5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anıttepe Yayınları Sayfa 44
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle Türkçe dersimizden çok güzel bir etkinlik yapacağız. Hem şiirleri inceleyeceğiz hem de görsellerden yola çıkarak tarihimizi daha iyi anlayacağız. Hazır mısınız? Başlayalım o zaman!
8. ETKİNLİK Şiirden alınmış aşağıdaki dizeleri okuyunuz.
Kınalı ellerden rüzgâr geçerdi, daim;
Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına.
a) Bu dizelerde insana ait davranışlar gösteren varlıkları ve gösterdikleri bu davranışları yazınız.
Sevgili çocuklar, şiirde canlı olmayan varlıklara insan özelliklerini vermek, yani onları bir insan gibi konuşturmak veya davrandırmak bir söz sanatıdır. Buna “kişileştirme” deriz. Haydi, yukarıdaki dizelerde kişileştirme yapılan yeri bulalım:
Adım 1: Dizeleri dikkatlice okuyalım.
Adım 2: Hangi varlıkların insan gibi davrandığını düşünelim.
Adım 3: “Toprak gülümserdi” ifadesine bakalım. Toprak normalde gülümseyebilir mi? Hayır, gülümsemek insana özgü bir davranıştır. İşte burada toprak kişileştirilmiş!
| İnsana ait davranış gösteren varlıklar | Gösterdikleri davranışlar |
| Toprak | Gülümsemek |
b) Siz de aşağıdaki örnekten yararlanarak cümleler kurunuz.
Güneş, bu sabah bizlere sımsıcak gülümsüyordu.
Şimdi sıra sizde! Yukarıdaki örnekte Güneş’in gülümsediği söylenmiş. Güneş normalde gülümsemez değil mi? Ama biz onu bir insan gibi düşündüğümüzde cümlemiz daha etkileyici oluyor. Haydi, aşağıdaki varlıkları da kişileştirelim ve onlara insana ait davranışlar yükleyerek cümleler kuralım:
Adım 1: İlk örnekteki gibi Güneş’i kişileştiren bir cümle kuralım.
Adım 2: İkinci varlık olan kediyi veya aslanı kişileştiren bir cümle kuralım.
Adım 3: Üçüncü varlık olan ağacı kişileştiren bir cümle kuralım.
Adım 4: Dördüncü varlık olan Ay’ı kişileştiren bir cümle kuralım.
- Güneş, bu sabah bizlere sımsıcak gülümsüyordu.
-
Yaramaz rüzgâr, ağacın dallarıyla şakalaşıyordu.
-
Koca çınar, uzun kollarıyla yoldan geçenlere gölge sunuyordu.
-
Ay dede, gece olunca tüm çocuklara tatlı rüyalar fısıldadı.
Harika! Kişileştirme sanatını ne kadar güzel kullandınız!
9. ETKİNLİK Aşağıdaki görselleri inceleyiniz.
Şimdi de görsellerimize bakalım. İki tane fotoğraf var karşımızda. İkisini de dikkatlice inceleyelim ve neler görüyoruz, neler hissediyoruz bir düşünelim.
1. Görsellerde dikkatinizi neler çekmiştir?
Sevgili çocuklar, görselleri incelerken neler hissettiğinizi, nelerin dikkatinizi çektiğini bana anlatın. Birinci görselde neler var? İkinci görselde neler görüyorsunuz?
Adım 1: Birinci görsele bakalım. Kalabalık bir insan grubu, Türk bayrakları, “CUMHURİYETİ BİZ BÖYLE KAZANDIK” yazan bir pankart görüyoruz. İnsanlar sevinçli ve gururlu görünüyor.
Adım 2: İkinci görsele bakalım. Burada da insanlar var ama bu sefer daha zorlu bir durumda. Karlı ya da çamurlu bir yolda, kağnı adı verilen büyük bir arabayı iterek, çekerek taşıyorlar. Özellikle kadınlar dikkat çekiyor. Yüzlerindeki ifade, büyük bir fedakârlık ve azim gösteriyor.
Sonuç:
- Birinci görselde, Türk bayrakları altında toplanmış, büyük bir sevinç ve gurur yaşayan kalabalık bir halkın Cumhuriyet’i kutlaması ya da kazanması dikkatimi çekiyor. Pankarttaki “CUMHURİYETİ BİZ BÖYLE KAZANDIK” yazısı, bu zaferin kolay kazanılmadığını ve halkın birliğini vurguluyor.
- İkinci görselde ise, zorlu kış şartlarında, çamurlu veya karlı bir yolda, kadınlarımızın omuz omuza vererek kağnılarla cepheye mühimmat taşıması dikkatimi çekiyor. Bu görsel, Kurtuluş Savaşı’ndaki büyük fedakârlığı ve azimle çalışmayı çok güzel gösteriyor.
2. Görsellerle “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiiri arasında nasıl bir ilişki vardır?
Hatırlıyor musunuz, “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirini okumuştuk. O şiirde neler anlatılıyordu? Şimdi ikinci görsele bir daha bakın ve şiirle arasında nasıl bir bağ olduğunu düşünün.
Adım 1: “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirinin ana temasını hatırlayalım. Şiir, Kurtuluş Savaşı döneminde, cepheye silah ve mühimmat taşıyan cefakâr Türk kadınlarını anlatır.
Adım 2: İkinci görseli inceleyelim. Görselde kadınlar, zorlu şartlarda bir kağnıyı çekerek ilerliyor. Bu kağnının içinde büyük ihtimalle cepheye götürülen malzemeler var.
Adım 3: İki bilgi arasında bağlantı kuralım.
Sonuç:
İkinci görsel, “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirinin anlattığı o destansı mücadeleyi, yani Kurtuluş Savaşı döneminde Türk kadınlarının cepheye cephane taşıma fedakârlığını birebir yansıtmaktadır. Şiirde anlatılan o zorlu yolculuk, o azim ve vatan sevgisi, görseldeki kadınların halinden ve çabasından açıkça anlaşılıyor. Her iki görsel de, özellikle de ikinci görsel, şiirin konusunu ve ruhunu çok güzel tamamlıyor.
3. Görsellerden ve “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirinden yola çıkarak Kurtuluş Savaşı’nda Türk kadınının fedakârlıklarını ve sorumluluklarını anlatan bir konuşma yapınız.
Şimdi de bu görsellerden ve şiirden aldığımız ilhamla, Kurtuluş Savaşı’nda kadınlarımızın ne kadar önemli roller üstlendiğini anlatan kısa bir konuşma hazırlayalım. Unutmayın, konuşmalarımızda duygularımızı ve düşüncelerimizi açıkça ifade etmeliyiz.
Adım 1: Konuşmamıza bir giriş yapalım. Konumuzun ne olduğunu belirtelim.
Adım 2: Görsellerden ve şiirden edindiğimiz bilgileri kullanarak Türk kadınının fedakârlıklarını ve sorumluluklarını anlatmaya başlayalım. Kağnı çeken kadınları, cepheye mühimmat taşıyanları, vatan için gösterdikleri çabayı vurgulayalım.
Adım 3: Konuşmamızı güçlü bir mesajla bitirelim.
Sonuç:
Sevgili arkadaşlarım, değerli öğretmenim,
Bugün hep birlikte çok anlamlı görselleri inceledik ve “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirini hatırladık. Bu görseller ve şiir, bizlere tarihimizin en kritik dönemlerinden biri olan Kurtuluş Savaşı’nı yeniden yaşattı. Özellikle de ikinci görseldeki ve şiirdeki Türk kadınlarının azim dolu mücadelesi beni çok etkiledi.
Düşünsenize, cephedeki askerlerimizin mermiye, yiyeceğe ihtiyacı var. Ama yollar karlı, çamurlu, ulaşım zor. İşte tam bu noktada, analarımız, bacılarımız devreye giriyor. Kağnılarla, bazen kendi çocuklarını geride bırakarak, bazen de çocuklarıyla birlikte o ağır yükleri sırtlanarak, karda kışta, yağmurda çamurda demeden cepheye taşıyorlar. Onların kınalı elleri, sadece ev işi yapmıyor, aynı zamanda vatanın kaderini de taşıyor.
Bu kadınlar, sadece annelik, eşlik yapmıyor; aynı zamanda birer kahraman asker gibi vatan savunmasına katılıyorlardı. Onlar, evlatlarını cepheye gönderirken gözyaşı dökmek yerine, cephane taşıyarak evlatlarına destek oldular. Onlar, sadece Türk milletinin değil, tüm dünyanın takdirini kazanan büyük bir fedakârlık örneği sergilediler.
Bugün bizler, bağımsız bir ülkede yaşıyorsak, okullarımıza gidip eğitim alabiliyorsak, bunu başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına, ama aynı zamanda kağnıların başında canla başla çalışan o cesur Türk kadınlarına borçluyuz. Onların sorumluluk bilinci ve vatan sevgisi, bizlere her zaman örnek olmalıdır.
Böylesine büyük bir mirasa sahip olduğumuz için gurur duyuyor, tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi, özellikle de Kurtuluş Savaşı’nda omuz omuza mücadele eden kadın kahramanlarımızı minnetle anıyorum.
Teşekkür ederim.