5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anıttepe Yayınları Sayfa 190
Merhaba sevgili öğrencim, ben senin Türkçe öğretmenin. Şimdi sana gönderdiğin bu güzel soruları adım adım, tane tane açıklayarak çözeceğiz. Hazır mısın? Haydi başlayalım!
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “büyümek” kelimesi “Çocuklar uyudukça büyür.” cümlesindeki anlamıyla kullanılmıştır?
Sevgili öğrencim, bu soruda bizden “büyümek” kelimesinin hangi cümlede, örnek cümlede olduğu gibi gerçek anlamıyla kullanıldığını bulmamızı istiyor. “Çocuklar uyudukça büyür.” cümlesindeki “büyümek”, bir canlının boyunun uzaması, gelişmesi, irileşmesi gibi fiziksel bir gelişimi anlatır, değil mi? Yani gözle görülür, somut bir büyüme. Şimdi şıklara tek tek bakalım:
- A) Tartışma giderek büyüdü.
Buradaki “büyümek”, bir tartışmanın fiziksel olarak büyümesi anlamına gelmez. Tartışmanın şiddetinin, kapsamının artması demek. Yani mecazi bir anlamda kullanılmış.
- B) Kitap toplama kampanyamızı büyüttük.
Kampanyayı fiziksel olarak büyütmeyiz, onun daha çok kişiye ulaşmasını, daha çok kitap toplanmasını sağlarız. Bu da mecazi bir kullanım.
- C) Kardeşim biraz daha büyüdü.
İşte bu! Kardeşinin boyu uzamış, yaşı ilerlemiş, fiziksel olarak gelişmiş. Tıpkı örnek cümledeki çocukların büyümesi gibi, gerçek bir büyüme söz konusu.
- D) Şirketimiz yüzde elli büyüdü.
Bir şirketin büyümesi, onun binalarının büyümesi anlamına gelmez, ekonomik olarak gelişmesi, kazancının artması, çalışan sayısının artması demektir. Bu da mecazi bir anlam.
Gördüğün gibi, sadece C şıkkındaki “büyüdü” kelimesi, örnek cümledeki gibi fiziksel gelişimi anlatan gerçek anlamıyla kullanılmış.
Sonuç: C
5. Aşağıdaki cümlelerden hangisi kişisel görüş bildirir?
Sevgili öğrencim, bu soruda bizden kişisel görüş bildiren cümleyi bulmamızı istiyor. Kişisel görüş neydi? Kişiden kişiye değişen, herkesin aynı fikirde olmak zorunda olmadığı, yani öznel ifadelerdi. Nesnel ifadeler ise herkesin kabul ettiği, kanıtlanabilir şeylerdi. Hadi şıklara göz atalım:
- A) Yazarın son kitabı yüz bin satmış.
Bu, kanıtlanabilir bir bilgidir. Kitabın satış rakamlarına bakılarak doğru olup olmadığı anlaşılabilir. Bu bir nesnel bilgidir.
- B) Yazdıkları, lisenin edebiyat dergisinde yayımlandı.
Bu da bir gerçektir, dergiye bakılarak doğruluğu kontrol edilebilir. Bu da bir nesnel bilgidir.
- C) Kitapları bir köy okuluna göndermek üzere topladı.
Bu da bir eylemi anlatan, doğruluğu teyit edilebilecek bir bilgidir. Bu da bir nesnel bilgidir.
- D) Son dönemin en güzel romanlarından birini yazmış.
İşte bu! “En güzel” kelimesi burada anahtar. Bir romanın “en güzel” olup olmadığı kişiden kişiye değişir, değil mi? Benim güzel bulduğumu sen güzel bulmayabilirsin. Bu tamamen bir kişinin kendi düşüncesi, yani kişisel görüşüdür.
Bu yüzden D şıkkındaki cümle kişisel bir görüş bildiriyor.
Sonuç: D
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “el” kelimesi deyim içinde kullanılmamıştır?
Bu soruda bizden “el” kelimesinin deyim olarak kullanılmadığı cümleyi bulmamızı istiyor. Deyimler, genellikle kelimelerin gerçek anlamlarından uzaklaşarak yeni bir anlam kazandığı kalıplaşmış sözlerdir. Yani “el” kelimesinin vücudumuzdaki organ olan el anlamında kullanıldığı şıkkı arayacağız.
- A) Bu işe de el atarsak işimizi kısa sürede tamamlarız.
“El atmak” demek, bir işe yardım etmek, destek olmak demektir. Bu bir deyimdir.
- B) Günlerdir bu dosyalara el sürmedik.
“El sürmek” demek, bir şeye dokunmak, onunla ilgilenmek demektir. Bu da bir deyimdir.
- C) Çocuk elini kapıya sıkıştırmış.
Buradaki “el”, vücudumuzun bir parçası olan organımızdır. Çocuk gerçekten de parmaklarını veya avucunu kapıya sıkıştırmış. Yani “el” kelimesi gerçek anlamıyla kullanılmış. Deyim değil.
- D) Bu işten elini eteğini çekti.
“Elini eteğini çekmek” demek, bir işten veya durumdan tamamen uzaklaşmak, vazgeçmek demektir. Bu da bir deyimdir.
Gördüğün gibi, C şıkkındaki “el” kelimesi deyim olarak değil, organ adı olarak gerçek anlamıyla kullanılmış.
Sonuç: C
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde noktalama yanlışı vardır?
Şimdi de noktalama işaretlerini kontrol edeceğiz. Her cümlenin sonuna veya içine konulan işaretler doğru mu, yanlış mı? Hadi bakalım:
- A) Düşünür ( ? – 1102) dili doğru kullanılışıyla tanınıyordu.
Burada bir düşünürün doğum tarihi bilinmediği için soru işareti kullanılmış, sonra kısa çizgi ve ölüm tarihi verilmiş. Ancak Türk Dil Kurumu’na göre, bilinmeyen tarihler için soru işareti genellikle tarihin hemen yanına bitişik yazılır veya parantez içinde doğum ve ölüm tarihleri arasında yer alır. Örneğin: “Yunus Emre (1240 ?-1320)” ya da “Fuzuli (1496 ?)”. Bu örnekteki gibi soru işareti, boşluk, kısa çizgi, boşluk, sayı şeklinde bir kullanım yanlıştır. Doğrusu “(?-1102)” olmalıydı.
- B) Bu zamansız gelişin sebebi neymiş?
Bu bir soru cümlesi olduğu için sonuna soru işareti konulması doğrudur.
- C) En sevdiği meyveler şunlardı: portakal ve elma.
Açıklama yapılacağı zaman iki nokta (:) kullanılması ve listenin sonuna nokta (.) konulması doğrudur.
- D) Çürük meyveleri hangi kasaya doldurdu bilmiyorum?
İşte burada bir hata var! “Bilmiyorum” kelimesiyle biten cümleler, bir soru sormaz, sadece bir şeyi bildirir. Bu yüzden cümlenin sonuna soru işareti değil, nokta (.) konulması gerekirdi. Bu, çok bariz bir noktalama yanlışıdır.
A şıkkındaki kullanım da TDK kurallarına göre hatalı olsa da, D şıkkındaki hata (bir bildirme cümlesinin soru işaretiyle bitirilmesi) daha temel ve belirgin bir yanlıştır. Bu yüzden doğru cevabımız D şıkkıdır.
Sonuç: D
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlü daralması vardır?
Geldik son sorumuza! Ünlü daralması, Türkçede ses olaylarından biridir. Geniş ünlülerimiz olan “a” ve “e” seslerinin, bazı durumlarda (özellikle “-yor” eki geldiğinde veya “demek”, “yemek” fiillerinde) dar ünlüler olan “ı, i, u, ü” seslerine dönüşmesine ünlü daralması denir. Şimdi şıklardaki kelimelere bakalım:
- A) Okuduğu hikâyeden çok etkilenmişti.
“Etkilenmişti” kelimesinde herhangi bir ünlü daralması yok. Kelimenin kökü “etkilen-“, sonra “-miş” ve “-ti” ekleri gelmiş.
- B) Her sabah süt içiyorum.
“İçiyorum” kelimesinin kökü “iç-“. Zaten dar bir ünlüyle (“i”) başlıyor. “-yor” eki geldiğinde “iç-iyor” şeklinde oluyor. Burada bir daralma olmuyor, çünkü zaten dar ünlü var.
- C) Onun bizimle geleceğini sanmıyorum.
İşte burada! “Sanmıyorum” kelimesine dikkat et. Bu kelimenin kökü “san-“. Olumsuzluk eki “-ma” gelir ve “sanma-” olur. “-yor” eki geldiğinde ise “sanma-yor” olması gerekirken, “a” sesi daralarak “ı” sesine dönüşür ve kelime “sanmı-yor” yani “sanmıyorum” olur. İşte bu bir ünlü daralmasıdır.
- D) İşleri zamanında yetiştirdik.
“Yetiştirdik” kelimesinde de ünlü daralması yoktur. Kelimenin kökü “yetiştir-“, sonra “-dik” eki gelmiş.
Bu durumda ünlü daralması C şıkkındaki “sanmıyorum” kelimesinde bulunuyor.
Sonuç: C
Tebrikler, tüm soruları birlikte çözdük! Umarım açıklamalarım anlaşılır olmuştur. Başarılar dilerim!