8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 184
Merhaba sevgili öğrencim,
Bu görseldeki soru, senden bir hikâye yazmanı istiyor. Şimdi soruyu adım adım inceleyelim ve nasıl bir hikâye yazman gerektiğini konuşalım.
Soru Metni: b) Fıkradaki mizahi öğelere dikkat ediniz. Siz de öyküleyici anlatımı kullanarak “misafirperverlik” konulu bir hikâye yazınız. Hikâyenizde mizahi öğelere yer veriniz ve yazınıza uygun bir başlık koyunuz.
Çözüm:
Öncelikle sorunun ilk kısmında, “Fıkradaki mizahi öğelere dikkat ediniz.” deniyor. Ancak görselde herhangi bir fıkra (kısa, güldürücü hikâye) bulunmuyor. Bu yüzden o kısmı atlayıp doğrudan senden istenen hikâye yazma görevine odaklanacağız. Eğer bir fıkra olsaydı, önce onu okuyup hangi bölümlerinin komik olduğunu anlamaya çalışacaktık.
Şimdi gelelim asıl görevimize: “misafirperverlik” konulu, öyküleyici anlatımla yazılmış, mizahi öğeler içeren ve uygun başlıklı bir hikâye yazmak.
Adım 1: Konuyu Anlamak – Misafirperverlik Nedir?
-
Misafirperverlik, bildiğin gibi, misafir ağırlamayı seven, konuklarına iyi davranan, onları rahat ettirmek için elinden geleni yapan kişilerin özelliğidir. Bizim kültürümüzde misafir ağırlamak çok önemli bir değerdir, değil mi?
Adım 2: Anlatım Türü – Öyküleyici Anlatım Nedir?
-
Öyküleyici anlatım, bir olayın veya olaylar zincirinin bir kişi veya kişilerin başından geçtiği, belirli bir yerde ve zamanda yaşandığı bir anlatım biçimidir. Yani bir hikâye anlatacağız. Bu hikâyede genellikle şu öğeler bulunur:
- Olay örgüsü: Hikâyede yaşanan olaylar sırası.
- Kişiler: Hikâyedeki kahramanlar.
- Yer (Mekân): Olayların geçtiği yer.
- Zaman: Olayların yaşandığı dönem.
- Anlatıcı: Olayları kimin anlattığı (genellikle birinci veya üçüncü kişi).
Adım 3: Mizahi Öğeler Eklemek
-
Hikâyeye mizah, yani güldürücü unsurlar katmak, okuyucuyu eğlendirir. Bu, karakterlerin komik durumları, abartılı tepkileri, beklenmedik olaylar veya kelime oyunları ile olabilir. Misafirperverlik konusunu işlerken, misafiri ağırlarken yaşanan tatlı telaşlar, komik yanlış anlaşılmalar veya abartılı ikramlar mizahi öğeler için harika birer kaynak olabilir. Unutma, mizah güldürürken düşündürmeyi de hedefler.
Adım 4: Başlık Koymak
-
Hikâyenin konusuyla ve içeriğiyle ilgili, ilgi çekici bir başlık seçmeliyiz. Başlık, hikâyeyi özetlemeli veya merak uyandırmalı. Okuyucuyu hikâyeyi okumaya teşvik etmeli.
Şimdi tüm bu adımları düşünerek, “misafirperverlik” konulu, mizahi öğeler içeren öyküleyici bir hikâye taslağı yazalım. Bu, senin için bir örnek olsun, sen de kendi hayal gücünü kullanarak çok daha güzelini yazabilirsin! Önemli olan bu kurallara dikkat etmek.
Örnek Hikâye:
Bir Misafir Geldi, Ev Şenlendi!
Bizim köyde Hüsmen Amca vardı, Allah rahmet eylesin. Misafir görmeye görsün, sanki bayram gelmiş gibi sevinir, coşardı. Bir gün, hiç beklenmedik bir anda, Hüsmen Amca’nın kapısı çalındı. Gelenler, yıllardır görmediği teyzesinin uzaktan akrabalarıymış. Hüsmen Amca’nın yüzünde güller açtı, “Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz!” diye kucakladı hepsini.
Hemen mutfağa koştu, karısı Ayşe Teyze’ye “Koş Ayşe, misafirlerimiz var! Ne yapsak, ne etsek?” diye seslendi. Ayşe Teyze panikledi, dolabı açtı, kapattı. “Hüsmen, ne ara bu kadar misafir geldi? Evde sadece iki patates var!” dedi. Hüsmen Amca’nın gözleri parladı, “Olsun Ayşe, sen o iki patatesi öyle bir kızart ki, sanki kırk patates yemiş gibi olsunlar!”
Ayşe Teyze bir yandan patates kızartırken, Hüsmen Amca da misafirleri salona buyur etti. Misafirlerden biri, yaşlıca bir teyze, “Hüsmen’ciğim, zahmet etmeseydiniz, biz yolda atıştırdık zaten.” dedi. Hüsmen Amca bunu duyar duymaz daha da telaşlandı. “Olur mu öyle şey! Benim evime gelen aç gitmez!” diye mırıldanarak mutfağa daldı. Ayşe Teyze’nin elindeki iki patatesi gördü, “Ayşe, bu yetmez! Komşudan yumurta iste, menemen yap! Salata yap, turşu çıkar, ne varsa koy sofraya!” diye emirler yağdırdı.
Komşu Hatice Teyze’den dört yumurta, bir tutam maydanoz geldi. Ayşe Teyze, o iki patatesi, dört yumurtayı ve bir avuç maydanozu kullanarak öyle bir sofra kurdu ki sorma! Ortaya devasa bir menemen tabağı, yanına bol yeşillikli bir salata ve bir tabak da ev turşusu kondu. Sanki kırk kişi doyacakmış gibi duruyordu.
Misafirler şaşkınlıkla sofraya baktılar. Yaşlı teyze tekrar konuştu: “Hüsmen’ciğim, vallahi billahi tokuz. Bak bu kadar yemeği kim yiyecek şimdi?” Hüsmen Amca gülümsedi, “Merak etmeyin teyzeciğim, benim hanım öyle güzel yapar ki, tok olsanız bile iştahınız açılır!”
Nitekim, Hüsmen Amca’nın ısrarları ve Ayşe Teyze’nin lezzetli yemekleriyle misafirler karınlarını doyurdular. Sofradan kalktıklarında hepsi gülerek, “Hüsmen Amca, senin misafirperverliğin dillere destan olmalı! İki patatesle koca orduyu doyurdun!” dediler. Hüsmen Amca da gururla göğsünü kabarttı. O gün anlaşıldı ki, misafirperverlik sadece sofranın zenginliğiyle değil, gönlün zenginliğiyle ölçülürmüş.
Hikâyenin Analizi (Neden Bu Kurallara Uygun?):
-
Konu (Misafirperverlik): Hikâye boyunca Hüsmen Amca’nın misafirlerine ne kadar önem verdiği, onları ağırlamak için nasıl çabaladığı anlatılıyor. Bu da misafirperverlik temasını doğrudan işliyor. Misafirlere gösterilen ilgi ve ikram çabası, ana fikri oluşturuyor.
-
Öyküleyici Anlatım:
- Olay örgüsü: Misafirlerin gelişi, Hüsmen Amca’nın telaşı, Ayşe Teyze’nin yemek hazırlığı, misafirlerin sofraya oturması ve memnun ayrılması gibi olaylar bir sıra dâhilinde anlatılıyor. Giriş, gelişme ve sonuç bölümleri var.
- Kişiler: Hüsmen Amca, Ayşe Teyze, misafirler, komşu Hatice Teyze gibi karakterler var. Bu karakterler olayları yaşatıyor.
- Yer (Mekân): Olaylar Hüsmen Amca’nın köydeki evinde geçiyor. Mekân, hikâyenin atmosferini belirliyor.
- Zaman: Belirsiz bir “bir gün” ifadesiyle başlıyor, yani belirli bir zamanda geçiyor. Akşam yemeği vakti gibi bir zaman diliminden bahsediyoruz.
- Anlatıcı: Olayları dışarıdan gözlemleyen, üçüncü tekil şahıs bir anlatıcı var. “Hüsmen Amca vardı…”, “koştu…”, “dedi…” gibi ifadelerle bunu anlıyoruz.
-
Mizahi Öğeler:
- Hüsmen Amca’nın misafir gelince yaşadığı abartılı telaş ve coşku, okuyucuyu gülümsetiyor.
- Ayşe Teyze’nin “evde sadece iki patates var” demesi ve Hüsmen Amca’nın buna cevaben “iki patatesi öyle kızart ki, kırk patates yemiş gibi olsunlar!” demesi, durum komiği yaratıyor ve abartılı bir ifade kullanılıyor.
- Misafirlerin tok olduğunu söylemelerine rağmen Hüsmen Amca’nın daha da telaşlanması ve “Benim evime gelen aç gitmez!” diyerek komşudan yardım istemesi, Türk misafirperverliğinin abartılı ama tatlı bir yönünü gösteriyor.
- İki patates, dört yumurta ve bir avuç maydanozla “devasa” bir sofra kurulması ve “koca orduyu doyurmak” benzetmesi abartı yoluyla gülünç bir durum oluşturuyor.
-
Uygun Başlık: “Bir Misafir Geldi, Ev Şenlendi!” başlığı, hem hikâyenin konusunu (misafir) hem de mizahi ve sıcak atmosferini (şenlendi) yansıtıyor. Hikâyenin içeriğiyle uyumlu ve ilgi çekici. Aynı zamanda bir merak uyandırıyor.
Gördüğün gibi, bir hikâye yazarken bu noktalara dikkat ederek hem konuya uygun hem de okuyucuyu eğlendiren bir metin ortaya çıkarabiliriz. Şimdi sıra sende, kendi yaratıcılığını kullanarak harika bir hikâye yazabilirsin! Eminim çok güzel bir şeyler ortaya çıkaracaksın.