6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Yıldırım Yayınları Sayfa 172
Merhaba sevgili öğrencilerim, ben sizin Türkçe öğretmeniniz. Bugün sizlerle görseldeki soruları birlikte çözeceğiz. Sakın çekinmeyin, anlamadığınız yer olursa tekrar sorabilirsiniz. Hadi bakalım, kalemler hazırsa başlıyoruz!
Ç. Aşağıdaki bilmecelerin cevaplarını ve içinde geçen zamirleri belirleyerek ilgili yerlere yazınız.
Bilmeceler, düşündüren, eğlendiren ve cevabı bulmaya çalıştığımız söz oyunlarıdır. Bir de bu bilmecelerin içindeki zamirleri bulacağız. Zamirler, ismin yerini tutan sözcüklerdi, hatırladınız mı? Hadi başlayalım:
a) Altın tas, gümüş tas; Birini kaldır, birini as.
Çözüm:
Bu bilmece, gökyüzündeki iki büyük ışık kaynağını, yani Ay ve Güneş’i anlatıyor. Biri gündüz, biri gece ortaya çıkar. Bu yüzden cevabı Ay ve Güneş.
Şimdi zamire bakalım: “Birini kaldır, birini as.” cümlesindeki “birini” kelimesi, hangi tas olduğu belli olmadığı için ismin yerini belirsiz bir şekilde tutuyor. Bu yüzden bu kelime belgisiz zamirdir.
Sonuç:
Cevap: Ay ve Güneş
Zamir: birini (belgisiz zamir)
b) İnce ince dil beni Hadi kimim bil beni?
Çözüm:
Bu bilmeceyi çözmek için “ince ince dilmek” eylemini düşünmeliyiz. Bir şeyin ince ince ayrılması, çözülmesi, liflerine ayrılması anlamına gelebilir. Bu durumda aklımıza ilk gelen şeylerden biri ip olur. İpi ince ince ayırabiliriz.
Şimdi zamirlere bakalım: “İnce ince dil beni” cümlesindeki “beni” kelimesi, “ben” şahıs zamirinin “-i” hal ekini almış şeklidir. “Hadi kimim bil beni?” cümlesindeki “kimim” kelimesi ise bir soru sorarak bir ismin yerini tutuyor, bu yüzden soru zamiridir. “Beni” kelimesi yine şahıs zamiridir.
Sonuç:
Cevap: İp
Zamirler: beni (şahıs zamiri), kimim (soru zamiri)
c) Hop burada, hop şurada. Bir de baktım, kapı arkasında.
Çözüm:
Bu bilmece, bir yerde durmayan, sürekli hareket eden ve tam olarak yakalanamayan bir şeyi anlatıyor. Bazen burada, bazen orada olabilen, hatta bir anda kapının arkasına geçebilen şey nedir? Bu, rüzgardır. Rüzgarı göremeyiz ama etkilerini hissederiz ve her yerde olabilir.
Şimdi zamirlere bakalım: “Hop burada, hop şurada.” cümlelerindeki “burada” ve “şurada” kelimeleri, bir yerin adını söylemeden o yeri işaret ediyorlar. Bu yüzden bunlar işaret zamiridir.
Sonuç:
Cevap: Rüzgar
Zamirler: burada (işaret zamiri), şurada (işaret zamiri)
ç) Her yeri görür, Kendisini göremez.
Çözüm:
Bu bilmece çok tanıdık olmalı! Bizim en önemli organlarımızdan biri olan, etrafımızdaki her şeyi görmemizi sağlayan ama kendisini direkt olarak göremeyen şey nedir? Tabii ki gözümüz!
Şimdi zamire bakalım: “Kendisini göremez.” cümlesindeki “kendisini” kelimesi, eylemi yapan kişinin yine kendisi olduğunu belirtir. Bu kelime dönüşlülük zamiridir.
Sonuç:
Cevap: Göz
Zamir: kendisini (dönüşlülük zamiri)
d) Sıra sıra odalar Birbirini kovalar.
Çözüm:
Bu bilmece, art arda sıralanmış bölümlerden oluşan ve birbiri ardına hızla ilerleyen bir şeyi anlatıyor. Aklımıza ilk gelen şey, vagonlarıyla birbiri ardına giden trendir.
Şimdi zamire bakalım: “Birbirini kovalar.” cümlesindeki “birbirini” kelimesi, bir eylemin karşılıklı olarak yapıldığını, yani “bir diğeri” anlamında kullanılarak ismin yerini tuttuğunu gösterir. Bu kelime dönüşlülük zamiri olarak kabul edilir (karşılıklı yapılan işleri gösterir).
Sonuç:
Cevap: Tren
Zamir: birbirini (dönüşlülük zamiri)
e) O söyler; ben anlarım. Ben söylerim; o anlamaz.
Çözüm:
Bu bilmece, günümüzde kullandığımız iletişim araçlarından birini tarif ediyor. Bir tarafın konuştuğunu bizim anlayabildiğimiz ama bizim konuşmamızı onun anlayamadığı şey nedir? Eskiden radyolar ve gramofonlar için kullanılırdı ama günümüzde en çok telefon için de geçerli olabilir, karşıdaki kişinin sesini duyarız ama o bizim sesimizi anlayamaz gibi bir anlam da çıkarılabilir. Aslında burada daha çok tek yönlü iletişimi vurguluyor. Eski tip radyolar veya plak çalarlar için çok uygundur. Ama modern telefonlar için “o anlamaz” kısmı biraz farklı yorumlanabilir. Ancak mantık olarak, bir cihazın bize ses vermesi ama bizim ona ses verdiğimizde “anlamaması” (cevap vermemesi) durumunu anlatır. En yaygın cevaplardan biri radyo veya telefondur. Telefon, arayanın sesini duyarız ama telefonun kendisi bizim konuştuğumuzu anlamaz, sadece iletir. Bu yüzden telefon diyelim.
Şimdi zamirlere bakalım: “O söyler; ben anlarım. Ben söylerim; o anlamaz.” cümlelerindeki “o” ve “ben” kelimeleri, kişilerin adları yerine kullanıldığı için şahıs zamiridir.
Sonuç:
Cevap: Telefon
Zamirler: o (şahıs zamiri), ben (şahıs zamiri)
***
D. Aşağıdaki soruları cevaplayınız.
1. Bu fotoğrafla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi kanıtlanabilirlik açısından diğerlerinden farklıdır?
Çözüm:
Sevgili öğrencilerim, bu tür sorularda “kanıtlanabilirlik” kelimesine dikkat etmeliyiz. Kanıtlanabilir demek, bir şeyi fotoğrafa bakarak herkesin aynı şekilde görebileceği, ölçebileceği veya tespit edebileceği anlamına gelir. Yani nesnel (objektif) bir bilgi olması demektir. Kanıtlanamayan ise kişiden kişiye değişen, yani öznel (sübjektif) bir yorumdur.
Şimdi seçeneklere tek tek bakalım:
- A) Masalarda pembe çiçekler bulunmaktadır.
- B) Masa ve sandalyeler toprak zemine yerleştirilmiştir.
- C) Farklı renkte saksılar kullanılmıştır.
- D) Deniz kenarındaki mekân insana huzur vermektedir.
Fotoğrafa baktığımızda masaların üzerinde gerçekten de pembe renkte çiçekler görüyoruz. Bunu herkes aynı şekilde görebilir ve kanıtlayabilir. Bu, nesnel bir bilgidir.
Fotoğrafa dikkatli baktığımızda, masa ve sandalyelerin altında toprak değil, açık renkli taş veya beton bir zemin olduğunu görüyoruz. Yani bu ifade doğru olmasa bile, yine de fotoğrafa bakılarak doğruluğu veya yanlışlığı kanıtlanabilir bir bilgidir. “Toprak zemine yerleştirilmiştir” iddiası yanlış bir gözlem olsa da, fotoğraftan bu bilginin doğruluğu veya yanlışlığı tespit edilebilir, yani kanıtlanabilir bir ifadedir.
Evet, masalardaki saksıların mor/pembe renkte olduğunu, bazı yerlerde ise beyaz saksılar veya yeşil bitkilerin saksılarının farklı renklerde olduğunu görüyoruz. Bu da fotoğrafa bakılarak kanıtlanabilir bir bilgidir.
Şimdi bu seçeneğe dikkat edelim. “Huzur vermek” bir duygudur. Bu mekân bana huzur verirken, başka birine vermeyebilir. Belki o kişi kalabalığı sevmez veya denizden hoşlanmaz. Bu, tamamen kişisel bir yorum ve duygudur. Bu yüzden fotoğrafa bakarak bu ifadenin doğruluğunu kanıtlayamayız. Bu, öznel bir bilgidir.
Gördüğünüz gibi A, B ve C seçeneklerindeki bilgiler fotoğrafa bakılarak doğru mu yanlış mı olduğu tespit edilebilir, yani kanıtlanabilir. Ama D seçeneğindeki bilgi kişiden kişiye değiştiği için kanıtlanamaz, yani özneldir. Bu yüzden farklı olan D seçeneğidir.
Sonuç:
D) Deniz kenarındaki mekân insana huzur vermektedir.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde adı hem belirsizlik hem de soru yönünden niteleyen sıfat vardır?
Çözüm:
Arkadaşlar, bu soru biraz kafa karıştırıcı gibi görünebilir ama aslında ne istediğini anladığımızda çok kolay. Bize diyor ki, öyle bir cümle bulalım ki içinde hem “belirsizlik” bildiren bir sıfat (belgisiz sıfat) hem de “soru” bildiren bir sıfat (soru sıfatı) bulunsun. Yani bir sözcük hem belirsizlik hem de soru bildiremez, bu iki farklı sıfat türünü aynı cümlede arayacağız. Sıfatlar, isimlerin önüne gelerek onları niteleyen veya belirten sözcüklerdi, değil mi?
Şimdi seçeneklere tek tek bakalım:
- A) Kırmızı gelincikler tarlayı sarmıştı.
- B) Evin küçük odalarına sığarız değil mi?
- C) Dışarıda bulutsuz ve masmavi bir gökyüzü vardı.
- D) Birkaç saat sonra hangi kitabı alacağıma karar verdim.
- “Birkaç saat”: “birkaç” kelimesi, saatlerin sayısını tam olarak vermediği için bir belgisiz sıfattır ve belirsizlik anlamı taşır.
- “Hangi kitabı”: “hangi” kelimesi, hangi kitap olduğunu sorarak bir ismin önüne geldiği için bir soru sıfatıdır ve soru anlamı taşır.
Burada “kırmızı” kelimesi, gelinciklerin rengini belirttiği için bir niteleme sıfatıdır. Belirsizlik veya soru bildiren bir sıfat yok.
“Küçük” kelimesi, odaların nasıl olduğunu belirttiği için bir niteleme sıfatıdır. Belirsizlik veya soru bildiren bir sıfat yok.
Burada “bulutsuz” ve “masmavi” kelimeleri niteleme sıfatlarıdır. “Bir” kelimesi ise “herhangi bir” anlamında kullanıldığı için belgisiz sıfattır ve belirsizlik anlamı katar. Ancak bu cümlede soru bildiren bir sıfat yok.
Bu cümleye dikkat edelim:
Gördüğünüz gibi, D seçeneğindeki cümlede hem “birkaç” kelimesiyle belirsizlik bildiren bir sıfat, hem de “hangi” kelimesiyle soru bildiren bir sıfat bulunmaktadır. Bu yüzden aradığımız cevap D seçeneğidir.
Sonuç:
D) Birkaç saat sonra hangi kitabı alacağıma karar verdim.
Harikasınız çocuklar! Tüm soruları başarıyla çözdük. Unutmayın, Türkçe dersi sadece ezberden ibaret değildir, aynı zamanda düşünmeyi, yorumlamayı ve kelimelerin gücünü anlamayı da gerektirir. Başarılar dilerim!