5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anıttepe Yayınları Sayfa 66
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle Türkçe dersimizden çok güzel ve dikkat gerektiren sorular çözeceğiz. Hazırsanız kalemleriniz ve defterleriniz hazır olsun, adım adım gidelim ve her soruyu iyice anlayalım. Hadi başlayalım!
1. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde soru işareti yanlış kullanılmıştır?
A) Gel deseydim sen de gelir miydin?
B) Bahar geldi mi içim neşe ile dolar?
C) Bu sene tatile nereye gideceksiniz?
D) Bahçedeki elmaları siz mi topladınız?
Çözüm:
Sevgili çocuklar, soru işaretini nerede kullandığımızı hatırlayalım. Bir soru sorduğumuzda, bir bilgi almak istediğimizde veya bir şüpheyi dile getirdiğimizde cümlenin sonuna soru işareti koyarız, değil mi? Şimdi seçeneklere tek tek bakalım:
-
Adım 1: A seçeneğini inceleyelim.
A) “Gel deseydim sen de gelir miydin?” cümlesi, “gelir miydin” ifadesiyle bize bir soru soruyor. Bir merak var, bir cevap bekleniyor. Bu yüzden soru işareti burada doğru kullanılmış.
-
Adım 2: B seçeneğini inceleyelim.
B) “Bahar geldi mi içim neşe ile dolar?” cümlesine dikkat edelim. Buradaki “mi” eki, her zaman soru anlamı katmaz. Bazen “dığında”, “zaman” anlamında da kullanılabilir. Mesela, “Yağmur yağdı mı, hava serinler.” cümlesinde “yağmur yağdığında” anlamı vardır ve bu bir soru cümlesi değildir, sonuna nokta konur. “Bahar geldi mi içim neşe ile dolar.” cümlesi de aslında “Bahar geldiğinde içim neşe ile dolar.” anlamındadır. Yani bu bir duygu ifadesi veya genel bir durumu anlatan bir cümledir, bir soru sormuyor. Bu nedenle cümlenin sonuna soru işareti yerine nokta konulmalıydı.
-
Adım 3: C seçeneğini inceleyelim.
C) “Bu sene tatile nereye gideceksiniz?” cümlesi, “nereye” kelimesiyle doğrudan bir bilgi istiyor, bir soru soruyor. Burada da soru işareti doğru kullanılmış.
-
Adım 4: D seçeneğini inceleyelim.
D) “Bahçedeki elmaları siz mi topladınız?” cümlesi, “mi” soru ekiyle bir olayın kim tarafından yapıldığını soruyor. Bu da açıkça bir soru cümlesi. Soru işareti doğru kullanılmış.
Gördüğünüz gibi, B seçeneğindeki “mi” eki soru anlamı taşımadığı halde soru işareti kullanılarak bir yanlışlık yapılmış.
Sonuç:
Doğru cevap B seçeneğidir.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde iki noktanın kullanımında yanlışlık yapılmıştır?
A) Aslı merakla sordu: “Ne okuyorsunuz?”
B) Bizim bahçede şu ağaçlar vardır: akasya, ıhlamur.
C) Dedem bize hep şöyle seslenirdi: “Kuzularım!”
D) Erkenden uyandı: Kuşların cıvıltılarını dinledi.
Çözüm:
Sevgili çocuklar, iki nokta üst üste işaretinin nerelerde kullanıldığını hatırlayalım: Birinden yapılan bir alıntıyı veya konuşmayı vermeden önce, bir açıklama yapmadan önce veya örnekler sıralamadan önce kullanırız. Şimdi seçeneklere bakalım:
-
Adım 1: A seçeneğini inceleyelim.
A) “Aslı merakla sordu: “Ne okuyorsunuz?”” cümlesinde, Aslı’nın söylediği sözü (doğrudan alıntıyı) vermeden önce iki nokta kullanılmış. Bu, iki noktanın doğru kullanımıdır.
-
Adım 2: B seçeneğini inceleyelim.
B) “Bizim bahçede şu ağaçlar vardır: akasya, ıhlamur.” cümlesinde, hangi ağaçların olduğunu örneklerle sıralamadan önce iki nokta kullanılmış. Bu da doğru bir kullanımdır.
-
Adım 3: C seçeneğini inceleyelim.
C) “Dedem bize hep şöyle seslenirdi: “Kuzularım!”” cümlesinde, dedenin söylediği sözü (doğrudan alıntıyı) vermeden önce iki nokta kullanılmış. Bu da doğru bir kullanımdır.
-
Adım 4: D seçeneğini inceleyelim.
D) “Erkenden uyandı: Kuşların cıvıltılarını dinledi.” cümlesine bakalım. Burada iki farklı cümle var gibi duruyor: “Erkenden uyandı.” ve “Kuşların cıvıltılarını dinledi.” İkinci cümle, birinci cümlenin bir açıklaması, örneği ya da doğrudan alıntısı değil. Sadece art arda gerçekleşen iki olayı anlatıyor. Bu tür durumlarda iki nokta yerine nokta veya virgül (bağlaçlarla birlikte) kullanılması daha uygun olurdu. Örneğin, “Erkenden uyandı. Kuşların cıvıltılarını dinledi.” veya “Erkenden uyandı ve kuşların cıvıltılarını dinledi.” şeklinde olmalıydı. Bu yüzden burada iki nokta yanlış kullanılmıştır.
Sonuç:
Doğru cevap D seçeneğidir.
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde büyük harflerin kullanımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmıştır?
A) Yarınki gezide Ankara Kalesi de ziyaret edilecek.
B) Serkan Bey, seninle özel konuşacakmış.
C) Anneler gününde anneme güzel bir hediyem olacak.
D) Şimdi İstanbul’da bahar ne güzeldir.
Çözüm:
Sevgili öğrenciler, büyük harflerin kullanım kuralları çok önemlidir. Özel isimler, yer adları, belirli günler ve bayramlar gibi kelimelerin ilk harfleri büyük yazılır. Şimdi cümleleri inceleyelim:
-
Adım 1: A seçeneğini inceleyelim.
A) “Yarınki gezide Ankara Kalesi de ziyaret edilecek.” cümlesinde “Ankara Kalesi” belirli bir yerin, bir yapının özel adıdır. Bu nedenle her iki kelimenin de ilk harfi büyük yazılmalıdır. Burada doğru yazılmış.
-
Adım 2: B seçeneğini inceleyelim.
B) “Serkan Bey, seninle özel konuşacakmış.” cümlesinde “Serkan” bir özel isim, “Bey” ise saygı bildiren bir unvandır. Özel isimlerle kullanılan unvanlar da büyük harfle başlar. Burada da doğru yazılmış.
-
Adım 3: C seçeneğini inceleyelim.
C) “Anneler gününde anneme güzel bir hediyem olacak.” cümlesine dikkat edelim. “Anneler Günü” belirli ve özel bir gündür, bayram niteliğindedir. Tıpkı “Öğretmenler Günü” veya “Ramazan Bayramı” gibi. Bu tür özel gün adlarının her kelimesi büyük harfle başlar. Yani “Anneler Günü” şeklinde yazılmalıydı. Burada “gün” kelimesinin “g” harfi küçük yazıldığı için bir yanlışlık yapılmış.
-
Adım 4: D seçeneğini inceleyelim.
D) “Şimdi İstanbul’da bahar ne güzeldir.” cümlesinde “İstanbul” bir şehir adıdır, özel isimdir ve büyük harfle başlaması gerekir. Burada doğru yazılmış.
Bu durumda, C seçeneğinde “Anneler Günü” ifadesindeki “gün” kelimesinin ilk harfi küçük yazıldığı için yanlışlık yapılmıştır.
Sonuç:
Doğru cevap C seçeneğidir.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde abartma anlamı vardır?
A) Mor menekşe hüzünlü şarkılar söylerdi.
B) Ev fırın gibi yanıyordu.
C) Küçük kızın inci gibi dişleri vardı.
D) Ağaçlar gelin gibi süslenmişti.
Çözüm:
Abartma, yani diğer adıyla mübalağa, bir şeyi olduğundan çok daha büyük, çok daha küçük, çok daha fazla veya çok daha az göstermektir. Amacı genellikle dikkat çekmek veya anlatımı güçlendirmektir. Şimdi seçeneklere bakalım:
-
Adım 1: A seçeneğini inceleyelim.
A) “Mor menekşe hüzünlü şarkılar söylerdi.” cümlesinde menekşeye (bir bitkiye) şarkı söyleme, yani insana ait bir özellik verilmiş. Bu kişileştirme (teşhis) sanatıdır, abartma değildir.
-
Adım 2: B seçeneğini inceleyelim.
B) “Ev fırın gibi yanıyordu.” cümlesi, evin çok sıcak olduğunu anlatmak için kullanılmış bir ifadedir. Bir evin gerçekten fırın gibi yanması, yani o kadar sıcak olması mümkün değildir, bu bir benzetmenin ötesinde, sıcaklığı çok fazla vurgulamak için yapılmış bir abartmadır. Burada sıcaklık aşırı derecede vurgulanmıştır.
-
Adım 3: C seçeneğini inceleyelim.
C) “Küçük kızın inci gibi dişleri vardı.” cümlesinde, kızın dişleri incinin parlaklığına ve beyazlığına benzetilmiş. Bu bir benzetme (teşbih) sanatıdır, abartma değildir.
-
Adım 4: D seçeneğini inceleyelim.
D) “Ağaçlar gelin gibi süslenmişti.” cümlesinde, ağaçların çiçeklerle veya yapraklarla çok güzel bir şekilde kaplanması, gelinin güzelliğine benzetilmiş. Bu da bir benzetme (teşbih) sanatıdır, abartma değildir.
Bu durumda, B seçeneğindeki ifade sıcaklığı gerçek üstü bir şekilde vurguladığı için abartma anlamı taşımaktadır.
Sonuç:
Doğru cevap B seçeneğidir.
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde insan dışı bir varlık insana ait özellikler kazanmıştır?
tır?
A) Bir sarmaşık uyanıyordu uykusundan.
B) Güneş gibi parlıyordu saçları.
C) Üzüm üzüm gözleri ne de güzeldi.
D) Bekleye bekleye ağaç oldum.
Çözüm:
Bu soru bizden kişileştirme (teşhis) sanatının kullanıldığı cümleyi bulmamızı istiyor. Kişileştirme, insan dışındaki canlı veya cansız varlıklara insana özgü özellikler vermektir. Hadi seçeneklere bakalım:
-
Adım 1: A seçeneğini inceleyelim.
A) “Bir sarmaşık uyanıyordu uykusundan.” cümlesinde “sarmaşık” bir bitkidir, yani insan dışı bir varlıktır. “Uyanmak” ve “uyku” ise insana ait özelliklerdir. Bitkiler uyumaz veya uyanmaz. Bu cümlede sarmaşığa insana ait özellikler verilerek kişileştirme yapılmıştır.
-
Adım 2: B seçeneğini inceleyelim.
B) “Güneş gibi parlıyordu saçları.” cümlesinde saçlar, güneşin parlaklığına benzetilmiş. Bu bir benzetme (teşbih) sanatıdır, kişileştirme değildir.
-
Adım 3: C seçeneğini inceleyelim.
C) “Üzüm üzüm gözleri ne de güzeldi.” cümlesinde gözlerin üzüme benzetildiği, yani gözlerin renginin veya şeklinin üzüm gibi olduğu anlatılmış. Bu da bir benzetmedir, kişileştirme değildir.
-
Adım 4: D seçeneğini inceleyelim.
D) “Bekleye bekleye ağaç oldum.” cümlesi, “çok uzun süre bekledim” anlamında kullanılan bir deyimdir. Burada konuşan kişi insandır ve kendisini abartılı bir şekilde ağaca benzeterek bekleyişinin uzunluğunu anlatır. İnsan dışı bir varlığa insana ait özellik verilmesi durumu yoktur, aksine insan kendini bir şeye benzetmiştir. Bu bir abartmadır.
Bu durumda, A seçeneğinde sarmaşığa insana ait “uyanma” ve “uyku” özellikleri verildiği için kişileştirme yapılmıştır.
Sonuç:
Doğru cevap A seçeneğidir.