5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anıttepe Yayınları Sayfa 64
Merhaba sevgili öğrencim, ben senin Türkçe öğretmenin. Bu güzel metni ve soruları birlikte adım adım inceleyelim, bakalım ne kadar güzel cevaplar bulacağız. Hiç merak etme, ben sana her şeyi en anlaşılır şekilde anlatacağım.
Şimdi hazırsan, ilk sorumuzla başlayalım!
1. Yazar anlattığı günü nasıl tasvir etmiştir?
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bir metni anlarken ilk yapmamız gereken şey, metnin genel havasını, bize ne anlatmak istediğini anlamaktır. Bu soruda da yazarın günü nasıl anlattığına, hangi kelimeleri kullandığına dikkat etmeliyiz. Metnin ilk paragrafını dikkatlice okuduğumuzda, yazarın günü çok güzel ve canlı bir şekilde anlattığını görüyoruz.
Adım 1: Metnin ilk paragrafına odaklanalım.
Adım 2: Yazarın günle ilgili kullandığı betimlemeleri bulalım.
“Çok güzel, neşeli bir gündü; yeşeren yapraklarda, tüten topraklarda, tepelerde ve eteklerde boy veren otlarda, aralarına serpilmiş çiçeklerde bahar gülüyordu. Ayak basmamış, sessiz sedasız ormanlarda kuşlar ötüyor; taze ot kokuları rüzgâra karışıyordu.”
Sonuç:
Yazar, anlattığı günü çok güzel, neşeli, baharın tüm güzelliklerini barındıran bir gün olarak tasvir etmiştir. Her yerin yeşerdiği, çiçeklerin açtığı, kuşların öttüğü ve taze ot kokularının yayıldığı, adeta bir bahar şenliği gibi huzurlu ve canlı bir gün olduğunu anlatıyor.
2. Hamilton ve kurmay heyeti kıyıları niçin inceliyor olabilirler?
Çözüm:
Bu soruda Hamilton ve ekibinin neden kıyıları incelediğini bulmak için metinde onların ne yaptığını anlatan kısma bakmalıyız. Unutma, metin bize ipuçları verir, biz de o ipuçlarını takip ederek doğru cevaba ulaşırız.
Adım 1: Metinde Hamilton ve kurmay heyetinden bahsedilen yeri bulalım.
“Hamilton (Hemıltın) ve kurmay heyeti güçlü dürbünlerle kıyıya bakıyor, herhangi bir tahkimat olup olmadığını tespit etmeye çalışıyorlardı.”
Adım 2: Bu cümlenin ne anlama geldiğini düşünelim.
Sonuç:
Hamilton ve kurmay heyeti, düşman saldırılarına karşı korunmak için yapılan askeri yapılar olan tahkimatların olup olmadığını anlamak için kıyıları inceliyorlardı. Yani, bir savaş veya savunma hazırlığı içinde oldukları anlaşılıyor.
3. Emir subayı ile Esat Paşa, Queen Elizabeth’i niçin ihtişamlı buluyor olabilirler?
Çözüm:
Burada Queen Elizabeth’in bir gemi olduğunu ve metinde nasıl anlatıldığına dikkat etmeliyiz. “İhtişamlı” kelimesi, çok büyük, gösterişli ve etkileyici anlamına gelir. Bakalım metinde gemi nasıl anlatılmış?
Adım 1: Metinde Queen Elizabeth gemisinden bahsedilen yerleri bulalım.
“Saros Körfezi’ne doğru yol alırken Queen Elizabeth (Kuin Elizabet) zırhlısı erimiş gümüşü andıran denizin sularını bıçak gibi yarıyor…”
“…daha görmedikleri Queen Elizabeth’in ihtişamını seyrediyorlardı.”
Adım 2: Bu ifadelerin bize ne anlattığını düşünelim.
Sonuç:
Emir subayı ile Esat Paşa, Queen Elizabeth zırhlısını erimiş gümüşü andıran denizin sularını bıçak gibi yarması ve uzaktan bile olsa büyük, güçlü ve gösterişli görünümü nedeniyle ihtişamlı buluyor olabilirler. Metindeki bu betimlemeler, geminin büyüklüğünü, gücünü ve etkileyiciliğini vurguluyor.
4. Esat Paşa, savaşın bir ilim olduğuna karşı çıkmıyor ancak bunu yetersiz buluyor. Niçin?
Çözüm:
Esat Paşa’nın savaş hakkındaki düşüncelerini anlamak için metnin son paragrafına bakmalıyız. Orada, savaşın sadece akıl ve bilgiyle değil, başka şeylerle de ilgili olduğunu anlatan bir bölüm var.
Adım 1: Esat Paşa’nın savaş hakkındaki sözlerini bulalım.
“Savaşın yüksek bir meslek, ilim hâline geldiğini iddia edemeyecek kadar aptal değiliz fakat bu davetsiz misafirlerimiz savaşın asıl gıdası kahramanlık, vatan sevgisi gibi maalesef ilkel kabul edilmeye başlanan duygulardan aldığını unutuyorlar.”
Adım 2: Bu sözlerdeki “fakat” bağlacına dikkat edelim. Bu bağlaç, Esat Paşa’nın kabul ettiği bir düşünceye rağmen farklı bir bakış açısı sunduğunu gösterir.
Sonuç:
Esat Paşa, savaşın sadece bir bilim veya meslek olarak görülmesini yetersiz buluyor. Çünkü ona göre savaş, yalnızca strateji ve bilgiyle değil, aynı zamanda kahramanlık, vatan sevgisi gibi güçlü insani duygularla da beslenir. Bu duyguların savaşın asıl gücü olduğunu düşünüyor ve modern dünyanın bu “ilkel” görülen duyguları unuttuğuna dikkat çekiyor.
5. Esat Paşa’ya göre savaşın asıl gıdası nedir?
Çözüm:
Bu soru, bir önceki sorunun cevabının içinde gizli. Esat Paşa’nın kendi ağzından söylediği bu önemli bilgiyi bulmak çok kolay olacak!
Adım 1: Yine Esat Paşa’nın sözlerine dönelim.
“…bu davetsiz misafirlerimiz savaşın asıl gıdası kahramanlık, vatan sevgisi gibi maalesef ilkel kabul edilmeye başlanan duygulardan aldığını unutuyorlar.”
Adım 2: Cümledeki “savaşın asıl gıdası” ifadesinden sonra gelen kelimelere dikkat edelim.
Sonuç:
Esat Paşa’ya göre savaşın asıl gıdası, kahramanlık ve vatan sevgisi gibi duygulardır.
6. Metindeki altı çizili söz öbeğinin cümleye olan katkısını açıklayınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soruda metinde “altı çizili” bir söz öbeği bulmamız isteniyor. Ancak ben metni dikkatlice incelediğimde, herhangi bir yerin altının çizili olmadığını görüyorum. Bu bazen kitaplarda veya sınavlarda gözden kaçan bir durum olabilir.
Adım 1: Metnin tamamını altı çizili bir ifade olup olmadığını kontrol edelim.
Adım 2: Kontrol sonucunu belirtelim.
Sonuç:
Metinde altı çizili herhangi bir söz öbeği bulunmamaktadır. Bu nedenle, altı çizili bir söz öbeğinin cümleye olan katkısını açıklamam mümkün değildir. Belki de bir baskı hatası veya gözden kaçan bir durum olmuştur.