5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anıttepe Yayınları Sayfa 208
Merhaba sevgili öğrencim, ben senin Türkçe öğretmeninim. Bugün seninle birlikte ekte gönderdiğin soruları adım adım, dikkatlice çözeceğiz. Metni okumamış olsak bile, soruların genel yapısından yola çıkarak ve mantık yürüterek doğru cevaplara ulaşmaya çalışacağız. Hazır mısın? Başlayalım!
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, soruların bazıları bir metne bağlı olduğu için, o metni okumadan tam olarak cevaplamak zor. Ancak ben sana, böyle durumlarda nasıl düşüneceğini ve olası cevapları nasıl bulacağını anlatacağım. Sanki metni okumuşuz gibi, en uygun cevapları tahmin ederek ilerleyeceğiz.
1. ETKİNLİK Okuduğunuz metinde geçen kelime grubu ve kelimeleri anlamlarından yola çıkarak bulunuz.
Bu bölümde bizden istenen, verilen anlamlara uygun kelime veya kelime gruplarını bulmak. Genellikle bu tür sorularda, metinde geçen eş anlamlı veya yakın anlamlı kelimeler istenir. Biz de bu anlamlara en uygun kelimeleri yazacağız.
Adım 1: Her bir cümlenin anlamını dikkatlice okuyalım ve zihnimizde canlandıralım.
Adım 2: Bu anlamlara en uygun tek kelime veya kelime grubunu düşünelim.
Şimdi birlikte cevapları yazalım:
-
Gelmesini beklemek.
Çözüm:
Burada birinin veya bir şeyin gelmesini sabırla beklemekten bahsediliyor. Bu anlama gelen en bilinen kelimelerden biri “beklemek”tir. Eğer metinde daha özel bir ifade varsa o da olabilir ama genel anlamı budur.
Sonuç: Beklemek
-
Tekrarlanması, uzun sürmesi dolayısıyla bir şeyden hoşlanmaz veya sıkılır duruma gelmek, bıkmak, bezmek.
Çözüm:
Bir şeyin sürekli aynı olması ve bu yüzden kişinin artık onu yapmak istememesi, yorulması durumu. Bu duruma “bıkmak”, “usanmak” ya da “canı sıkılmak” diyebiliriz. Metinde hangisi geçtiyse o doğrudur. Ben sana en sık kullanılanı yazıyorum.
Sonuç: Usanmak / Bıkmak
-
Posta parası karşılığı mektup zarfı, kartpostallara ve damga resmine karşılık kâğıtlara yapıştırılan, basılı küçük kâğıt parçası.
Çözüm:
Bu tanım çok özel bir şeyi anlatıyor. Mektup gönderirken üzerine yapıştırdığımız, üzerinde bazen resimler olan küçük kâğıt parçacıklarına ne deriz? Evet, doğru bildin!
Sonuç: Pul
-
Kollar arası, kucak.
Çözüm:
Birine sevgiyle sarıldığımızda, onu kollarımızın arasına aldığımızda yaptığımız eylemin adı. Bu kelime zaten tanımda da geçiyor, değil mi?
Sonuç: Kucak
-
Öfke, kızgınlık, can sıkıntısıyla anlaşılmaz sesler çıkarmak.
Çözüm:
İnsan bazen sinirlendiğinde veya canı sıkıldığında tam olarak ne dediği anlaşılmayan, boğuk sesler çıkarır. Bu duruma “homurdanmak” denir.
Sonuç: Homurdanmak
2. ETKİNLİK
Sevgili öğrencim, bu etkinlik “Yaşama Sevinci” adlı bir metinle ilgili. Metni okuyamadığımız için, ben sana bu tür bir hikâyede olabilecek genel durumları hayal ederek cevaplar yazacağım. Sen kendi metnine göre bu cevapları şekillendirebilirsin.
a) “Yaşama Sevinci” adlı metindeki anlatıcının ve Münevver teyzenin yerinde siz olsaydınız neler hissederdiniz? Yazınız.
Çözüm:
Adım 1: “Yaşama Sevinci” adından da anlaşılacağı gibi, genellikle hayatın zorluklarına rağmen umudu ve mutluluğu bulmakla ilgili bir hikâye olur. Münevver teyze muhtemelen yaşlı, yalnız veya hayata küsmüş bir karakter olabilir. Anlatıcı ise ona yardım eden veya onun değişimine tanık olan biridir.
Adım 2: Kendimizi bu karakterlerin yerine koyarak neler hissedebileceğimizi düşünelim.
-
Anlatıcı olsaydım hissettiklerim:
Eğer ben anlatıcı olsaydım, Münevver Teyze’nin hayatında bir fark yaratabildiğim için mutluluk hissederdim. Onun yüzündeki gülümsemeyi görmek bana huzur verirdi. Belki de ilk başta onun için bir şeyler yapmaya çalışırken endişe duyardım, acaba başarabilecek miyim diye. Ama sonunda başardığımı görünce gurur duyardım ve bu durum bana da yaşama sevinci katardı.
Sonuç:
Hissederdim: Mutluluk, huzur, endişe, gurur, yaşama sevinci.
-
Münevver teyze olsaydım hissettiklerim:
Münevver Teyze’nin yerinde olsaydım, belki de ilk başlarda yalnızlık, üzüntü ve umutsuzluk hissederdim. Hayata karşı bir bıkkınlık duyardım. Ama anlatıcının bana yaklaşımı ve yaptığı iyilikler sayesinde yavaş yavaş şükran, sevinç ve yeniden umut hissederdim. Kalbimde bir sıcaklık ve hayata karşı yeniden bir bağlılık oluşurdu.
Sonuç:
Hissederdim: Yalnızlık, üzüntü, umutsuzluk, bıkkınlık, şükran, sevinç, umut, sıcaklık.
b) Münevver teyzenin duygu ve düşüncelerini kendinizi onun yerine koyarak sadece beden dilinizle anlatınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soru bizden Münevver teyzenin hislerini beden diliyle ifade etmemizi istiyor. Yazılı bir sınavda olduğumuz için, beden dilini doğrudan gösteremeyiz ama nasıl görüneceğini kelimelerle tarif edebiliriz. Münevver teyzenin hikâyenin başında ve sonunda farklı beden dillerine sahip olacağını düşünebiliriz.
Adım 1: Hikâyenin başında Münevver teyzenin umutsuz ve yalnız olduğunu varsayalım.
Adım 2: Hikâyenin sonunda ise yaşama sevincini bulmuş, mutlu ve umutlu olduğunu varsayalım.
İlk başta (umutsuzken):
Omuzlarım düşük, başım öne eğik olurdu. Yüzümde hüzünlü, yorgun bir ifade olurdu. Gözlerim boşluğa dalar, kimseyle göz teması kurmaktan kaçınırdım. Ellerimi önümde kavuşturur, kendimi dış dünyadan soyutlamaya çalışırdım. Yürürken adımlarım yavaş ve isteksiz olurdu, sanki bir yük taşıyormuş gibi.
Sonra (yaşama sevincini bulduğunda):
Omuzlarım dikleşir, başımı gururla yukarı kaldırırdım. Yüzümde sıcak bir gülümseme belirirdi. Gözlerim parlar, etrafıma merakla ve sevgiyle bakardım. Ellerim rahat olur, belki de heyecanla hareket ederdi. İnsanlarla konuşurken cana yakın bir duruş sergilerdim. Adımlarım daha enerjik ve neşeli olurdu, sanki dans ediyormuş gibi.
c) Yazar, Münevver teyze için nasıl bir iyilikte bulunuyor?
Çözüm:
Yine metni bilmediğimiz için genel bir çıkarım yapacağız. “Yaşama Sevinci” adlı bir hikâyede yazar veya anlatıcı, genellikle umutsuz bir karaktere yeniden yaşama sevinci kazandırır. Bu iyilik, maddi bir yardım olabileceği gibi, daha çok manevi bir destek şeklinde olur.
Adım 1: Yazarın veya anlatıcının rolünü düşünelim.
Adım 2: Münevver teyzenin neye ihtiyacı olabileceğini tahmin edelim.
Yazar (veya hikâyedeki anlatıcı), Münevver Teyze’ye yalnız olmadığını hissettirerek, onunla arkadaşlık ederek, ona zaman ayırarak ve belki de ona yeni bir uğraş veya amaç bularak büyük bir iyilikte bulunuyor. Belki de ona güzel bir hikâye anlatıyor, onu dışarıya çıkarıyor veya ona küçük sürprizler yapıyor. En önemlisi, ona yeniden hayata bağlanması için bir neden veriyor. Yani en büyük iyilik, ona yaşama sevincini yeniden hatırlatmak oluyor.
Sonuç: Yazar, Münevver teyzeye yalnız olmadığını hissettirerek, ona zaman ayırarak ve ona yeniden yaşama sevincini hatırlatarak büyük bir iyilikte bulunuyor.
3. ETKİNLİK Okuduğunuz metindeki hikâye unsurlarını belirleyiniz.
Hikâye unsurları, bir hikâyeyi oluşturan temel parçalardır. Bunlar: Olay, Kişiler, Yer, Zaman ve Anlatıcı’dır. Metni bilmediğimiz için, yine “Yaşama Sevinci” hikâyesine uygun olabilecek örneklerle dolduracağız.
Adım 1: “Yaşama Sevinci” adlı bir hikâyede hangi olaylar olabilir, kimler olabilir, nerede ve ne zaman geçebilir, anlatıcı kim olabilir diye düşünelim.
-
Olay:
Yaşlı ve hayata küsmüş olan Münevver Teyze’nin, anlatıcının çabaları sayesinde yeniden hayata bağlanması, yaşama sevincini keşfetmesi ve mutlu bir insana dönüşmesi.
-
Kişiler:
Anlatıcı (genç bir komşu, bir akraba veya bir gönüllü olabilir), Münevver Teyze, (varsa) Münevver Teyze’nin komşuları veya eski arkadaşları.
-
Yer:
Münevver Teyze’nin evi, bir park, bir bahçe, bir mahalle veya bir huzurevi.
-
Zaman:
Modern zamanlar, belirli bir mevsim (örneğin sonbahar veya kışın başlayıp ilkbahara doğru değişen ruh hali), birkaç günlük veya haftalık bir süreç.
-
Anlatıcı:
Birinci kişi anlatıcı (hikâyeyi “ben” dilinden anlatan kişi, Münevver Teyze’ye yardım eden kişi olabilir) veya Üçüncü kişi anlatıcı (olayları dışarıdan gözlemleyen ve anlatan birisi).
Harika bir iş çıkardık sevgili öğrencim! Gördüğün gibi, bir metin olmasa bile, soruları dikkatlice okuyarak ve mantık yürüterek en uygun cevaplara ulaşabiliriz. Unutma, Türkçe dersinde okuduğunu anlama ve yorumlama becerisi çok önemlidir. Bu tür etkinlikler de bu becerilerini geliştirmen için harika fırsatlardır. Başarılar dilerim!