8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 183
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizlerle görseldeki Nasreddin Hoca metinlerini inceleyeceğiz. Görselde doğrudan bir soru olmasa da, bu tür metinler genellikle bize belirli konular hakkında düşündürmek ve bilgilerimizi pekiştirmek için sunulur. Ben de sizler için bu metinlerden yola çıkarak, 8. sınıf seviyesine uygun, hem metin anlama hem de çıkarım yapma becerilerinizi ölçebilecek birkaç soru hazırladım. Şimdi bu soruları adım adım, anlaşılır bir dille birlikte çözelim.
Soru 1: “NASREDDİN HOCA’NIN HAYAT HİKÂYESİ” başlıklı metne göre, Nasreddin Hoca’nın doğum yeri ve ailesi hakkında hangi bilgilere ulaşabiliriz?
Çözüm:
Sevgili öğrenciler, bu soruda metinden doğrudan bilgi almamız gerekiyor. Metni dikkatlice okuyarak Nasreddin Hoca’nın doğum yeri ve ailesiyle ilgili kısımları bulalım.
-
Adım 1: Doğum yeri bilgisini bulalım.
Metinde şöyle bir ifade geçiyor: “Nasreddin Hoca birçok yerli ve Batılı kaynağa göre, 1208 yılında Eskişehir iline bağlı Sivrihisar ilçesinin eski ismi Hortu (şimdiki ismi Nasreddin Hoca) olan köyde dünyaya gelmiştir.”
Demek ki Nasreddin Hoca, 1208 yılında Eskişehir’in Sivrihisar ilçesine bağlı Hortu köyünde doğmuş.
-
Adım 2: Ailesiyle ilgili bilgileri bulalım.
Metnin devamında ailesi hakkında bilgi veriliyor: “Annesi Sıdıka Hatun, babası ise Abdullah Efendi‘dir.” Ayrıca babasının köyün imamı olduğu ve Nasreddin Hoca’nın babasının vefatından sonra onun yerine imamlık ve vaizlik görevini üstlendiği de belirtiliyor.
Sonuç:
Nasreddin Hoca, 1208 yılında Eskişehir iline bağlı Sivrihisar ilçesinin eski adı Hortu olan köyde dünyaya gelmiştir. Annesinin adı Sıdıka Hatun, babasının adı ise Abdullah Efendi‘dir. Babası köyün imamıymış.
Soru 2: “NASREDDİN HOCA’NIN HAYAT HİKÂYESİ” metninde, Nasreddin Hoca’nın Sivrihisarlı olduğu bilgisi nasıl kesinlik kazanmıştır?
Çözüm:
Bu soruda metindeki bir çıkarımı veya bir bilginin kaynağını bulmamız isteniyor. Metni dikkatle okuyarak bu bilginin nasıl kesinleştiğini bulalım.
-
Adım 1: İlgili bölümü bulalım.
Metinde şöyle bir cümle var: “Doğduğu yer konusundaki yaygın ihtilafa karşın, son yıllarda yapılan ilmî ve arkeolojik çalışmalarla özellikle eski sicillerden elde edilen bilgiler ve Hoca’nın kızına ait mezarın bulunması ile Hoca’nın Sivrihisarlı olduğu kesinlik kazanmıştır.”
-
Adım 2: Kesinlik kazandıran faktörleri belirleyelim.
Bu cümleden anlıyoruz ki, Nasreddin Hoca’nın Sivrihisarlı olduğu bilgisi iki ana nedenle kesinleşmiş:
- Eski sicillerden (kayıtlardan) elde edilen bilgiler.
- Nasreddin Hoca’nın kızına ait bir mezarın bulunması.
Sonuç:
Nasreddin Hoca’nın Sivrihisarlı olduğu bilgisi, son yıllarda yapılan bilimsel ve arkeolojik çalışmalar sonucunda, özellikle eski kayıtlardan elde edilen bilgiler ve Nasreddin Hoca’nın kızına ait bir mezarın bulunmasıyla kesinlik kazanmıştır.
Soru 3: “BİZİM İLLER, BİZİM İLLER” başlıklı fıkradaki misafir, Nasreddin Hoca’dan ne istemiştir? Nasreddin Hoca bu isteğe nasıl bir cevap vermiştir?
Çözüm:
Şimdi de fıkra metnine odaklanalım sevgili gençler. Fıkrayı dikkatlice okuyarak misafirin isteğini ve Hoca’nın cevabını bulalım.
-
Adım 1: Misafirin isteğini bulalım.
Fıkrada şöyle bir ifade var: “Tam yatma zamanı misafirin canı üzüm istemiş.”
Demek ki misafir, yatma vakti gelince üzüm istemiş.
-
Adım 2: Nasreddin Hoca’nın cevabını bulalım.
Misafirin bu isteği üzerine Hoca’nın hiç işine gelmemiş ve şöyle bir cevap vermiş:
— Bizde öyle âdet yoktur,
Saklarlar da güzün yerler!Yani Hoca, kendi yörelerinde üzümün hemen yenmediğini, sonbaharda saklanıp yendiğini söyleyerek misafirin isteğini nazikçe geri çevirmiş.
Sonuç:
Fıkradaki misafir, yatma zamanı gelince Nasreddin Hoca’dan üzüm istemiştir. Nasreddin Hoca ise bu isteğe, “Bizde öyle âdet yoktur, saklarlar da güzün yerler!” şeklinde bir cevap vererek, üzümün o an yenilmeyip sonbaharda tüketildiğini ima etmiştir.
Soru 4: “BİZİM İLLER, BİZİM İLLER” fıkrasının ana fikri veya bize vermek istediği mesaj nedir?
Çözüm:
Bir fıkranın ana fikrini bulmak, hem okuduğumuzu anlamamızı hem de metinden ders çıkarmamızı sağlar. Bu fıkra bize ne anlatmak istiyor, birlikte düşünelim.
-
Adım 1: Fıkradaki olayı ve karakterlerin tutumlarını inceleyelim.
Fıkrada bir misafir var. Misafir, geç vakitte, uyku zamanı gelince Hoca’dan üzüm istiyor. Hoca ise bu isteği yerine getirmek istemiyor çünkü muhtemelen o saatte üzüm çıkarmak zahmetli veya o an üzümü yok. Ama Hoca, misafirini kırmamak için doğrudan “üzüm yok” demek yerine, yöresel bir âdetten bahsederek durumu idare ediyor.
-
Adım 2: Hoca’nın cevabındaki inceliği ve mizahı yorumlayalım.
Hoca’nın cevabı hem komik hem de düşündürücü. “Bizim iller, bizim iller, yatarlarken üzüm yerler!” şarkısıyla misafir, kendi yöresinde üzüm yeme âdetini anlatıyor. Hoca da ona karşılık olarak “Bizde öyle âdet yoktur, saklarlar da güzün yerler!” diyerek, o an için üzüm ikram edemeyeceğini, ama bunu bir âdet gibi sunarak durumu tatlıya bağlıyor. Bu, hem misafirperverlik anlayışını hem de Hoca’nın zekâsını gösteriyor.
-
Adım 3: Ana mesajı belirleyelim.
Bu fıkra bize, insanlar arasındaki ilişkilerde, özellikle misafir-ev sahibi ilişkisinde, bazen doğrudan hayır demek yerine zekice ve nazikçe çözümler üretmenin önemini gösterir. Ayrıca, Nasreddin Hoca fıkralarının genel özelliği olan ince mizah ve durumdan vazife çıkarma yeteneğini de vurgular.
Sonuç:
Bu fıkranın ana fikri, Nasreddin Hoca’nın zekâsıyla zor durumlardan nasıl sıyrıldığını ve misafirperverlik anlayışını, mizahi bir dille anlatmasıdır. Hoca, misafirin uygunsuz bir isteğini, onu kırmadan, yöresel bir âdeti bahane ederek, ince bir espriyle geri çevirmiştir. Bu da bize hem zekice çözümler üretmenin hem de karşımızdaki kişiye karşı nazik olmanın önemini gösterir.