8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 119
Merhaba sevgili öğrencim,
Bugün seninle Necip Fazıl Kısakürek’in o muhteşem “Kaldırımlar” şiiri üzerine konuşacağız ve şiirle ilgili soruları adım adım, birlikte çözeceğiz. Hazırsan başlayalım!
5. Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.” dizelerinden anladıklarınızı açıklayınız.
Sevgili öğrencim, bu dizeler şairin kaldırımlarla kurduğu çok özel ve derin bağı anlatıyor. Şair, kaldırımları sadece yürüdüğü bir yol olarak görmüyor, onlara bambaşka anlamlar yüklüyor.
Adım 1: “Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;” dizesini inceleyelim.
Burada “çilekeş yalnızlar” derken, hayatın zorluklarını yaşayan, acı çeken, kimsesiz insanları kastediyor. Bu insanlar için kaldırımlar, bir anne şefkatiyle onları sarıp sarmalayan, onlara kol kanat geren bir yer gibi. Tıpkı bir annenin evladını koruyup kollaması, ona güven vermesi gibi, kaldırımlar da bu yalnız insanlara bir sığınak, bir dayanak oluyor. Şair, kaldırımların bu insanlara verdiği huzuru ve güveni, bir annenin sevgisine benzetiyor.
Adım 2: “Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.” dizesini inceleyelim.
Bu dize ise şairin kaldırımları ne kadar benimsediğini ve onlarla iç içe yaşadığını gösteriyor. Şair için kaldırımlar cansız birer nesne değil; sanki onunla birlikte nefes alan, onunla aynı duyguları paylaşan, onun hatıralarına tanıklık etmiş canlı bir varlık gibi. Tıpkı hayatımızdaki yakın bir arkadaşımız, dostumuz gibi, kaldırımlar da şairin tüm yaşamına, sevinçlerine, hüzünlerine, düşüncelerine ortak olmuş, adeta onunla birlikte büyümüş bir “insan” kimliği kazanmış.
Sonuç: Bu dizeler, şairin kaldırımlara sadece bir yol değil, aynı zamanda yalnızlara şefkat gösteren bir anne ve kendi hayatına tanıklık etmiş, canlı, ruhu olan bir varlık gözüyle baktığını çok güzel bir şekilde ortaya koyuyor. Bu da şairin kaldırımlarla kurduğu duygusal ve güçlü bağı bize anlatıyor.
6. Şair, kaldırımlara olan sevgisini hangi ifadeyle dile getiriyor?
Şair, kaldırımlara olan derin sevgisini ve bağlılığını şiirin farklı yerlerinde çeşitli ifadelerle dile getiriyor. Ama en belirgin ve güçlü ifadelerden bazıları şunlardır:
- “Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;” ifadesiyle, kaldırımları kendisi gibi yalnızlara kucak açan, şefkatli bir anne gibi görüyor. Bu, büyük bir sevgi ve güvenin göstergesi.
- “Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.” sözüyle, kaldırımları kendi hayatının bir parçası, adeta can yoldaşı gibi görüyor. Bu da çok derin bir sevgi ve aidiyet duygusunu yansıtıyor.
- Şiirin başlarında “Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.” diyerek, kendisiyle kaldırımları bir tutuyor, onları yoldaşı, arkadaşı olarak görüyor. Bu da bir sevgi ifadesidir.
- Son olarak “Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.” dizesiyle, kaldırımların kendisiyle konuştuğunu, ona bir şeyler anlattığını, adeta onun ruhunun bir dili olduğunu belirtiyor. Bu da kaldırımlara duyduğu eşsiz ve mistik sevgiyi gösteriyor.
Sonuç: Şair, kaldırımlara olan sevgisini onları “çilekeş yalnızların annesi” ve “içimde yaşamış bir insan” olarak niteleyerek dile getiriyor. Bu ifadeler, kaldırımlara duyduğu derin şefkati, bağlılığı ve onları kendi varlığının bir uzantısı gibi görmesini çok güzel anlatıyor.
3. ETKİNLİK
“Kaldırımlar” şiirinin konusunu ve ana duygusunu yazınız.
Şimdi de şiirin genel olarak neyi anlattığını ve bize hangi duyguyu hissettirdiğini bulalım.
Konu:
Şiirin tamamını düşündüğümüzde, şairin gece vakti kimsesiz sokaklarda tek başına yürümesini, bu yürüyüş sırasında hissettiği yalnızlığı, korkuyu ve bunalımlı ruh halini görüyoruz. Şair, bu duygularını kaldırımlar ve şehirdeki diğer unsurlar (evler, fenerler, karanlık) aracılığıyla ifade ediyor. Yani şiirin konusu, şairin şehirde, özellikle de kaldırımlarda yaşadığı yalnızlık, iç sıkıntısı ve bu yalnızlıkla kaldırımlar arasında kurduğu derin bağdır.
Ana Duygu:
Şiiri okurken hep bir hüzün, bir yalnızlık ve hatta biraz da korku hissediyoruz, değil mi? Şairin ruh hali oldukça karamsar. Bu yüzden şiirin ana duygusu; yalnızlık, iç sıkıntısı, huzursuzluk, çaresizlik ve bu duygular içinde kaldırımlarda teselli bulma arayışıdır. Şair, kaldırımları bu duygularını paylaştığı bir sırdaş, bir yoldaş olarak görüyor.
4. ETKİNLİK
a) Aşağıdaki dizelerde yer alan söz sanatlarını, cümlelerin karşısındaki boşluklara yazınız.
Hadi bakalım, şimdi de söz sanatlarını bulalım. Unutma, söz sanatları şiire güzellik ve derinlik katar!
- Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
Çözüm: Yıldırımlar, yani şimşekler, evlerin bacasını kollayamaz, yani koruyup gözleyemez. Bu, insanlara özgü bir özelliktir. Cansız bir varlığa insan özelliği verildiği için burada Kişileştirme (Teşhis) sanatı vardır. - Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
Çözüm: Kaldırımlar “serseri” olamaz, bu da insanlara özgü bir özelliktir. Şair, kendisiyle kaldırımları aynı kaderi paylaşan “serseriler” olarak görüyor. Burada da cansız bir varlığa insan özelliği verildiği için Kişileştirme (Teşhis) sanatı vardır. - Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.
Çözüm: “Gibi” kelimesi bize ipucu veriyor. Evler, “gözüne mil çekilmiş bir âmâya” yani kör bir insana benzetilmiş. Bir şeyin başka bir şeye benzetildiği bu sanata Benzetme (Teşbih) denir. - Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi.
Çözüm: Kaldırımlar, “çilekeş yalnızların annesi” olarak doğrudan nitelenmiş. Tıpkı cansız bir varlığa insan özelliği vermek gibi, burada kaldırımlara annelik vasfı yüklenmiş. Bu hem Kişileştirme (Teşhis) hem de bir şeye başka bir şeyin özelliğini verme anlamında Benzetme (Teşbih-i Beliğ) sanatıdır. Anneler çilekeş yalnızlara şefkat gösterir, kaldırımlar da bu rolü üstlenmiş. - İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Çözüm: Yine “gibi” kelimesini görüyoruz. Fenerler, “bir sel gibi” akması isteniyor. Fenerlerin ışıkları veya görüntüsü bir sele benzetiliyor. Bu da açıkça Benzetme (Teşbih) sanatıdır. - Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
Çözüm:- “Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;” dizesinde şair, kendini “ıslak bir yorgana” benzetiyor ve onun gibi bürünmek istiyor. “Gibi” kelimesinden anladığımız üzere burada Benzetme (Teşbih) sanatı var.
- “Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.” dizesinde ise şair, “karanlıklara” sesleniyor ve onlardan kendisini örtmesini istiyor. Karanlıklar cansız olduğu halde, insana özgü olan “örtmek” eylemini yapması isteniyor. Bu da Kişileştirme (Teşhis) sanatıdır.
b) Şiirde kullanılan söz sanatlarının anlatıma olan katkısını yazınız.
Sevgili öğrencim, söz sanatları şiiri sadece süslemez, aynı zamanda ona derinlik katar ve okuyucunun zihninde canlı imgeler oluşturur. Şiirdeki söz sanatlarının anlatıma katkılarını şöyle sıralayabiliriz:
-
Anlatımı Güçlendirir ve Canlandırır: Söz sanatları, şiirdeki cansız varlıkları (kaldırımlar, evler, karanlıklar) adeta canlı birer karakter haline getirir. Böylece şiir daha etkileyici, daha sürükleyici ve akılda kalıcı olur.
-
Duyguları Yoğunlaştırır: Şairin yalnızlık, korku, iç sıkıntısı gibi soyut duyguları, söz sanatları sayesinde daha somut ve hissedilebilir hale gelir. Örneğin, kaldırımların “yalnızların annesi” olması, şairin yalnızlığını ve kaldırımlardan beklediği şefkati çok daha güçlü bir şekilde hissettirir.
-
İmgelem Gücünü Artırır: Okuyucunun zihninde canlı ve özgün imgeler oluşmasını sağlar. “Gözüne mil çekilmiş âmâ gibi evler” dizesi, evlerin karanlık ve cansız halini gözümüzde çok net bir şekilde canlandırır.
-
Şiire Özgünlük Katar: Her şairin kendine özgü bir anlatım tarzı vardır. Söz sanatları, şairin bu özgün tarzını ortaya koymasına yardımcı olur ve şiiri sıradanlıktan çıkarır.
-
Mesajı Daha Etkili İletir: Şairin vermek istediği mesajı, yani kaldırımlarla kurduğu derin bağı ve hissettiği duyguları, söz sanatları aracılığıyla okuyucuya çok daha etkili bir biçimde ulaştırır.
Sonuç: Kısacası, şiirdeki söz sanatları, anlatımı renklendirir, duyguları derinleştirir, okuyucunun hayal gücünü harekete geçirir ve şiire unutulmaz bir tat katarlar. Onlar olmasaydı, şiir bu kadar etkileyici ve anlamlı olmazdı.