6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 122
Merhaba sevgili öğrencilerim! Ben 6. sınıf Türkçe öğretmeniniz. Bugün size harika bir metin ve üzerine düşünmemiz gereken çok güzel sorularla geldim. Hep birlikte bu soruları adım adım inceleyelim, düşüncelerimizi paylaşalım ve en önemlisi yeni şeyler öğrenelim. Hazırsanız başlayalım!
Şimdi görseldeki soruları sırayla ele alalım:
1. Soru:
Aile büyüklerinizin zamanındaki bayramlarla günümüzün bayramlarını karşılaştırınız. Aile nizde sürdürülen bayram geleneklerinin neler olduğunu arkadaşlarınızla paylaşınız. Konuş ma sırasında sözcükleri anlamlarına uygun kullanmaya özen gösteriniz.
Çözüm:
Sevgili çocuklar, bu soru aslında sizden hem biraz araştırma yapmanızı hem de kendi aile geleneklerinizi düşünmenizi istiyor. Eskiden bayramlar nasılmış, şimdi nasıl kutluyoruz? Hadi gelin, adım adım bu soruyu nasıl cevaplayacağımıza bakalım:
Adım 1:
Öncelikle aile büyüklerinizle, yani anneanne, babaanne, dede gibi kişilerle konuşarak onların çocukluklarındaki bayramları öğrenmek çok güzel olur. Onlara sorun:
- “Sizin zamanınızda bayramlar nasıldı?”
- “En çok ne yapmayı severdiniz?”
- “Bizim şimdi yaptığımız şeylerden farklı neler vardı?”
Bu sohbetler size çok ilginç bilgiler verecektir. Mesela belki onlar bayramda el öpmeye daha uzak akrabalara da giderlermiş ya da bayramlık kıyafetleri sadece bayrama özel olurmuş.
Adım 2:
Şimdi de kendi ailenizdeki bayram geleneklerini düşünün. Sizin ailenizde bayramda neler yapılır? Ortak bir kahvaltı yapılır mı? Akraba ziyaretleri nasıl olur? Hangi tatlılar yapılır? Belki siz de büyüklerinizin ellerini öpüyor, harçlık alıyorsunuzdur.
Adım 3:
Bu bilgileri topladıktan sonra, eski bayramlarla şimdiki bayramları karşılaştırabiliriz. İşte size birkaç fikir:
-
Eskiden:
- Daha çok akraba ve komşu ziyareti yapılırdı.
- Bayramlaşma daha uzun sürerdi, belki birkaç gün boyunca ziyaretler devam ederdi.
- Bayram kartları gönderilirdi.
- Çocuklar için panayırlar, lunaparklar daha yaygındı.
- Tatil yerlerine gitmek yerine aile büyüklerinin yanında olmak daha önemliydi.
- Evde baklava, börek gibi yiyecekler daha çok yapılırdı.
-
Günümüzde:
- Akraba ziyaretleri biraz daha azalmış olabilir, bazen telefonla bayramlaşma tercih ediliyor.
- İnsanlar bayram tatillerini şehir dışına çıkarak veya tatile giderek geçirebiliyor.
- Hazır tatlılar, yiyecekler daha çok tüketiliyor.
- Çocuklar için harçlık alma, yeni kıyafet giyme gibi gelenekler hala devam ediyor.
- Teknolojinin hayatımıza girmesiyle bayramlaşma şekilleri de değişti (görüntülü aramalar, mesajlar gibi).
Adım 4:
Kendi ailenizdeki gelenekleri de bu karşılaştırmaya ekleyin. Mesela, “Bizim ailede hala tüm akrabalar toplanıp büyük bir kahvaltı yaparız,” ya da “Biz her bayram mutlaka dedemin mezarını ziyaret ederiz,” gibi örnekler verebilirsiniz.
Unutmayın, konuşurken kelimeleri doğru ve yerinde kullanmaya özen gösterin. Mesela, “gelenek,” “adet,” “bayramlaşmak,” “ziyaret,” “harçlık” gibi kelimeleri anlamlarına uygun kullanmak konuşmanızı daha etkili hale getirir.
Sonuç:
Bu karşılaştırma ve paylaşım sayesinde hem geçmiş bayramları daha iyi anlayacak hem de kendi bayram geleneklerimizin değerini bir kez daha fark edeceksiniz. Her ailenin kendine özgü, güzel gelenekleri vardır.
***
2. Soru:
Aşağıdaki metinden de yararlanarak günümüzde unutulmaya yüz tutmuş bayram gele neklerinin neler olduğunu ve bu geleneklerin sürdürülememe nedenleri hakkında arkadaş larınızla tartışınız. Konuşma sırasında sözcükleri anlamlarına uygun kullanmaya özen gösteriniz.
Çözüm:
Bu soruda hem metindeki bilgilerden yararlanacağız hem de kendi gözlemlerimizi katacağız. Metinde anlatılanlara göre hangi bayram gelenekleri eskisi kadar yaygın değil, yani unutulmaya yüz tutmuş? Ve neden? Hadi inceleyelim:
Adım 1:
Önce metni dikkatlice okuyalım ve anlatılan bayram geleneklerini bir listeleyelim:
- Baklava açma, dip köşe temizlik, yeni giysi alma, çocukları sevindirme.
- Bayram kartı atarak başka şehirlerdeki tanıdıkların bayramını kutlama.
- Mezarlık ziyaretleri (arife veya ilk bayram günü).
- Bayram sabahı yeni giysiler giyme, namazdan dönen aile büyüklerinin ellerini öpme, ev halkının bayramlaşması.
- Tatil yerlerine gidilmeme, anne baba ziyareti, yakın akraba ve komşu ziyareti.
- Çocukların bayram harçlıklarını yoğun olarak topladıkları gün bayramın ilk günüydü. Ailenin en yakın akrabaları (dayı, amca, enişte, dede) dolaşılır, harçlık alınırdı.
- Panayırlar, lunaparklar, atlıkarıncalar, dönme dolaplar, salıncaklar.
Adım 2:
Şimdi bu listeden, günümüzde eskisi kadar sık yapılmayan, yani “unutulmaya yüz tutmuş” olabilecek gelenekleri seçelim ve nedenlerini düşünelim:
-
Bayram kartı atma geleneği: Eskiden başka şehirlerdeki akrabalara veya arkadaşlara bayram tebriği göndermek için kartlar yollanırdı.
- Neden sürdürülemiyor? Günümüzde teknoloji çok geliştiği için insanlar telefon, mesaj, e-posta veya sosyal medya üzerinden çok daha hızlı ve kolay bir şekilde bayramlaşabiliyorlar. Kart yazıp postaya verme zahmeti azaldı.
-
Evde baklava açma ve dip köşe temizlik yapma: Metinde bayram işaretleri olarak bahsediliyor.
- Neden sürdürülemiyor? Günümüz insanları daha yoğun çalışıyor, zamanları kısıtlı. Bu yüzden baklavayı hazır almayı veya temizliği profesyonel yardım alarak yapmayı tercih edebiliyorlar. Ayrıca evler artık daha küçük ve temizliği daha kolay.
-
Tatil yerlerine gitmek yerine aile ziyaretlerine öncelik verme: Metin, “Bayramlarda tatil yerlerine gidilmez, anne baba ziyaretleri ihmal edilmezdi” diyor.
- Neden sürdürülemiyor? Günümüzde insanlar bayram tatillerini uzun bir dinlenme fırsatı olarak görüyor. Şehir hayatının yoruculuğundan kaçmak için tatil bölgelerine gitmeyi veya farklı şehirleri gezmeyi tercih ediyorlar. Bu da akraba ziyaretlerinin sayısını azaltabiliyor.
-
Yoğun akraba ve komşu ziyareti: Metinde “ilk gün yakın akrabalar ziyaret edilirdi. Yalnızca akrabalar değil, komşular da ziyarete gidilirdi” deniyor.
- Neden sürdürülemiyor? Şehirleşme arttıkça komşuluk ilişkileri zayıfladı. İnsanlar birbirlerini eskisi kadar tanımıyor veya yoğunluktan dolayı ziyaretlere zaman ayıramıyor. Aileler daha küçük ve dağınık hale geldiği için tüm akrabaları bir araya getirmek zorlaşıyor.
-
Çocuklar için panayırlar, lunaparklar, atlıkarıncalar: Metinde “birçok şehirde ve kasabada panayırlar kurulur, lunaparklar açılırdı” deniyor.
- Neden sürdürülemiyor? Büyük şehirlerde kalıcı eğlence merkezleri (AVM içindeki oyun alanları, büyük lunaparklar) yaygınlaştı. Küçük kasabalardaki panayır kültürü ise zamanla azaldı veya farklı şekillerde devam ediyor. Çocukların eğlence anlayışları da değişti, teknolojik oyunlar daha çok ilgi görüyor.
Adım 3:
Bu maddeleri arkadaşlarınızla tartışırken, kendi gözlemlerinizi ve aile büyüklerinizden dinlediklerinizi de katmayı unutmayın. Belki sizin ailenizde hala bu geleneklerden bazıları canlı bir şekilde devam ediyordur, bunları da paylaşabilirsiniz. Konuşurken “gelenek,” “kültür,” “değişim,” “modernleşme,” “teknoloji” gibi kelimeleri kullanarak düşüncelerinizi daha iyi ifade edebilirsiniz.
Sonuç:
Bu tartışma sayesinde bayram geleneklerimizin zamanla nasıl değiştiğini, bazılarının neden unutulmaya yüz tuttuğunu daha iyi anlayacağız. Geleneklerimizi yaşatmak için neler yapabileceğimizi de düşünebiliriz.
***
3. Soru:
TV’den ve genel ağ üzerinden izlediğiniz ürün reklamlarının amacı nedir? Sizce bu rek lamlar hazırlatanlar amaçlarına ulaşabiliyorlar mı? Neden? Reklamların tutarlılığını sor gulayıp düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Çözüm:
Bu soru, günlük hayatımızın önemli bir parçası olan reklamlar üzerine düşünmemizi istiyor. Televizyonda veya internette sürekli reklamlarla karşılaşıyoruz, değil mi? Hadi bakalım, reklamların dünyasını adım adım inceleyelim:
Adım 1:
Öncelikle reklamların amacını düşünelim. Bir şirket neden bir ürününün reklamını yapar?
- Ürünü tanıtmak: İnsanların yeni çıkan bir ürün hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamak.
- Satışları artırmak: İnsanları o ürünü satın almaya ikna etmek.
- Marka bilinirliği oluşturmak: İnsanların o markayı tanımasını ve hatırlamasını sağlamak. Mesela, bir kola markası reklamı gördüğümüzde aklımıza hemen o marka gelir.
- Tüketicileri bilgilendirmek: Ürünün özelliklerini, faydalarını anlatmak.
- İhtiyaç yaratmak: Bazen bir ürüne ihtiyacımız olmasa bile, reklamlar bize o ürüne ihtiyacımız olduğunu düşündürebilir.
Kısacası, reklamların temel amacı, bir ürünü veya hizmeti insanlara duyurmak ve onları bu ürün veya hizmeti kullanmaya yönlendirmektir.
Adım 2:
Peki, reklamlar amaçlarına ulaşıyor mu? Yani, reklamları izledikten sonra o ürünleri alıyor muyuz veya o markayı daha çok seviyor muyuz?
- Ulaşabilirler: Eğer bir reklam ilgi çekiciyse, komikse, duygusalsa veya bize gerçekten faydalı bir şey sunuyorsa, o reklamın etkisiyle o ürünü alabiliriz. Mesela, “Şu yeni çıkan çikolata çok lezzetli duruyor, denemeliyim!” diye düşünebiliriz. Veya bir şampuan reklamı saçlarımızı daha güzel yapacağını vaat ediyorsa, onu almayı düşünebiliriz.
- Ulaşamayabilirler: Eğer bir reklam sıkıcıysa, inandırıcı değilse, abartılıysa veya bize hitap etmiyorsa, o reklamın amacına ulaşması zorlaşır. Bazen bir reklamı izleriz ama “Bu kadar da olmaz,” deriz veya “Bana ne faydası var ki?” diye düşünürüz.
Reklamların başarısı, ne kadar yaratıcı, ne kadar samimi ve ne kadar doğru bilgi verdiğine bağlıdır.
Adım 3:
Reklamların tutarlılığı ne demek? Tutarlılık, bir şeyin baştan sona aynı çizgide olması, çelişkili olmaması demektir. Bir reklamın tutarlı olması, anlattığı şeyin gerçekle örtüşmesi, vaat ettiği şeyleri yerine getirebilmesi anlamına gelir.
- Tutarlı reklamlar: Bir deterjan reklamı “çok beyaz yıkar” diyorsa ve gerçekten öyleyse, bu tutarlı bir reklamdır. Ya da bir yemek markası “ev yapımı gibi lezzetli” diyorsa ve tadı gerçekten güzelse, bu da tutarlıdır.
- Tutarsız reklamlar: Bir araba reklamı “çok hızlı ve güvenli” derken, o arabanın güvenlik testlerinden kötü not alması tutarsızlık olur. Veya bir oyuncak reklamında çocuğun çok mutlu oynadığı bir oyuncak, gerçekte hiç de eğlenceli değilse, bu reklam tutarsızdır. Bazen de reklamlarda gösterilen ürünün fiyatı veya özellikleri gerçektekilerle uyuşmaz, bu da bir tutarsızlıktır.
Reklamların tutarlılığını sorgulamak, eleştirel düşünme becerimizi geliştirir. Yani, her izlediğimiz reklama hemen inanmak yerine, “Acaba bu doğru mu?”, “Gerçekten de böyle mi?”, “Bana ne anlatmaya çalışıyor?” diye düşünmeliyiz.
Adım 4:
Bu düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşırken, gördüğünüz örneklerden bahsedebilirsiniz. “Geçen gün bir reklam izledim, hiç tutarlı değildi çünkü…” diyerek kendi yorumlarınızı katabilirsiniz. Bu sayede hem fikir alışverişinde bulunmuş olursunuz hem de reklamlar hakkında daha bilinçli bir bakış açısı geliştirirsiniz.
Sonuç:
Reklamlar hayatımızın bir parçası. Onların ne amaçla yapıldığını, ne kadar başarılı olduklarını ve ne kadar doğru bilgi verdiklerini sorgulamak, bilinçli bir tüketici olmamıza yardımcı olur. Her zaman reklamlara eleştirel bir gözle bakmayı unutmayın!