5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anıttepe Yayınları Sayfa 169
Merhaba sevgili öğrencilerim! Ben sizin Türkçe öğretmeninizim. Bugün sizinle çok güzel ve düşündürücü bir etkinliğe katılacağız. Karagöz ile Hacivat’ın eğlenceli sohbetini okuyacak, boşlukları dolduracak ve dilimizin güzellikleri üzerine düşüneceğiz. Hazır mısınız? Öyleyse başlayalım!
8. ETKİNLİK
a) Aşağıdaki Hacivat ile Karagöz metnini okuyunuz. Metindeki boşluklara, verilen kelimelerden uygun olanları yazınız.
Verilen kelimeler: etkinlik, dizüstü bilgisayar, derin dondurucu, saldırgan, hesap, su ısıtıcısı, lokanta
Şimdi metni dikkatlice okuyalım ve Hacivat ile Karagöz’ün sohbetinde geçen yabancı kelimelerin yerine Türkçe karşılıklarını bulmaya çalışalım.
Hacivat: Yâr bana bir eğlence. Aman bana bir eğlence. Vay, Karagöz’üm iki gözüm merhaba.
Karagöz: Hoş geldin Hacı cav cav.
Hacivat: Bak Karagöz’üm dünya değişiyor, dilimize yeni yeni kelimeler giriyor. Senin haberin yoktur bunlardan. Biraz bunları dinle de öğren benden.
Karagöz: Fesüphanallah! Yine neler anlatacak, uyduracak bakalım.
Hacivat: Söyle bakalım Karagöz’üm sen suyu hâlâ çaydanlıkta mı kaynatırsın?
Karagöz: Ya nerede kaynatacaktım?
Hacivat: Kettleda (ketılda) kaynatacaksın elbet?
Karagöz: O da ne Hacivat’ım?
Hacivat: Suyu ısıtmak için kullanıyoruz diyorum sana.
Çözüm: Hacivat burada “kettle” kelimesinden bahsediyor. Suyu ısıtmak için kullandığımız bu aletin Türkçe karşılığı, yukarıdaki kelimelerden hangisiydi? Evet, doğru bildin, su ısıtıcısı.
Karagöz: su ısıtıcısı desene Hacivat.
Hacivat: Şimdi şunu söyle bakalım kış hazırlıkları yaptınız mı?
Karagöz: Yapmaz mıyız hiç?
Hacivat: Eee, nerede muhafaza ediyorsunuz onları?
Karagöz: Allah Allah! Bilmiyor musun ya nerede muhafaza edeceğimizi? Nerede olacak?
Hacivat: Ben sana sordum ama bilemedin ki bana sorarsın.
Hacivat: Deep freze (difriz) diyecektin Karagöz’üm.
Çözüm: Hacivat şimdi de “deep freeze” kelimesinin Türkçe karşılığını soruyor. Kışlık yiyeceklerimizi uzun süre bozulmadan sakladığımız buzdolabının daha soğuk olan kısmına ne denir? Aferin sana, derin dondurucu!
Karagöz: Tövbe tövbe! Onun adı derin dondurucu dur.
Hacivat: Söyle bakalım sen, laptop nedir?
Karagöz: Ne top ne top?
Hacivat: Bak hâlâ top dersin. Hani bilgisayarın elde taşınanı var ya…
Çözüm: Hacivat bu sefer “laptop” kelimesini soruyor. Hani o kucağımızda veya masamızda kullanabildiğimiz, kolayca taşıyabildiğimiz bilgisayarlar var ya… Onun Türkçe karşılığı dizüstü bilgisayar.
Karagöz: Hacivat’ım ona dizüstü bilgisayar denir.
Hacivat: Hadi, ne demek istiyorum bil bakalım. Arkadaşlarla aktivite yapmak için bir restorana gittik, adisyonu ben ödemek istediğimde bir arkadaşım pek agresif davrandı. Hadi ne demek istedim, anlat bakalım.
Çözüm: Hacivat burada birden fazla yabancı kelime kullanmış. Karagöz de bunları Türkçeye çevirmesini istiyor. Hadi hep birlikte bu kelimelerin Türkçe karşılıklarını bulalım:
- aktivite: Bir iş yapmak, bir şeyle uğraşmak anlamına gelir. Bunun Türkçe karşılığı etkinlik.
- restoran: Yemek yediğimiz, oturduğumuz yerlere denir. Bunun Türkçe karşılığı lokanta.
- adisyon: Yemek yedikten sonra gelen, ne kadar ödeyeceğimizi gösteren belgeye denir. Bunun Türkçe karşılığı hesap.
- agresif: Çabuk sinirlenen, kavgacı, sert tavırlar sergileyen kişiler için kullanılır. Bunun Türkçe karşılığı saldırgan.
Karagöz: A benim güzel Hacivat’ım aktivite yerineetkinlik, restoran yerinelokanta, adisyon yerinehesap, agresif yerinesaldırgan desen ben de anlarım, sen de anlarsın, Ali de Veli de anlar.
Karagöz: Yalnız benim anlamadığım bir şey var senin ana dilin Türkçe değil mi?
Hacivat: Bu da soru mu şimdi?
Karagöz: O hâlde ana dilin Türkçe ise neden Türkçesi varken kullanmazsın?
***
b) Yazılarınızda ve konuşmalarınızda kullandığınız kelimelerin Türkçe olmasına dikkat ediyor musunuz? Örneklerle açıklayınız.
Sevgili öğrencilerim, Karagöz’ün Hacivat’a sorduğu bu son soru, hepimizin düşünmesi gereken çok önemli bir konu. Ana dilimiz Türkçe iken, başka dillerden kelimeleri kullanmak doğru mu? Hadi bu soruyu birlikte düşünelim ve cevaplayalım.
Adım 1: Soruyu Anlamak
Bu soruda bizden iki şey isteniyor:
- Konuşurken veya yazı yazarken Türkçe kelimeleri kullanmaya özen gösterip göstermediğimizi söylememiz.
- Bu konuyu günlük hayattan örneklerle açıklamamız.
Adım 2: Türkçemize Sahip Çıkmak
Elbette ki ben bir Türkçe öğretmeni olarak, dilimizin güzelliğine ve zenginliğine çok önem veriyorum. Bu yüzden hem ders anlatırken hem de günlük konuşmalarımda, hatta yazdığım her şeyde kelimelerin Türkçe karşılıklarını kullanmaya özen gösteriyorum. Çünkü dilimiz bizim kimliğimizdir, bizi biz yapan en önemli değerlerden biridir. Türkçesi varken yabancı kelimeleri kullanmak, zamanla kendi dilimizin unutulmasına ve yoksullaşmasına neden olabilir. Bu da bizim için hiç iyi bir durum değil, değil mi?
Adım 3: Örneklerle Açıklamak
Günlük hayatta farkında olmadan birçok yabancı kelime kullanıyoruz. Ama aslında bu kelimelerin çoğu zaman çok güzel Türkçe karşılıkları var. İşte size birkaç örnek:
- Mesela, bilgisayarda veya telefonda bir yere bağlanmak için “link” demek yerine bağlantı diyebiliriz.
- Bir yere “start” vermek yerine başlamak veya başlatmak diyebiliriz.
- “Full” dolu bir şey için tam veya dolu diyebiliriz.
- Kendi fotoğrafımızı çekerken “selfie” demek yerine özçekim demek ne kadar da güzel!
- Televizyonda veya internette bir “show” izlemek yerine gösteri izleyebiliriz.
- “Global” sorunlar yerine küresel sorunlar demeliyiz.
- Bir “konsept” yerine kavram veya anlayış diyebiliriz.
Gördüğünüz gibi, yabancı kelimeler yerine Türkçe karşılıklarını kullandığımızda hem dilimizi korumuş oluruz hem de kendimizi daha doğru ve anlaşılır bir şekilde ifade ederiz. Sizler de bu konuda dikkatli olursanız, dilimizi daha güçlü ve güzel yaparız. Unutmayın, dilimiz bizim en değerli mirasımızdır!