8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 127
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle, Ali Canip Yöntem’in günlüklerinden hareketle metin anlama ve yorumlama üzerine güzel bir etkinlik yapacağız. Biliyorsunuz ki günlükler, kişilerin yaşadıklarını, duygu ve düşüncelerini günü gününe yazdıkları özel metinlerdir. Bu günlükler sayesinde geçmişte yaşanmış olayları, kişilerin ruh hallerini ve hatta o dönemin sosyal yaşantısını bile anlayabiliriz.
Önünüzdeki görselde Ali Canip Yöntem’in iki farklı tarihte yazdığı günlükler var. Bu günlükleri dikkatlice okuyup anladıktan sonra, metinle ilgili sorular oluşturmamız isteniyor. Bir metni ne kadar iyi anladığımızı göstermenin en iyi yollarından biri de o metinle ilgili doğru ve yerinde sorular sorabilmektir. Haydi, bu günlükleri beraber inceleyelim ve onlardan beş tane anlamlı soru çıkaralım.
1. Soru: Metne göre Ömer’in hastalığının belirtileri nelerdir?
Çözüm:
Bu soruyu cevaplamak için günlüklerin ilk kısmına, yani Pazartesi gününe ait olan bölüme bakmamız gerekiyor. Ali Canip Yöntem, Ömer’in hasta olduğunu ve şikayetlerini bize aktarıyor.
Adım 1: İlk günlüğün başlangıcına bakalım. “Dün gece Ömer bizdeydi, mektepte hastalanmış. Anneme: ‘Hanım teyze, Canip gibi ben de sıtmaya tutuldum galiba, başım ağrıyor!’ diye şikâyet etti.” cümlesi bize ilk ipucunu veriyor. Buradan Ömer’in başı ağrıdığını ve sıtma tutulmuş gibi hissettiğini anlıyoruz.
Adım 2: Günlüğün ilerleyen kısımlarında Ömer’in durumunun devam ettiğini görüyoruz. Ali Canip eve döndüğünde Ömer’in yatakta olduğunu belirtiyor ve Ömer’in kendi ağzından şu cümleleri duyuyoruz: “‘Aman başım… Sanki çatlayacak… Ne oluyorum bilmiyorum!'” Bu da bize baş ağrısının çok şiddetli olduğunu, hatta başının çatlayacak gibi ağrıdığını gösteriyor. Ayrıca Ömer’in halsiz olduğunu ve yataktan kalkamadığını da çıkarabiliriz.
Sonuç: Ömer’in hastalığının belirtileri baş ağrısı, sıtma tutulmuş gibi hissetme ve çok şiddetli baş ağrısı (sanki çatlayacak gibi) olarak metinde geçmektedir. Ayrıca yatağa düşmüş olması da genel bir halsizlik belirtisidir.
2. Soru: Ali Canip’in annesi, Ömer’in hastalığına neyin sebep olduğunu düşünüyor ve ona ne tavsiye ediyor?
Çözüm:
Bu sorunun cevabı da yine Pazartesi gününe ait günlükte, Ali Canip’in annesinin sözlerinde saklı. Annelerimiz genellikle böyle durumlarda neyin iyi geleceğini veya neyin hastalığa sebep olduğunu hemen bilirler, değil mi?
Adım 1: İlk günlükte annesinin Ömer’e söylediklerine odaklanalım: “Anneme: ‘Ah evlâdım, mevsim kış, sokaklarda geç kalıyorsun, kendini üşütüyorsun, dur sana ıhlamur kaynatayım. İç, erkence yat!’ dedi.”
Adım 2: Annenin cümlelerini incelediğimizde, “mevsim kış, sokaklarda geç kalıyorsun, kendini üşütüyorsun” ifadeleriyle Ömer’in havaların soğukluğuna rağmen dışarıda fazla kalıp üşütmesini hastalığının sebebi olarak gördüğünü anlıyoruz.
Adım 3: Annesinin tavsiyelerine baktığımızda ise “dur sana ıhlamur kaynatayım. İç, erkence yat!” dediğini görüyoruz. Bu da ona ıhlamur içmesini ve erken yatıp dinlenmesini tavsiye ettiğini gösteriyor.
Sonuç: Ali Canip’in annesi, Ömer’in kış mevsiminde dışarıda çok kalıp kendini üşütmesini hastalığının sebebi olarak görüyor. Ona ıhlamur içmesini ve erkence yatıp dinlenmesini tavsiye ediyor.
3. Soru: Ali Canip, Ömer’in hastalığı hakkında kimden bilgi almıştır ve bu kişi hastalığın ciddiyeti hakkında ne söylemiştir?
Çözüm:
Bu soruyu cevaplamak için ikinci günlüğe, yani Çarşamba gününe ait olan bölüme bakmamız gerekiyor. İlk günlükte Ali Canip’in annesi kendi fikirlerini söylemişti ama şimdi daha uzman birinden bilgi aldığını görüyoruz.
Adım 1: Çarşamba günlüğü, Ali Canip’in İstanbul’a gitmesiyle başlıyor. “İstanbul’a inmek mecburiyetindeydim. Vapurda Doktor Tevfik Rüştü’ye rast geldim.” Bu cümle bize Ali Canip’in Doktor Tevfik Rüştü ile karşılaştığını söylüyor.
Adım 2: Ali Canip, Doktor Tevfik Rüştü’ye ne anlatmış? “Hâlini anlattım.” Yani Ömer’in durumunu anlatmış.
Adım 3: Doktor Tevfik Rüştü’nün yorumuna bakalım: “Öyle sanıyorum ki hastalığı ehemmiyetli bir şey değil. Bir iki güne kadar geçecek. Fakat kendisinde heyecanlanma fazla.” Buradan doktorun, hastalığın önemli veya ciddi bir şey olmadığını ve bir iki güne kadar geçeceğini söylediğini anlıyoruz. Ancak Ömer’in heyecanının fazla olduğunu da ekliyor.
Sonuç: Ali Canip, Ömer’in hastalığı hakkında Doktor Tevfik Rüştü‘den bilgi almıştır. Doktor, hastalığın önemli (ehemmiyetli) olmadığını ve bir iki güne kadar geçeceğini, ancak Ömer’in fazla heyecanlandığını belirtmiştir.
4. Soru: Ömer, Ali Canip’in birlikte gitme teklifini neden reddetmiştir?
Çözüm:
Bu soru için tekrar Pazartesi günlüğüne dönmemiz gerekiyor. Ali Canip’in Ömer’e bir teklifte bulunduğunu ve Ömer’in bu teklifi neden kabul etmediğini bulmalıyız.
Adım 1: İlk günlüğün sonlarına doğru, Ali Canip’in Ömer’le konuşmasını okuyalım: “Beraber bize gitmemizi teklif ettim. ‘Yolda üşürüm de daha fazla hastalanırım!’ diye reddetti.”
Adım 2: Ömer’in direkt cevabı bize ret nedenini çok açık bir şekilde veriyor. “Yolda üşürüm de daha fazla hastalanırım!” cümlesinden, Ömer’in dışarı çıktığında daha fazla üşüyerek hastalığının daha da ilerlemesinden korktuğunu anlıyoruz.
Sonuç: Ömer, Ali Canip’in birlikte gitme teklifini yolda üşüyüp hastalığının daha da kötüleşeceği endişesiyle reddetmiştir.
5. Soru: Günlüklerde anlatılan olaylar hangi tarihler arasında geçmektedir?
Çözüm:
Bu soru çok basit bir okuma ve anlama sorusu. Günlüklerin hemen başında ve ortasında tarihler belirgin bir şekilde yazıyor.
Adım 1: İlk günlüğün sağ üst köşesine bakalım. Orada “Pazartesi, 23 Şubat 1920” yazıyor. Bu, ilk olayın gerçekleştiği tarihtir.
Adım 2: İkinci günlüğün sağ üst köşesine bakalım. Orada “Çarşamba, 25 Şubat 1920” yazıyor. Bu da ikinci olayın gerçekleştiği tarihtir.
Sonuç: Günlüklerde anlatılan olaylar 23 Şubat 1920 Pazartesi ile 25 Şubat 1920 Çarşamba tarihleri arasında geçmektedir.
Gördüğünüz gibi, bir metni dikkatlice okuyup anladığımızda, o metinle ilgili hem temel bilgileri soran hem de çıkarım yapmamızı gerektiren farklı türde sorular oluşturabiliriz. Bu etkinlik, okuduğumuzu daha iyi anlamamıza ve yorumlamamıza yardımcı olur. Başka bir etkinlikte görüşmek üzere!