8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 27
Merhaba sevgili öğrencim!
Bugünkü Türkçe dersi etkinliğimizde senden çok önemli bir şey yapmanı istiyorlar: Hayal gücünü kullanmanı ve bir hikâye yazmanı. Ama bu hikâye öyle rastgele bir hikâye olmayacak, “Kaşağı” metninin ana fikrinden yola çıkacak.
Haydi, bu etkinliği adım adım birlikte çözelim ve harika bir hikâye ortaya çıkaralım!
8. ETKİNLİK
“Kaşağı” metninin ana fikrinden yola çıkarak bir hikâye yazınız. Hikâyenize uygun bir başlık koyunuz.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, önce bu etkinliğin bizden tam olarak ne istediğini anlamamız gerekiyor. Bize “Kaşağı” metnini hatırlatıyor ve onun ana fikrinden esinlenerek yeni bir hikâye yazmamızı istiyor. Ayrıca yazdığımız bu hikâyeye uygun bir başlık bulmamız da önemli.
Adım 1: “Kaşağı” Metninin Ana Fikrini Hatırlayalım
“Kaşağı”, Ömer Seyfettin’in çok bilinen ve düşündürücü bir hikâyesidir. Bu hikâyede, bir çocuğun kardeşine attığı bir iftira ve bu iftiranın yol açtığı büyük pişmanlık anlatılır. Aslında ana fikir şudur:
Bir yalanın ya da yanlış bir suçlamanın, masum birine nasıl büyük zararlar verebileceği ve bu durumun, yalan söyleyen kişide nasıl derin bir vicdan azabı ve pişmanlık yaratacağı.
Bu ana fikir, yani yalanın kötü sonuçları ve pişmanlık teması, bizim yeni hikâyemizin de temelini oluşturacak.
Adım 2: Hikâye Kurgusu Oluşturalım
Şimdi bu ana fikri kullanarak kendi hikâyemizi nasıl kuracağımızı düşünelim. Aklımızda şöyle bir taslak oluşturabiliriz:
- Önce bir olay olsun. Bir eşya kaybolsun ya da kırılsın.
- Sonra bu eşyanın sorumluluğunu almaktan korkan bir karakter, suçu başka birine atsın.
- Suçlanan kişi haksız yere üzülsün, belki ceza alsın.
- Suçu atan karakter, zamanla vicdan azabı çekmeye başlasın.
- En sonunda gerçek ortaya çıksın veya karakter hatasını itiraf etsin.
- Hikâye, yalanın nelere mal olduğunu anlatan bir dersle bitsin.
Adım 3: Hikâyemize Uygun Bir Başlık Bulalım
Başlık, hikâyemizin ne hakkında olduğunu anlatan kısa ve ilgi çekici bir ifade olmalı. Ana fikrimiz yalan ve pişmanlık olduğu için, bu temayı yansıtan bir başlık seçebiliriz. Mesela “Kırık Kalem ve Bir Yalan” güzel bir seçenek olabilir.
Adım 4: Hikâyemizi Yazalım
Şimdi belirlediğimiz kurguya ve başlığa uygun olarak hikâyemizi yazma zamanı. Unutma, yazarken yazım ve noktalama kurallarına dikkat etmek çok önemli. Cümlelerin büyük harfle başlaması, özel isimlere gelen eklerin kesme işaretiyle ayrılması, virgülden sonra boşluk bırakılması gibi kuralları aklımızdan çıkarmayalım.
İşte senin için “Kaşağı” metninin ana fikrinden yola çıkarak yazdığım örnek bir hikâye:
Kırık Kalem ve Bir Yalan
O gün, sınıfın en sessiz çocuğu olan Can, teneffüste defterine yeni çizdiği geminin detaylarını inceliyordu. Resim yapmayı çok severdi. Tam o sırada, sınıfın en hareketlilerinden Mert, koşarak içeri daldı ve Can’ın masasına çarptı. Can’ın elindeki yeni, parlak kırmızı kalemi yere düştü ve ucu kırılarak ikiye ayrıldı. Can’ın gözleri doldu, çünkü o kalemi babası ona doğum gününde hediye etmişti ve çok değerliydi.
Mert, panikle etrafına bakındı. Kimse görmemişti. Can’ın üzgün yüzünü görünce ne yapacağını şaşırdı. Tam o anda, sınıfın diğer köşesinde oturan ve olayla hiçbir ilgisi olmayan küçük Elif’i gördü. Aklına şeytanca bir fikir geldi.
Öğretmen içeri girdiğinde Can, kırık kalemini göstererek olayı anlatmaya çalıştı. Mert hemen atıldı: “Öğretmenim, ben görmedim ama Elif, Can’ın yanından geçerken eli çarptı galiba, kalem o zaman düştü!” dedi. Elif şaşkınlıkla Mert’e baktı. Masumdu, hiçbir şey yapmamıştı. Ama Mert’in kendine güvenli sesi ve Can’ın kırık kalemi karşısında, Elif kendini savunamadı. Öğretmen, Elif’e kısa bir uyarıda bulundu ve bir dahaki sefere daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Elif, haksız yere suçlanmanın verdiği acıyla başını önüne eğdi.
Mert, o gün rahat bir nefes almıştı ama bu rahatlık uzun sürmedi. Her gördüğünde Elif’in üzgün bakışları kalbine bir iğne gibi batıyordu. Elif, teneffüslerde yalnız başına oturuyor, kimseyle konuşmuyordu. Mert, her ne zaman kırmızı bir kalem görse, o kırık ucu ve Can’ın hayal kırıklığını, Elif’in ise haksız yere üzüntüsünü hatırlıyordu. Geceleri uyuyamıyor, vicdanı onu rahat bırakmıyordu. Yalanının ne kadar büyük bir yük olduğunu o zaman anladı. Elif’in derslerindeki düşüşü, arkadaşlarından uzaklaşması, Mert’in içini kemiriyordu.
Bir hafta sonra, Mert dayanamadı. Teneffüste Elif’in yanına gitti. “Elif,” dedi titrek bir sesle, “Sana bir şey söylemem gerekiyor.” Elif, şaşkınlıkla başını kaldırdı. Mert, tüm cesaretini toplayarak o günkü olayı baştan sona anlattı. Kalemin kendi yüzünden kırıldığını, korktuğu için suçu Elif’in üzerine attığını itiraf etti. Can’dan ve Elif’ten defalarca özür diledi. Gözleri dolmuştu.
Elif, önce şaşırdı, sonra Mert’in samimi pişmanlığını görünce içindeki acı biraz olsun hafifledi. Can da Mert’in dürüstlüğünü takdir etti. Öğretmenlerine durumu anlattılar. Öğretmenleri, Mert’in hatasını kabul etmesini ve dürüstlüğünü takdir etti ama yalan söylemenin doğru olmadığını, bunun büyük sonuçları olabileceğini bir kez daha vurguladı. Mert, o günden sonra bir daha asla yalan söylemedi. Çünkü bir yalanın sadece bir kalemi kırmakla kalmadığını, aynı zamanda masum bir kalbi de kırabileceğini çok acı bir şekilde öğrenmişti.
Sonuç:
Bu hikâye, “Kaşağı” metninin ana fikri olan yalanın kötü sonuçları ve pişmanlık temasını işlemektedir. Mert’in yalanı, Elif’in haksız yere üzülmesine neden olmuş, Mert ise büyük bir vicdan azabı çekmiştir. Sonunda gerçeği itiraf etmesiyle hem kendi vicdanını rahatlatmış hem de yalanın ne kadar yıkıcı olduğunu anlamıştır.
Sevgili öğrencim, sen de kendi hikâyeni yazarken bu ana fikri aklında tutarak farklı karakterler ve olaylar kurgulayabilirsin. Önemli olan, hikâyenin sonunda okuyucuya bir mesaj vermesi ve yazım-noktalama kurallarına uygun olmasıdır.
Unutma, yazdıklarını tekrar tekrar okuyarak, noktalama işaretlerini doğru kullanıp kullanmadığını, cümlelerinin anlaşılır olup olmadığını kontrol etmeyi sakın ihmal etme!