8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 134
Merhaba sevgili öğrencim! Bugün seninle anlatım biçimleri konusunu pekiştireceğiz. Görseldeki metinleri tek tek inceleyip hangi anlatım biçimine ait olduklarını birlikte bulacağız. Hazırsan başlayalım!
4. ETKİNLİK
Aşağıdaki paragraflarda hangi anlatım biçimlerinin kullanıldığını bulunuz. Paragrafın altındaki noktalı yerlere yazınız.
1. Paragraf: Anneme armağan olarak aldığım cam kavanozu yemek masasının üzerine bıraktım. Annem mutfağa girdi, sandalyeye oturdu ve masanın üzerindeki kavanoza bakmaya başladı. Kavanozun üzerindeki “Senin için” yazısını okuyunca gülümsedi.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu paragrafı okuduğumuzda ne görüyoruz? Bir olaylar zinciri var değil mi? Önce ben bir kavanoz bırakıyorum, sonra annem mutfağa giriyor, oturuyor, kavanoza bakıyor ve gülümsüyor. Yani bir olay anlatılıyor, bir hikaye aktarılıyor. Olayların belirli bir sıraya göre geliştiği, kahramanların (ben ve annem) olduğu bu tür anlatımlara biz öyküleyici anlatım deriz.
Sonuç: öyküleyici
2. Paragraf: Çevre sorunlarının en önemli boyutu bence ekonomidir. Söz gelimi bugün astronotlar için, atık suları içilecek şekilde arıtan bir makine geliştirilmiştir. Bir fabrikanın veya bir otomobilin atmosfere yaydığı tehlikeli maddeleri bugünkü teknolojiyle sıfıra indirebiliriz. Ancak İstanbul gibi bir kentte, çok büyük bir maliyet isteyen bu iş zor görünüyor.
Çözüm:
Bu paragrafı okurken yazarın kendi fikrini söylediğini fark ettin mi? “Bence ekonomidir” diyerek kendi görüşünü ortaya koyuyor. Sonra bu görüşünü desteklemek için örnekler veriyor, “ancak” diyerek farklı bir bakış açısı sunuyor. Amacı, okuyucuyu kendi düşüncesine ikna etmek, bir konuyu farklı yönleriyle tartışmak. İşte böyle, yazarın kendi görüşünü savunup okuyucuyu ikna etmeye çalıştığı anlatım biçimine tartışmacı anlatım diyoruz.
Sonuç: tartışmacı
3. Paragraf: Büyük kubbeli serin divan, bugün daha sakin, daha gölgeliydi. Pencerelerden süzülen mavi, mor sincap rengi bahar aydınlığı, çinilerinin yeşil derinliklerinde birikiyor, koyulaşıyordu.
Çözüm:
Bu metni okuduğumuzda sanki gözümüzde bir resim canlandı değil mi? Yazar, “büyük kubbeli”, “serin”, “sakin”, “gölgeli”, “mavi, mor sincap rengi bahar aydınlığı”, “yeşil derinliklerinde birikiyor, koyulaşıyordu” gibi sözcüklerle bize bir yerin özelliklerini, görünüşünü adeta fotoğraf çeker gibi anlatıyor. Okuyucunun zihninde bir varlığı, bir yeri ya da bir durumu bütün ayrıntılarıyla canlandırmayı amaçlayan bu anlatım biçimi betimleyici anlatımdır.
Sonuç: betimleyici
4. Paragraf: Saklambaç, en az iki kişiyle oynanır. Öncelikle bir ebe belirlenir. Ebe, duvara yasladığı ön kolu üzerine yüzünü ve gözünü kapatarak önceden belirlenen bir sayıya kadar sayar. Saymaya başlayınca diğer oyuncular saklanır. Ebe saymayı bitirince “Önüm, arkam, sağım, solum sobe; saklanmayan ebe!” diye bağırır ve diğer oyuncuları bulmaya çalışır. Diğer oyuncular ise ebenin korunakısız bıraktığı ebe duvarına “Sobe!” diye bağırarak dokunmaya çalışır.
Çözüm:
Bu son paragrafta ise yazar bize Saklambaç oyununun nasıl oynandığını, kurallarını adım adım anlatıyor. Bize bir bilgi veriyor, bir konuyu öğretiyor. Herhangi bir olay anlatmıyor, bir yeri tasvir etmiyor ya da kendi fikrini savunmuyor. Sadece nesnel bir şekilde bilgi aktarıyor. Bir konuda bilgi vermek, bir kavramı açıklamak veya bir şeyi öğretmek amacıyla kullanılan bu anlatım biçimine açıklayıcı anlatım deriz.
Sonuç: açıklayıcı