6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 223
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün Türkçe dersinde çok güzel bir metin okuyup üzerine konuşacağız, sonra da kelime çalışması ve anlama-yorumlamaya yönelik sorularımızı çözeceğiz. Hazır mısınız? Haydi başlayalım!
Sözcük Çalışması
1. “Televizyon” sözcüğünü televizyonun olumlu ve olumsuz yönlerini göz önünde bulundurarak iki farklı cümlede kullanınız.
Sevgili çocuklar, televizyon hayatımızda hem iyi hem de kötü yönleriyle yer alan bir araç. Şimdi gelin, bu iki farklı yönünü gösteren iki cümle kuralım:
Olumlu Yönü:
- Televizyon sayesinde dünyadaki gelişmeleri anında öğrenebiliyor, belgesellerle yeni bilgiler edinebiliyoruz.
Olumsuz Yönü:
- Televizyon karşısında çok fazla zaman geçirmek, kitap okuma ve arkadaşlarımla oyun oynama vaktimi kısıtlıyor.
2. Televizyon sözcüğünün harflerini kullanarak her kutucuğa bir harf gelecek şekilde örnekte ki gibi sözcükler oluşturunuz. Bu sözcükleri anlamlarına uygun birer cümlede kullanınız.
Şimdi de “TELEVİZYON” kelimesinin harflerini kullanarak yeni kelimeler türetelim ve onlarla cümleler kuralım. Tıpkı örnekteki gibi:
Örnek:
- E V ->
Ev: Kuşlar, ağacın dalına yaptıkları evlerinde yaşıyorlardı.
Diğer Kelimeler:
- T E L ->
Tel: Bahçenin etrafını paslı tel örgülerle çevirmişlerdi.
- O N ->
On: Sınıfta on tane öğrenci vardı.
- Y E L ->
Yel: Hafif bir yel esintisiyle pencerelerimiz açıldı.
- V İ Z E ->
Vize: Yurt dışına çıkmak için pasaport ve vize işlemlerini tamamladık.
3. Aşağıdaki ifadeler anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi baştan üçüncü olur? İlgili kutucuğu işaretleyiniz.
Bu cümle parçalarını doğru sıraya koyarak anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturalım. Sonra da baştan üçüncü olan ifadeyi bulalım:
Cümle parçaları:
- müzik dinlemek ya da kitap okumak gibi
- anne ve babalar zaman zaman
- televizyonu kapatabilmeli
- farklı uğraşılarda bulunarak
- çocuklarına örnek olabilmelidirler
Cümleyi kurarken şunu düşünebiliriz: Kim, ne yapmalı, nasıl yapmalı? Bu ipuçlarıyla cümleyi şöyle sıralayabiliriz:
- anne ve babalar zaman zaman
- televizyonu kapatabilmeli
- müzik dinlemek ya da kitap okumak gibi
- farklı uğraşılarda bulunarak
- çocuklarına örnek olabilmelidirler
Bu sıralamayla oluşan cümle: “Anne ve babalar zaman zaman televizyonu kapatabilmeli, müzik dinlemek ya da kitap okumak gibi farklı uğraşılarda bulunarak çocuklarına örnek olabilmelidirler.”
Şimdi baştan üçüncü olan ifadeye bakalım:
Adım 1: “anne ve babalar zaman zaman”
Adım 2: “televizyonu kapatabilmeli”
Adım 3: “müzik dinlemek ya da kitap okumak gibi”
Bu durumda üçüncü ifade “müzik dinlemek ya da kitap okumak gibi” oluyor. Cevap olarak bu ifadenin yanındaki kutucuğu işaretlemeliyiz.
Sonuç:
- müzik dinlemek ya da kitap okumak gibi
- anne ve babalar zaman zaman
- televizyonu kapatabilmeli
- farklı uğraşılarda bulunarak
- çocuklarına örnek olabilmelidirler
Anlayalım, Yorumlayalım
1. Yazarın çocukluğunda arkadaşıyla görüşmesi ne zaman kesiliyor?
Metni dikkatlice okuduğumuzda yazarın arkadaşıyla görüşmesinin ne zaman kesildiğini anlıyoruz. Yazar, arkadaşının ailesine yeni bir televizyon geldiği günü şöyle anlatıyor: “Annesi bağırarak ona hemen gelmesini ve babasının onlara getirdiği şeyi görmesini istedi.” Daha sonra ise “Meğer o gün onunla son kez oynamışım.” diyerek arkadaşıyla son kez o gün oynadığını belirtiyor. Yani arkadaşının ailesi televizyon aldığında, arkadaşı artık onunla oynamaya gelmemeye başlıyor.
Sonuç:
Yazarın arkadaşıyla görüşmesi, arkadaşının ailesine yeni bir televizyon geldiği günün ardından kesiliyor. Yazar, o günü “Meğer o gün onunla son kez oynamışım.” diyerek ifade ediyor.
2. Yılbaşı yaklaşırken alınan televizyon, çocuğun ailesinde hangi değişikliklere neden oluyor?
Metni baştan sona tekrar okuduğumuzda, yazarın ailesinin ne zaman televizyon aldığından ya da “Yılbaşı” zamanı televizyon alındığından hiç bahsedilmediğini görüyoruz. Metinde geçen olaylar yaz aylarında (Temmuz, Ağustos) yaşanıyor ve yazarın arkadaşının ailesi televizyon alıyor. Yazarın ailesi ise en sonda, yazarın üzüntüsünü gidermek için televizyon almayı düşünüyorlar.
Sonuç:
Metinde “Yılbaşı yaklaşırken alınan televizyon” ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu soruya metne göre cevap veremiyoruz.
3. Sizin ailenizde televizyonla ilgili tutum ve davranışlar nasıldır?
Bu soru kişisel bir soru ama ben de bir öğretmen olarak kendi ailemden örnek vereyim ya da genelde nasıl olması gerektiğini anlatayım.
Sonuç:
Bizim ailemizde televizyon izleme saatleri genellikle bellidir. Akşam yemeklerinden sonra veya hafta sonları belirli bir süre izleyebiliriz. Ancak annem ve babam, ödevlerimin ve kitap okuma saatlerimin televizyondan daha önemli olduğunu hep hatırlatır. Televizyon izlerken ailece sohbet etmeyi veya birlikte farklı oyunlar oynamayı da ihmal etmemeye çalışırız. Böylece televizyon sadece bir eğlence aracı olur, hayatımızın merkezine oturmaz.
4. Yazarın arkadaşını unutamadığını nereden anlıyorsunuz?
Yazarın arkadaşını unutamadığını metnin birçok yerinden anlayabiliriz. Gelin birlikte bakalım:
- Öncelikle, metnin başlığı bile “TELEVİZYON EN İYİ ARKADAŞIMI YEDİ” şeklinde, yani yazarın arkadaşlıklarına televizyonun nasıl etki ettiğini yıllar sonra bile hatırladığını gösteriyor.
- Yazar, arkadaşıyla son oynadığı günü ve o günkü konuşmalarını çok net hatırlıyor: “Meğer o gün onunla son kez oynamışım.”
- Arkadaşının televizyon aldıktan sonra kendisiyle oynamaya gelmemesi üzerine yazarın hissettiklerini anlatması: “Evlerinin kapısını her gün çaldım ama annesi hep onun çok meşgul olduğunu ve oynamaya gelemeyeceğini söyledi.” Bu, yazarın arkadaşını ne kadar özlediğini ve onu ne kadar çok görmek istediğini gösteriyor.
- Arkadaşının yokluğuna anlam veremeyip “Meşgul müydü? Oyun oynayamayacak denli mi? Salıncakta sallanıp uçamayacak denli mi? Ölmüş olmalıydı.” gibi derin ve üzüntülü düşüncelere kapılması, arkadaşının onun için ne kadar değerli olduğunu ve onu unutamadığını belli ediyor.
- Hatta ailesinin bile yazarın üzüntüsünü fark edip “Benim üzüntümü hafifletmek için bizim de bir televizyon edinmemizin iyi olup olmayacağını konuşuyorlardı.” demesi, yazarın bu duruma ne kadar üzüldüğünü ve arkadaşını unutamadığını kanıtlıyor.
Sonuç:
Yazarın arkadaşını unutamadığını; onunla yaşadığı anıları, arkadaşının televizyon aldıktan sonra değişen davranışlarını ve bu durumun kendisinde yarattığı derin üzüntüyü yıllar sonra bile tüm detaylarıyla anlatmasından anlıyoruz. Arkadaşının yokluğuna anlam veremeyip onu defalarca araması ve hatta “ölmüş olmalıydı” diye düşünecek kadar etkilenmesi, arkadaşını asla unutmadığının en büyük göstergesidir.
5. Yazarın “Televizyon gerçekten insanları yiyor.” sözüne katılıyor musunuz? Niçin?
Bu ifade biraz mecazi bir ifade, yani televizyon insanları gerçekten yemiyor tabii ki. Ama zamanlarını, enerjilerini, dikkatlerini alıyor demek istiyor. Gelin bu konuda ne düşündüğümü açıklayayım:
Sonuç:
Evet, yazarın “Televizyon gerçekten insanları yiyor.” sözüne kesinlikle katılıyorum. Metinde de gördüğümüz gibi, yazarın en yakın arkadaşının tüm zamanını ve dikkatini televizyon o kadar çok almış ki, arkadaşıyla dışarıda oynamak yerine evde televizyon izlemeyi tercih etmiştir. Bu durum, yazarın arkadaşıyla olan güzel ilişkisinin bitmesine neden olmuştur. Yani televizyon, arkadaşının oyun zamanını, sosyal yaşamını ve arkadaşlığını adeta “yemiş”, onu diğer aktivitelerden ve arkadaşından uzaklaştırmıştır. Günümüzde de birçok insan televizyon veya diğer ekranlar karşısında çok fazla zaman geçirerek kitap okumak, spor yapmak, ailesiyle veya arkadaşlarıyla kaliteli vakit geçirmek gibi birçok önemli şeyi ihmal edebiliyor. Bu yüzden televizyonun zamanımızı ve ilişkilerimizi “yutma” potansiyeli olduğunu düşünüyorum.