6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 88
Merhaba sevgili öğrencim! Ben senin Türkçe öğretmenin. Sana gönderdiğim görsellerdeki soruları şimdi birlikte adım adım, dikkatlice inceleyelim ve doğru cevaplarını bulalım. Hiç merak etme, hepsini kolayca anlayacaksın.
—
1. Çocuk, çoraplarını kırmızıya boyamasaydı ya da kırmızı ayakkabısı olmadığı için oyunda rol almak istemeseydi sizce hikâye nasıl sonuçlanırdı? Söyleyiniz.
Sevgili öğrencim, bu soru bize “Benim Kırmızı Pabuçlarım” adlı hikâyemizde, eğer ana kahramanımız önemli bir detayı farklı yapsaydı neler olabileceğini düşündürüyor. Hikâyenin başlığı bile bize kırmızı pabuçların ne kadar önemli olduğunu fısıldıyor, değil mi? Metinde çocuğun tiyatroya olan tutkusu ve ailesinin ona nasıl destek olduğu çok açıkça anlatılıyor. Anne ve babanın gösteri için nasıl fedakârlıklar yaptığını, hatta annenin başkalarından elbise ödünç aldığını okuduk. Bütün bu çabalar, çocuğun o rolü layıkıyla yerine getirmesi için. Eğer kırmızı pabuçlar olmazsa veya çocuk bu yüzden rol almak istemeseydi, işte o zaman hikâye çok farklı bir yöne gidebilirdi.
Şimdi düşünelim:
- Eğer çocuk kırmızı pabuçları olmadığı için rol almak istemeseydi, öncelikle tiyatroya olan büyük tutkusunu bir kenara bırakmak zorunda kalırdı. Bu durum, onu çok üzerdi, hayallerini ertelemesine neden olurdu.
- Ailesi, yani anne ve babası, onun bu rol için gösterdiği bütün çabaları ve hazırlıkları boşa gitmiş hissederdi. Onca fedakârlık (babanın izin alması, annenin elbise bulması gibi) anlamsız kalırdı. Onlar da çocukları kadar üzülürlerdi.
- Belki de oyun hiç sergilenemezdi, çünkü başrol oyuncusu eksik olurdu. Ya da çocuğun yerine başka bir arkadaşı seçilmek zorunda kalırdı, bu da bizim kahramanımızın hevesini kırardı.
- Sonuç olarak, hikâyedeki o başarı, heyecan ve gurur duyguları yaşanmazdı. Belki de çocuk, ileride başarılı bir sanatçı olma hayallerinden bile vazgeçebilirdi. Kırmızı pabuçlar, aslında sadece bir ayakkabı değil, aynı zamanda çocuğun hayallerine giden yoldaki önemli bir adımmış gibi duruyor, değil mi?
Yani, küçük bir detay gibi görünen kırmızı pabuçlar, aslında hikâyenin mutlu ve başarılı bir şekilde sonuçlanmasında kilit bir rol oynuyor. Onlar olmasaydı, kahramanımız ve ailesi büyük bir hayal kırıklığı yaşayabilirdi.
2. Aşağıdaki metinlerden hangisinin anlatıcısı okuduğunuz hikâyedeki ile aynıdır? İlgili kutucuğu işaretleyiniz.
Bu soruda, “Benim Kırmızı Pabuçlarım” hikâyesinin anlatıcısıyla, sana verilen diğer kısa metinlerdeki anlatıcıları karşılaştırmamız isteniyor. Bir hikâyenin anlatıcısı ya hikâyenin içinde yaşayan bir karakterdir (kahraman anlatıcı) ya da dışarıdan, olup bitenleri gözlemleyen biridir (gözlemci veya ilahi anlatıcı).
Önce “Benim Kırmızı Pabuçlarım” hikâyesine bakalım:
- Hikâyede “Ben seçilmiştim”, “Gecem gündüzüme katmış çalışıyordum”, “Çok heyecanlıydım”, “Benimle gurur duydukları” gibi ifadeler geçiyor. Bu ifadeler, hikâyeyi anlatan kişinin bizzat hikâyenin içinde olduğunu, yani kahraman anlatıcı olduğunu gösteriyor. Olayları kendi ağzından anlatıyor.
Şimdi de sana verilen diğer kısa metinlere tek tek bakalım:
Birinci metin:
“Bir zamanlar bir deniz köyünde yaşayan mavi gözlü, küçük bir çocuk varmış. Babası balıkçıymış. Köyün öbür erkekleri gibi o da gün doğmadan kalkar, balık peşine düşermiş. Çocuk her şafak vakti babasının tıkırtısına uyanır, takılmak istermiş ardına.”
- Bu metinde “varmış”, “balıkçıymış”, “düşermiş” gibi kelimeler kullanılmış. Anlatıcı olayların dışından, bir gözlemci gibi anlatıyor. Yani bu metnin anlatıcısı üçüncü kişidir.
İkinci metin:
“İlk birkaç ay sadece okula gidip geldim. Sokağa çıkıp oynamak içimden gelmiyordu. Zaten çocuklar da ortalıkta görünmüyordu pek. ‘Kış olduğundandır.’ diyordu annem. Sonra artık iyice bunaldığım bir gün sokağa çıktım ve çıkış o çıkış… Bisiklet turları, ara sokaklarda keşif gezileri, yeni arkadaşlar derken alıştım buraya.”
- Bu metinde ise “geldim”, “gelmiyordu”, “çıktım”, “alıştım” gibi kelimeler kullanılmış. Tıpkı “Benim Kırmızı Pabuçlarım” hikâyesindeki gibi, anlatan kişi kendi başından geçenleri anlatıyor. Bu da kahraman anlatıcı demektir.
Üçüncü metin:
“Martin, gittiği her yerde çocuklara keman çalıp şarkılar öğretmeyi âdet hâline getirmişti. Günlerden bir gün, yolu bu köye düşünce o da aradığı cenneti bulduğuna inanmıştı. Her seferinde ‘Birkaç gün sonra giderim.’ diye düşünmüştü. Ama gelin görün ki köyün dev çınar ağacının dibinden bir türlü ayrılamamıştı.”
- Bu metinde “getirmişti”, “inanmıştı”, “düşünmüştü” gibi kelimeler var. Olayların dışından, Martin’in yaptıklarını ve düşündüklerini anlatan üçüncü kişi bir anlatıcı görüyoruz.
Dördüncü metin:
“Akşamüstü çocuklar deniz kıyısındaki kumluga doluşmuşlardı. Kalabalığın orta yerinde boz renkli bir martı yavrusu vardı. Tüylerini kabartmış, ürkek ürkek çevresine bakıyordu. Çocuklar, onun üzerine tartışmaya girişmişlerdi. Sırçan, ‘En iyisi,’ dedi, ‘Elimize alıp yarasının yerini bulalım. Evdekilere danışır, merhem filan süreriz.'”
- Burada da “doluşmuşlardı”, “vardı”, “bakıyordu” gibi kelimeler kullanılmış. Olayları dışarıdan izleyen ve aktaran bir üçüncü kişi anlatıcı söz konusu.
Gördüğün gibi, “Benim Kırmızı Pabuçlarım” hikâyesinin anlatıcısı ile ikinci metnin anlatıcısı aynıdır, ikisi de kahraman anlatıcıdır.
Bu yüzden, görseldeki ikinci metnin yanındaki kutucuğu işaretlemelisin.
3. Aşağıda verilen sözcüklerin size hangi kavramları çağrıştırdığını ilgili yerlere yazınız.
Bu soruda, görselde bulutların içine yazılmış kelimelerin, “Benim Kırmızı Pabuçlarım” hikâyesiyle nasıl bir bağlantısı olduğunu, yani bize hangi hikâye kavramlarını hatırlattığını açıklamamız isteniyor. Bu kelimeler aslında hikâyenin içindeki önemli temaları ve duyguları özetliyor.
Şimdi kelime gruplarını ve hikâyeyle bağlantılarını inceleyelim:
-
Birinci Bulut: aile, anlayış, özveri
- Bu kelimeler, hikâyedeki çocuğun ailesini ve onların çocuğa karşı olan tutumlarını çok güzel özetliyor. Metinde babanın iş yerinden izin alması, annenin arkadaşlardan elbise ödünç alması gibi durumlar, ailenin çocuğunun hayalleri ve başarısı için ne kadar büyük bir özveri gösterdiğini anlatıyor. Aile, çocuğunun tiyatroya olan tutkusunu anlayışla karşılıyor ve ona sonuna kadar destek oluyor. Tüm bunlar, güçlü bir aile bağının göstergesidir.
-
İkinci Bulut: azim, sorumluluk, çalışmak
- Bu kelimeler ise hikâyenin ana kahramanının özelliklerini ve davranışlarını ifade ediyor. Çocuk, başrol için seçildikten sonra “Gecem gündüzüme katmış çalışıyordum” diyerek ne kadar azimle ve çok çalıştığını belirtiyor. Bu rolü üstlenmek, onun için bir sorumluluk duygusu taşıyor ve bu sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmek için elinden geleni yapıyor.
-
Üçüncü Bulut: başarı, sahne, kulis
- Bu kelimeler de hikâyenin tiyatro gösterisi ve onunla ilgili atmosferi çağrıştırıyor. Çocuğun hayali “ileride inşallah başarılı bir sanatçı olmak”. Tiyatro gösterisinin sergilendiği yer sahnedir ve sahne arkasına kulis denir. Çocuk, bu oyunda başarılı olmak için çabalıyor. Provalardaki heyecan, arkadaşlarının beğenisi ve ailenin gururu da bu başarı yolculuğunun bir parçasıdır.
Gördüğün gibi, bu kelimeler hikâyenin ruhunu ve ana fikrini yansıtan çok önemli kavramlar.
4. Aşağıdaki sözcüklerin yapısını belirleyerek ilgili kılavuzlara örnekteki gibi yerleştiriniz.
Sevgili öğrencim, şimdi de kelimelerin yapılarını inceleyeceğiz. Türkçede kelimeler yapılarına göre üç ana gruba ayrılır: Basit, Türemiş ve Birleşik.
- Basit Sözcükler: Hiç yapım eki almamış, sadece kök halinde olan veya sadece çekim eki almış kelimelerdir. Yeni bir anlam kazanmazlar.
- Türemiş Sözcükler: Kök veya gövde halindeki bir kelimenin üzerine yapım eki gelerek yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan kelimelerdir.
- Birleşik Sözcükler: İki veya daha fazla kelimenin bir araya gelerek yeni bir anlam oluşturmasıyla meydana gelen kelimelerdir.
Şimdi verilen kelimeleri bu gruplara ayırarak inceleyelim:
Basit Sözcükler
- portakal: Bu kelime herhangi bir yapım eki almamış, kök halindedir.
- hikâye: Bu kelime de kök halindedir, yapım eki almamıştır.
- kırmızı: Kök halindedir, yapım eki almamıştır.
- kılavuz: Bu kelime de kök halindedir, yapım eki almamıştır.
- deniz: Kök halindedir, yapım eki almamıştır.
Türemiş Sözcükler
- Türkçe: “Türk” kelimesine “-çe” yapım eki gelerek “Türk dili” anlamında yeni bir kelime oluşmuştur.
- gözlük: “Göz” kelimesine “-lük” yapım eki gelerek “gözü koruyan/düzelten araç” anlamında yeni bir kelime oluşmuştur.
- kitapçı: “Kitap” kelimesine “-çı” yapım eki gelerek “kitap satan kişi” anlamında yeni bir kelime oluşmuştur.
- iyilik: “İyi” kelimesine “-lik” yapım eki gelerek “iyi olma durumu” anlamında yeni bir kelime oluşmuştur.
- yazar: “Yaz-” fiiline “-ar” yapım eki gelerek “yazma işini yapan kişi” anlamında yeni bir kelime oluşmuştur.
Birleşik Sözcükler
- vatansever: “Vatan” ve “sever” kelimelerinin birleşmesiyle “vatanını seven kişi” anlamında yeni bir kelime oluşmuştur.
- Samanyolu: “Saman” ve “yol” kelimelerinin birleşmesiyle gökyüzündeki bir galaksinin adı olan yeni bir kelime oluşmuştur.
- gökyüzü: “Gök” ve “yüz” kelimelerinin birleşmesiyle “göğün görünen kısmı” anlamında yeni bir kelime oluşmuştur.
- ayakkabı: “Ayak” ve “kap” kelimelerinin birleşmesiyle (ses değişimiyle) “ayağı kapatan” anlamında yeni bir kelime oluşmuştur.
- çekyat: “Çek-” ve “yat-” fiillerinin birleşmesiyle “hem çekilip oturulan hem de yatılan mobilya” anlamında yeni bir kelime oluşmuştur.
Umarım bu açıklamalarla soruları çok daha iyi anlamışsındır. Aklına takılan başka bir şey olursa bana her zaman sorabilirsin!