5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anıttepe Yayınları Sayfa 137
Merhaba sevgili öğrencim,
Bugün sana gönderdiğim bu güzel hikâye metnini birlikte inceleyeceğiz. Görselde sadece hikâye metni olduğu için, ben de senin için bu metinden yola çıkarak 5. sınıf seviyesine uygun bazı okuduğunu anlama soruları hazırladım. Şimdi bu soruları adım adım, tıpkı bir Türkçe dersinde olduğu gibi birlikte çözelim, tamam mı? Hadi bakalım, dikkatlice okuyup anlamaya çalışalım!
1. Soru: Anlatıcı (hikâyeyi anlatan kişi) ilk başlarda bekçi amcaya neden kızıyormuş?
Çözüm:
Adım 1: Metnin ilk paragrafını dikkatlice okuyalım. Bekçi amcanın söylediği sözlere ve anlatıcının bu duruma verdiği tepkiye bakalım.
“Yavrum siz hiç mektep medrese görmediniz mi, salıncağa ayakkabıyla basılır mı, in oradan!”
“Ne yalan söyleyeyim, ilk günlerde bu adama çok kızıyordum. Ne diye bağırıyordu? Bu park bizler oynasın diye yapılmamış mıydı? İkide bir düdük öttürecek ne var yani? Parkı alıp götürmüyoruz ya…”
Adım 2: Anlatıcının kendi içinden söylediği bu sözleri incelediğimizde, bekçi amcanın sürekli olarak çocuklara kuralları hatırlatmasından, bağırmasından ve düdük çalmasından rahatsız olduğunu görüyoruz. Anlatıcı, parkın çocuklar eğlensin diye yapıldığını düşünüyor ve bekçinin bu davranışlarını gereksiz buluyor.
Sonuç:
Anlatıcı, bekçi amcanın parkta sürekli bağırmasından ve düdük çalmasından rahatsız olduğu için ona kızıyormuş. Çünkü parkın çocukların özgürce oynaması için yapıldığını düşünüyor ve bekçinin bu müdahalelerini gereksiz buluyormuş.
2. Soru: Anlatıcı ve kardeşi parka gittiklerinde hangi oyuncağa binmek için sıra bekliyorlarmış?
Çözüm:
Adım 1: Metnin üçüncü paragrafını bulalım. Bu paragrafta anlatıcının kardeşiyle parka gitme sebebini ve hangi oyuncağa yöneldiklerini anlatıyor.
“Geçen hafta sonunda küçük kardeşimi parka götürdüm. İlle de tahtırevalliye bineceğim diye tutturdu. Annemin ısrarı üzerine gitmek zorunda kaldım. Bekçi amca öğle yemeğine gidinceye kadar parkın kapısında bekledik. Sabırsızlıkla içeri dalmak isteyen kardeşimi zor zapt ettim. Oyun alanı tıklım tıklım doluydu. Her oyuncağın başında uzun bir kuyruk oluşmuştu. Ben de kardeşimin elinden tutup tahtırevalli kuyruğuna girdim.”
Adım 2: Metinde altını çizdiğim yere dikkat edelim. Anlatıcı “Ben de kardeşimin elinden tutup tahtırevalli kuyruğuna girdim.” diyor. Bu cümle bize aradığımız cevabı veriyor.
Sonuç:
Anlatıcı ve kardeşi parka gittiklerinde tahtırevalliye binmek için sıra bekliyorlarmış. Kardeşi özellikle tahtırevalliye binmek istemiş.
3. Soru: Tahtırevalliyi uzun süre meşgul eden çocuğun hareketleri anlatıcıyı neden rahatsız etmiş?
Çözüm:
Adım 1: Yine metnin üçüncü paragrafına odaklanalım. Tahtırevalliyi kullanan çocukla ilgili kısımları dikkatle okuyalım.
“Bize sıra gelmediği gibi bizim önümüzdeki çocukların da kıpırdamaya niyetleri yoktu. Çünkü delikanlı denilecek yaşta iki erkek çocuğu, tahtırevalliyi yarım saatten beri işgal ediyordu. Belki de on altı, on yedi yaşlarında vardılar. Sanki tahtırevalli babalarının malıymış gibi kalkmak bilmiyorlardı.”
Adım 2: Anlatıcının “yarım saatten beri işgal ediyordu” ve “kalkmak bilmiyorlardı” sözlerine dikkat edelim. Bu sözler, çocuğun oyuncağı çok uzun süredir kullandığını ve diğer çocuklara sıra vermediğini gösteriyor. Bu durum, sıra bekleyen diğer çocukların oynayamamasına neden olduğu için anlatıcıyı rahatsız etmiş.
Sonuç:
Tahtırevalliyi uzun süre meşgul eden çocuk, yarım saatten fazladır oyuncağı kullanıyormuş ve kalkmaya hiç niyeti yokmuş. Bu yüzden anlatıcıyı ve diğer çocukları beklettiği için anlatıcıyı rahatsız etmiş.
4. Soru: Çocuğun ayakkabılarındaki çamur ne gibi bir duruma yol açmış ve anlatıcı bu durum karşısında ne hissetmiş?
Çözüm:
Adım 1: Metnin son kısmını, yani tahtırevallideki çocuğun kalktığı ve sonrasında yaşananları anlatan bölümü okuyalım.
“Biraz sonra oturduğu yerden kalkıp tahtırevallinin üzerine çıktı. Karşısındaki arkadaşına da işaret edip ayağa kalkmasını söyledi. Sonra birlikte zıplamaya başladılar. Çocuğun ayakkabısındaki çamur, her yana bulaşmıştı. Kara kara düşünmeye başladım. Evden çıkarken annem:”
Adım 2: Çocuğun ayakkabılarının “kocaman potinler gibi” çamur içinde olduğu ve bu çamurun çocuk zıplamaya başlayınca “her yana bulaştığı” belirtiliyor. Özellikle de anlatıcının ayakkabılarına bulaşmış olmalı ki anlatıcı bu duruma çok üzülmüş. “Kara kara düşünmeye başladım.” cümlesi, onun bu durum karşısındaki üzüntüsünü ve belki de eve gittiğinde annesine ne açıklayacağını düşündüğünü gösteriyor.
Sonuç:
Çocuğun ayakkabılarındaki çamur, çocuk tahtırevallinin üzerinde zıplamaya başlayınca her yere, özellikle de anlatıcının ayakkabılarına bulaşmasına yol açmış. Anlatıcı bu durum karşısında çok üzülmüş ve eve gidince annesine ne diyeceğini düşünerek kara kara düşünmeye başlamış.