyor.
Cevaplar:
- a. Size uğrarım ancak çok fazla kalamam.
- ç. Bir ev aldık yalnız hâlâ taşınamadık.
Ç. Aşağıdaki dizelerin hangisinde bu özelliklerin tümü yer almaktadır? İlgili kutucuğu işaretleyiniz.
- Konusu canlılardır.
- Şair dizelerde konuşturma (intak) sanatı yapmıştır.
Burada bizden iki özelliği birden taşıyan dizeleri bulmamız isteniyor. Birincisi, dizelerin konusunun canlı olması; ikincisi ise konuşturma (intak) sanatının kullanılması. Konuşturma sanatı, insan dışındaki canlı veya cansız varlıkların konuşturulması, yani insan gibi konuşuyormuş gibi anlatılmasıdır.
Çözüm:
Adım 1: Her bir seçeneği oku ve konusunun canlı olup olmadığını kontrol et.
Adım 2: Sonra her seçenekte konuşturma (intak) sanatı olup olmadığını incele.
a. Çocuğum, sen unutma beni,
Dallarımda salıncak kurduğunu,
Yatıp dinlendiğini gölgemde,
Saklambaç oynadığını bir alay çocukla.
İnceleme: Bu dizelerde bir ağaç (dallarım, gölgem) bir çocuğa sesleniyor, onunla konuşuyor. Ağaç canlı bir varlıktır. Ağacın bir çocuğa “sen unutma beni” demesi, onunla konuşması doğrudan konuşturma (intak) sanatıdır. Konusu da canlıdır (ağaç). Yani her iki özellik de burada var.
b. Havalar güzel gidiyor,
Sen de çiçek açtın erkenden,
Küçük zerdali ağacım,
Aklın ermeden.
İnceleme: Burada da “küçük zerdali ağacıma” sesleniliyor, onunla konuşuluyor. “Sen de çiçek açtın erkenden, Aklın ermeden” denilerek ağaca insan özelliği (akıl) verilmiş ve ona hitap edilmiş. Zerdali ağacı canlıdır ve konuşturma sanatı (intak) kullanılmıştır. Yani her iki özellik de burada var.
c. Dağlardan söküldü kar,
Gökte güneş gülüyor.
Irmaklar gürül gürül,
Toprağa can geliyor.
İnceleme: Burada güneşin “gülmesi” var. Bu bir kişileştirme (teşhis) sanatıdır, güneşe insan özelliği verilmiş. Ancak güneş doğrudan konuşmuyor. Sadece “gülüyor” denilmiş. Konuşturma (intak) sanatı için varlığın doğrudan konuşması veya ona doğrudan bir şey söylenmesi gerekir. Irmakların “gürül gürül” akması veya toprağa can gelmesi de konuşturma değildir. Bu seçenekte sadece kişileştirme var, konuşturma sanatı yok.
Şimdi tekrar a ve b seçeneklerine bakalım. Soru “bu özelliklerin tümü yer almaktadır” diyor. Hem konusu canlı olacak hem de intak sanatı olacak.
A seçeneğinde ağaç direkt “Çocuğum, sen unutma beni” diyerek konuşuyor. Bu net bir intak örneği.
B seçeneğinde ise “Küçük zerdali ağacım, sen de çiçek açtın erkenden, aklın ermeden.” diye ağaca hitap ediliyor. Ağaç konuşmuyor, şair ağaçla konuşuyor. Bu da intak sanatının bir çeşidi olarak kabul edilebilir (muhatap alınarak konuşturma).
Ancak genellikle “intak” varlığın kendisinin konuşması olarak beklenir. Eğer bir varlık konuşturuluyorsa, o varlık canlıdır.
Soru metnindeki a şıkkında “Çocuğum, sen unutma beni, Dallarımda salıncak kurduğunu…” ifadesi, doğrudan ağacın ağzından çıkan sözler gibi sunulmuştur. Bu, intak (konuşturma) sanatının en belirgin halidir.
B şıkkında ise ağaca hitap edilerek onun hakkında yorum yapılıyor. Ağaç doğrudan konuşmuyor, şair ağaçla konuşuyor. Bu daha çok kişileştirme (teşhis) ağır basan bir durumdur, intak değildir. İntak, varlığın kendisinin konuşmasıdır.
Bu durumda, en uygun ve her iki özelliği de tam olarak taşıyan seçenek A şıkkıdır.
Sonuç:
Doğru cevap a seçeneğidir. Çünkü bu dizelerde ağaç canlı bir varlık olarak doğrudan çocuğa sesleniyor ve konuşuyor. Bu, hem konusunun canlı olduğunu hem de konuşturma (intak) sanatının kullanıldığını gösterir.
Sevgili öğrencim, işte bu soruların çözümleri böyle. Umarım her şeyi çok iyi anlamışsındır. Eğer takıldığın bir yer olursa, her zaman bana sorabilirsin! Başarılar dilerim!