8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Ders Destek Yayınları Sayfa 214
Merhaba sevgili öğrencilerim, ben sizin 8. Sınıf İnkılap Tarihi öğretmeniniz.
Bana gönderdiğiniz ders kitabı sayfasını dikkatlice inceledim. Bu sayfada II. Dünya Savaşı’nın genel bir özeti ve küresel sonuçları anlatılıyor. Sayfanın en üstünde ise bizim cevaplamamız gereken bir kazanım sorusu var. Gelin şimdi bu soruyu birlikte, adım adım analiz edip çözelim.
Soru: İkinci Dünya Savaşı’nın Türkiye’yi hangi yönlerden etkilemiş olabileceğini açıklayınız.
Çözüm:
Arkadaşlar, ders kitabımızdaki bu sayfa bize savaşın nasıl bittiğini ve dünyanın nasıl şekillendiğini anlatıyor. Ancak sorumuz, bu büyük savaşın Türkiye’ye olan etkileri üzerine. Türkiye, bildiğiniz gibi savaşa fiilen girmese de, bu küresel yangının tam ortasında kalmış bir ülkeydi. Bu yüzden hem siyasi hem de ekonomik olarak derinden etkilendi. Gelin bu etkileri adım adım inceleyelim.
Adım 1: Siyasi Etkiler (Dış Politika)
Savaş başladığında Türkiye’nin en büyük amacı, ne pahasına olursa olsun savaşın dışında kalmaktı. O dönemde Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü’ydü ve müthiş bir “denge politikası” izledi. Yani ne Mihver Devletleri’ni (Almanya, İtalya) ne de Müttefik Devletleri’ni (İngiltere, Fransa) karşısına almamaya çalıştı. Ancak savaşın sonuna doğru işler değişti.
- Birleşmiş Milletler’e Üye Olma Çabası: Savaşın galipleri, savaş sonrası kurulacak olan Birleşmiş Milletler (BM) örgütüne sadece Mihver Devletleri’ne savaş ilan etmiş ülkeleri kurucu üye olarak kabul edeceklerini açıkladılar. Türkiye de bu yeni dünya düzeninde yerini almak için savaşın bitmesine çok az bir süre kala, 1945 yılının Şubat ayında, kağıt üzerinde Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etti. Bu, fiili bir çatışmaya girmek için değil, tamamen siyasi bir hamleydi.
- Soğuk Savaş ve Batı Bloku’na Yakınlaşma: Savaş bitince dünya iki süper gücün, yani ABD ve Sovyetler Birliği’nin (SSCB) liderliğinde iki kutba ayrıldı. SSCB, Türkiye’den Boğazlar’da üs ve Doğu Anadolu’dan bazı toprakları isteyince Türkiye, Sovyet tehdidine karşı kendini güvenceye almak için ABD ve Batı Avrupa ülkelerinin oluşturduğu Batı Bloku’na yakınlaştı. Bu durum, Türkiye’nin sonraki 50 yıllık dış politikasını şekillendirecekti.
- Çok Partili Hayata Geçişin Hızlanması: Türkiye’nin Batı Bloku ile yakınlaşması, iç siyasette de önemli bir değişimi tetikledi. Batılı demokratik ülkeler, Türkiye’nin de tek partili yönetimden çok partili demokratik sisteme geçmesini istiyordu. Bu dış baskı ve içerideki talepler birleşince, Türkiye’de çok partili hayata geçiş süreci hızlandı.
Adım 2: Ekonomik Etkiler
Türkiye savaşa girmemiş olabilir ama ekonomik olarak en ağır bedelleri ödeyen ülkelerden biri oldu. Neden mi? Çünkü her an savaşa girme tehlikesine karşı büyük bir orduyu silah altında tutmak zorundaydı.
- Üretimin Düşmesi: Ülkenin en dinamik, en genç nüfusu, yani tarlada, fabrikada çalışması gereken milyonlarca erkek uzun yıllar boyunca askerdeydi. Bu durum tarım ve sanayi üretiminin ciddi şekilde düşmesine neden oldu.
- Ağır Vergiler ve Kanunlar: Devlet, orduyu beslemek ve savunma harcamalarını karşılamak için bazı zorlu ekonomik tedbirler aldı. Bunlardan en bilinenleri şunlardır:
Milli Korunma Kanunu: Hükümete ekonomi üzerinde çok geniş yetkiler veren bir kanundu. Devlet, gerekli gördüğü ürünlere el koyabiliyordu.
Varlık Vergisi: Özellikle varlıklı kişilerden bir defaya mahsus alınan ve çok tartışılan bir vergiydi. - Kıtlık, Karne ve Karaborsa: Üretim düşünce temel tüketim maddelerinde büyük bir kıtlık yaşandı. Ekmek, şeker, gaz yağı gibi ürünler karneyle dağıtılmaya başlandı. Yani her aile, devletin belirlediği miktarda ürün alabiliyordu. Bu durum da maalesef fırsatçıların ortaya çıkmasına ve ürünlerin fahiş fiyatlarla gizlice satıldığı karaborsanın oluşmasına neden oldu.
Sonuç:
Sevgili gençler, özetlemek gerekirse; II. Dünya Savaşı, Türkiye’yi fiilen yıpratmasa da siyasi ve ekonomik olarak derinden sarsmıştır. Türkiye, savaşın yıkımından ustaca bir diplomasiyle kurtulmayı başarmış ancak savaşın ekonomik yükünü yıllarca omuzlarında hissetmiştir. Savaş sonrası oluşan yeni dünya düzeni ise Türkiye’nin dış politikasını Batı’ya yöneltmiş ve iç siyasette de çok partili hayata geçişi hızlandırmıştır.