8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 147
Merhaba sevgili öğrencim, ben Türkçe öğretmeniniz. Şimdi sana gönderdiğin görseldeki soruları adım adım, anlaşılır bir şekilde açıklayarak çözeceğim. Hazır mısın? Başlayalım!
5. Koyu yazılan sözcük ya da sözcük gruplarının cümlenin hangi ögesi olduğunu bulunuz. Uygun kutucuğu işaretleyiniz.
Bu soruda bizden, cümlelerde koyu yazılmış kısımların cümlenin hangi ögesi olduğunu bulmamız isteniyor. Cümle ögelerini bulmak için önce yüklemi, sonra özneyi, sonra nesneyi ve diğer ögeleri doğru sorularla bulmamız gerekiyor, biliyorsun. Hadi her bir cümleyi tek tek inceleyelim:
-
Çocuk, adamın oturduğu banka doğru yürüdü.
Adım 1: Yüklemi bulalım. Cümlenin yargısı “yürüdü” kelimesidir. O zaman “yürüdü” yüklemdir.
Adım 2: Özneyi bulalım. Yükleme “Kim yürüdü?” diye soruyoruz. Cevap “Çocuk”. Demek ki “Çocuk” öznedir. Koyu yazılan kısım da “Çocuk” olduğu için bu cümlenin koyu yazılı ögesi Özne‘dir. (Görselde zaten işaretli.)
-
Arkadaşlarımla saat kulesinde buluşacağız.
Adım 1: Yüklemi bulalım. Cümlenin yargısı “buluşacağız” kelimesidir. “Buluşacağız” yüklemdir.
Adım 2: Özneyi bulalım. Yükleme “Kim buluşacak?” diye soruyoruz. Cevap “Biz” (gizli özne).
Adım 3: Diğer ögeleri bulalım. “Nerede buluşacağız?” diye sorduğumuzda “saat kulesinde” cevabını alırız. “Nerede, kimde, neyde, nereye, kime, neye, nereden, kimden, neyden” sorularına cevap veren öge Yer Tamlayıcısı (Dolaylı Tümleç) olur.
Koyu yazılan kısım “saat kulesinde” olduğu için bu öge Yer Tamlayıcısı‘dır.
-
Çantamı dün kitapçıda unutmuşum.
Adım 1: Yüklemi bulalım. Cümlenin yargısı “unutmuşum” kelimesidir. “Unutmuşum” yüklemdir.
Adım 2: Özneyi bulalım. Yükleme “Kim unutmuş?” diye soruyoruz. Cevap “Ben” (gizli özne).
Adım 3: Diğer ögeleri bulalım. “Neyi unutmuşum?” diye sorduğumuzda “Çantamı” cevabını alırız. “-i, -ı, -u, -ü” eklerini alan ve “neyi, kimi” sorularına cevap veren öge Belirtili Nesne olur.
Koyu yazılan kısım “Çantamı” olduğu için bu öge Belirtili Nesne‘dir.
-
Onu görmek tarif edilemez bir heyecandı.
Adım 1: Yüklemi bulalım. Bu cümlede “tarif edilemez bir heyecandı” kelime grubu bir isim tamlaması ve sıfat tamlaması oluşturduğu için bir bütün olarak yüklemdir. Yani yüklem sadece “heyecandı” değil, “tarif edilemez bir heyecandı” kısmıdır.
Adım 2: Özneyi bulalım. “Ne tarif edilemez bir heyecandı?” diye sorduğumuzda “Onu görmek” cevabını alırız. “Onu görmek” öznedir.
Koyu yazılan kısım “tarif edilemez bir heyecandı” olduğu için bu öge Yüklem‘dir.
-
Anlattıklarımı gülerek dinliyordu.
Adım 1: Yüklemi bulalım. Cümlenin yargısı “dinliyordu” kelimesidir. “Dinliyordu” yüklemdir.
Adım 2: Özneyi bulalım. Yükleme “Kim dinliyordu?” diye soruyoruz. Cevap “O” (gizli özne).
Adım 3: Diğer ögeleri bulalım. “Neyi dinliyordu?” diye sorduğumuzda “Anlattıklarımı” cevabını alırız. “-i, -ı, -u, -ü” eklerini alan ve “neyi, kimi” sorularına cevap veren öge Belirtili Nesne olur.
Koyu yazılan kısım “Anlattıklarımı” olduğu için bu öge Belirtili Nesne‘dir.
6. Aşağıdakilerin hangisinde yer alan deyim kullanıldığı cümleye uygun değildir?
Bu soruda bizden, şıklarda verilen deyimlerden hangisinin cümledeki anlamına uymadığını bulmamız isteniyor. Deyimlerin anlamlarını bilmek bu soruyu çözmek için çok önemli. Hadi tek tek inceleyelim:
-
A) Genç gazeteci girdiği hiçbir işte dikiş tutturamadı.
“Dikiş tutturamamak” deyimi, bir işte başarılı olamamak, bir işte uzun süre kalamamak, tutunamamak anlamına gelir. Cümledeki kullanımı bu anlama uygun. Yani genç gazeteci hiçbir işte başarılı olamamış.
-
B) Mahalledekiler kendi derdine düşünce kimseyle ilgilenmediler.
“Kendi derdine düşmek” deyimi, başkalarıyla ilgilenemeyecek kadar kendi sorunlarıyla meşgul olmak anlamına gelir. Cümledeki kullanımı bu anlama uygun. Mahalledekiler kendi sorunlarıyla uğraştıkları için başkalarıyla ilgilenememişler.
-
C) İyi niyetli olduğundan burnundan kıl aldırmıyor.
“Burnundan kıl aldırmamak” deyimi, çok gururlu, kibirli, söz dinlemez, kimseye boyun eğmez olmak anlamına gelir. Oysa cümlenin başında “iyi niyetli olduğundan” ifadesi var. İyi niyetli olmak ile gururlu ve kibirli olmak birbirine zıt şeylerdir. Bu deyim, iyi niyetli birine yakışmaz. Dolayısıyla deyimin kullanımı cümleye uygun değildir.
-
D) Kaç yaşına geldi hâlâ bir baltaya sap olamadı.
“Bir baltaya sap olmak” deyimi, bir işe yaramak, bir meslek sahibi olmak, toplumda kendine yer edinmek anlamına gelir. Cümledeki kullanımı bu anlama uygun. Yani kişi belli bir yaşa gelmesine rağmen hala bir meslek sahibi olamamış.
Bu durumda, deyimin cümleye uygun olmadığı şık C seçeneğidir.
Sonuç: C
7. (I) Şehrin kalesini kimin yaptığı belli değildir. (II) Kalenin temelinin yalçın kaya üzerine kurulması akıllıca bir harekettir. (III) Şekli kareden uzuncadır. (IV) Uzuncası doğudan batıya olan yönüdür.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisi kişisel düşünce içermektedir?
Bu soruda bizden, numaralanmış cümlelerden hangisinin kişisel bir görüş, bir yorum içerdiğini bulmamız isteniyor. Yani herkes tarafından kabul edilen nesnel bir bilgi değil, kişiye özel bir bakış açısı arıyoruz. Hadi cümleleri inceleyelim:
-
(I) Şehrin kalesini kimin yaptığı belli değildir.
Bu cümle, bir bilgi eksikliğini ifade eden nesnel bir durumdur. Kişisel bir görüş içermez.
-
(II) Kalenin temelinin yalçın kaya üzerine kurulması akıllıca bir harekettir.
Buradaki “akıllıca bir harekettir” ifadesi, kalenin temelinin nereye kurulduğu bilgisini yorumluyor. Bir başkası bu durumu “riskli bir hareket” ya da “gereksiz bir çaba” olarak da yorumlayabilirdi. Bu ifade, kişisel bir değerlendirme ve yorum içerir. Dolayısıyla kişisel düşünce barındırır.
-
(III) Şekli kareden uzuncadır.
Bu cümle, kalenin fiziksel bir özelliğini belirten, ölçülebilir, nesnel bir bilgidir. Kişisel bir görüş değildir.
-
(IV) Uzuncası doğudan batıya olan yönüdür.
Bu cümle de kalenin yönüyle ilgili, gözlemle tespit edilebilecek nesnel bir bilgidir. Kişisel bir düşünce değildir.
Gördüğün gibi, “akıllıca bir harekettir” ifadesi kişisel bir yorum içerdiği için doğru cevabımız II numaralı cümledir.
Sonuç: B
8. Kişinin değerini, kadir ve kıymetini en iyi bilenler; bu işle ilgili kimseler ile kendi çevresinde bulunanlardır. Bir insanı ve onun yaptıklarını yakın çevresi takdir eder.
Yukarıdaki açıklamayı aşağıdaki atasözlerinden hangisi karşılamaktadır?
Bu soruda bizden, yukarıda verilen açıklamayla anlamca en çok uyuşan atasözünü bulmamız isteniyor. Açıklamada, bir kişinin değerinin ve kıymetinin en iyi, o kişiyle ilgili kimseler ve yakın çevresi tarafından bilindiği vurgulanıyor. Hadi atasözlerini inceleyelim:
-
A) Keskin sirke küpüne zarar.
Bu atasözü, çok öfkeli, huysuz kişilerin en çok kendine zarar verdiğini anlatır. Açıklamayla ilgisi yoktur.
-
B) Gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir.
Bu atasözü, bir şeyin değerinin genellikle kaybedildikten veya geçtikten sonra anlaşıldığını ifade eder. Açıklamayla ilgisi yoktur.
-
C) İş insanın aynasıdır.
Bu atasözü, bir kişinin yaptığı işin onun kişiliğini, karakterini ve becerilerini yansıttığını anlatır. Açıklamayla tam olarak örtüşmez.
-
D) Taş yerinde ağırdır.
Bu atasözü, her şeyin kendi yerinde, kendi ortamında değerli olduğunu; kişinin de kendi çevresinde, kendi ailesi veya arkadaşları arasında daha çok kıymetinin bilindiğini, saygın olduğunu ifade eder. Açıklamada belirtilen “kişinin değerini en iyi bilenler kendi çevresidir” fikriyle birebir örtüşmektedir.
Bu durumda, açıklamayı en iyi karşılayan atasözü D seçeneğidir.
Sonuç: D
9. “Kendine özgü bakışı, duruşu vardı Hasan dayının. Mimikleriyle, bakışlarıyla konuşan, suskun bir adamdı. Bilge mi desem yoksa mecnun mu bilemedim. İlginç fiziksel görünüşü, eğik yürüyüşü, gizemli ve sürekli yalnız geçen yaşamı dikkatimi çekerdi hep. Yalnız yaşardı dağlarda. Uzun yüzünden aşağı çaprazlama inen kocaman burnu, keskin gözleri, her daim kirli ve yırtık elbisesiyle karşımıza çıkan bu adamdan çekinir, ürkerdik.”
Yukarıdaki paragrafta hangi anlatım biçimi kullanılmıştır?
Bu soruda bizden, verilen paragrafta hangi anlatım biçiminin ağır bastığını bulmamız isteniyor. Anlatım biçimleri, bir metni yazarken yazarın amacına göre seçtiği farklı yollardır. Paragrafı dikkatlice okuyalım:
- Yazar, Hasan dayının dış görünüşünü (uzun burnu, keskin gözleri, kirli ve yırtık elbisesi), duruşunu, bakışlarını, mimiklerini, yaşam tarzını (yalnız yaşar, dağlarda yaşar) ve hatta karakterini (suskun, bilge mi mecnun mu bilemedim) ayrıntılı bir şekilde anlatmış.
- Bu anlatım, okuyucunun zihninde Hasan dayı’nın bir resmini canlandırmayı amaçlar.
Şimdi şıklara bakalım:
- A) Tartışmacı anlatım: Bir düşünceyi savunmak, karşıt düşünceyi çürütmek amacıyla kullanılır. Bu metinde böyle bir amaç yok.
- B) Öyküleyici anlatım: Bir olayı, olay örgüsü içinde, kişi, zaman ve mekan belirterek anlatır. Bu metinde belirgin bir olay zinciri veya olay akışı yok, daha çok bir kişinin tasviri var.
- C) Betimleyici anlatım: Varlıkların, nesnelerin, kişilerin, yerlerin ya da durumların özelliklerini, duyu organlarımızla algılayabileceğimiz ayrıntılarıyla anlatır. Okuyucunun zihninde bir “resim” oluşturmayı hedefler. Yukarıdaki paragraf tam da bunu yapıyor; Hasan dayı’yı tüm özellikleriyle gözümüzde canlandırıyor.
- D) Açıklayıcı anlatım: Bir konu hakkında bilgi vermek, öğretmek amacıyla kullanılır. Nesneldir. Bu metinde bilgi verme amacı değil, tasvir etme amacı ağır basıyor.
Bu durumda, Hasan dayı’nın özelliklerini detaylı bir şekilde gözümüzde canlandırdığı için doğru cevap C seçeneği, yani Betimleyici anlatım‘dır.
Sonuç: C
10. “Dün gece apartman sakinleri sokakta buldukları köpeği doyurdular.”
Bu cümlenin ögeleri aşağıdakilerin hangisinde doğru sıralanmıştır?
Bu soruda, verilen cümlenin ögelerini doğru sırayla bulmamız isteniyor. Cümle ögelerini bulmak için önce yüklemi, sonra özneyi, sonra nesneyi ve diğer ögeleri belirlemeliyiz. Hadi adım adım gidelim:
Adım 1: Yüklemi bulalım.
Cümlenin yargısı ve eylemi “doyurdular” kelimesidir. O zaman:
- doyurdular: Yüklem
Adım 2: Özneyi bulalım.
Yükleme “Kim doyurdu?” diye soruyoruz.
- Kim doyurdu? “apartman sakinleri”
- apartman sakinleri: Özne
Adım 3: Nesneyi bulalım.
Yükleme “Neyi doyurdular?” diye soruyoruz. Cevap “sokakta buldukları köpeği” kelime grubudur. Bu bir fiilimsi grubuyla birlikte belirtili nesne görevindedir. “Sokakta” kelimesi “buldukları” fiilimsisine bağlıdır, ana yüklem “doyurdular”ın yer tamlayıcısı değildir.
- Neyi doyurdular? “sokakta buldukları köpeği”
- sokakta buldukları köpeği: Belirtili Nesne
Adım 4: Zarf tamlayıcısını bulalım.
Yükleme “Ne zaman doyurdular?” diye soruyoruz.
- Ne zaman doyurdular? “Dün gece”
- Dün gece: Zarf Tamlayıcısı
Şimdi bulduğumuz ögeleri cümledeki sırasına göre dizelim:
- Dün gece (Zarf Tamlayıcısı)
- apartman sakinleri (Özne)
- sokakta buldukları köpeği (Belirtili Nesne)
- doyurdular (Yüklem)
Bu sıralamaya uyan şıkkı bulalım:
- A) Zarf Tamlayıcısı / Özne / Belirtili Nesne / Yüklem
- B) Yer Tamlayıcısı / Özne / Belirtili Nesne / Yüklem
- C) Zarf Tamlayıcısı / Belirtili Nesne / Özne / Yüklem
- D) Yer Tamlayıcısı / Belirtisiz Nesne / Özne / Yüklem
Gördüğün gibi, bulduğumuz sıralama A şıkkındakiyle tamamen aynı.
Sonuç: A