8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 174
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizinle Cahit Sıtkı Tarancı’nın hepimizin yüreğine dokunan, zaman ve hayat üzerine düşündüren o güzel şiiri “Otuz Beş Yaş” üzerine bir değerlendirme çalışması yapacağız. Şiiri dikkatlice okuyup, her bir soruyu adım adım, hep beraber anlayarak çözeceğiz. Hazırsanız başlayalım!
1. Şair, hangi ruh hâliyle bu şiiri yazmıştır? Açıklayınız.
Bu soruyu cevaplamak için şiirin genel atmosferine, şairin kullandığı kelimelere ve dile getirdiği duygulara bakmamız gerekiyor. Şiiri okuduğumuzda, şairin hayatının bir dönüm noktasında olduğunu, yaşlanmanın ve zamanın acımasız akışının farkına vardığını görüyoruz.
Çözüm:
Şair, bu şiiri yazarken hüzünlü, melankolik bir ruh halindeydi diyebiliriz. Yaşının otuz beşe gelmesiyle birlikte ömrünün yarısını geride bıraktığını, gençlik yıllarının verdiği o heyecanın, cevherin kaybolduğunu fark etmiş. Geçmişe bir özlem duyarken, aynalara baktığında gördüğü çizgili yüzü, mor halkaları kabullenmekte zorlanıyor. Ayrıca ölüm gerçeğiyle yüzleşmesi ve bunu kabullenmeye çalışması da onun ruh halinin bir parçası. Kısacası, yaşlanma, zamanın geçişi ve ölümün kaçınılmazlığı üzerine derin düşünceler içinde, biraz da pişmanlık ve geçmişe özlemle dolu bir ruh haliyle yazmış bu şiiri.
2. Şiirin ikinci bölümünden anladıklarınızı açıklayınız.
Şiirin ikinci bölümü, “Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? / Benim mi Allahım bu çizgili yüz? / Ya gözler altındaki mor halkalar? / Neden böyle düşman görünürsünüz, / Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?” dizelerinden oluşuyor. Bu bölümde şair, yaşlanmanın fiziksel belirtileriyle yüzleşiyor.
Çözüm:
Şiirin ikinci bölümünde şair, yaşlanmanın bedeni üzerindeki etkilerini görüyor ve bu duruma şaşkınlık ve biraz da isyanla yaklaşıyor.
- Öncelikle, şakaklarına düşen aklar (“kar mı yağdı ne var?”) ve yüzündeki çizgiler (“bu çizgili yüz?”) ile gençliğinin bittiğini, yaşlandığını fark ediyor.
- Gözlerinin altındaki mor halkalar da yorgunluğun ve yaşlılığın bir göstergesi olarak karşısına çıkıyor.
- En ilginç olanı ise, yıllarca kendine dost bildiği, güzelliğini yansıtan aynalara şimdi “düşman” gibi bakması. Çünkü aynalar artık ona genç ve dinamik halini değil, yaşlılık belirtilerini gösteriyor. Bu durum, şairin yaşlanmayı kabullenmekte zorlandığını, hatta fiziksel değişimlerden dolayı aynalara bile sitem ettiğini çok güzel bir şekilde anlatıyor.
3. Şiirin en çok hangi bölümünü beğendiniz? Niçin?
Bu soru kişisel bir tercih sorusu, yani herkesin cevabı farklı olabilir. Ben size kendi en çok beğendiğim bölümü ve nedenini açıklayacağım.
Çözüm:
Ben şiirin en çok son bölümünü beğendim. Yani şu dizelerin olduğu kısmı:
“Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak,
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.”
Niçin?
Bu bölümü beğenmemin nedeni, şairin hayatın en büyük gerçeği olan ölümle yüzleşmesini ve bunu çok çarpıcı imgelerle anlatmasınıdır. Özellikle “Bir namazlık saltanatın olacak, / Taht misali o musalla taşında” dizeleri beni çok etkiledi. Hayatımızda peşinden koştuğumuz her şeyin, makamın, mevkinin, gücün, ölüm anında ne kadar anlamsızlaştığını ve insanın son yolculuğunda sadece bir “namazlık saltanat” yaşadığını, musalla taşının da bir “taht” gibi göründüğünü söylemesi, hayatın gelip geçiciliğini ve ölümün eşitliğini çok güçlü bir şekilde vurguluyor. Bu dizeler, insana hayatı ve ölümü bir kez daha düşündürüyor.
4. Şiirin ana duygusu nedir?
Ana duygu, bir şiirde veya metinde okuyucuya verilmek istenen en temel histir, mesajdır. Şiirin bütününde bize ne hissettiriyor, hangi konuyu işliyor, ona bakmalıyız.
Çözüm:
Şiirin ana duygusu, yaşlanma, zamanın acımasız akışı ve ölümün kaçınılmazlığı karşısında duyulan hüzün, melankoli ve kabullenme diyebiliriz. Şair, gençliğin kaybına üzülürken, bir yandan da hayatın bu doğal döngüsünü ve ölüm gerçeğini kabullenmeye çalışıyor. Şiir boyunca bu derin düşünceler ve hüzünlü ruh hali bize eşlik ediyor. Kısacası, hayatın anlamı ve sonluluğu üzerine derin bir düşünce ve bu düşüncelerin getirdiği hüzün, şiirin ana duygusudur.
5. “Otuz Beş Yaş” şiirine bir bölüm de siz ekleyiniz.
Şimdi sıra sizde! Şairin ruh haline ve şiirin temasına uygun, “Otuz Beş Yaş” şiirine bir bölüm ekleyelim. Şiirin genel havasına, kullandığı dile ve işlediği konulara dikkat etmemiz gerekiyor. Ben de sizin için bir deneme yapacağım.
Çözüm:
Adım 1: Şiirin genel temasını (yaşlanma, zaman, ölüm, geçmişe özlem) aklımızda tutalım.
Adım 2: Şairin kullandığı dil ve üsluba uygun, düşündürücü ve hüzünlü olabilecek dizeler yazmaya çalışalım.
İşte benim ekleyeceğim bölüm:
Bir zamanlar koştuğum yollar ıssız şimdi,
Her adımda bir anı, bir hüzün saklı.
Gençlik rüzgârı esmez oldu, bitti,
Gelecek mi var, yoksa geçmiş mi haklı?
Bu bölümde, şairin geçmişte yaşadığı canlılığı ve gençliği kaybetmesinin getirdiği boşluğu ve yalnızlığı ifade etmeye çalıştım. “Gelecek mi var, yoksa geçmiş mi haklı?” dizesiyle de yaşlılıkla birlikte gelen belirsizliği ve geçmişin ağırlığını vurgulamak istedim. Umarım beğenmişsinizdir!