8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 118
Merhaba sevgili öğrencim, Türkçe dersimizin bu bölümünde Necip Fazıl Kısakürek’in meşhur “Kaldırımlar” şiirini okuyup, şiirle ilgili bazı kelime ve anlama çalışmalarını birlikte yapacağız. Hadi bakalım, dikkatlice metni okuyup soruları cevaplayalım!
1. ETKİNLİK
“Kaldırımlar” şiirinde geçen bazı sözcükler aşağıda verilmiştir. Bu sözcüklerin anlamlarını tahmin ediniz. Tahmininizi sözlük anlamı ile karşılaştırınız.
Şiirde geçen bazı kelimelerin anlamlarını önce tahmin edip sonra gerçek sözlük anlamlarına bakalım. Bu, kelime dağarcığımızı geliştirmek için çok güzel bir yöntemdir.
1. çilekeş
- Tahminim: Şiirin dördüncü dörtlüğünde “Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;” dizesinde geçiyor. Yalnızlık ve sıkıntı çeken insanları anlattığı için, zorluklar yaşayan, sıkıntı çeken biri olabilir.
- Sözlük Anlamı:
Çile çeken, sıkıntıya katlanan, dertli (kimse).
2. lisan
- Tahminim: Şiirin son dizesinde “Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.” şeklinde geçiyor. Kaldırımların şairle bir bağ kurduğunu, adeta onunla konuştuğunu düşündüğümüzde, bir iletişim aracı veya dil anlamına gelebilir.
- Sözlük Anlamı:
Dil.
3. tak
- Tahminim: Bu kelime şiir metninde doğrudan geçmiyor. Ancak genel olarak “tak” kelimesi, bir şeyi bir yere asmak, iliştirmek gibi anlamlara gelebilir. Bu soruda şiirle doğrudan bir ilişkisi olmadığı için genel anlamını düşünebiliriz. Belki de bir yanlışlık olmuştur ya da yaygın bir kelime olduğu için sorulmuştur.
- Sözlük Anlamı:
(isim) Genellikle anıtsal yapılarda, iki sütun veya ayak üzerine oturan, üstü kemerli veya düz geçit. (Mimarlıkta kullanılan anlamı.)
(fiil olarak) Bir şeyi başka bir şeyin üzerine veya içine yerleştirmek, iliştirmek. (Bu, daha yaygın kullanılan bir anlamı.)
4. âmâ
- Tahminim: Şiirin üçüncü dörtlüğünde “Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.” dizesinde geçiyor. Evlerin camlarının simsiyah olduğunu ve sanki görmüyormuş gibi durduğunu anlattığı için, kör anlamına gelebilir.
- Sözlük Anlamı:
Kör.
—
2. ETKİNLİK
“Kaldırımlar” şiirinden hareketle aşağıdaki soruları yanıtlayınız.
Şimdi de şiiri okuyarak anlama sorularını cevaplayalım. Şiiri ne kadar iyi anladığımızı bu sorularla göreceğiz.
1. Şair, bulunduğu sokağı nasıl anlatıyor? Açıklayınız.
Adım 1: Şiirin ilk iki dörtlüğüne bakalım.
Adım 2: Şair, sokağı “kimsesiz bir sokak ortasında” olarak tanımlıyor. Yani kimsenin olmadığı, bomboş bir sokak. Ayrıca yolun “karanlığa saplanan noktasında” olduğunu belirtiyor. Bu da sokağın hem ıssız hem de çok karanlık olduğunu gösteriyor. İkinci dörtlükte ise göklerin kapalı, yıldırımların çaktığı, in cinin uyuduğu bir zaman diliminde olduğunu, sadece kendisinin ve kaldırımların uyanık olduğunu söylüyor. Bu da sokağın ürkütücü ve yalnız bir yer olduğunu pekiştiriyor.
Sonuç: Şair, bulunduğu sokağı kimsesiz, karanlık, ıssız ve ürkütücü bir yer olarak anlatıyor. Gökyüzünün kapalı ve fırtınalı olması, etrafta kimsenin olmaması sokağın bu özelliklerini daha da belirginleştiriyor.
2. Şairin sokakta bulunduğu zamanla ilgili ayrıntılara hangi dizelerde yer veriliyor?
Adım 1: Şiirin zamanla ilgili ipuçları veren dizelerini bulalım.
Adım 2: Şiirin ikinci dörtlüğünde zamanla ilgili belirgin ifadeler var. “Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;” dizesi havanın gece olduğunu ve fırtına öncesi bir durumu işaret ediyor. “Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.” dizesi de yine gece ve fırtınalı bir havayı anlatıyor. En net ifade ise “İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık:” dizesidir. Bu ifade, herkesin uyuduğu, yani gecenin geç saatleri olduğunu açıkça belirtiyor. Sadece şairin ve kaldırımların uyanık olması da gecenin sessizliğini ve ıssızlığını vurguluyor.
Sonuç: Şairin sokakta bulunduğu zamanla ilgili ayrıntılar, şiirin ikinci dörtlüğündeki şu dizelerde yer alıyor: “Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;”, “Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.”, “İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık:”
3. Şiire hâkim olan duygu nedir? Bunu hangi dörtlükten anlıyorsunuz?
Adım 1: Şiirin genel atmosferini ve şairin ruh halini yansıtan duyguyu tespit edelim.
Adım 2: Şiiri okuduğumuzda, şairin yalnız, karanlık ve kimsesiz bir sokakta yürüdüğünü, etraftaki sessizliğin ve fırtınanın yarattığı gerilimi hissediyoruz. Özellikle üçüncü dörtlükte “İçimde damla damla bir korku birikiyor;” dizesi, şiire hâkim olan duyguyu doğrudan ifade ediyor. Ayrıca “Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler…” ve “Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.” gibi benzetmeler de şairin korku ve yalnızlık içindeki ruh halini pekiştiriyor.
Sonuç: Şiire hâkim olan duygu, belirgin bir şekilde korku ve yalnızlıktır. Bu duyguyu en net şekilde şiirin üçüncü dörtlüğünden anlıyoruz.
4. Şairin, korktuğu hâlde sabah olmasını istememesinin sebebi sizce ne olabilir?
Adım 1: Şiirde şairin ruh haline ve kaldırımlarla kurduğu ilişkiye dikkat edelim.
Adım 2: Şair, sokakta yalnız ve korku içinde olmasına rağmen kaldırımlarla çok özel bir bağ kuruyor. Dördüncü dörtlükte kaldırımları “çilekeş yalnızların annesi”, “içimde yaşamış bir insan” ve “içimde kıvrılan bir lisan” olarak görüyor. Bu dizeler, şairin kaldırımlarda kendine bir yoldaş, bir sırdaş, hatta bir anne şefkati bulduğunu gösteriyor. Gündüz olduğunda bu mistik ve derin bağın sona ereceğinden, kaldırımların o özel anlamını yitireceğinden veya gündüzün sıradanlığına karışacağından çekiniyor olabilir. Belki de bu yalnızlık ve korku, onun yaratıcılığı için bir ilham kaynağıdır ve gündüzle birlikte bu ilhamın da kaybolacağını düşünüyordur.
Sonuç: Şair, korku içinde olmasına rağmen kaldırımlarla kurduğu derin ve özel bağı kaybetmek istemediği için sabah olmasını istemiyor olabilir. Kaldırımlar onun için bir yoldaş, bir sırdaş ve yalnızlığının ortağıdır. Gündüzün gelmesiyle bu özel anın ve duygunun biteceğinden endişe duyuyor olabilir.