6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 187
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle “Yüksek Evde Oturanın Türküsü” adlı şiiri ve ona bağlı soruları birlikte çözeceğiz. Şiirimiz, şehirleşme ve bunun hayatımızda yarattığı değişiklikler üzerine çok güzel şeyler anlatıyor. Haydi, adım adım soruları inceleyelim ve cevaplarını bulalım.
1. Aşağıdaki kutucuklara şiirin hangi bölümünde hangi duyguların ve düşüncelerin anlatılmak istendiğini yazınız.
Sevgili çocuklar, bir şiiri anlamak için onu dikkatlice okumak ve her bir bölümünde şairin bize ne anlatmak istediğini düşünmek çok önemlidir. Şimdi şiirimizin bölümlerini tek tek inceleyelim:
-
Adım 1: Birinci bölümü okuyalım ve anlayalım.
“Evleri yüksek kurdular
Önlerinde uzun balkon
Sular aşağıda kaldı
Aşağıda kaldı ağaçlar”Bu bölümde şair, evlerin çok katlı yapıldığını ve böylece doğayla olan bağlantımızın azaldığını anlatıyor. Yani, eskiden kolayca ulaşabildiğimiz sular ve ağaçlar artık “aşağıda kaldı” diyerek ulaşılamaz, uzak olduğunu vurguluyor. Burada bir uzaklaşma ve doğadan kopuş düşüncesi var.
1. bölüm:
Doğadan, yeşilliklerden ve su kaynaklarından uzaklaşma, kopuş duygusu ve düşüncesi anlatılmak isteniyor. -
Adım 2: İkinci bölümü okuyalım ve anlayalım.
“Evleri yüksek kurdular
On bin basamak merdiven
Bakışlar uzakta kaldı
Uzakta kaldı dostluklar”Burada da yine yüksek evler ve çok basamaklı merdivenler vurgulanıyor. Ama asıl önemli olan, “bakışların uzakta kalması” ve “dostlukların uzakta kalması”. Bu, yüksek binaların insanları birbirinden ayırdığını, komşuluk ilişkilerinin zayıfladığını ve yalnızlık hissinin arttığını gösteriyor. Yani yalnızlaşma ve sosyal ilişkilerin zayıflaması duygusu öne çıkıyor.
2. bölüm:
İnsanların birbirine olan uzaklığı, yalnızlaşma ve komşuluk, dostluk gibi sosyal ilişkilerin zayıflaması duygusu ve düşüncesi anlatılmak isteniyor. -
Adım 3: Üçüncü bölümü okuyalım ve anlayalım.
“Evleri yüksek kurdular
Cama, betona boğdular
Usumuzdaydı unuttuk
Topraktan uzakta kaldı
Toprağa bağlı olanlar”Bu son bölümde şair, evlerin cam ve beton gibi doğal olmayan malzemelerle dolduğunu söylüyor. Eskiden aklımızda olan, değer verdiğimiz şeyleri unuttuğumuzu ve topraktan, doğal yaşamdan tamamen koptuğumuzu belirtiyor. Özellikle “toprağa bağlı olanların” bile bu durumdan etkilendiğini ifade ederek, kaybolmuşluk ve doğal yaşamdan uzaklaşmanın getirdiği unutkanlık duygusunu vurguluyor.
3. bölüm:
Doğal yaşamdan, topraktan kopuşun getirdiği unutkanlık, kaybolmuşluk ve insanlığın özünden uzaklaşması duygusu ve düşüncesi anlatılmak isteniyor.
2. Aşağıdaki cümleyi şiirin içeriğinden hareketle tamamlayınız.
Şiirin konusu kentleşmenin getirdiği sorunlardır çünkü ___________.
Şiiri dikkatlice okuduğumuzda, şairin yüksek binalardan, betonlaşmadan, dostlukların ve doğanın uzağımızda kalmasından bahsettiğini görüyoruz. Bunların hepsi şehirleşmenin, yani kentleşmenin getirdiği sonuçlardır. Şimdi cümlemizi tamamlayalım:
Çözüm:
Şiirin konusu kentleşmenin getirdiği sorunlardır çünkü yüksek binaların yapılmasıyla doğadan, yeşilliklerden ve su kaynaklarından uzaklaşılmış; insanlar yalnızlaşmış, komşuluk ve dostluk ilişkileri zayıflamış; betonlaşma arttıkça toprakla olan bağımız kopmuş ve bu durum, değer verdiğimiz pek çok şeyi unutturmuştur.
3. Okuduğunuz şiirin ana duygusunun doğru belirtildiği kutucuğu işaretleyiniz.
Şiirin ana duygusunu bulmak için şairin bize hangi temel mesajı vermek istediğini düşünmeliyiz. Şair, yüksek binaların, betonlaşmanın insanları nasıl etkilediğini, doğadan ve birbirimizden nasıl uzaklaştırdığını anlatıyor. Seçenekleri inceleyelim:
- Nüfus arttıkça çok katlı apartmanların yapılması kaçınılmazdır.
- Çok katlı apartmanlardan bakınca ağaçlar küçücük görünür.
- Çarpık kentleşme, insanları yeşil bir çevreden ve dostluklardan uzaklaştırmıştır.
- Toprağa bağlı olan insanlar zaman içinde toprağı unutmuşlardır.
Çözüm:
İlk iki seçenek, şiirde bahsedilen bazı durumları anlatıyor ama bunlar şiirin ana duygusu değil, sadece birer gözlem. Son seçenek de şiirde geçen bir ifade ama tüm şiirin ana mesajını kapsamıyor. Şiir genel olarak, düzensiz ve hızlı kentleşmenin insanları hem doğal çevreden hem de sosyal bağlardan kopardığını vurguluyor.
Bu nedenle, şiirin ana duygusunu en iyi anlatan seçenek şudur:
✓ Çarpık kentleşme, insanları yeşil bir çevreden ve dostluklardan uzaklaştırmıştır.
4. Aşağıdaki karikatürlerin vermek istediği mesajları düşününüz. Bu mesajlara katılıp katılmadığınızı nedenleriyle açıklayınız. Daha sonra karikatürlerden ve okuduğunuz şiirden hareketle büyük şehirlerde yaşanan sorunlar hakkındaki duygularınızı ve düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Bu soru biraz uzun ve hem karikatürleri yorumlamamızı hem de kendi fikirlerimizi söylememizi istiyor. Haydi, adım adım ilerleyelim:
-
Adım 1: Karikatürleri inceleyelim ve mesajlarını bulalım.
Birinci Karikatür (Mahmudjon ESHONKULOV): Bu karikatürde, bir kişi sebze ve meyvelerle dolu bir sepet taşıyor. Arkasında ise modern bir bina var. Bu karikatür, doğallığı, sağlıklı beslenmeyi, belki de kırsal yaşamın bereketini ve taze ürünleri sembolize ediyor. Sanki şehirleşmenin ortasında bile doğayla bağımızı korumamız gerektiğini veya geçmişteki doğal yaşam özlemini anlatıyor gibi.
İkinci Karikatür (Ahmad Reza SOHRABI): Bu karikatürde ise trafik sıkışıklığı içinde bekleyen arabalar ve arabaların içinde mutsuz, sıkılmış insanlar görüyoruz. Bu karikatür, büyük şehirlerdeki trafik sorununu, gürültüyü, hava kirliliğini ve insanların bu koşullar altında yaşadığı stresi, mutsuzluğu çok güzel anlatıyor.
-
Adım 2: Karikatürlerin mesajlarına katılıp katılmadığımızı nedenleriyle açıklayalım.
Birinci Karikatürün Mesajına Katılım: Evet, bu karikatürün vermek istediği mesaja katılıyorum. Çünkü doğal ve taze gıdalarla beslenmek sağlığımız için çok önemli. Şehirlerde yaşasak bile yerel üretimi desteklemeli ve mümkün olduğunca doğal ürünler tüketmeliyiz. Bu karikatür, bize doğadan kopmamamız gerektiğini hatırlatıyor.
İkinci Karikatürün Mesajına Katılım: Kesinlikle katılıyorum. Büyük şehirlerde trafik gerçekten büyük bir sorun. İnsanlar saatlerini yollarda geçiriyor, bu da hem zaman kaybına hem de strese yol açıyor. Egzoz dumanları çevreyi kirletiyor, gürültü de cabası. Bu karikatür, şehir yaşamının olumsuz yönlerinden birini çok gerçekçi bir şekilde gözler önüne seriyor.
-
Adım 3: Karikatürlerden ve şiirden hareketle büyük şehirlerde yaşanan sorunlar hakkındaki duygularımızı ve düşüncelerimizi paylaşalım.
Sevgili arkadaşlarım, hem şiirimiz “Yüksek Evde Oturanın Türküsü” hem de bu karikatürler, büyük şehirlerde yaşamanın hem güzel hem de zor yanları olduğunu gösteriyor. Şiirde yüksek binalarla birlikte doğadan, ağaçlardan, hatta dostluklardan nasıl uzaklaştığımızı okuduk. Karikatürlerden biri bize taze gıdaların önemini hatırlatırken, diğeri büyük şehirlerin en büyük dertlerinden biri olan trafik ve stresi anlatıyor.
Bu eserlere baktığımda, büyük şehirlerin insanı bazen çok yalnızlaştırdığını düşünüyorum. Yüksek binalar arasında sıkışıp kalmak, yeşil alanların az olması, her yere arabayla gitmek zorunda kalmak, insanı doğadan koparıyor. Eskiden olduğu gibi komşularla kapı önünde sohbet etmek yerine, herkes kendi evinde, kendi dünyasında yaşıyor. Trafik de cabası! İnsanlar işe gitmek için saatlerce yolda kalıyor, bu da yorgunluk ve sinir yaratıyor.
Ama bir yandan da, şehirler bize farklı kültürleri tanıma, çeşitli iş imkanları bulma ve birçok etkinliğe katılma fırsatı sunuyor. Bence önemli olan, şehirleşirken doğayı ve insan ilişkilerini unutmamak. Daha yeşil şehirler, daha çok park, daha az beton ve insanların birbirine daha yakın olabileceği alanlar yaratmalıyız. Yoksa şiirdeki gibi “dostluklar uzakta kalacak” ve “toprağı unutacağız”.
5. Karikatürle ilgili yapılan farklı çıkarımlar var ise bu farklılığın nedenleri üzerine sınıfça konuşunuz.
Bu soru, sınıfça bir tartışma yapmamızı istiyor, yani bir cevabı yok, daha çok bir etkinlik önerisi gibi düşünebiliriz. Ama ben size, bu konuşmayı nasıl yapabileceğinizi anlatayım:
-
Adım 1: Farklı bakış açılarını anlamaya çalışın.
Arkadaşlar, bir karikatüre baktığımızda hepimizin aklına farklı şeyler gelebilir. Mesela, birinci karikatürdeki sepetli adamı gören bir arkadaşınız “Ne güzel, taze sebzelerle köy hayatını anlatıyor” diyebilirken, başka bir arkadaşınız “Şehirde bile sağlıklı beslenmeye çalışmalıyız” diye düşünebilir. İkinci karikatür için de biri “Trafik yüzünden işe geç kalıyorum” derken, diğeri “Toplu taşıma kullanmalıyız” diye düşünebilir.
-
Adım 2: Farklılıkların nedenlerini tartışın.
Bu farklılıklar neden ortaya çıkıyor peki? Çünkü hepimizin yaşadığı deneyimler, gördüğü şeyler, okuduğu kitaplar ve hatta o anki ruh hali farklı. Bir arkadaşınız belki her gün trafiğe takıldığı için ikinci karikatürü gördüğünde hemen sinirlenebilir. Başka bir arkadaşınız, hiç trafiğe takılmıyorsa, karikatür ona sadece bir resim gibi gelebilir. Ya da köyde büyümüş bir arkadaşınız, taze sebzeleri görünce hemen eski günlerini hatırlayabilir.
Bu tür farklılıklar, bizim hayata farklı pencerelerden baktığımızı gösterir. Önemli olan, birbirimizin farklı düşüncelerine saygı duymak ve “Neden böyle düşündün?” diye sorarak karşımızdakini anlamaya çalışmaktır. Belki de bir arkadaşımızın farklı yorumu, bize karikatürün başka bir anlamını keşfetme fırsatı sunar, ne dersiniz?