8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 229
Merhaba sevgili öğrencim! Bugün seninle Cahit Külebi’nin “Rüzgâr” şiirini birlikte inceleyip, sorularını adım adım çözeceğiz. Şiiri dikkatlice okuduğuna eminim, şimdi sorulara geçelim ve metindeki ipuçlarını bulalım.
2. Şiire göre köylere uğrayan rüzgâr neler yapmıştır?
Şiirin dördüncü dörtlüğüne bakarsak, rüzgârın köylere uğradığında neler yaptığını açıkça görebiliriz. Şair, rüzgârın hayali yolculuğunu anlatırken, onun köylerdeki etkilerini de bize aktarıyor.
Çözüm:
Şiirin dördüncü dörtlüğünde şunlar yazıyor:
“Köylere de uğradıysa eğer
Islak, karanlık odalarda beşik sallamıştır.
Güneş altında çalışanlara
İmdat eylemiştir.”
Buradan anladığımıza göre, köylere uğrayan rüzgâr iki önemli şey yapmıştır:
-
Islak, karanlık odalarda beşik sallamıştır: Bu ifadeyle rüzgârın, köylerdeki evlere girip bebeklerin beşiklerini salladığını, onlara ninni fısıldadığını hayal edebiliriz. Belki de bu, rüzgârın getirdiği serinlikle uykuya dalan bebekleri anlatıyor.
-
Güneş altında çalışanlara imdat eylemiştir: Köyde tarlada, bahçede güneşin altında zor şartlarda çalışan insanlara rüzgârın serinliğiyle bir nebze olsun rahatlık getirdiğini, onlara yardımcı olduğunu anlatıyor. “İmdat eylemek” burada yardım etmek, ferahlık vermek anlamında kullanılmış.
Yani rüzgâr, hem evlerdeki bebeklere dokunmuş hem de dışarıda çalışanlara serinlik getirerek onlara yardım etmiştir.
3. “Sonra başlamış tırmanmaya dağlara doğru / Bulutları koyun gibi gütmüştür.” dizelerinden anladıklarınızı ifade ediniz.
Şair bu dizelerde rüzgârın gücünü ve doğa üzerindeki etkisini çok güzel bir benzetmeyle anlatmış. Hadi bu dizeleri adım adım inceleyelim.
Çözüm:
Bu dizeler şiirin üçüncü dörtlüğünde yer alıyor.
Adım 1: “Sonra başlamış tırmanmaya dağlara doğru”
-
Bu dize bize rüzgârın yolculuğuna devam ettiğini ve coğrafi olarak yükseldiğini gösteriyor. Denizden veya kıyılardan sonra, şimdi de dağlara doğru esmeye başladığını anlıyoruz. Rüzgârın dinmeyen, sürekli hareket eden bir varlık olduğu vurgulanıyor.
Adım 2: “Bulutları koyun gibi gütmüştür,”
-
İşte bu dize çok güçlü bir benzetme içeriyor! Burada rüzgâr, bir çoban gibi düşünülmüş. Çoban, koyunlarını nasıl istediği yöne doğru sürer, onları yönlendirirse, rüzgâr da bulutları aynı şekilde yönlendiriyor. Bu, rüzgârın bulutlar üzerindeki hâkimiyetini, gücünü ve yönlendirici etkisini çok güzel bir şekilde anlatıyor. Sanki bulutlar, rüzgârın peşinden giden uysal koyunlar gibi. Bu benzetme, rüzgârın ne kadar etkili ve güçlü bir doğa olayı olduğunu bize hissettiriyor.
Özetle, bu dizeler rüzgârın dağlara doğru yükselen yolculuğunu ve bulutları tıpkı bir çobanın koyunlarını gütmesi gibi istediği yere sürükleyebilecek kadar güçlü ve yönlendirici olduğunu anlatıyor.
4. Şairin yaşadığı yerle ilgili ayrıntılar hangi dörtlükte nasıl anlatılmıştır?
Şiirde şairin yaşadığı yer doğrudan “Ben şurada yaşıyorum” diye belirtilmiyor elbette. Ama şairin hissettiği kokulardan ve rüzgârın nereden geldiğiyle ilgili tahminlerinden ipuçları yakalayabiliriz.
Çözüm:
Şairin yaşadığı yerle ilgili ayrıntılar, şiirin ikinci dörtlüğünde dolaylı yoldan anlatılmıştır.
Adım 1: İkinci dörtlüğe bakıyoruz.
“Besbelli denizden çıkıp
Kıyılar boyunca gitmiştir.
Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu
Yüreğini allak bullak etmiştir.”
Adım 2: Çözümleme.
-
Şair, rüzgârın “denizden çıkıp kıyılar boyunca gittiğini” tahmin ediyor. Bu, rüzgârın denizden geldiğini ve şairin bulunduğu yere denizden esen bir rüzgârın ulaştığını gösterir.
-
Daha da önemlisi, rüzgârın getirdiği kokular var: “Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu.”
-
Tuz kokusu: Bu koku direkt olarak denizi çağrıştırır. Şairin yaşadığı yerin denize yakın olduğunu veya denizden gelen rüzgârın etkisini yoğun olarak hissettiğini gösterir.
-
Katran kokusu: Katran, genellikle gemilerde, teknelerde veya balıkçı barınaklarında kullanılan bir maddedir. Bu da yine denizcilikle, kıyılarla ilgili bir ayrıntıdır.
-
Ter kokusu: Bu koku ise deniz kenarında, belki balıkçılıkla uğraşan veya başka yoğun fiziksel işler yapan insanların kokusunu akla getirir. Bu da yaşamın denizle iç içe geçtiği bir yer izlenimi verir.
-
-
Bu kokuların şairin “yüreğini allak bullak etmesi”, onun bu kokularla ne kadar derinden etkilendiğini ve bu kokuların onun için ne kadar tanıdık ve anlamlı olduğunu gösterir.
Bu ipuçlarından yola çıkarak, şairin ya denize çok yakın bir yerde yaşadığını ya da denizden gelen rüzgârın taşıdığı bu tanıdık kokularla çevrili bir ortamda bulunduğunu söyleyebiliriz. Yani, yaşadığı yerin denizle ve deniz yaşamıyla iç içe olduğunu bu dizelerden anlıyoruz.
5. “Şimdi bir rüzgâr geçti buradan / Koştum ama yetişemedim.” dizelerinin tekrar edilmesi şairin hangi duygusunu dile getirmiş olabilir?
Şiirde bazı dizelerin tekrar edilmesi, o dizelerin taşıdığı duygunun veya mesajın daha güçlü vurgulanması içindir. Bu dizeler şiirin başında ve sonunda geçiyor.
Çözüm:
Bu dizeler, şiirin hem ilk dörtlüğünde hem de şiirin sonunda, rüzgârın tüm yolculuğu anlatıldıktan sonra tekrar ediliyor. Bu tekrar, şairin içinde bulunduğu durumu ve hislerini daha belirgin hale getiriyor.
Adım 1: Dizelerin anlamı.
-
“Şimdi bir rüzgâr geçti buradan”: Rüzgârın anlık, geçici ve yakalanamaz bir varlık olduğunu belirtiyor.
-
“Koştum ama yetişemedim.”: Şairin rüzgârı takip etme, onunla birlikte gitme veya onu anlama çabasını, ancak bu çabasının sonuçsuz kaldığını gösteriyor. Rüzgârın özgürlüğüne, hızına ve gizemine yetişemediğini ifade ediyor.
Adım 2: Tekrarın anlamı ve dile getirilen duygular.
Bu dizelerin tekrar edilmesi, şairin içinde birçok duyguyu barındırdığını düşündürüyor:
-
Özlem ve Hasret: Rüzgâr, şair için belki de özgürlüğün, uzak diyarların, bilinmezliklerin bir simgesi. Ona yetişememek, bu özgürlüğe ve bilinmezliğe duyulan derin bir özlemi ifade edebilir.
-
Yetişememe Hissi / Çaresizlik: Şair, rüzgârın peşinden koşsa da ona yetişemediği için bir tür çaresizlik veya hafif bir hüzün hissediyor olabilir. Hayatın akışına, zamanın geçişine yetişememenin, her şeyi yakalayamamanın bir metaforu da olabilir bu.
-
Merak ve Keşif Arzusu: Rüzgârın nereden gelip nereye gittiğini merak ediyor, onunla birlikte dünyayı gezme arzusunda ancak bu arzusunu gerçekleştiremiyor.
-
Hayranlık: Rüzgârın gücüne, özgürlüğüne ve tüm dünyayı dolaşmasına duyulan bir hayranlık da olabilir. Bu hayranlık, ona yetişememenin getirdiği bir hayranlık-hüzün karışımıdır.
Sonuç olarak, bu dizelerin tekrar edilmesi, şairin rüzgâra karşı duyduğu derin bir özlemi, yetişememe hissinin verdiği hafif bir hüznü ve rüzgârın temsil ettiği özgürlüğe duyulan hayranlığı vurguluyor.
3. ETKİNLİK
Okuduğunuz şiirin konusunu ve ana duygusunu yazınız.
Bir şiiri okuduğumuzda, önce neyden bahsettiğini yani konusunu, sonra da bize hangi duyguları hissettirdiğini, şairin temel olarak ne anlatmak istediğini yani ana duygusunu bulmaya çalışırız.
Çözüm:
Şiiri baştan sona tekrar okuyup, şairin kelimeleriyle neler anlattığını, bize hangi atmosferi yaşattığını düşünelim.
Konu:
Şiir, bir rüzgârın yolculuğunu ve bu yolculuk sırasında geçtiği yerlerde (deniz, kıyılar, dağlar, yaylalar, köyler) bıraktığı etkileri ve şairin bu rüzgâra karşı duyduğu hayranlık ve onu takip etme arzusunu anlatıyor. Yani genel olarak rüzgârın doğa içindeki yolculuğu ve şair üzerindeki etkileri şiirin konusunu oluşturuyor.
Ana Duygu:
Şiirin ana duygusu, rüzgârın özgürlüğüne ve hareketliliğine duyulan hayranlık, ona yetişememenin getirdiği hafif bir özlem ve hüzün olarak özetlenebilir. Şair, rüzgârın getirdiği kokularla, onun gücüyle ve yaptığı işlerle (beşik sallamak, imdat eylemek) derinden etkileniyor. Bu rüzgârla birlikte gitme, onu anlama arzusu ve bu arzunun gerçekleşememesi şiirin temel duygusal tonunu oluşturuyor.