5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anıttepe Yayınları Sayfa 160
Merhaba sevgili öğrencim! Ben senin Türkçe öğretmenin. Bugün seninle birlikte çok güzel bir değerlendirme çalışması yapacağız. Hiç telaşlanma, adım adım ilerleyerek tüm soruları kolayca çözeceğiz. Hazırsan başlayalım!
A. Kimler doğru söylüyor?
Önce bize verilen paragrafı dikkatlice okuyalım ve ne anlattığını anlamaya çalışalım:
“Tüm ihtiyaçlarını kendi karşılayacak kadar yetenekli, yetenekli olduğu kadar da kapasiteli bir insan henüz dünyaya gelmedi. Gelmedi çünkü biz insanlar, toplum hâlinde yaşayabilen, iş bölümü ile yaşamını sürdürebilen varlıklarız.”
Adım 1: Paragrafı Anlamak
Sevgili öğrencim, bu paragraf bize çok önemli bir şey söylüyor: Hiçbir insan kendi başına her ihtiyacını karşılayamaz. Yani, yemek yemekten tut da giyinmeye, barınmaya kadar her şeyi tek başımıza yapamayız. Neden mi? Çünkü biz insanlar, tek başımıza yaşayamayız, hep birlikte, yani toplum hâlinde yaşarız. Herkesin bir işi, bir görevi vardır ve bu görevleri paylaşarak, yani iş bölümü yaparak hayatımızı sürdürürüz. Mesela fırıncı ekmek yapar, doktor bizi iyileştirir, öğretmen bize bir şeyler öğretir. Herkes birbirine yardım eder, değil mi? İşte paragrafın ana fikri bu.
Adım 2: Çocukların Söylediklerini İncelemek
Şimdi de Mustafa, Ezgi, Orhun ve İrem’in söylediklerine bakalım ve paragrafta anlatılanlarla eşleşiyor mu diye kontrol edelim:
-
Mustafa diyor ki: “İnsanlar, birbirine muhtaçtır.”
Evet, paragraf tam da bunu söylüyor! Hiç kimse tek başına yaşayamaz, hepimiz birbirimize ihtiyaç duyarız. Mustafa doğru söylüyor. -
Ezgi diyor ki: “İnsan, zamanla her işini kendi yapabilecek duruma gelir.”
Paragraf, “Tüm ihtiyaçlarını kendi karşılayacak kadar yetenekli bir insan henüz dünyaya gelmedi” diyerek bunun tam tersini söylüyor. Yani Ezgi’nin söylediği doğru değil. -
Orhun diyor ki: “Tüm ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte insanlar vardır.”
Bu da Ezgi’nin söylediğine benziyor ve paragrafın ilk cümlesiyle çelişiyor. Paragraf, böyle bir insanın henüz dünyaya gelmediğini açıkça belirtiyor. Orhun da doğru söylemiyor. -
İrem diyor ki: “İnsanlar topluluk hâlinde yaşarlar.”
Paragrafın ikinci cümlesinde, “biz insanlar, toplum hâlinde yaşayabilen… varlıklarız” diyor. İşte bu da paragrafta anlatılanlarla birebir örtüşüyor. İrem de doğru söylüyor.
Adım 3: Boşlukları Doldurmak
Şimdi boşlukları dolduralım:
Yukarıdaki çocuklardan Mustafa ve İrem paragraftan doğru sonuçlar çıkarmıştır.
Ezgi ve Orhun ise paragraftan çıkardığı sonuçlar doğru değildir çünkü paragraf, hiçbir insanın kendi başına tüm ihtiyaçlarını karşılayamayacağını, insanların birbirine muhtaç olduğunu ve toplum hâlinde yaşadığını anlatıyor.
—
B. Aşağıdaki yönergeleri uygulayınız.
1. Aşağıdaki cümleleri okuyunuz. Cümlelerde verilen bilgiler doğru ise cümlenin başına “D”, yanlışsa “Y” yazınız.
Sevgili öğrencim, şimdi de cümlelerin doğru mu yanlış mı olduğunu bulacağız. Her bir cümleyi dikkatlice okuyup ne anlatmak istediğini anlamaya çalışalım.
-
a) “Festival öylesine kalabalıktı ki iğne atsan yere düşmezdi.” cümlesinde abartma sanatına başvurulmuştur.
Adım 1: Cümleyi Anlamak
“İğne atsan yere düşmezdi” demek, bir yerin o kadar kalabalık olması ki küçücük bir iğnenin bile düşecek yer bulamaması anlamına gelir. Sence bir yer gerçekten bu kadar kalabalık olabilir mi? Tabii ki hayır!
Adım 2: Abartma Sanatını Hatırlamak
Abartma, bir şeyi olduğundan çok daha büyük, çok daha fazla ya da çok daha az gösterme sanatıdır. Burada kalabalık olduğundan çok daha fazla gösterilmiş.
Sonuç: Bu cümlede abartma sanatı kullanılmıştır.
( D ) “Festival öylesine kalabalıktı ki iğne atsan yere düşmezdi.” cümlesinde abartma sanatına başvurulmuştur. -
b) “Mezuniyet gecesi için kırmızı, uzun bir elbise giymişti.” cümlesindeki “kırmızı” kelimesinin eş anlamlısı “kara”dır.
Adım 1: Kelimeleri Anlamak
“Kırmızı” bir renk adıdır. Mesela elma kırmızı olabilir, çilek kırmızı olabilir. “Kara” ise başka bir renk adıdır, yani siyah demektir.
Adım 2: Eş Anlamlı Kelimeyi Hatırlamak
Eş anlamlı kelimeler, yazılışları farklı olsa da anlamları aynı olan kelimelerdir. Örneğin, “okul” ve “mektep” eş anlamlıdır. “Kırmızı” ile “kara” aynı anlama mı geliyor? Hayır, ikisi de farklı renkler.
Sonuç: “Kırmızı” kelimesinin eş anlamlısı “kara” değildir.
( Y ) “Mezuniyet gecesi için kırmızı, uzun bir elbise giymişti.” cümlesindeki “kırmızı” kelimesinin eş anlamlısı “kara”dır. -
c) Eğik çizgi tarihlerde gün, ay ve yılı ayırmak için kullanılır.
Adım 1: Eğik Çizginin Kullanımını Hatırlamak
Hatırlıyor musun, tarihler yazarken bazen aralarına kısa çizgi (-) koyarız, bazen de eğik çizgi (/) koyarız. Mesela, “23/04/1920” veya “23.04.1920” şeklinde yazabiliriz.
Sonuç: Eğik çizgi, tarihlerde gün, ay ve yılı ayırmak için kullanılır.
( D ) Eğik çizgi tarihlerde gün, ay ve yılı ayırmak için kullanılır. -
d) “Bu yıl baharı memleketimde yaşamak için geldim.” cümlesinde karşılaştırma anlamı vardır.
Adım 1: Cümleyi Anlamak
Bu cümlede kişi, baharı memleketinde geçirmek için geldiğini söylüyor. Herhangi bir şeyi başka bir şeyle kıyaslıyor mu? Mesela “Bu yılki bahar geçen yıldan daha güzeldi” gibi bir kıyaslama var mı? Ya da memleketindeki baharı başka bir yerdeki baharla mı kıyaslıyor? Hayır, sadece bir durumu belirtiyor.
Adım 2: Karşılaştırma Anlamını Hatırlamak
Karşılaştırma, iki farklı varlığı, durumu veya olayı benzerlikleri ve farklılıklarıyla birlikte ele almaktır. Bu cümlede böyle bir durum yok.
Sonuç: Bu cümlede karşılaştırma anlamı yoktur.
( Y ) “Bu yıl baharı memleketimde yaşamak için geldim.” cümlesinde karşılaştırma anlamı vardır. -
e) “Yine erkenden uyumuşsun.” cümlesindeki “uyumuşsun” kelimesinin zıt anlamı “uyumamışsın”dır.
Adım 1: Kelimeleri Anlamak
“Uyumuşsun” kelimesi, uyuma eylemini gerçekleştirmişsin demektir. “Uyumamışsın” ise uyuma eylemini gerçekleştirmemişsin demektir.
Adım 2: Zıt Anlamlı Kelimeyi Hatırlamak
Zıt (karşıt) anlamlı kelimeler, birbirinin tam tersi anlamı taşıyan kelimelerdir. Örneğin, “gelmek” kelimesinin zıt anlamlısı “gitmek”tir. “İnmek” kelimesinin zıt anlamlısı “çıkmak”tır. “Uyumuşsun” kelimesinin zıt anlamlısı, uyuma eyleminin tam tersi olan “uyanmışsın” (gözlerini açmışsın) ya da “kalmışsın” (uyumamışsın, uyanık kalmışsın) gibi bir kelime olmalıydı. “Uyumamışsın” kelimesi, “uyumak” fiilinin olumsuzu, yani yapılmadığını belirten hâlidir, zıt anlamlısı değildir.
Sonuç: “Uyumuşsun” kelimesinin zıt anlamlısı “uyumamışsın” değildir.
( Y ) “Yine erkenden uyumuşsun.” cümlesindeki “uyumuşsun” kelimesinin zıt anlamı “uyumamışsın”dır.
—
2. Duygusal anlatımın söz konusu olduğu cümlelerin başına “😊”, duygusal anlatımının olmadığı cümlelerin başına “😔” koyunuz.
Şimdi de cümlelerde duygu var mı, yok mu ona bakacağız. Eğer cümlede bir sevinç, üzüntü, şaşkınlık, korku gibi bir duygu hissediyorsak başına 😊 koyacağız. Eğer sadece bir bilgi veriliyorsa, yani içinde duygu yoksa başına 😔 koyacağız.
-
a) Aziz Sancar’ın Nobel Ödülü’nü almasıyla tüm ülke sevinç gözyaşlarına boğuldu.
Adım 1: Cümleyi İncelemek
“Sevinç gözyaşlarına boğuldu” ifadesi, insanların çok mutlu olduğunu, gurur duyduğunu ve bu mutluluğun gözyaşlarıyla dışa vurulduğunu gösterir. Burada çok güçlü bir duygu var, değil mi? Ülkenin hissettiği büyük bir sevinçten bahsediliyor.
Sonuç: Bu cümlede duygusal anlatım var.
( 😊 ) Aziz Sancar’ın Nobel Ödülü’nü almasıyla tüm ülke sevinç gözyaşlarına boğuldu. -
b) Elindeki kitabı üç günde bitirdi.
Adım 1: Cümleyi İncelemek
Bu cümlede sadece bir bilginin verildiğini görüyoruz: “Kitabı ne kadar sürede bitirdi?” sorusunun cevabı. Okuyan kişinin kitabı severek mi okuduğu, sıkılarak mı okuduğu gibi bir duygu yok. Sadece bir eylem ve süresi belirtilmiş.
Sonuç: Bu cümlede duygusal anlatım yok.
( 😔 ) Elindeki kitabı üç günde bitirdi. -
c) Okul gezilerine katılmaya çalışıyordu.
Adım 1: Cümleyi İncelemek
Yine bu cümlede de bir durumun, bir çabanın anlatıldığını görüyoruz. Kişinin gezilere katılmayı çok isteyip istemediği, mutlu olup olmadığı gibi bir duygu ifadesi bulunmuyor. Sadece “çalışıyordu” şeklinde bir bilgi veriliyor.
Sonuç: Bu cümlede duygusal anlatım yok.
( 😔 ) Okul gezilerine katılmaya çalışıyordu. -
d) Emeğinin karşılığını bir gün mutlaka alacaktı.
Adım 1: Cümleyi İncelemek
Bu cümle, bir beklentiyi, bir inancı ifade ediyor. Belki bir umut var ama bu doğrudan bir duygu ifadesi değil. Daha çok bir düşünceyi veya öngörüyü anlatıyor. “Mutlaka” kelimesi cümlenin kesinliğini artırır, duyguyu değil.
Sonuç: Bu cümlede duygusal anlatım yok.
( 😔 ) Emeğinin karşılığını bir gün mutlaka alacaktı. -
e) Göçmen ailelerin hâli gerçekten içler acısı.
Adım 1: Cümleyi İncelemek
“İçler acısı” ifadesi, bir durumun çok üzücü, kötü, acınası olduğunu anlatır. Bu ifadeyi duyduğumuzda içimizde bir üzüntü, bir acıma hissi oluşur, değil mi? İşte bu kelimeler duyguyu çok net bir şekilde ifade ediyor.
Sonuç: Bu cümlede duygusal anlatım var.
( 😊 ) Göçmen ailelerin hâli gerçekten içler acısı.
Aferin sana sevgili öğrencim! Tüm soruları benimle birlikte dikkatle inceledin ve çözümlerini anladın. Türkçe dersinde bu tür çalışmaları yaparak okuduğunu anlama, kelime bilgisi ve dil bilgisi konularında çok daha iyi olacaksın. Unutma, pratik yapmak çok önemli! Başarılar dilerim!