8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 88
Merhaba sevgili 8. sınıf öğrencim,
Bugün seninle çok güzel bir Türkçe etkinliği yapacağız. Sana gönderdiğim görseldeki “Hazırlık Çalışmaları” sorularını ve çizgi roman bölümünü adım adım inceleyip, çözümleyeceğiz. Hazırsan başlayalım!
Öncelikle, görselin üst kısmında yer alan “Hazırlık Çalışmaları” bölümündeki sorularla başlıyoruz.
1. Sizce en yararlı buluşlar nelerdir? Neden?
Sevgili öğrencim, bu soru aslında senin kendi düşüncelerini, hayata bakış açını merak eden bir soru. Herkesin farklı bir cevabı olabilir, önemli olan nedenlerini güzelce açıklayabilmek. Hadi gel, bu soruya birlikte nasıl cevap verebileceğimizi düşünelim.
Adım 1: Buluşların hayatımızdaki yerini düşünelim.
Buluşlar, insanlık tarihini değiştiren, hayatımızı kolaylaştıran, ufkumuzu genişleten harika şeylerdir, değil mi? Eskiden insanlar birçok şeyi çok zor yaparken, buluşlar sayesinde artık çok daha rahat yaşıyoruz. Mesela, karanlıkta kalmamak için ateşi bulmuşlar, uzak yerlere gitmek için tekerleği icat etmişler. Hepsi de kendi zamanı için çok ama çok önemli buluşlar.
Adım 2: Hangi buluşların hayatımızı kökten değiştirdiğini ve hala çok önemli olduğunu düşünelim.
Bence en yararlı buluşlardan bazıları şunlar olabilir:
- Elektrik: Düşünsene, elektriksiz bir dünya! Ne aydınlanma olurdu, ne bilgisayarlar, ne telefonlar… Buzdolabımız çalışmaz, okullarda projeksiyon olmazdı. Elektrik sayesinde dünyamız adeta yeniden aydınlandı ve sayısız teknolojik gelişmenin önünü açtı. Bu yüzden bence en önemlilerden biri.
- Tekerlek: Belki kulağa basit geliyor ama tekerlek sayesinde ulaşım çok kolaylaştı. Arabalar, bisikletler, trenler… Hepsi tekerlekler üzerinde hareket ediyor. Ticaret gelişti, insanlar daha uzak yerlere gidebildi.
- Yazı ve Matbaa: Yazı olmasaydı bilgiyi kuşaktan kuşağa aktaramazdık, matbaa olmasaydı kitaplar bu kadar yaygınlaşmazdı. Bilginin yayılması ve korunması için bunlar çok kritik buluşlar.
- İnternet: Günümüz dünyasında internetin yerini konuşmaya gerek bile yok, değil mi? Bilgiye anında ulaşabiliyor, dünyanın öbür ucundaki insanlarla konuşabiliyor, ders çalışabiliyor, eğlenebiliyoruz. Adeta dünyayı küçülttü ve bilgi çağını başlattı.
- Aşılar ve İlaçlar: Sağlık alanındaki buluşlar da hayat kurtarıyor, yaşam kalitemizi artırıyor. Eskiden basit hastalıklar bile ölüme yol açarken, şimdi aşılar sayesinde birçok hastalığın üstesinden gelebiliyoruz.
Adım 3: Neden yararlı olduklarını özetleyelim.
Bu buluşlar, insanlığın gelişimini hızlandırdı, yaşam standartlarını yükseltti, iletişimi kolaylaştırdı, sağlığı korudu ve bilgiye erişimi demokratikleştirdi. Kısacası, insanlığın daha iyi bir yaşam sürmesi için temel taşları oldular.
Sonuç:
Bence en yararlı buluşlar elektrik, tekerlek, yazı, matbaa, internet ve sağlık alanındaki aşılar/ilaçlardır. Çünkü bu buluşlar, insanlığın temel ihtiyaçlarını karşılamış, yaşam kalitesini artırmış, bilginin yayılmasını sağlamış ve gelecekteki sayısız gelişmenin temelini oluşturmuştur. Onlar olmasaydı bugün içinde yaşadığımız dünya çok farklı ve muhtemelen çok daha zor bir yer olurdu.
—
2. Olumsuz şartlarda bile başarılı olan kişilerin özellikleri nelerdir? Açıklayınız.
Bu da çok güzel bir soru! Hayatta bazen her şey istediğimiz gibi gitmeyebilir, zorluklarla karşılaşabiliriz. İşte tam da bu zor zamanlarda bile pes etmeyip başarıya ulaşan insanlar var. Peki, onların sırrı ne? Hangi özelliklere sahipler?
Adım 1: Olumsuz şartların ne anlama geldiğini anlayalım.
Olumsuz şartlar demek, bir işi yaparken karşımıza çıkan engeller, zorluklar, eksiklikler veya bizi yıldırmaya çalışan her şey demek. Mesela, yeterli imkanı olmamak, maddi sıkıntılar yaşamak, hastalıkla mücadele etmek, kötü bir ortamda büyümek gibi durumlar olumsuz şartlara örnek olabilir.
Adım 2: Başarılı insanların özelliklerini sıralayalım.
Olumsuz şartlara rağmen başarılı olan kişilerin genellikle şu özelliklere sahip olduğunu görüyoruz:
- Azim ve Kararlılık: Pes etmezler, yorulmazlar, hedeflerine ulaşana kadar çalışmaya devam ederler. Bir engelle karşılaştıklarında yılmak yerine, o engeli aşmanın yollarını ararlar.
- Sabır: Başarıya ulaşmanın bir süreç olduğunu bilirler ve hemen sonuç alamadıklarında bile sabırla yollarına devam ederler.
- Çalışkanlık: Hiçbir başarı tesadüf değildir. Başarılı insanlar, diğerlerinden daha fazla çaba gösterir, daha çok çalışır.
- Hedef Belirleme ve Odaklanma: Ne istediklerini çok iyi bilirler ve tüm enerjilerini bu hedefe ulaşmak için harcarlar. Dağılmazlar, dikkatleri kolayca dağılmaz.
- Problem Çözme Yeteneği: Karşılaştıkları sorunları bir engel olarak değil, çözülmesi gereken bir durum olarak görürler. Yaratıcı çözümler üretmeye çalışırlar.
- Merak ve Öğrenme İsteği: Bilgiye açtırlar, sürekli yeni şeyler öğrenmek isterler. Bu merakları, onları yeni keşiflere ve başarılara götürür.
- Pozitif Bakış Açısı: Zorluklara rağmen umutlarını kaybetmezler. Her durumun içinde bir fırsat görmeye çalışırlar.
- Özgüven: Kendilerine ve yeteneklerine güvenirler. “Ben bunu yapabilirim!” derler.
Adım 3: Bu özelliklerin olumsuz şartlarda nasıl yardımcı olduğunu açıklayalım.
Bu özellikler, olumsuz şartlar altında bir kalkan görevi görür. Örneğin, imkansızlıklar içinde olan biri, azim ve çalışkanlığı sayesinde kendine yeni yollar açabilir. Maddi sıkıntılar yaşayan biri, sabır ve kararlılıkla hedefine ulaşmak için daha çok çabalayabilir. Başarılı insanlar, olumsuzlukları bir bahane olarak kullanmak yerine, onları aşılması gereken birer basamak olarak görür ve bu özellikleriyle o basamakları tırmanırlar. Unutma, dünyaca ünlü bilim insanı Aziz Sancar da zorlu şartlarda eğitim görmüş ve Nobel Ödülü’ne uzanmıştır. Bu da bize ne kadar azimli ve çalışkan olması gerektiğini gösteriyor.
Sonuç:
Olumsuz şartlarda bile başarılı olan kişiler; azim, kararlılık, sabır, çalışkanlık, hedef odaklılık, problem çözme yeteneği, merak, pozitif bakış açısı ve özgüven gibi özelliklere sahiptir. Bu özellikler, onların zorluklar karşısında yılmamalarını, pes etmemelerini ve hedeflerine ulaşmak için yılmadan mücadele etmelerini sağlar.
—
Şimdi de görseldeki çizgi roman bölümünü inceleyelim. Burada bize doğrudan bir soru sorulmamış olsa da, çizgi romanı dikkatlice okuyup anlamamızı ve içindeki önemli noktaları kavramamızı istiyor.
Görseldeki çizgi romanı okuyup, içeriğini ve geçen konuşmaları analiz ediniz. Özellikle “azık” kelimesinin anlamını açıklayınız.
Adım 1: Çizgi romanın başlığını ve konusunu inceleyelim.
Çizgi romanımızın başlığı “Simit ve Peynir’le Bilim İnsanı Öyküleri”. Bu başlık bize, bilim insanlarının hayat hikayelerinin anlatıldığı bir seri olduğunu düşündürüyor. Görseldeki metne baktığımızda, bu bölümün Bilgin Ersözlü tarafından yazıldığını ve çizildiğini görüyoruz. Metnin altında da 1955 yılında Türkiye’de, Mardin ilinin Savur ilçesinde geçtiği belirtiliyor. Kahramanımız ise Küçük Aziz Sancar. Evet, doğru bildin! Nobel ödüllü bilim insanımız Aziz Sancar’ın çocukluğundan bir kesit görüyoruz.
Adım 2: Hikayenin akışını ve Aziz ile annesi arasındaki diyaloğu takip edelim.
Küçük Aziz, öğle sıcağı bastırmadan evden çıkıyor. Nereye mi gidiyor? Birkaç kilometre uzaktaki üzüm bağına, oradaki erik ve ceviz ağaçlarının gölgesine, serinliğe doğru yola çıkıyor. Eşeğiyle birlikte yola koyulurken annesine şöyle diyor:
Küçük Aziz: “Hadi anacığım, akşam yemekten önce dönmüş olurum. Sağlıcakla kal.”
Annesi, Aziz’i uğurlarken son anda bir şeye dikkat çekiyor ve onu uyarıyor:
Annesi: “Dur oğul, dur! Azığını almayı unutmuşsun. Al şu çıkını da heybene koy.”
Adım 3: Kedilerin diyaloğunu ve “azık” kelimesinin anlamını açıklayalım.
İşte tam bu noktada iki sevimli kedi konuşmaya başlıyor. İlk kedi, annenin “azığını almayı unutmuşsun” sözünü yanlış anlıyor ve şöyle diyor:
Kedi 1: “Kazık mı? Küçücük çocuk ne yapsın kazığı?”
Burada kedi, annenin söylediği “azık” kelimesini, yere çakılan “kazık” kelimesiyle karıştırıyor. Ne kadar komik, değil mi? Ama ikinci kedi, bu yanlış anlaşılmayı hemen düzeltiyor ve bize “azık” kelimesinin doğru anlamını açıklıyor:
Kedi 2: “Ha ha ha! Kazık değil Simitçiğim, azık. Yolculuk için hazırlanan yiyecek yani. Annesi, Aziz acıktığında yesin diye bir şeyler hazırlamış.”
Kedinin açıklamasıyla her şey netleşiyor! “Azık” kelimesi, bir yolculuk sırasında veya dışarıda ihtiyaç duyulabilecek yiyecek ve içecekleri ifade eder. Annesi, Aziz’in üzüm bağına giderken yolda veya orada acıkabileceğini düşünerek ona yiyecek bir şeyler hazırlamış ve bunu da bir çıkına (yani küçük bir bohça veya beze sarılı paket) koymasını istemiş. Aziz de bu azığı eşeğinin heybesine (eşeğin üzerine yük taşımak için konulan iki tarafı olan torba) koyacakmış.
Sonuç:
Çizgi roman, 1955 yılında Mardin’de yaşayan Küçük Aziz Sancar’ın, üzüm bağına gitmek üzere yola çıkışını anlatıyor. Annesi, Aziz’in yolda acıkmaması için ona “azık” hazırlıyor. Çizgi romandaki kedilerin diyaloğu sayesinde, “azık” kelimesinin bir yolculukta veya dışarıda yenmek üzere hazırlanan yiyecek anlamına geldiğini öğreniyoruz. Bu bölüm, ünlü bilim insanımızın çocukluğundaki mütevazı yaşamından bir kesit sunarak, onun azimli yolculuğunun daha o yaşlarda başladığını ima ediyor olabilir.
Umarım bu açıklamalar senin için anlaşılır ve öğretici olmuştur. Başarılar dilerim!