5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anıttepe Yayınları Sayfa 36
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle Şükran Kurdakul’un “Sevgi Ormanı” adlı şiirini ve birkaç dil bilgisi sorusunu inceleyeceğiz. Hazır mısınız? Başlayalım!
A. 1, 2, 3, 4 ve 5. soruları yukarıdaki şiire göre cevaplayınız.
1. Yukarıdaki şiirde şairin yüreğinde yeni soluk yatakları oluşturan nedir?
Sevgili çocuklar, şiirin son dizelerine baktığımızda şairin “yeni soluk yatakları yarattı yüreğimde Sevecenliğin yarattığı hayat.” dediğini görüyoruz. Burada şair, kalbinde yeni bir yaşam enerjisi, yeni bir umut kaynağı oluşturan şeyin ne olduğunu açıkça belirtiyor. Bu, sevecenliğin yarattığı hayat yani sevgi dolu, şefkatli bir yaşam enerjisidir.
Sonuç:
Şairin yüreğinde yeni soluk yatakları oluşturan, sevecenliğin yarattığı hayattır.
2. “Gözlerinin içi gülmek.” deyimi şiirde nasıl kullanılmıştır? Bu sözün şiire katkısını açıklayınız.
Şiirin ilk kıtasına bakalım: “Ağaçlar gözlerimin içine güldüler“. Şimdi düşünelim, ağaçların gözleri var mıdır? Hayır, tabii ki yok! Ağaçlar gerçek anlamda gülemezler. İşte burada şair, ağaçlara insana ait bir özellik vermiş, yani kişileştirme yapmış. “Gözlerinin içi gülmek” deyimi, birinin çok mutlu olduğunu, neşeli olduğunu ve bu mutluluğun gözlerinden anlaşıldığını anlatır. Şair, sevginin etkisiyle ağaçların bile o kadar canlı, o kadar neşeli göründüğünü, sanki mutluluktan ışık saçtıklarını anlatmak istemiş.
Peki, bu söz şiire ne katmış? Bu deyim, şiire canlılık ve duygusallık katmış. Ağaçları bize daha yakın, daha hisli göstermiş. Okurken biz de o sevgi dolu ortamı, ağaçların neşesini daha iyi hissedebiliyoruz. Şiiri daha etkileyici ve akılda kalıcı yapmış.
Sonuç:
Şiirde “gözlerinin içi gülmek” deyimi, ağaçlara insana ait bir özellik verilerek (kişileştirme yapılarak) kullanılmıştır. Şair, sevginin etkisiyle ağaçların ne kadar canlı, neşeli ve mutlu göründüğünü anlatmak istemiştir. Bu söz, şiire canlılık, duygusallık ve etkileyicilik katmıştır; okuyucunun şiirdeki sevgi dolu atmosferi daha iyi hissetmesini sağlamıştır.
3. Yukarıdaki şiirde anlatılanlara katılıyor musunuz? Niçin?
Bu soruya vereceğimiz cevap biraz bize özel olacak ama ben kendi düşüncelerimi sizinle paylaşayım. Şiirde sevginin ne kadar güçlü, ne kadar dönüştürücü bir duygu olduğu anlatılıyor. Sevgi, kirlenmiş suları arıtıyor, garipliğe yeni umutlar getiriyor, acıdan çatlayan yüreklere yeni bir yaşam veriyor. Ben bu fikirlere kesinlikle katılıyorum!
Neden mi? Çünkü sevgi, gerçekten de dünyayı ve insanları güzelleştiren, iyileştiren bir güçtür. Birini sevdiğimizde, etrafımızdaki her şey daha güzel görünür. Doğayı sevdiğimizde onu koruruz, insanları sevdiğimizde onlara iyi davranırız. Sevgi, umutsuzlukları umuda, çirkinlikleri güzelliğe çevirebilir. Şairin dediği gibi, sevgi gerçekten de yeni bir hayat yaratır.
Sonuç:
Evet, şiirde anlatılanlara kesinlikle katılıyorum.
Çünkü sevgi, dünyayı ve insanları iyileştiren, güzelleştiren, umut veren çok güçlü bir duygudur. Şiirde de sevginin kirlenmiş suları arıtması, garipliğe yeni maviler getirmesi ve acıdan sonra yüreğe yeni bir hayat vermesi gibi olumlu etkileri anlatılıyor. Bu etkiler, sevginin dönüştürücü gücünü çok güzel bir şekilde ortaya koyuyor.
4. Yukarıdaki şiirin ana duygusu nedir?
Şiirin başlığına baktığımızda bile ipucunu görüyoruz: “Sevgi Ormanı”. Şiirin her yerinde sevginin doğa üzerindeki, şairin kendi ruhu üzerindeki olumlu etkileri anlatılıyor. Ağaçların gülmesi, solukta yeşillerin çiçeklenmesi, kirlenmiş suların arınması, yüreğe yeni bir hayat gelmesi… Bütün bunlar sevginin ne kadar önemli ve güçlü bir duygu olduğunu gösteriyor. Yani şiirin bize vermek istediği en önemli duygu, sevginin gücü ve dönüştürücülüğüdür.
Sonuç:
Yukarıdaki şiirin ana duygusu, sevginin yaşam veren, iyileştiren ve dönüştüren gücüdür.
5. Şiirde koyu renkle yazılmış kelimeleri gerçek ve mecaz anlamda birer cümlede kullanınız.
Hadi bakalım, koyu renkli kelimelerimizi hatırlayalım: Kirlenmiş, acıdan, soluk. Şimdi bunları hem gerçek hem de mecaz anlamda cümlelerde kullanalım:
1. Kirlenmiş
- Gerçek Anlam:
Denizdeki petrol sızıntısı yüzünden sahiller kirlenmişti.
- Mecaz Anlam:
O kötü olaydan sonra komşuluk ilişkileri iyice kirlenmişti.
2. Acıdan
- Gerçek Anlam:
Dişindeki acıdan sabaha kadar uyuyamadı.
- Mecaz Anlam:
Yıllardır çektiği acıdan sonunda kurtuldu.
3. Soluk
- Gerçek Anlam:
Uzun koşunun ardından soluk soluğa kalmıştı.
- Mecaz Anlam:
Bu yeni proje şirketimize taze bir soluk getirecek.
B. Aşağıdaki cümleleri okuyunuz. Cümlelerde verilen bilgiler doğru ise cümlenin başına “D”, yanlışsa “Y” yazınız.
Şimdi de dil bilgisi bilgilerimizi tazeleyelim!
1. ( ) “Öğleden beri yorgunluğum giderek artıyor.” cümlesindeki “yorgunluğum” kelimesi gerçek anlamda kullanılmıştır.
Düşünelim: “Yorgunluk” kelimesi, bir iş yaptıktan sonra ya da uzun süre ayakta kaldıktan sonra hissettiğimiz bitkinlik, halsizlik durumudur. Cümlede de tam olarak bu durumu anlatıyor. Yani kelime, herkesin bildiği ilk anlamıyla kullanılmış. Bu da gerçek anlam demektir.
Sonuç:
( D ) 1. “Öğleden beri yorgunluğum giderek artıyor.” cümlesindeki “yorgunluğum” kelimesi gerçek anlamda kullanılmıştır.
2. ( ) “Çocukların hesapsız sevgisini öğretmen olunca tattım.” cümlesindeki altı çizili kelime mecaz anlamda kullanılmıştır.
Şimdi “tatmak” kelimesinin anlamına bakalım. Gerçek anlamda bir yiyeceğin tadına bakmak demektir, değil mi? Mesela “Çorbayı tattım, tuzu eksik.” gibi. Ama cümlede “sevgiyi tatmak” diyor. Sevgiyi dilimizle tadabilir miyiz? Hayır! Burada “tatmak”, sevgiyi deneyimlemek, hissetmek, yaşamak anlamında kullanılmış. Yani kelime kendi gerçek anlamının dışına çıkmış, yeni bir anlam kazanmış. İşte buna mecaz anlam diyoruz.
Sonuç:
( D ) 2. “Çocukların hesapsız sevgisini öğretmen olunca tattım.” cümlesindeki altı çizili kelime mecaz anlamda kullanılmıştır.
3. ( ) “Küçükleri sevmek, büyükleri saymak bizim kültürümüzde her daim önemlidir.” cümlesinde virgül sıralı cümleleri ayırmak için kullanılmıştır.
Bu cümleyi dikkatlice inceleyelim. Cümlede iki tane yüklem var mı? Hayır, sadece “önemlidir” yüklemi var. “Küçükleri sevmek” ve “büyükleri saymak” ise birer isim fiil öbeğidir ve cümlede özne görevindedirler. Virgül burada, birbiri ardınca sıralanmış, aynı görevdeki söz öbeklerini ayırmak için kullanılmış. Sıralı cümleler, birden fazla yüklemi olan ve bu yüklemlerin virgül veya noktalı virgülle ayrıldığı cümlelerdir. Bu cümlede tek bir yüklem olduğu için sıralı cümle değildir. Dolayısıyla verilen bilgi yanlış.
Sonuç:
( Y ) 3. “Küçükleri sevmek, büyükleri saymak bizim kültürümüzde her daim önemlidir.” cümlesinde virgül sıralı cümleleri ayırmak için kullanılmıştır.
4. ( ) “Arkadaşlarla saat 10.30’da Galata Kulesi önünde buluşacağız.” cümlesinde nokta doğru kullanılmamıştır.
Saat ve dakika arasına nokta konur, değil mi? Mesela “10.30”, “14.15” gibi. Bu, Türkçede doğru bir kullanımdır. Cümlede de “10.30” şeklinde kullanılmış. Yani nokta burada doğru kullanılmış. Ama soru bize “nokta doğru kullanılmamıştır” diyor. Bu ifade yanlış olduğu için cevabımız “Y” olacak.
Sonuç:
( Y ) 4. “Arkadaşlarla saat 10.30’da Galata Kulesi önünde buluşacağız.” cümlesinde nokta doğru kullanılmamıştır.
Aferin çocuklar! Harika bir iş çıkardınız. Türkçe dersimiz burada sona erdi. Bir sonraki derste görüşmek üzere!