5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anıttepe Yayınları Sayfa 132
Merhaba sevgili öğrencilerim, 5. Sınıf Türkçe dersimize hoş geldiniz! Bugün hep birlikte çok güzel bir metin ve dil bilgisi soruları üzerinde çalışacağız. Hazırsanız kalemlerimizi kağıtlarımızı hazırlayalım ve soruları adım adım çözelim. Hadi bakalım, kolay gelsin!
A. 1, 2, 3, 4, 5 ve 6. soruları yukarıdaki paragrafa göre cevaplayınız.
1. Paragrafa göre Anadolu’daki konukseverlik ne ile başlar?
Çözüm:
Adım 1: Paragrafı dikkatlice okuyalım. İlk cümlede Anadolu’nun konukseverliğinden bahsediyor.
Adım 2: Devamında ise “Ne var ki bu konukseverlik önce kahveden başlar.” cümlesini görüyoruz.
Adım 3: Bu cümle bize sorunun cevabını veriyor.
Sonuç: Anadolu’daki konukseverlik önce kahveden başlar.
2. Yazara göre acı bir kahveyi paylaşmak neyin ifadesidir?
Çözüm:
Adım 1: Paragrafın ikinci kısmına bakalım. Yazar, “Sizi, bir acı kahve içmeye çağıran dostunuza “Neden acı kahve?” diye mezsiniz. Bu acılıkta yıllar yılı sürecek bir tatlılık, yakın bir dostluk vardır.” diyor.
Adım 2: Burada acı kahvenin aslında tatlı bir dostluğa işaret ettiğini anlıyoruz.
Sonuç: Yazara göre acı bir kahveyi paylaşmak, yıllar yılı sürecek tatlı bir dostluğun ifadesidir.
3. “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var.” sözünden ne anlıyorsunuz?
Çözüm:
Adım 1: Bu söz, Türk kültüründe çok önemli bir atasözüdür. Paragraf da bu sözün neden söylendiğini açıklıyor.
Adım 2: Paragrafta, acı kahvenin bile çok değerli bir dostluğa yol açtığı ve bu dostluğun uzun yıllar sürdüğü anlatılıyor.
Adım 3: Bu atasözü, küçük bir iyiliğin veya ikramın bile ne kadar değerli olduğunu ve unutulmaması gerektiğini anlatır. Özellikle bir fincan kahve gibi basit bir ikramın bile insanlar arasında güçlü ve uzun süreli bir bağ oluşturduğunu ifade eder.
Sonuç: “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var.” sözünden, küçük bir ikramın veya iyiliğin bile çok değerli olduğu, insanlar arasında kurulan dostluğun ve vefanın uzun yıllar boyunca devam ettiği ve unutulmaması gerektiği anlaşılır.
4. “Dillere destan” sözünü açıklayınız.
Çözüm:
Adım 1: “Dillere destan” bir deyimdir. Deyimler, genellikle gerçek anlamlarından farklı, mecazlı anlamlar taşıyan söz gruplarıdır.
Adım 2: Bu deyimi parçadaki bağlamında düşünelim: “Anadolu’nun geleneksel konukseverliği dillere destan dedik.”
Adım 3: Bir şeyin “dillere destan” olması, onun çok ünlü, çok bilinen, herkes tarafından konuşulan ve anlatılan bir şey olduğu anlamına gelir. Yani o kadar güzel veya özeldir ki, herkes onu anlatır durur.
Sonuç: “Dillere destan” sözü, bir şeyin çok ünlü, çok beğenilen, herkes tarafından konuşulan, anlatılan ve nesilden nesile aktarılan bir özelliğe sahip olması demektir.
5. Paragrafın konusu nedir?
Çözüm:
Adım 1: Paragrafın genelinde neyden bahsedildiğini bulmamız gerekiyor.
Adım 2: Metin, Anadolu’nun konukseverliğinden, kahve ikramından ve bu ikramın dostlukları nasıl pekiştirdiğinden bahsediyor. Özellikle “dostluk” kelimesi metnin başlığı olarak da verilmiş.
Adım 3: Bu durumda metnin asıl üzerinde durduğu kavramı bulabiliriz.
Sonuç: Paragrafın konusu, Anadolu’daki konukseverlik ve kahve ikramıyla başlayan dostlukların önemidir.
6. Paragrafın ana fikrini yazınız.
Çözüm:
Adım 1: Ana fikir, yazarın bu metni yazarken bize vermek istediği asıl mesajdır. Paragraftan çıkardığımız en önemli dersi düşünmeliyiz.
Adım 2: Yazar, Anadolu’daki konukseverliğin kahveyle başlayıp, bu küçük ikramın bile çok uzun süreli ve değerli dostluklara dönüştüğünü vurguluyor. “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” sözü de bu fikri destekliyor.
Adım 3: Yani aslında yazar bize, küçük gibi görünen iyiliklerin ve ikramların, dostluklar kurmada ve bu dostlukları yaşatmada ne kadar büyük bir güce sahip olduğunu anlatmak istiyor.
Sonuç: Paragrafın ana fikri, Anadolu’daki geleneksel konukseverliğin ve kahve ikramının, insanlar arasında ömür boyu sürecek güçlü ve değerli dostluklar kurmanın en güzel başlangıcı olduğudur.
B. Aşağıdaki cümlelerde ifade edilenler doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
( ) “Gider oldum kömür gözlüm, elveda.” cümlesinde benzetme vardır.
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi inceleyelim: “kömür gözlüm”.
Adım 2: Burada bir kişinin gözlerinin renginin veya parlaklığının “kömür”e benzetildiğini görüyoruz. Kömürün siyahlığı veya parlaklığı gözlerle ilişkilendirilmiş.
Adım 3: Bir şeyi başka bir şeye benzetme varsa, orada benzetme sanatı vardır.
Sonuç: (D)
( ) “Sakla samanı, gelir zamanı.” cümlesinde koşul anlamı vardır.
Çözüm:
Adım 1: Koşul anlamı, bir eylemin gerçekleşmesinin başka bir eylemin gerçekleşmesine bağlı olmasıdır (eğer… ise, …olursa gibi).
Adım 2: “Sakla samanı, gelir zamanı.” atasözü, samanı saklarsan (koşul), onun zamanı gelir (sonuç) anlamını taşır. Yani bir şeyi biriktirirsen, ileride işine yarar.
Adım 3: Bu atasözünde, samanı saklama eylemi, zamanının gelmesi için bir şarttır.
Sonuç: (D)
( ) “Bu çocuk tilki gibi kurnazdır.” cümlesinde çocuk, kurnaza benzetilmiştir.
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi okuyalım: “Bu çocuk tilki gibi kurnazdır.”
Adım 2: Burada “gibi” edatıyla bir benzetme yapılmış. Çocuğun “kurnaz” olma özelliği, “tilki”nin kurnazlığına benzetilmiş.
Sonuç: (D)
( ) “Okulun duvarlarına da resim çizmişsiniz.” cümlesindeki “duvarlarına” kelimesinde de yapım eki yoktur.
Çözüm:
Adım 1: “Duvarlarına” kelimesini kök ve eklerine ayıralım.
Adım 2:
- duvar: kelimenin köküdür, anlamlı en küçük parçasıdır.
- -lar: çoğul ekidir. Bir kelimenin anlamını değiştirmeyen, sadece sayısını belirten eklere çekim eki deriz.
- -ı: iyelik ekidir (sizin duvarlarınız). Bu da bir çekim ekidir.
- -na: yönelme hali ekidir (-a, -e). Bu da bir çekim ekidir.
Adım 3: Yapım ekleri, bir kelimeye gelerek onun anlamını veya türünü tamamen değiştiren eklerdir (örneğin “göz”den “gözlük” yapmak gibi). “Duvarlarına” kelimesinde kelimenin anlamını değiştiren, yeni bir kelime türeten bir ek yoktur. Sadece kelimenin durumunu ve aitliğini belirten çekim ekleri vardır.
Sonuç: (D)