8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 152
Merhaba sevgili öğrencim! Bugün seninle beraber “Zaman ve Mekân” ünitemizdeki metni okuyup, o metinle ilgili soruları çözeceğiz. Unutma, bu soruları çözerken metinde verilen bilgilerden yola çıkacağız ve öğrendiğimiz kelimelerle deyimleri pekiştireceğiz. Haydi, ilk etkinliğimizle başlayalım!
1. ETKİNLİK
Aşağıdaki sözcükleri anlamlarıyla eşleştiriniz. Eşleştirmede açıkta kalan anlamı karşılayan sözcüğü bulup bir cümlede kullanınız.
Sevgili öğrencim, bu etkinlikte önce verilen sözcükleri karşılarındaki anlamlarla doğru bir şekilde eşleştirmemiz isteniyor. Metni dikkatli okuduğumuzda veya kelimelerin genel anlamlarını düşündüğümüzde doğru eşleştirmeleri yapabiliriz. Sonra da eşleştirme dışında kalan bir anlam olacak, o anlama uygun bir kelime bulup cümle kuracağız.
Adım 1: Sözcükleri anlamlarıyla eşleştirelim:
- düşkün: Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, tutkun.
- rehavet: Vücutta görülen gevşeklik, ağırlık, tembellik.
- mahmur: Uykudan sonra üzerinde sersemlik, ağırlık bulunan.
- muhakkak: Doğruluğu, gerçekliği kesin olarak bilinen, gerçekliği kesinleşmiş.
- yanılmak: Tanımayarak, niteliğini iyi anlamayarak aldanmak.
- teşrif etmek: Şereflendirmek, onurlandırmak.
- tabiat: Huy, karakter.
Açıklama: “Düşkün” kelimesi, bir şeye karşı aşırı ilgi duyan, bağımlı hale gelmiş kişiler için kullanılır. Örneğin, spora düşkün olmak gibi.
Açıklama: Metinde de “Öğle yemeğinden sonra gelen rehavetin tadı…” ifadesi geçiyor. Yemek sonrası gelen o hafif uyuşukluk, tembellik hali, tam da bu anlama geliyor.
Açıklama: Metinde “tabiat daha mahmurken seyretmek…” diye bir ifade vardı. Sabah uykudan yeni uyanmış, gözleri hafif kapalı, sersem haldeki durumu anlatır.
Açıklama: Metinde “muhakkak ki şu nasıl işlediği pek de bilinmeyen, adına “eşref saat” dediğimiz saattir.” cümlesinde kullanılmış. Yani “kesinlikle”, “şüphesiz” anlamındadır.
Açıklama: Bir konuda hata yapmak, yanlış anlamak veya aldanmak anlamına gelir.
Açıklama: Bir yere gelerek veya bir etkinliğe katılarak orayı onurlandırmak, şereflendirmek anlamında kullanılan kibar bir ifadedir.
Açıklama: Metinde “Şair tabiatlı olanlar…” ifadesi geçiyordu. Burada “şair ruhlu”, “şair karakterli” anlamına gelir. Bazen “doğa” anlamında da kullanılır ama buradaki eşleşme “huy, karakter” ile ilgili.
Adım 2: Açıkta kalan anlamı ve bu anlama uygun sözcüğü bulalım:
Yukarıdaki eşleştirmeleri yaptığımızda, “8. Kölelik, tutsaklık, esirlik.” anlamının açıkta kaldığını görüyoruz. Bu anlama gelen sözcük ise “esaret” kelimesidir.
Adım 3: Açıkta kalan anlamı karşılayan sözcüğü bir cümlede kullanalım:
Cümlem:
Milletimiz, geçmişte uzun yıllar süren esaret zincirlerini kırarak bağımsızlığını kazanmıştır.
—
2. ETKİNLİK
a) Aşağıdaki cümlelerde geçen deyimlerin cümlelere kattığı anlamları altlarına yazınız.
Sevgili öğrencim, bu bölümde bize bazı cümleler verilmiş. Bu cümlelerin içinde deyimler var ve bizden bu deyimlerin cümlelere hangi anlamları kattığını bulmamız isteniyor. Deyimler, kelimelerin tek başına taşıdığı anlamdan farklı, kalıplaşmış ve genellikle mecazi anlamlar taşıyan söz öbekleridir. Haydi, teker teker inceleyelim.
-
Dünya nimetlerinin lezzetlerine kendilerini kaptırmış olanlar öğle vaktinin gelmesini iple çekerler.
Açıklama: Burada altı çizili olan “iple çekmek” deyimi, bir şeyi çok istemek, sabırsızlıkla beklemek anlamına gelir. Sanki bir ipi çekerek zamanı hızlandırmak ister gibi düşünebilirsin.
Anlamı: Bir şeyin olmasını çok istemek, sabırsızlıkla beklemek.
-
Talih o saatlerde adamın yüzüne gülmeye başlar.
Açıklama: Bu cümlede “talih yüzüne gülmek” deyimi kullanılmış. Bu deyim, bir kişinin şanslı olması, işlerinin yolunda gitmesi, iyi fırsatlarla karşılaşması durumunu ifade eder.
Anlamı: Şanslı olmak, iyi bir fırsatla karşılaşmak, işlerinin yolunda gitmek.
-
İnsanların bam teline dokunmamaya çalışmak evinizde eşref saati sık sık çaldırmak için kâfidir.
Açıklama: “Bam teline dokunmak” deyimi, birinin en hassas, en alıngan olduğu noktaya değinmek, onu derinden etkileyecek bir söz söylemek veya bir davranışta bulunmak anlamına gelir. Bir müzik aletindeki en kalın ve sesli tel olan “bam teli”ne dokunmak en çok etkiyi yaratır gibi düşünebiliriz.
Anlamı: Birinin en hassas, can alıcı noktasına değinmek; onu derinden etkilemek.
-
O gelince en çetin meselelerinizi tereyağından kıl çeker gibi halleder.
Açıklama: “Tereyağından kıl çeker gibi” deyimi, bir işi çok kolay, hiç zorlanmadan, ustaca ve sorunsuz bir şekilde yapmak anlamında kullanılır. Tereyağının içinden bir kılı çekmek ne kadar kolaysa, o işi de o kadar kolay yapmak anlamındadır.
Anlamı: Bir işi çok kolay, sorunsuz ve ustaca halletmek.
b) Deyimlerin anlatıma olan katkısını yazınız.
Sevgili öğrencim, deyimler dilimizin vazgeçilmez güzelliklerinden biridir. Anlatımımıza birçok önemli katkı sağlarlar. Şimdi bu katkıları madde madde açıklayalım:
-
Anlatıma Canlılık ve Renklilik Katar: Deyimler, sıradan cümleleri daha ilgi çekici, daha hareketli ve daha renkli hale getirir. Duygu ve düşüncelerimizi daha etkileyici bir şekilde ifade etmemizi sağlar.
-
Az Sözle Çok Şey Anlatma İmkanı Sunar: Deyimler, uzun uzun açıklamalar yapmak yerine, tek bir kalıpla derin anlamlar ifade etmemizi sağlar. Bu da anlatıma yoğunluk ve özlülük katar.
-
Anlatılanları Somutlaştırır ve Akılda Kalıcı Hale Getirir: Deyimler genellikle mecazi anlamlar taşıdığı için, soyut kavramları somutlaştırarak zihnimizde daha kolay canlanmasını sağlar. Bu da anlatılanların daha kolay anlaşılmasına ve akılda kalmasına yardımcı olur.
-
Duyguları ve Durumları Daha Etkili İfade Eder: Birinin çok üzüldüğünü “içi kan ağladı” diyerek anlatmak, sadece “çok üzüldü” demekten çok daha güçlü ve dokunaklıdır. Deyimler, duygusal yoğunluğu daha iyi yansıtır.
-
Dilin Zenginliğini ve Kültürel Mirası Yansıtır: Deyimler, bir dilin ve o dili konuşan toplumun kültürel zenginliğini, yaşam biçimini, deneyimlerini ve mizah anlayışını içinde barındırır. Bu yüzden deyimler, dilimizin ve kültürümüzün önemli bir parçasıdır.
Kısacası, deyimler anlatımımızı güçlendirir, güzelleştirir ve onu daha etkili bir iletişim aracı haline getirir.