8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 262
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizlerle Nazım Hikmet Ran’ın “Yaşamaya Dair” şiiri üzerine hazırlık çalışmaları yapacağız. Şiiri okumadan önce, hayat ve yaşamak üzerine düşünelim. İşte sorularınız ve çözümleri:
1. Hayatı dolu dolu yaşamak sözünden ne anlıyorsunuz?
Çözüm:
Sevgili gençler, “hayatı dolu dolu yaşamak” demek, bence hayatın her anını en iyi şekilde değerlendirmek, tüm güzelliklerini ve zorluklarını hissetmek, yeni şeyler öğrenmek, deneyimler kazanmak ve tutkuyla yaşamaktır. Sadece nefes almak değil, gerçekten yaşamak, iz bırakmak demektir.
Adım 1: Söz öbeğini anlamak.
- “Dolu dolu” kelimesi, bir şeyin eksiksiz, tam ve yoğun bir şekilde yaşandığını ifade eder. Yani, hayatın size sunduğu her şeyi kucaklamak, her anın tadını çıkarmak, elinizden gelenin en iyisini yapmak anlamına gelir.
Adım 2: Bu söz öbeğini kendi hayatımızla ilişkilendirmek.
- Bu, sadece eğlenmek anlamına gelmez. Bazen zorluklarla mücadele etmek, yeni bir şeyler öğrenmek için çaba göstermek, sevdiklerimize zaman ayırmak, hayallerimizin peşinden koşmak da hayatı dolu dolu yaşamaktır.
- Nazım Hikmet de şiirinde, “Yaşamak şakaya gelmez, Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın” diyerek hayatın ne kadar değerli olduğunu ve onu ciddiyetle ele almamız gerektiğini vurguluyor. Bir sincap gibi, bir laboratuvarda ölecekmiş gibi veya 70 yaşında zeytin dikecekmiş gibi yaşamak, hayatın her anını değerlendirmek demektir.
Sonuç:
Hayatı dolu dolu yaşamak, yaşamın bize sunduğu her anı kıymet bilerek, sorumluluklarımızı yerine getirerek, hayallerimizin peşinden koşarak ve çevremizdeki insanlarla anlamlı ilişkiler kurarak, kısacası tüm benliğimizle yaşamaktır. Tıpkı şairin dediği gibi, hayatı ciddiye almak, yaşamın her zerresini hissetmek ve ona kendi anlamımızı katmaktır.
2. “En çok yaşamış olan, uzun yıllar yaşamış olan değildir; yaşamanın anlamını en fazla anlamış olandır.” Sören Kierkegaard (Sörın Kırkıgıd) sözünden ne anladığınızı açıklayınız.
Çözüm:
Bu söz, Sören Kierkegaard adlı önemli bir düşünürün hayat hakkında çok derin bir tespitidir. Bize, hayatın sadece ne kadar uzun sürdüğüyle ilgili olmadığını, asıl önemli olanın hayatı ne kadar anlamlı yaşadığımızı anlatıyor.
Adım 1: Sözün temel anlamını kavramak.
- Kierkegaard diyor ki, önemli olan “uzun yıllar yaşamak” değil, “yaşamanın anlamını en fazla anlamış olmak”tır. Yani, bir insan 100 yıl yaşasa bile, eğer hayatın amacını, değerini, güzelliklerini ve zorluklarını hiç anlamamışsa, sadece nefes alıp vermişse, aslında çok da yaşamış sayılmaz.
- Ama kısa bir ömrü olsa bile, hayatın her anını değerlendirmiş, öğrenmiş, sevmiş, üretmiş, mücadele etmiş ve hayatın derinliğini kavramış bir kişi, aslında çok daha fazla yaşamış demektir.
Adım 2: Bu sözü Nazım Hikmet’in şiiriyle ilişkilendirmek.
- Nazım Hikmet’in “Yaşamaya Dair” şiiri de tam olarak bu düşünceyi destekler. Şair, hayatı ciddiyetle, tüm gücümüzle, bir sincap gibi, bir laboratuvarda ölebilecekmiş gibi, 70 yaşında zeytin dikecekmiş gibi yaşamanın önemini vurguluyor. Bu, hayatın her anına bir anlam katmak, onu boş geçirmemek demektir.
- Şiirde geçen “Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için yaşamak, yani ağır bastığından” ifadesi de, ölümlü olduğumuzu bilsek bile, hayata sıkıca tutunup onu anlamlandırmanın, ona ağırlık vermenin ne kadar önemli olduğunu gösterir. Yani, ölüme rağmen yaşamaya devam etme gücü, hayatın anlamını kavramaktan gelir.
Sonuç:
Sören Kierkegaard’ın bu sözü bize, hayatın yalnızca biyolojik bir süreç olmadığını, aynı zamanda bir anlam arayışı ve deneyimler bütünü olduğunu hatırlatır. Önemli olan, yaşanılan yılların sayısı değil, o yılların nasıl yaşandığı, hayatın anlamının ne kadar derinden kavranabildiğidir. Nazım Hikmet’in şiiri de bize, bu anlamı bulmak ve hayatı tüm gerçekliğiyle, ciddiyetle ve tutkuyla yaşamak gerektiğini fısıldar.