8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 238
Merhaba sevgili öğrencim! Bugün seninle birlikte, “Gündüzünü Kaybeden Kuş” adlı metinden alınmış cümlelerdeki söz sanatlarını bulmaya çalışacağız. Söz sanatları, yazarların ve şairlerin anlatımlarını daha etkili, güzel ve çarpıcı hale getirmek için kullandığı özel ifadelerdir. Hadi gel, her cümleyi tek tek inceleyelim ve hangi söz sanatının kullanıldığını bulalım!
Önce söz sanatlarını kısaca hatırlayalım:
- Benzetme: Bir şeyi, başka bir şeye benzeterek anlatmaktır. Genellikle “gibi”, “sanki”, “adeta” gibi edatlar kullanılır.
- Karşıtlık (Tezat): Anlatımda birbirine zıt (karşıt) kavramları veya durumları bir arada kullanmaktır.
- Kişileştirme (Teşhis): İnsan dışındaki canlı veya cansız varlıklara insanlara özgü özellikler vermektir. Örneğin, “rüzgar fısıldadı”, “güneş gülümsedi”.
- Konuşturma (İntak): Kişileştirilmiş varlıkları konuşturmak, yani insan dışındaki bir varlığın ağzından söz söylemektir. Kişileştirmenin bir adım ötesidir.
- Abartma (Mübalağa): Bir şeyi olduğundan çok daha büyük, çok daha küçük, çok daha fazla veya çok daha az göstererek anlatmaktır.
Şimdi hazırsan, cümleleri inceleyelim:
1. Soru: Denizin o hırlayan uçurumları, tepetakla dönmüş Niagara şelaleleri gibi havaya yükselirken onlara gün doğdu demektir.
Çözüm:
Bu cümlede iki önemli nokta var:
- “Denizin o hırlayan uçurumları”: Hırlamak, genellikle hayvanlara özgü bir sestir. Uçurumlara bu özelliği vermek bir kişileştirmedir.
- “Niagara şelaleleri gibi havaya yükselirken”: Burada “gibi” edatı kullanılarak denizin uçurumları, Niagara şelalelerine benzetilmiştir. Bu da açıkça bir benzetmedir.
Görselde zaten bu boşluğun altına “Benzetme” yazılmış. Bu, benzetmenin cümlede çok belirgin bir şekilde kullanıldığını gösterir.
Sonuç: Benzetme
2. Soru: Fırtınasız, açık havada başka bir âlemden geliyormuş gibi, ara sıra uzak bir çağırış duyulur gibi olur.
Çözüm:
Bu cümleyi dikkatlice okuduğumuzda, “başka bir âlemden geliyormuş gibi” ifadesini görüyoruz. Buradaki “gibi” kelimesi, anlatılan sesin veya durumun başka bir âlemden geliyormuşçasına bir şeye benzetildiğini gösterir. Bir şeyi başka bir şeye benzetmek de hangi söz sanatıydı? Evet, doğru bildin, benzetme!
Sonuç: Benzetme
3. Soru: Artık gece olmuştu, Miho hâlâ gündüzü arıyordu.
Çözüm:
Bu cümlede “gece” ve “gündüz” kelimeleri yan yana kullanılmış. Gece ve gündüz, birbirinin tam tersi, yani zıt anlamlı kavramlardır. Birbirine zıt durumları veya kavramları bir arada kullanmaya ne diyorduk? Karşıtlık (tezat) diyorduk.
Sonuç: Karşıtlık
4. Soru: Tan yeri uyanırken keklikler derelerden, yamaçlardan yeni doğan günü bütün kuşlar, böcekler, taşlar ve denizlerle selamlıyorlardı.
Çözüm:
Bu cümlede birkaç farklı varlığa insan özelliği verilmiş:
- “Tan yeri uyanırken“: Tan yerinin (şafağın) uyanması, insana özgü bir eylemdir.
- “keklikler… selamlıyorlardı“: Kekliklerin selamlaması da insana özgü bir davranıştır.
- “bütün kuşlar, böcekler, taşlar ve denizlerle selamlıyorlardı“: Taşların ve denizlerin selamlaması da aynı şekilde insana özgü bir eylemdir.
İnsan dışındaki varlıklara insan özelliği verme sanatına kişileştirme denir.
Sonuç: Kişileştirme
5. Soru: Bütün ana keklikler, “Merhaba!” diyerek gevezelik ediyor ve “Bir karanlık gece daha atlattık.” diye birbirlerini kutluyorlardı.
Çözüm:
Bu cümlede kekliklerin konuştuğunu görüyoruz: “Merhaba!” diyorlar ve “Bir karanlık gece daha atlattık.” diye birbirlerini kutluyorlar. Keklikler normalde konuşamazlar. Eğer kişileştirilmiş bir varlık (burada keklikler) konuşturuluyorsa, bu söz sanatına konuşturma denir. Unutma, konuşturma için önce kişileştirme olması gerekir.
Sonuç: Konuşturma
6. Soru: İnsanın hayalini bile korkutan, çıldırtacak yüksekliklere çıkarlar.
Çözüm:
Burada bahsedilen yüksekliklerin, insanın hayalini bile korkutacak ve çıldırtacak kadar fazla olduğu söyleniyor. Bir yüksekliğin insanı bu denli etkilemesi, gerçekte olduğundan çok daha fazla gösterilmesidir. Bir şeyi olduğundan daha büyük, daha fazla veya daha az göstermeye abartma denir.
Sonuç: Abartma
Umarım bu açıklamalarla söz sanatlarını daha iyi anlamışsındır. Unutma, etrafımızdaki metinlerde, şarkılarda ve şiirlerde bu sanatları sıkça görebiliriz. Gözlerin ve kulağın açık olsun!