8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 237
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle, “Gündüzünü Kaybeden Kuş” adlı metinle ilgili soruları çözeceğiz. Unutmayın, her sorunun cevabı metnin içinde saklı. Önemli olan dikkatli okumak ve anlamak. Hadi başlayalım!
3. Hacı Süleyman’ın keklik avlamak istemesi ve avlayacak keklik bulamayınca öfkelenmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Neden?
Sevgili öğrencilerim, bakın burada çok önemli bir detay var. Soruda “keklik” avlamak istemesi diyor ama metinde Hacı Süleyman’ın “kebaplık martılar” avlamak istediği yazıyor. Gördünüz mü? Metni dikkatli okumak bu yüzden çok önemli. Biz soruyu metne uygun şekilde, yani martılar üzerinden cevaplayalım.
Şimdi Hacı Süleyman’ın martı avlamak istemesi ve avlayacak martı bulamayınca öfkelenmesi hakkında şunu düşünebiliriz:
- Hacı Süleyman, doğadaki canlıları kendi ihtiyaçları doğrultusunda, yani yemek ya da belki satarak para kazanmak için bir araç olarak görüyor. Bu durum, insanların doğaya karşı bazen ne kadar bencilce yaklaştığını gösteriyor.
- Avlayacak martı bulamayınca öfkelenmesi ise onun bu canlıları tamamen bir “mal” gibi gördüğünü, kendi beklentileri karşılanmadığında hayal kırıklığına uğradığını ve hatta hırslandığını gösteriyor. Bu öfke, doğanın kendi düzeni içinde var olan canlıların, insanların her istediğinde kolayca elde edilemeyeceğini kabullenememesinden kaynaklanıyor olabilir.
- Bu durum, aslında insan ve doğa arasındaki çatışmayı, insanın doğayı kontrol etme arzusunu ve bu arzunun gerçekleşmediğinde yaşadığı hayal kırıklığını bize anlatıyor.
4. Hacı Süleyman niçin kuşları avlamak istiyor olabilir?
Hacı Süleyman’ın kuşları, yani metindeki adıyla martıları avlamak istemesinin birkaç nedeni olabilir:
- Metinde “kebaplık martılar” ifadesi geçiyor. Bu da Hacı Süleyman’ın martıları yemek için avlamak istediğini gösteriyor. Belki de ekonomik durumu iyi değil ve karnını doyurmak için bir yol arıyor.
- Ayrıca, metinde Hacı Süleyman’ın martıları “issizlik parçası” olarak gördüğü belirtiliyor. Bu ifade, martıları bir iş gücü veya üretim aracı olarak değerlendirdiğini, yani onları avlayarak bir tür kazanç elde etmeyi düşündüğünü akla getiriyor. Belki de avladığı martıları satarak geçimini sağlamak istiyor olabilir.
- Kısacası, Hacı Süleyman kuşları ya kendi gıda ihtiyacını karşılamak ya da ekonomik bir fayda sağlamak amacıyla avlamak istiyor.
5. “Miho hâlâ gündüzü arıyor ama bulamıyordu.” ifadesiyle yazarın anlatmak istediği ne olabilir?
Bu cümle, metindeki en düşündürücü ifadelerden biri, değil mi? Hadi birlikte yorumlayalım:
- Metnin başında martılardan “Miho” diye bahsediliyor ve onların denizle olan bağları, denizin bir parçası oldukları vurgulanıyor. “Miho” sanki bu martıların veya genel olarak doğadaki canlıların bir sembolü gibi.
- “Gündüzü aramak”, burada sadece güneşli bir günü aramak anlamına gelmiyor bence. Bu ifade, martıların yani doğanın, kendi doğal düzenini, huzurunu, yaşam alanını ve özgürlüğünü aradığını anlatıyor olabilir.
- Ancak bu “gündüzü bulamıyor” olmaları, insanların (tıpkı Hacı Süleyman gibi) onların doğal yaşamına müdahale etmesi, onları avlamaya çalışması veya yaşam alanlarını tehdit etmesi yüzünden, doğanın artık eskisi gibi huzurlu ve güvende olmadığını, kendi doğal düzenini bulmakta zorlandığını gösteriyor.
- Yani yazar, bu cümleyle insanın doğa üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor ve doğanın bu etkiler yüzünden kaybettiği huzuru ve düzeni aradığını, ancak bulamadığını dile getiriyor.
6. Okuduğunuz metinden çıkardığınız sonuç nedir?
Bu metinden çıkarabileceğimiz en önemli sonuç şudur:
- Metin, insanların doğa ile olan ilişkisini ve bu ilişkideki dengesizliği gözler önüne seriyor. İnsanlar, doğanın güzelliklerine hayran kalırken bir yandan da onu kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktan çekinmiyor.
- Hacı Süleyman’ın martıları avlama çabası ve öfkesi, doğayı sadece bir kaynak olarak gören, ondan faydalanmaya çalışan ve beklentileri karşılanmadığında hayal kırıklığına uğrayan insan zihniyetini temsil ediyor.
- Sonuç olarak, metin bize doğanın sadece bir kaynak olmadığını, kendi içinde bir yaşam döngüsü ve düzeni olduğunu, insanların bu düzene müdahale ettiğinde hem doğanın hem de aslında kendi huzurumuzun etkilendiğini anlatıyor. Doğa, insanların sınırsız istekleri karşısında savunmasız kalabiliyor ve kendi “gündüzünü” yani huzurunu kaybedebiliyor. Bu nedenle doğaya saygılı olmalı ve onu korumalıyız.
3. ETKİNLİK: “Gündüzünü Kaybeden Kuş” metnini özetleyiniz.
Şimdi de metnin ana fikirlerini ve önemli olaylarını bir araya getirerek kısa bir özet yapalım:
Metin, kıyı şeridinde yaşayan ve denizin adeta ayrılmaz bir parçası olan martıları anlatır. Yazar, martıların çığlıklarını ve hareketlerini betimlerken, onları “miho”ya benzeterek sevimli ve doğal birer varlık olarak sunar. İnsanlar başlangıçta martıları hayranlıkla izlese de, zamanla onlara taş atmaya ve hatta avlamaya başlar. Özellikle Hacı Süleyman adında bir adam, martıları “kebaplık” olarak görür ve “issizlik parçası” diye nitelendirerek onları avlamak ister. Hacı Süleyman, sabahın erken saatlerinden itibaren köpekleriyle birlikte sahilde martı avına çıkar. Ancak istediği kadar martı bulamayınca büyük bir öfke yaşar. Metin, bu durum üzerinden insanın doğayla olan ilişkisini, doğayı bir kaynak olarak görme eğilimini ve bu yaklaşımlar sonucu doğanın kendi doğal düzenini ve huzurunu (“gündüzünü”) kaybetme tehlikesini işler.