5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anıttepe Yayınları Sayfa 38
Merhaba sevgili öğrencim, ben senin Türkçe öğretmenin! Bugün seninle çok güzel iki dil bilgisi sorusunu ve bir okuduğunu anlama sorusunu çözeceğiz. Hazır mısın? Haydi bakalım, adım adım ilerleyelim ve bu soruların üstesinden gelelim!
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde mecaz anlamlı bir kelime kullanılmıştır?
A) İngilizce konuşanların sayısı her geçen gün artıyor.
B) Anma töreninde bu şiiri ben okumak isterim.
C) Mars’ta da su var ama yaşam yok.
D) Bir güneş gibi aydınlattın bizi.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soruda bizden mecaz anlamlı bir kelime bulmamız isteniyor. Peki, mecaz anlam ne demekti, hatırlıyor musun? Bir kelimenin gerçek anlamından tamamen uzaklaşıp, bambaşka bir anlam kazanmasına mecaz anlam diyoruz. Genellikle benzetmelerle, hayal gücümüzle ortaya çıkar.
Şimdi şıkları tek tek inceleyelim:
-
A) İngilizce konuşanların sayısı her geçen gün artıyor.
Buradaki “artmak” kelimesi, bir şeyin sayısının çoğalması, yükselmesi anlamına geliyor. Bu, kelimenin gerçek anlamıdır. Yani burada mecaz bir anlam yok.
-
B) Anma töreninde bu şiiri ben okumak isterim.
“Okumak” kelimesi, yazılı bir metni sesli bir şekilde dile getirmek demektir. Bu da kelimenin gerçek anlamıdır. Burada da bir mecaz yok.
-
C) Mars’ta da su var ama yaşam yok.
“Su” ve “yaşam” kelimeleri burada bildiğimiz, gerçek anlamlarıyla kullanılmış. Yani Mars gezegenindeki su ve canlılık durumundan bahsediliyor. Mecaz anlam burada da yok.
-
D) Bir güneş gibi aydınlattın bizi.
İşte aradığımız mecaz anlam burada! “Aydınlatmak” kelimesi normalde bir yeri ışıkla doldurmak, karanlığı gidermek demektir. Ama bu cümlede, birinin bize bilgi vermesi, bir konuyu açıklaması, içimizi rahatlatması gibi anlamlarda kullanılmış. Sanki o kişi, bilgisiyle, sözleriyle bizim zihnimizi ve kalbimizi bir güneş gibi aydınlatmış. Bu, kelimenin gerçek anlamından uzaklaşarak kazandığı yeni, yani mecaz anlamıdır.
Sonuç:
Doğru cevap D şıkkıdır.
—
5. Aşağıdakilerin hangisinde virgül diğerlerinden farklı görevde kullanılmıştır?
A) Roman, öykü, şiir okumak insanın ruhunu da güzelleştirir.
B) Buraya kadar gelmiş, bize de uğramıştı.
C) Maniler, ninniler halk edebiyatı ürünlerimizdir.
D) Bu yaz İzmir, Manisa ve Balıkesir’e gittik.
Çözüm:
Şimdi de virgülün görevleriyle ilgili bir soruyla karşı karşıyayız. Virgül, dilimizde çok işimize yarayan bir noktalama işaretidir ve farklı görevleri vardır. Hadi, şıklardaki virgüllerin hangi görevde kullanıldığına bakalım:
Adım 1: Virgülün görevlerini hatırlayalım.
- Virgül, eş görevli kelimeleri veya kelime gruplarını ayırmak için kullanılır. (Örneğin: Elma, armut ve muz aldım.)
- Virgül, art arda gelen sıralı cümleleri ayırmak için kullanılır. (Örneğin: Koştu, nefes nefese kaldı.)
- Virgül, uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş özneyi belirtmek için kullanılır.
- Virgül, ara sözleri veya ara cümleleri ayırmak için kullanılır.
- Virgül, anlam karışıklığını önlemek için kullanılır.
- Virgül, hitaplardan sonra kullanılır.
- Virgül, tırnak içinde olmayan alıntı cümlelerden sonra kullanılır.
Bu soruda daha çok ilk iki göreve odaklanacağız gibi görünüyor.
Adım 2: Şıkları inceleyelim.
-
A) Roman, öykü, şiir okumak insanın ruhunu da güzelleştirir.
Burada “roman”, “öykü” ve “şiir” kelimeleri aynı görevde, yani okunan türleri sıralıyor. Virgül, bu eş görevli kelimeleri ayırmak için kullanılmış.
-
B) Buraya kadar gelmiş, bize de uğramıştı.
Bu cümlede iki farklı yargı var: “Buraya kadar gelmiş” ve “bize de uğramıştı”. Her iki yargının da kendi içinde bir anlamı var. Virgül, bu sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için kullanılmış.
-
C) Maniler, ninniler halk edebiyatı ürünlerimizdir.
“Maniler” ve “ninniler” kelimeleri, halk edebiyatı ürünlerini anlatan eş görevli kelimelerdir. Virgül burada da eş görevli kelimeleri ayırmak için kullanılmış.
-
D) Bu yaz İzmir, Manisa ve Balıkesir’e gittik.
“İzmir”, “Manisa” ve “Balıkesir” kelimeleri, gidilen yerleri sıralayan eş görevli kelimelerdir. Virgül yine eş görevli kelimeleri ayırma görevinde.
Adım 3: Farklı görevi bulalım.
Gördüğün gibi, A, C ve D şıklarında virgül, eş görevli kelimeleri ayırma görevinde kullanılmış. Ama B şıkkında ise virgül, sıralı cümleleri ayırma görevinde kullanılmış. İşte bu yüzden B şıkkındaki virgülün görevi diğerlerinden farklıdır.
Sonuç:
Doğru cevap B şıkkıdır.
—
D. Aşağıdaki çocukların konuşmalarını değerlendiriniz.
İlsu, Bilge, Yiğit, Mert konuşma becerisi üzerine fikirlerini söylemektedir.
Çocuklardan hangilerinin fikirlerine katıldığınızı nedeniyle birlikte yazınız.
Çözüm:
Şimdi de İlsu, Bilge, Yiğit ve Mert’in konuşma becerisiyle ilgili fikirlerini değerlendirelim. İletişim kurarken nasıl konuşmamız gerektiği çok önemli, değil mi? Hadi bakalım, kim doğru söylüyor, kimin fikrine katılmalıyız?
Adım 1: Her çocuğun fikrini okuyup anlayalım.
-
İlsu: “Sağlıklı iletişimin en önemli unsuru işitilebilir bir ses tonuyla konuşmaktır.”
İlsu’nun dediği çok doğru. Eğer konuştuğumuz kişi bizi duyamazsa, ne kadar güzel şeyler söylersek söyleyelim, hiçbir anlamı olmaz. Sesimizin ne çok kısık ne de çok yüksek olması gerekir, herkesin rahatça duyabileceği bir tonda olmalı.
-
Bilge: “Bazı kimseler daha yüksek sesle konuşarak daha iyi anlaşılabileceklerini düşünmektedir. Ama bu düşünce doğru değildir.”
Bilge de çok haklı! Yüksek sesle konuşmak bazen karşıdaki kişiyi rahatsız edebilir, hatta bağırdığımızı düşündürebilir. Önemli olan sesin yüksekliği değil, netliği ve doğru vurgularla konuşmaktır. Yüksek ses her zaman anlaşılır anlamına gelmez.
-
Yiğit: “Dinleyiciler üzerinde etki bırakmak isteyen konuşmacılar daha alçak sesle konuşur.”
Yiğit’in bu fikri biraz eksik kalmış. Bazen alçak sesle konuşmak gizemli veya samimi bir hava yaratabilir ama her zaman etki bırakmanın yolu bu değildir. Hatta çok alçak sesle konuşmak, dinleyicinin duymakta zorlanmasına ve sıkılmasına neden olabilir. Etkili bir konuşmacı, sesini duruma göre alçaltıp yükseltebilmelidir, sadece alçak sesle konuşmak her zaman işe yaramaz.
-
Mert: “Konuşurken herkesin duyabileceği bir sesle konuşmalıyız.”
Mert’in fikri de İlsu’nun fikrini destekliyor. Bu da çok önemli. Konuştuğumuz ortamda bizi dinleyen herkesin sesimizi rahatça duyabilmesi, iletişimin en temel kuralıdır. Ne fısıltı gibi çok kısık, ne de kulak tırmalayıcı derecede yüksek olmalı.
Adım 2: Hangi çocukların fikirlerine katıldığıma karar verelim ve nedenini açıklayalım.
Ben, İlsu, Bilge ve Mert’in söylediklerine katılıyorum. Çünkü:
Sağlıklı bir iletişim kurabilmek için ses tonunun hem işitilebilir olması hem de dinleyicileri rahatsız etmeyecek düzeyde olması gerekir. Yüksek sesle konuşmak her zaman anlaşılırlığı artırmaz, aksine rahatsız edici olabilir. Önemli olan, herkesin rahatlıkla duyabileceği, ne çok yüksek ne de çok alçak, net bir ses tonu kullanmaktır. Bu sayede söylediklerimiz daha iyi anlaşılır ve karşımızdaki kişiyle daha etkili iletişim kurabiliriz.
Yiğit’in fikri ise eksik kalmıştır. Sadece alçak sesle konuşmak her zaman etkili olmayabilir, önemli olan duruma ve dinleyiciye göre ses tonunu ayarlamaktır.
Sonuç:
Ben, İlsu, Bilge ve Mert‘in söylediklerine katılıyorum. Çünkü sağlıklı bir iletişim kurabilmek için ses tonunun hem işitilebilir olması hem de dinleyicileri rahatsız etmeyecek düzeyde olması gerekir. Yüksek sesle konuşmak her zaman anlaşılırlığı artırmaz, aksine rahatsız edici olabilir. Önemli olan, herkesin rahatlıkla duyabileceği, ne çok yüksek ne de çok alçak, net bir ses tonu kullanmaktır.