8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 213
Merhaba sevgili öğrencim,
Bugün seninle birlikte Türkçe dersimizden dört tane çok güzel soruyu adım adım çözeceğiz. Unutma, her soruyu dikkatlice okumak ve ne istediğini anlamak çok önemli. Hadi başlayalım!
5. Aşağıdaki metinlerde anlatım kaçıncı kişi ağzından yapılmıştır? Niçin?
Bu soruda bizden iki farklı metnin kimin ağzından anlatıldığını ve neden böyle olduğunu bulmamız isteniyor. Anlatım türlerini hatırlayalım:
- Birinci Kişi Ağzından Anlatım: Olayları yaşayan, hikâyenin kahramanı olan birinin kendi ağzından yaptığı anlatımdır. Genellikle “ben”, “biz” gibi zamirler ve fiillerde birinci tekil veya çoğul şahıs ekleri kullanılır (geldim, gittik, gördüm…).
- Üçüncü Kişi Ağzından Anlatım: Olayları dışarıdan gözlemleyen, hikâyenin dışında duran bir anlatıcının yaptığı anlatımdır. Genellikle “o”, “onlar” gibi zamirler ve fiillerde üçüncü tekil veya çoğul şahıs ekleri kullanılır (geldi, gittiler, gördü…).
Şimdi metinlerimizi inceleyelim:
1. Metin:
“Sabahleyin Simon uyandığında çocuklar hâlâ uyuyordu. Karısı, komşuya ödünç ekmek istemeye gitmişti. Yabancı, eski gömlek ve pantolonu giymiş; yalnız başına kanepede oturuyor, yukarı bakıyordu…” (İnsan Ne İle Yaşar)
Adım 1: Metindeki fiillere ve anlatıcının konumuna bakalım.
Metinde “uyuyordu”, “gitmişti”, “giymiş”, “oturuyor”, “bakıyordu” gibi fiiller kullanılmış. Bu fiillerin hepsi üçüncü tekil şahıs çekimleridir (“o uyuyordu”, “o gitmişti”). Anlatıcı, Simon’ın veya diğer karakterlerin yaşadıklarını dışarıdan bir gözlemci gibi aktarıyor. Kendi duygularını, düşüncelerini katmıyor, sadece olanları bize anlatıyor.
Sonuç:
Birinci metinde anlatım üçüncü kişi ağzından yapılmıştır.
Niçin: Çünkü anlatıcı, olayların içinde yer almayan, dışarıdan gözlemleyen bir konumdadır. Karakterlerin yaptıklarını ve durumlarını bize aktarırken üçüncü tekil şahıs fiil çekimlerini kullanmıştır (uyuyordu, gitmişti, bakıyordu).
2. Metin:
“Yerimden fırlayıp gözlerimi ovuşturdum, her tarafı iyice gözden geçirdim. Karşımda küçük, daha önce hiç görmediğim, benzersiz biri vardı. Beni dikkatle süzüyordu. Bu kişinin sonradan yaptığım resmi aşağıdadır…” (Küçük Prens)
Adım 1: Metindeki fiillere ve anlatıcının konumuna bakalım.
Metinde “fırlayıp”, “ovuşturdum“, “geçirdim“, “beni” gibi kelimeler kullanılmış. Özellikle “-m” eki, fiili birinci tekil şahısla çekimlediğimizi gösterir. Anlatıcı, olayları bizzat kendisi yaşıyor ve kendi gözlemlerini, kendi deneyimlerini aktarıyor. “Gözlerimi ovuşturdum”, “her tarafı gözden geçirdim” ifadeleri bunu çok net gösteriyor.
Sonuç:
İkinci metinde anlatım birinci kişi ağzından yapılmıştır.
Niçin: Çünkü anlatıcı, olayların bizzat kahramanıdır, olayları kendi yaşamış ve kendi bakış açısından bize aktarmıştır. Fiillerde birinci tekil şahıs eklerini kullanmıştır (ovuşturdum, geçirdim).
6. Saat kulesi, kare şeklinde planlı, aşağıdan yukarıya doğru incelen prizmaya benzer. Kesme taştan yapılan kule, bir balkon ve üç silme ile dört bölüme ayrılmıştır. Bunun üzerine çanın asıldığı çokgen gövdeli bir köşk yerleştirilmiş olup bu köşkün altında dört yöne doğru yuvarlak kadranlı bir saat bulunmaktadır. Kulenin ikinci ve üçüncü katında hafif sivri kemeri olan aydınlık pencereleri bulunur. Kuleye güney cephesindeki bir kapıdan girilir. Yukarıdaki metinde anlatılan saat kulesi hangi görselle uyumludur?
Bu soruda bize bir saat kulesinin detaylı bir tanımı verilmiş ve bizden bu tanıma en uygun görseli bulmamız isteniyor. Haydi metindeki anahtar özelliklere dikkat edelim ve görsellerle karşılaştıralım:
Adım 1: Metindeki önemli özellikleri listeleyelim:
- Kare şeklinde planlı, aşağıdan yukarıya doğru incelen (yani yukarıya doğru daralan) prizmaya benzer.
- Kesme taştan yapılmış.
- Bir balkon ve üç silme ile dört bölüme ayrılmış.
- Üzerinde çanın asıldığı çokgen gövdeli bir köşk var.
- Bu köşkün altında dört yöne doğru yuvarlak kadranlı bir saat bulunuyor. (Bu çok önemli bir ipucu!)
- Kulenin ikinci ve üçüncü katında hafif sivri kemeri olan aydınlık pencereler var.
Adım 2: Görselleri bu özelliklere göre inceleyelim:
- A) Görseli: Bu kule de taş yapılı, yukarı doğru inceliyor, balkonları var ve saat kadranları yuvarlak. Ancak üst kısmı ve genel yapısı metindeki “çokgen gövdeli köşk” ve genel tarifle tam uyumlu değil gibi. Özellikle saatin konumu ve üst yapısı tam olarak uymuyor.
- B) Görseli: Bu kule yuvarlak ve üzerinde saat yok. Metindeki “kare şeklinde planlı” ve “saat bulunmaktadır” özelliklerine uymuyor. Bu şık elendi.
- C) Görseli: Bu kule (İzmir Saat Kulesi), kare tabanlı ve yukarı doğru inceliyor. Kesme taştan yapılmış. Bir balkonu ve silmeleriyle bölümlere ayrılmış. En üstünde çanın asıldığı çokgen bir köşk var ve bu köşkün hemen altında dört yöne bakan yuvarlak kadranlı bir saat bulunuyor. Pencereleri de hafif sivri kemerli. Tüm bu özellikler metindeki tanımla harika bir şekilde eşleşiyor!
- D) Görseli: Bu kule de taş yapılı, saatleri var ancak genel formu, özellikle üst kısmı ve saatin konumu metindeki “çokgen gövdeli köşkün altında dört yöne doğru yuvarlak kadranlı bir saat” tarifine tam olarak uymuyor.
Adım 3: En uygun görseli belirleyelim.
Yapılan karşılaştırma sonucunda, C görselindeki saat kulesinin metinde verilen tüm özellikleri en iyi şekilde yansıttığını görüyoruz. Özellikle “dört yöne doğru yuvarlak kadranlı bir saat” ve “çokgen gövdeli bir köşk” detayları C görseliyle birebir örtüşüyor.
Sonuç:
Yukarıdaki metinde anlatılan saat kulesi C) görseliyle uyumludur.
7. Aşağıdakilerden hangisi devrik bir isim cümlesidir?
Bu soruyu çözmek için önce “devrik cümle” ve “isim cümlesi” kavramlarını hatırlamamız gerekiyor:
- Devrik Cümle: Yüklemi cümlenin sonunda olmayan cümlelerdir. Yani yüklem başta veya ortada olabilir.
- İsim Cümlesi: Yüklemi isim soylu bir sözcük (isim, zamir, sıfat, edat vb.) olan cümlelerdir. Bu tür cümlelerde yüklem genellikle ek fiil (-dır, -dir, -im, -sin vb.) alır veya ek fiil düşmüş olabilir.
- Fiil Cümlesi: Yüklemi çekimli bir fiil olan cümlelerdir.
Şimdi şıkları tek tek inceleyelim:
a) Yeniden her şeye başlamak güzeldir.
Adım 1: Yüklemi bulalım.
Cümlenin yüklemi “güzeldir”.
Adım 2: Yüklemin türünü ve yerini belirleyelim.
“Güzel” kelimesi bir isimdir ve “-dir” ek fiilini almıştır. Bu bir isim cümlesidir. Yüklem cümlenin sonunda olduğu için bu cümle kurallı (düz) bir cümledir. Devrik değildir.
b) Yaşam sadece hayal etmek değildir.
Adım 1: Yüklemi bulalım.
Cümlenin yüklemi “değildir”.
Adım 2: Yüklemin türünü ve yerini belirleyelim.
“Değil” kelimesi isim soylu bir sözcüktür ve “-dir” ek fiilini almıştır. Bu bir isim cümlesidir. Yüklem cümlenin sonunda olduğu için bu cümle kurallı (düz) bir cümledir. Devrik değildir.
c) Çocuklardı bu hayatı güzel yapan.
Adım 1: Yüklemi bulalım.
Cümlenin yüklemi “Çocuklardı”.
Adım 2: Yüklemin türünü ve yerini belirleyelim.
“Çocuk” kelimesi bir isimdir ve “-lar” çoğul eki ile “-dı” ek fiilini almıştır. Bu bir isim cümlesidir. Yüklem (“Çocuklardı”) cümlenin başında yer almaktadır. Yüklem sonda olmadığı için bu cümle devrik bir cümledir.
d) Düşünmedin beni hiç ne yaparım diye.
Adım 1: Yüklemi bulalım.
Cümlenin yüklemi “düşünmedin”.
Adım 2: Yüklemin türünü ve yerini belirleyelim.
“Düşünmek” kelimesi bir fiildir ve çekimlenmiştir. Bu bir fiil cümlesidir. Soru bizden isim cümlesi istediği için bu şıkkı eleriz.
Sonuç:
Devrik bir isim cümlesi olan şık C) seçeneğidir.
8. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Bu soruda bizden numaralanmış cümlelerle ilgili verilen ifadelerden hangisinin yanlış olduğunu, yani söylenemeyeceğini bulmamız isteniyor. Her bir cümleyi ve şıkkı ayrı ayrı inceleyelim:
(I) Ebru sanatı, kendine has malzeme ve uygulama özelliğine sahiptir.
(II) Ebru sanatında kullanılan bütün malzeme ve araçlar ebrucu tarafından hazırlanır.
(III) Boyaların tamamı tabiattan doğal yöntemlerle elde edilir.
(IV) Suyun yoğunlaşmasını sağlayan kitre, bitkisel esaslı bir ana malzeme ve boyaların kitre üzerinde açılmasını sağlayan doğal asit de hayvanın safra kesesindeki öddür.
Şimdi şıkları inceleyelim:
A) I numaralı cümle fiilimsi bulunan cümledir.
Adım 1: I numaralı cümleyi inceleyelim: “Ebru sanatı, kendine has malzeme ve uygulama özelliğine sahiptir.”
Adım 2: Cümlede fiilimsi arayalım.
Cümlede “uygulama” kelimesi geçiyor. “-ma / -me” ekleri isim fiil ekleridir. “Uygulama” kelimesi burada bir eylemin adı olarak kullanılmıştır, yani isim fiil (mastar) özelliği taşır. Bu durumda bu cümlede fiilimsi bulunmaktadır. O zaman bu ifade söylenebilir.
B) II numaralı cümle birden çok yüklemi olan cümledir.
Adım 1: II numaralı cümleyi inceleyelim: “Ebru sanatında kullanılan bütün malzeme ve araçlar ebrucu tarafından hazırlanır.”
Adım 2: Cümlenin yüklemlerini bulalım.
Bu cümlenin tek yüklemi “hazırlanır” kelimesidir. “Kullanılan” kelimesi ise bir sıfat fiildir (fiilimsi) ve yüklem değildir. “Birden çok yüklemi olan cümle” demek, birden fazla yargı bildiren, genellikle virgül veya bağlaçla bağlanmış sıralı ya da bağlı cümleler demektir. Bu cümlede ise tek bir temel yargı ve dolayısıyla tek bir yüklem vardır.
Bu durumda bu ifade söylenemez. Büyük ihtimalle doğru cevabımız budur.
C) III numaralı cümle tek yüklemli cümledir.
Adım 1: III numaralı cümleyi inceleyelim: “Boyaların tamamı tabiattan doğal yöntemlerle elde edilir.”
Adım 2: Cümlenin yüklemini bulalım.
Cümlenin yüklemi “elde edilir” birleşik fiilidir. Cümlede başka bir yüklem bulunmamaktadır.
Bu durumda bu ifade söylenebilir.
D) IV numaralı cümle bağlacı olan cümledir.
Adım 1: IV numaralı cümleyi inceleyelim: “Suyun yoğunlaşmasını sağlayan kitre, bitkisel esaslı bir ana malzeme ve boyaların kitre üzerinde açılmasını sağlayan doğal asit de hayvanın safra kesesindeki öddür.”
Adım 2: Cümlede bağlaç arayalım.
Cümlede “ve” ile “de” bağlaçları bulunmaktadır.
Bu durumda bu ifade söylenebilir.
Sonuç:
II numaralı cümlede birden çok yüklem yoktur, sadece tek bir yüklem (“hazırlanır”) vardır. Bu nedenle B) şıkkındaki ifade söylenemez.